T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1925 Esas 2025/479 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1925
KARAR NO : 2025/479
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/02/2022
NUMARASI : 2021/773 Esas 2022/121 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 18/11/2020
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/06/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette pazarlama sorumlusu olarak işe alındığını, işten ayrıldığı tarihe kadar bu sıfatla şirket kayıtlarında yer aldığını, müvekkili şirketin tek ortağının şirketteki %50 hissesini davalıya devrettiğini, davalının şirkette çalıştığı ve sonrasında ortak olduğu dönemde şirketten borç aldığını, geri ödemediğini, davalının şirketten aldığı borç paranın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket ortağı olarak çalışması devam ederken iş yapmasının engellendiğini, davacı tarafından müvekkiline gönderilen tutarların borç olarak verilmediğini, müvekkiline iş için yapmış olduğu masraflar kapsamında gönderildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, para transferlerine ilişkin dekontlar incelendiğinde, bir kısmında açıklama olarak eft ve şirket masrafları yazılı olduğu, bilirkişi incelemesinden anlaşıldığı üzere davacının 2019 yılı defterlerinin usulüne uygun olup, davacı lehine delil kabul edilmesi gerektiği, HMK'nun 222. maddesi uyarınca lehe ve aleyhe kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, 2019 yılı defterlerinde yapılan transferlerin kayıtlarda yer almadığı, davalının bu tarih itibari ile şirket çalışanı olduğu, dekontların bir kısmında açıklama olarak şirket masrafları ibaresinin bulunduğu gözetildiğinde yapılan transferlerin borç olarak verildiğinin davacı tarafından ispata elverişli delillerle ispat edilmesi gerektiği, ancak bu nitelikte delil sunulmadığı, 2020 yılı defterlerine sonradan personelden ve ortaklardan alınacaklar adıyla yapılan ödemelerin kaydedildiği, bu tarihteki ödemelerin eft açıklamasıyla gönderildiği, davalıya yapılan 2019 yılı ödemelerin bir kısmında eft açıklamasının bulunduğu, davalının şirketteki faaliyetlerinin 2020 yılında da devam ettiği, bu hali ile süregelen ödemelerin borç olarak verildiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, ispata elverişli delil sunulamadığı, bu hali ile davacının takibe vaki itirazının yerinde olduğu, aksinin davacı yanca ispatlanamadığı, takibin kötüniyetli yapıldığına ilişkin davalı yanca ispata elverişli delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde iddialarını tekrar ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; şirketin, çalışanına verdiği borç paradan kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemenin 2020/645 Esas 2021/641 Karar sayılı karar ile Ankara Mahkemelerinin kesin yetkili olduğu gerekçesiyle kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi ve davacı vekilinin süresinde gönderme talep etmesi üzerine dosyanın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği görülmüştür.
Mahkemenin görevli olması, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir.
Davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda davalının işe başladığı 01/02/2019 tarihinden istifa ederek işten ayrıldığı 09/01/2020 tarihine kadar pazarlama sorumlusu olarak şirkette çalıştığını, bu sıfatla şirket kayıtlarında yer aldığını, 15/01/2020 tarihinde şirketin %50 hissesinin davalıya devredildiğini, davalının 27/05/2019-10/08/2020 tarihleri arasında şirketten toplam 241.820,15 TL borç para aldığını ileri sürerek anılan bedelin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebiyle işbu davayı açmıştır.
Davacının alacağını dayandırdığı davalının hesabına para aktarılmasına ilişkin banka dekontlarının bir kısmında açıklama bulunmamakta ise de, bir kısmında şirket masrafları açıklaması yer almaktadır. Davalı yan da hesabına gönderilen bedellerin davacı şirkette çalışması nedeniyle iş için yapmış olduğu masraflar kapsamında gönderildiğini ileri sürmüştür.
Dosya içerisinde yer alan banka dekontları, davacının iddiasını ileri sürüş şekli ve borç olarak verildiği ileri sürülen tutarın davalının pazarlama sorumlusu olarak çalıştığı döneme ait olması, şirket ortağı olduğu döneme ilişkin bulunmaması, davalının savunması karşısında taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmakta olup, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisi kapsamında yargılama yapma görevi iş mahkemesindedir.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu, iş mahkemesince davacının talebine ilişkin tüm delillerin toplanıp değerlendirilip davacının alacağı bulunup bulunmadığı hususunun tespit edilmesi gerektiği, asliye ticaret mahkemesinin görevsiz olduğu, görevin ise dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilmeden işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü gerekmiş, HMK'nun 353/1-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının görevli mahkemenin tayini yönünden kaldırılmasına, HMK'nun 353/1-a.3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden HMK'nun 360. maddesinin atfı ile HMK'nun 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın görevli Ankara İş Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek KABULÜNE,
2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2022 tarih 2021/773 Esas 2022/121 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince dosyanın görevli ve yetkili Ankara İş Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
3-Bir karar örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a.3 maddesi uyarınca uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/05/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.