T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1663 Esas - 2025/606 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1663
KARAR NO : 2025/606
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2022
NUMARASI : 2021/326 Esas 2022/452 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Banka Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/06/2021
KARAR TARİHİ : 03/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; dava dışı asıl borçlu ... Ltd.Şti. İle arasında 06/04/2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, davalı ...'ın bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Ankara 3. Noterliği'nin 07/11/2019 tarih ve 29990 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edidiğini, ödenmeyen borca ilişkin Ankara 4.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4971 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek; Ankara 4.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4971 esas sayılı takibine davalı kefilin vaki itirazının 528.000-TL kefalet limitiyle, hesap kat ihtarı sonrası işleyen faiz ve giderler toplamı ile sınırlı olmak üzere 654.126-TL açısından iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı; açılan davayı kabul etmediğini, davaya dayanak kredi ve kefalet sözleşmesinin yasalara aykırı olduğunu, azami sorumluluk miktarı, kefalet tarihi, el yazısı, eş rızası gibi yasal şartları taşımadığını, sorumluluğunun sözleşmede belirtilen üst limite kadar olduğunun yasa gereği olduğunu, azami miktarı aşar şekilde dava açan davacının davasının reddi gerektiğini, faiz oranının fahiş olduğunu, davacı bankanın, dava dışı asıl borçlu şirketin vergi borcu olmasına rağmen kredi kullandırıp hukuka aykırı işlem yaptığını, bu nedenle kredi sözleşmesinin usulsüz olduğunu, davacının yaptığı takipte kısmi sorumlu olduğuna dair bir beyanı bulunmadığını, itirazlar baki kalmak kaydıyla, davacı bankanın da bilgisi ve isteği doğrultusunda ödeme yaptığını, dekontun açıklama kısmında da açıkça kefalet ödemesi olduğunun belirtildiğini, ancak davacının bahse konu ödemeyi mahsup etmediğini, kötüniyetli olduğunun açık olduğunu belirterek; davanın reddiyle, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı tarafından, dava dışı asıl borçlu şirkete 12/04/2017 tarihinde 1.000.000-TL ve 07/01/2019 tarihinde 90.000-TL tutarlı birden fazla taksitli ticari kredi kullandırıldığı, dava dışı asıl borçlunun ticari kredilerden kaynaklı borçlarının ödenmemesi üzerine, davacının, kredi hesaplarını kat ederek ihtarname keşide ettiği, ödeme yapılmayınca takibe girişildiği, davalı kefilin kat tarihindeki borç miktarından ve kendi kefaletinden kaynaklı faiz borcundan sorumlu olduğu, davalının ancak kefalet limiti ile ve bu limite ilaveten temerrüdün oluştuğu 13/11/2019 tarihinden itibaren işletilecek faiz ve faizin gider vergisinden sorumlu olacağı, davacı bankanın kat tarihi itibarıyla ticari krediler için fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı %19.50 üzerinden temerrüt faizi talep edilebileceği, davalının, " kefalet ödemesi" açıklaması ile 08/05/2020 tarihinde gönderdiği 420.000-TL'nin kefalet borcuna karşılık yapılan ödeme olduğu tespit ve kabul edildiğinden, bu tutardan öncelikle faiz ve ferilerin, kalan kısmın ise anaparaya mahsup edilmek suretiyle davalıdan takip tarihi itibarıyla talep edilebileceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle; " davanın kısmen kabulü ile Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2020/9471 esas sayılı dosyasında, davalının, asıl alacağın 149.781,73-TL'sine, işlemiş faizin 12.426,68-TL'sine ve BSMV'nin 621,38-TL'sine olmak üzere toplam 162.829,79-TL'ye yaptığı itirazın iptaline, asıl alacak kalemine takip tarihinden itibaren %19,50 faiz uygulanmasına, takibin bu şekilde devamına, fazla