T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1946 Esas - 2025/609 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1946
KARAR NO : 2025/609
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/04/2022
NUMARASI : 2020/437 Esas 2022/364 Karar
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 21/07/2020
KARAR TARİHİ : 03/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemli davanın yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak hükme karşı, davacılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; davacılardan ...'in ... Mağazacılık şirketinde %50 hissedar ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketin 10/07/2020 tarihli genel kurul toplantısının usulüne uygun çağrılarının yapıldığını, toplantının 8.maddesinde sermayenin 1.000.000-TL'den 4.000.000-TL'ye arttırılmasının oylandığını, dava dışı ... ve ...'ın ret oyu kullandıklarını, şirketin konkordato sürecinde sermaye arttırımının şirketin ve ortakların lehine olduğunu, ret oyları nedeniyle sermaye arttırımının sağlanamadığını, ret oyu kullanılmasının dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek 10/07/2020 tarihinde gerçekleşen genel kurul toplantısının 8. maddesinin iptalini ve sermayenin 1.000.000-TL'den 4.000.000-TL'ye hissedarlar oranında arttırılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili duruşmadaki beyanında özetle; sermaye arttırımına gitme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil ... vekili davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; esas sermaye sisteminde genel kurul kararının gerekli olduğu, TTK m. 456/2 ve m. 421/1 uyarınca ana
sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği
genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile karar alınması gerektiği,
somut olayda; sermaye arttırımına ilişkin yönetim kurulu tarafından karar alınarak 2019
yılı olağan genel kurul gündemine konulduğu, gündemin ilan ve davetle ortaklara gönderildiği, Bakanlık Temsilcisinin hazır bulunduğu, toplantının tüm ortakların (asaleten ve vekaleten) katılımı ile gerçekleştiği, oylamada %50 oranında kabul ve %50 oranında ret
oyu kullanıldığı, çoğunluk sağlanmadığından karar alınamadığı, bu haliyle genel kurul kararının yasa ve ana sözleşmeye uygun olduğu ancak, davalı şirketin 3 ortağı bulunup ortakların, şirketin mali durumundan haberdar oldukları, davalı şirket ile şirket ortaklarının mahkemenin 2018/1241 esas sırabında Konkordato talep ettikleri, mahkemenin, 20/01/2021 tarihli ek kararı ile konkordato davasının davacılarından ...'ın konkordato isteminin reddine, ..., ... ve davacı şirket yönünden ise davanın kabulü ile konkordato teklifinin tasdikine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu, dolayısıyla ret oyu kullanan ortakların şirket hakkında bilgili
olmamalarının söz konusu olmadığı gibi diğer taraftan hazırlanan konkordato ön projesi, revize hali, teklif edilen konkordato ön projesinde
sermaye arttırımı bulunduğu ve konkordato komiser heyeti ile yönetim kurulu başkanı tarafından
sermaye arttırımı gerekliliğinin belirtildiği, genel kurula katılan ortakların, kendileri için konkordato talebinde bulunurken, ortağı oldukları şirketin konkordato talebinin kabul görmesinde temel gereklilik olan sermaye arttırımına ret oyu vermesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, dolayısıyla sermaye arttrımı için karar alınamaması halinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, bu nedenle bu kararın iptale tabi olduğu, davacı ...'ın ise şahsı adına dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle;" Davacı ... tarafından açılan davanın reddine, Yönetim kurulu adına açılan dava yönünden ise, davanın kısmen kabulü ile, Davalı şirketin 10/07/2020 tarihli olağan genel kurulunun 8 nolu gündem maddesinin iptaline, 1.000.000-TL olan kayıtlı sermayenin 4.000.000-TL'ye çıkartılması talebinin reddine, " dair karar verilmiş, karara karşı davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; davacılardan ... yönünden de davanın kabulü gerektiğini, davanın usulden reddi kararının hatalı olduğunu, muhalefeti bulunduğunu, sermaye arttırım kararının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, konkordato taleplerinin kabulüne karar verildiğini, 30/01/2018 tarihinde geçici mühlet, 03/04/2019 tarihinde 1 yıllık kesin mühlet, 03/04/2020 tarihinde ek kararla 6 ay daha süre uzatımı verildiğini, finansal tablolarda sermaye artışının öneminin vurgulandığını, Fer'i Müdahil olan ...'ın, konkordato dosyasına iflas istemiyle 26/06/2019 tarihinde dilekçe sunduğunu, mahkemece müdahale edilmezse davalıların bir daha ki oylamada yine ret oyu kullanacaklarını, bu kısır döngüye son verilerek sermaye artışı kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davalı şirketin 10/07/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısının 8.gündem maddesinde alınan şirket sermayesinin arttırılması talebinin reddine dair kararın iptali ile şirketin sermayesinin arttırılması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı taraf, davalı şirketin 10/07/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan şirket sermayesinin arttırılması talebinin reddine dair kararın, yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kuralların aykırı olduğunu iddia ederek kararın iptali ile sermayenin arttırılmasına mahkemece karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafın, 10/07/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısının," 1.000.000-TL olarak kayıtlı olan şirket sermayesinin 4.000.000-TL'ye çıkarılmasının kabul edilmemesine " dair 8. gündem maddesinin iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir.
