T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/2103 Esas - 2025/546 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2103
KARAR NO : 2025/546
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :16/09/2022
NUMARASI : 2021/535 Esas 2022/679 Karar
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 15/09/2021
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2025
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/12/2013 tarihinde ...Caddesi altından geçen davalı kuruma ait ana ishale hattının patladığını, patlama sebebiyle ...otoparkında, park halinde bulunan davacı şirkete ... numaralı kasko poliçesi ile sigortalı ... plakalı otomobilin hasar gördüğünü, sigortalıya 22.400,00 TL hasar ödemesi yapıldığını, hasar ödemesinin rücuen tahsili için açılan dava sonucunda Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/109 E. - 2018/466 K. sayılı dosyası ile davanın kabulüne karar verildiğini ve temerrüt tarihinin 09/07/2014 olarak belirlendiğini, davalı kurumun karara istinaden Ankara 13. İcra Dairesi’nin 2019/1298 sayılı dosyasına 41.667,68 TL ödeme yaptığını ve bununla birlikte ayrıca istinaf yoluna gittiğini, istinaf başvurusu sonrasında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2019/1389 E. - 2019/1083 K. sayılı kararı ile uyuşmazlıkta Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ardından uyuşmazlığın, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/614 E. - 2020/650 K. sayılı dosyası ile görüldüğünü, taraflarca takip edilmediği için davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, kararın ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2021/592 E., 2021/726 K. sayılı dosya incelemesi ile kesinleştiğini, davalının, açılmamış sayılma kararına istinaden Ankara 13. İcra Dairesi’nin 2019/1298 esas sayılı dosyasında istirdat talebinde bulunduğunu ve ilgili İcra Dairesinin, 29/07/2021 tarihli istirdat müzekkeresi ile 41.667,68 TL’nın iadesini istediğini, 05/08/2021 tarihinde talebin karşılandığını, hal böyle olunca davacı şirketin rücu alacağının yeniden talep edilmesi gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamayınca huzurdaki davanın açılması gerektiğini, ana ishale borusunun davalı kuruma ait olduğunu ve patlama sonucunda sigortalı aracın içerisinde bulunduğu otopark içerisindeki su seviyesinin, 1 metre 70 santimetreye ulaştığının, Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/109 E., 2018/466 K. sayılı dosyası ile tespit edildiğini, bu hususun ayrıca ... Başkanlığı’nın 27/12/2013 tarihli Diğer Hizmetler Raporu, 25/12/2013 tarihli görgü tutanağı, 26/12/2013 tarihli müşteki ifade tutanağı ve Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/394 E., 2016/54 K. sayılı dosyasıyla da ispat edildiğini, Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının, aynı patlama sebebiyle aynı yerde zarar gören bir başka otomobile ilişkin olduğunu, söz konusu davanın da lehe sonuçlandığını bildirerek, 22.400,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi tutarı ile birlikte davalıdan rucüen tahsil edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin ise davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, zararın oluşmasında davalı idarenin bir kusuru olmadığını, davacının sigortalısının olayda kusurunun mevcut olduğunu, sigortalının dosya içinde olan beyan dilekçesinde belirttiği üzere davacının sigortalısının olay mahallinin su ile dolu olduğunu görmesine rağmen aracını su birikintisinde beklettiğinden davacının sigortalısının müterafik kusurunun bulunduğunu, suların aniden yükselerek aracı su basmış olmadığını, Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin g bendine göre bu yolun bakım ve onarımını yapmak görevi Büyükşehir Belediyesine ait bulunduğundan, davanın husumet nedeni ile reddinin gerektiğini, Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/109 E. sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde de belirtildiği üzere; bahse konu hasarın meydana geldiği yerin bodrum kat olduğunu, bodrum katın bina kotunun oldukça altında bulunduğunu, bu durumun olayın meydana gelmesinin sebebi yahut en azından artışının sebebi olduğunu, olayın meydana geldiği binada sigortalı aracının bulunduğu otoparkın tasdikli mimari projesine uygun kullanılıp kullanılmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, fen ve teknik açıdan kullanılması uygun olmayan bir konutun sigortalı tarafından kullanılmasının davacının hasarın meydana gelmesinde kusurunu oluşturduğunu, mimari projeye göre kömürlük ya da depo olarak gözüken yerin otopark