istemin reddine, kabul edilen miktarın %20'si oranında hesap edilen 32.565,96-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" dair karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; kefilin, 08/05/2020 tarihli ödemesinin kefaletine ilişkin olmayıp ipotek borcuna ilişkin olduğunu, 06/04/2017 tarihli GKS'de kefilin hem şahsi kefaleti hem de ipotek teminatı bulunduğunun göz ardı edildiğini, kefil tarafından yapılan ödemenin, kefilin taşınmazı üzerindeki ipoteğin kaldırılması amacıyla yapıldığını, 08/05/2020 tarihli ödeme sonrası bu nedenle tapuya ipoteğin fekki istemli yazı yazıldığını, davanın tam kabulü gerektiğini, borçlunun kefalet limiti ile sorumlu tutularak kat sonrası limite işleyen faiz + bsmv ile takip yapıldığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davacı tarafından genel kredi sözleşmesine dayalı başlatılan ilamsız takipte İİK. 67 maddesi kapsamınca vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9471 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; Davacı tarafından, davalı aleyhine 11/11/2020 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde 649.781,09-TL asıl alacak, 87.446,54-TL temerrüt faizi, 5.631,98-TL BSMV olmak üzere toplam 742.859,61-TL istenildiği, ödeme emrinin davalı kefile 27/10/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalının, 02/11/2020 tarihinde borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurduğu, davacının yasal süresi içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Davacı Banka ile dava dışı asıl borçlu şirket ... Ltd. Şti. arasında 06/04/2018 tarihinde 1.250,000-TL tutarlı genel kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzasının mevcut olduğu, kefalet sözleşmesi, kefalet tarihi, kefalet tutarı ve kefaletin müteselsil olduğu hususlarının kefilin el yazı ile yazılarak akdedildiği, kefalet limitinin 528,000-TL olarak beyan ve kabul edildiği, davalının dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olduğu ve eş onayının gerekmediği görülmüştür.
Davacı banka tarafından, dava dışı asıl borçlu ve davalı kefile Ankara 1. Noterliği marifetiyle gönderilen 08/11/2019 tarih 29990 yevmiye nolu ihtarnamesi ile toplam 1.443.936,75-TL nakit alacağın ödenerek gayrinakit alacağın depo edilmesi için muhataplara 3 gün süre verildiği, tebliğ şerhine göre ihtarnamenin davalıya 09/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının temerrüt tarihinin 13/11/2019 olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, bankacı bilirkişi ...'den alınan 14/03/2022 tarihli raporda; " dava dışı borçlu şirkete kullandırılan taksitli ticari krediler ile nakdi krediden kaynaklı borçların ödenmemesi üzerine hesapların kat edilerek ihtarname keşide edildiği, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığı, davacı banka tarafından, alacağın yasal yollardan tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından 08/05/2020 tarihinde yapılan kısmi ödeme tutarının, kefalet borcuna veya ipotek borcuna karşılık olarak yapıldığının kabulüne göre yapılan alternatifli hesaplamalarda, tutarları farklı olmakla birlikte her iki halde de davalı kefilin takip tarihine göre davacı bankaya borçlu olduğunun belirlendiğini, (08/05/2020) tarihli ödemenin "kefalet borcuna” karşılık olduğunun kabulü halinde, davalının takip tarihine göre sorumlu olacağı tutarın; 149.781,73-TL asıl alacak, 13.562,53-TL işlemiş faiz, 678,13-TL BSMV olmak üzere toplam 164.022,39-TL olarak tespit edildiği, bu halde asıl alacak tutarına 149.781,73-TL'ye takip tarihinden itibaren %19,50 oranından işlemiş faiz talep edilebileceğini, yine (08.05.2020) tarihli ödemenin, havale dekontunda yer alan "kefalet ödemesi" açıklamasına karşın, "ipotek borcuna'' karşılık yapıldığının kabulü halinde davalının takip tarihine göre sorumlu olacağı tutarın; 528.000-TL asıl alacak, 87.601,80-TL işlemiş faiz, 4.380,08-TL BSMV olmak üzere 619.981,88-TL olarak tespit edildiği, bu halde 528.000,00-TL asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %19.50 oranından işlemiş faiz talep edilebileceği, ödeme emrinde, takip tarihine göre hesaplanan 742.859,61-TL alacağın tamamından dava dışı asıl borçlu şirket ve dava dışı ... ile davalı kefil sorumlu tutulduğu, ödeme emrinde, davalı kefil ...'