Ticaret Sicil kayıtları ve pay defterine göre; davacı şirketin kayıtlı sermayesinin toplam 1000 pay karşılığı 1.000.000-TL olup davacı ...'ın 500.000-TL bedelli 500 pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı olduğu, dava dışı ...'ın 150.000-TL bedelli 150 pay sahibi olduğu ve Fer'i Müdahil ...'ın 350.000-TL bedelli 350 pay sahibi olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu edilen davalı şirketin 10/07/2020 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında; her üç hissedarında toplantıya asaleten/ vekaleten katıldıkları, toplantı nisabının tam olduğu, toplantının 8 nolu gündem maddesi ile şirketin 1.000.000-TL olan kayıtlı sermayesinin 4.000.000-TL'ye çıkarılmasının önerildiği, oylama sonucu toplam 500 pay sahibi hissedarlar ... ve ...'ın ret oyu kullanmaları sonucu karar alınamadığı, davacı ...'ın kabul oyu kullandığı ancak muhalefetini tutanağa geçirmediği tespit edilmiştir.
Mahkemece, taraf delilleri toplandıktan sonra mali müşavir bilirkişiden alınan 15/03/2022 tarihli raporda özetle;" davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdikleri ile açılış
ve kapanış tasdikleri yerine geçen e-beratlarının bulunduğu, kayıtlara dayanak teşkil eden belgelerinin mevcut olduğu, davalı şirketin genel kurul tarihindeki mevcut durumuna göre sermayesinin yetersiz ve sermaye
arttırımının gerekli olduğu, genel kurul kararının yasa ve ana sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, ancak iyi niyet
kurallarına aykırı olduğu,..." hususları belirtilmiştir.
Hemen belirtmek gerekirse 6102 sayılı TTK'nun 446. maddesinde genel kurul kararlarının iptali koşulları ve yöntemleri düzenlenmiş olup maddenin 1/a bendi uyarınca, toplantıda hazır bulunup alınan karara muhalif kalarak bu durumu zapta geçiren pay sahiplerinin, 1/c bendi uyarınca, yönetim kurulunun ve 1/d bendi uyarınca, kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacak ise yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, anılan karar aleyhinde davacı ... tarafından olumsuz oy verilmiş ancak oylama sonrasında muhalefet şerhi tutanağa geçirilmemiş ve ayrıca iptali istenen maddeye ilişkin yönetim kurulu başkanı olan davacının kişisel sorumluluğuna sebep olacak bir durumunda söz konusu olmadığı, bu haliyle davacı ...'ın TTK 446/1.a ve d bendi uyarınca şahsı adına iptal davası açma hakkına sahip olmadığı anlaşılmakla mahkemece, bu davacı yönünden, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. O halde davacı ...'ın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmelidir.
Davacı Şirket Yönetim Kurulu adına açılan dava yönünden yapılan incelemede ise; şirket yönetim kurulunun anılan karar aleyhinde TTK 446/1.c bendi uyarınca iptal davası açma hakkına sahip olduğu, davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. TTK m. 445’e göre, iptal için genel kurul kararının kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olması gerekmektedir. Mahkemece, TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesiyle davalı şirketin, 10/07/2020 tarihli olağan genel kurulunun sermaye arrtırımına dair 8 nolu gündem maddesinin iptaline yönelik karar verilmiş olup bu karara karşı davalı yanca istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca davacı şirket yönetim kurulunun istinaf istemiyle sınırlı yapılan değerlendirmelerde; her ne kadar davacı şirket yönetim kurulu tarafından, elde ki davada ayrıca sermaye arttırımına ilişkin mahkemece bir karar verilmesi de talep ve dava edilmişse de; mahkemece, şirket genel kurulu yerine geçerek genel kurula ait sermaye arttırım kararı verilmesine yasal olanak bulunmadığından bahisle yazılı olduğu üzere 1.000.000-TL olan kayıtlı sermayenin 4.000.000-TL'ye çıkartılması talebinin reddi gerektiğine yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmayarak usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı şirket yönetim kurulunun da istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılardan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...
... ... ... ...