olarak kullanılması halinde de sigortalının hasarın meydana gelmesinde yine kusurundan bahsedilebileceğini bildirerek, davanın reddine, tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dosya kapsamındaki belgelere göre; davalı ...'ye ait olan ana su borusunun patlamasının su baskınına neden olduğu, sigortalısının, zararını gideren davacının ödemiş olduğu bu tazminatın davalının hasarın oluşumundaki kusuru ve hasardan dolayı sorumlu olması sebebiyle rücu etme hakkının hukuki ve sigortacılık tekniğine uygun olacağı, her ne kadar davalı tarafından otoparkın bulunduğu binanın mimari proje ve iskan ruhsatının incelenmesi gerektiği savunulmuş ise de, olayda hasarlanan başka bir araç için düzenlenen Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/394 Esas sayılı dosyasına sunulan 13/01/2016 tarihli bilirkişi raporunda mahallinde keşif yapılmak suretiyle bu husus değerlendirildiği ve mahkemeye ibraz edilen bilirkişi raporunda da buna atıf yapılarak, binaya ait otoparkın projeye uygun olarak yapılmış olduğu, meydana gelen su baskınının kapalı otoparkın eksikliğinden veya binadan kaynaklanmadığının açıkça tespit edildiği ve Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/394 Esas, 2016/54 Karar sayılı dosyasında 22/02/2016 tarihinde alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne dair verilen kararın da Yargıtay denetiminden geçerek 26/04/2018 tarihinde kesinleştiği, yine Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/109 Esas, 2018/466 Karar sayılı gerekçeli karar içeriğinde de, söz konusu dosyadan temin edilen 18/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu olayda, olay yerinde bulunan ana su borusunun bakımı, işletilmesi ve kontrolünden sorumlu olan kurum davalı ...'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 13. maddesi gereğince olayda tamamen kusurlu olduğu, davacı şirkete sigortalı araç maliki ve sürücünün olay yerinde olayı önlemek için alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığından kusurunun bulunmadığı, dava konusu ... plakalı araçta kaza nedeni ile oluşan hasar toplamının 22.400,00 TL olduğu, davalı ...'nin hasar bedelinin tamamından yani 22.400,00 TL üzerinden sorumlu olduğu, bilirkişi raporunun denetime olanak verecek ölçüde tarafların kusur ve sorumluluk durumlarını belirlediği ve buna göre alacak miktarı hesaplanmakla, hüküm vermek için yeterli ve elverişli kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabul edilerek, 22.400,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 09/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faili ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya içeriğine ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, raporda hasar gören aracın bulunduğu otoparkta su basmasına karşı her türlü önlemin alındığının belirtildiğini, ancak otoparkın imara ve fenni şartlara göre yapılıp yapılmadığının tespit edilemediğini, bu hususta bilirkişi raporunda eksiklikler bulunduğunu, sigortalı aracı kullanan kişinin dosyada mevcut beyan dilekçesinde de belirttiği üzere davacının sigortalısının olay mahallinin su ile dolu olduğunu görmesine rağmen aracını su birikintisinde bekleterek davacının sigortalısının mütefarik kusurunun mevcut olduğunu, bilirkişi raporunda site otoparkında olduğunun belirtildiğini, söz konusu binada su baskınlarına karşı ne derece önlemlerin alındığı hususunun yer almadığını, bu hususun ayrıca incelenmesi gerektiğini, zararın oluşmasında davalı idarenin bir kusuru olmadığını, söz konusu olaydan önce ve sonra davalı idarenin gerekli önlemleri aldığını, davalıya izafe edilebilecek bir kusurun olmadığını, davacı tarafça iddia olunan hasar ve zararlardan ve davacı tarafça iddia olunan hasar ve zarar bedellerinden idarenin sorumlu olmadığını, hükme esas bilirkişi raporunun hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin TTK'nun 1472.maddesi gereğince rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 01/07/2022 tarihli raporda özetle; davalının zaman aşımı iddiasının takdirinin mahkemeye ait olduğu, dosya kapsamındaki belgelere göre, davalı ... ye ait olan ana su borusunun patlamasının su baskınına neden olduğu, sigortalısının, zararını gideren davacının ödemiş olduğu bu tazminatın davalının hasarın
oluşumundaki kusuru ve hasardan dolayı sorumlu olması sebebiyle rücu etme hakkı hukuki
ve sigortacılık tekniğine uygun olacağı, davacı tarafından dava dışı sigortalısına ödenen bedelin 22.400,00 TL olduğu temerrüt tarihinin
takdirinin mahkemeye ait olduğu görüşünü bildirdikleri görülmüştür.