ın kefalet limitinin 528.000-TL olduğu ve sorumluluğunun bu tutar ve bu tutara ilaveten işleyecek temerrüt faizi ile birlikte olacağına yönelik bir şerh düşülmediğini, bununla birlikte, davacının, dava dilekçesinde ...'ın kefalet limitinin 528.000-TL ve bu tutara işleyecek faiz ve ferileri olduğunu belirttiğinin görüldüğü " hususlarının tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunda yer alan olasılıklı hesaplamalardan, 08/05/2020 tarihli, "kefalet ödemesi" açıklamalı banka dekontu dikkate alınarak kefil tarafından yapılan 420.000-TL tutarlı ödemenin, kefalet borcuna mahsuben yapılmış bir ödeme olduğunun kabulü ile toplam 164.022,39-TL alacak üzerinden takibin kısmen iptali ile devamına ilişkin karar verildiği görülmüştür.
Davacı bankanın, söz konusu 08/05/2020 tarihli kefil tarafından yapılan ödemenin, ipotek borcuna mahsuben yapılmış bir ödeme olduğunu, davanın tam kabulü gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, yapılacak incelemelere esas olmak üzere Dairemizce, Gölbaşı Tapu Müdürlüğü ile davacı bankaya müzekkereler yazılarak ... parsel 72 cilt 7112 sahifede ... adına kayıtlı taşınmazın ipotek akit tablosunun ve bu taşınmaz yönünden davalı ...' a ait ipoteğin fekkine ilişkin davalı ... tarafından verildiği bildirilen ipoteğin fekkine yönelik talep dilekçelerinin bir örneğinin gönderilmesi istenilmiş, tapu müdürlüğünce gönderilen ipotek akit tablosu incelenmiş, müzekkerelere verilen 27/03/2025 tarihli banka yazı cevabı kapsamından; davalı kefil ... tarafından, davacı bankaya verilmiş ipoteğin fekki talepli bir dilekçe bulunmadığının bildirildiği, davalı kefil tarafından, sözü edilen 08/05/2020 tarihli, "kefalet ödemesi" açıklamalı, 420.000-TL bedelli havale dekontu ile yapılan banka ödemesi sonrası davacı banka tarafından, davalı kefilin herhangi bir yazılı talebi olmaksızın 12/05/2020 tarihli ipoteğin fekki yazısının Gölbaşı Tapu Müdürlüğü'ne gönderildiği, bu yazı üzerine davalı kefile ait yukarıda ada parsel numarası bildirilen taşınmaz üzerinde ki ipoteğin fekkedilmiş olduğu, taşınmazın tedavüllü tapu kaydından ise, 08/05/2020 tarihi itibariyle davalı kefil ... tarafından, dava dışı ... isimli kişiye, 10919 yevmiye numaralı satış işlemiyle devredildiği, taşınmaz üzerinde herhangi bir takyidat bulunmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; mahkemece, dosya kapsamında toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporu kapsamına göre, davalı ... tarafından, "kefalet ödemesi" açıklaması ile 08/05/2020 tarihinde banka havalesi yoluyla gönderilen 420.000-TL tutarlı ödemenin, kefalet borcuna karşılık yapılan ödeme olduğunun tespit ve kabulüyle, yukarıda yazılı olduğu üzere davalının, takibe vaki itirazının kısmen iptali ile takibin; 149.781,73-TL asıl alacak, 13.562,53-TL işlemiş faiz, 678,13-TL BSMV olmak üzere toplam 164.022,39-TL üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %19,50 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, davalının, % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yönelik karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılması, davacı tarafından da yapılan kefil ödemesinin, ipotek borcuna mahsuben yapıldığının kanıtlanamamış olması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70- TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-