Davacı taraf, kasko sigortalı aracın park halinde bulunduğu otoparka davalıya ait ana dağıtım ishale hattının patlaması ile su basması sonucu hasara uğraması nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinden davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının tam kusurlu olduğu, alınan bilirkişi raporları ile sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarının tespit edildiği bildirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın park halinde bulunduğu otoparkın davalıya ait ana dağıtım ishale hattının patlaması sonucu su altında kaldığı ve bu suretle sigortalı aracın hasara uğradığı, hasar bedelinin davacı tarafından sigortalıya ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, sigortalı aracın park halinde bulunduğu otoparka su basmasında davalının kusurlu olup olmadığı, sigortalı araçta oluşan hasardan davalının sorumlu olup olmadığı, davalının sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği bedeli davalıdan talep etmesi davalının meydana gelen hasara sebebiyet vermesi halinde mümkündür.
Yargılama aşamasında alınan inşaat, makine ve sigorta hesap uzmanı bilirkişi heyeti raporunda otoparka su basmasında davalının tam kusurlu olduğu, sigortalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, araç pert olup, aracın 32.000,00 TL ikinci el piyasa değerinden 9.600,00 TL sovtaj bedeli mahsup edildiğinde araçtaki hasar bedelinin 22.400,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
25/12/2013 günü saat 00.15 sıralarında ...Caddesi kesişiminde bulunan köprülü kavşak altındaki davalı ...'ye ait 2200 mm'lik ana ishale hattının patlaması ile akan suların , ... 2. Bodrum Kat Otoparkına dolması ile otoparkta park halinde bulunan davacı şirkete sigortalı ... plakalı otomobilin su altında kalarak hasarlanması sonucu dava konusu maddi hasarlı olayın meydana geldiği dosyada mevcut olan bilgi ve belgelerden anlaşılmış olmakla birlikte, davacının sigortalı aracı dışında başkaca araçların da otoparkta park halinde olduğu tartışmasızdır.
Dosya kapsamında bir örneği yer alan Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 22/02/2016 tarih, 2014/394 E., 2016/54 K sayılı kararı ile, binaya ait otoparkın projeye uygun olarak yapılmış olduğu, meydana gelen su baskınının kapalı otoparkın eksikliğinden veya binadan kaynaklanmadığı açıkça tespit edildiği, ilgili kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2017 tarih, 2016/16708 E., 2017/8909 K sayılı ilamı ile kesinleşmesine karar verildiği, bu bağlamda dava konusu olayın meydana geldiği binaya ait otoparkın projeye uygun olarak yapılmış olduğunun kesin delille tespit edildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar somut olayda mahkemece davalının zaman aşımına yönelik itirazları usul ve yasaya uygun değil ise de, davalı vekilince zaman aşımına yönelik istinafının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliğe sahiptir. Hal böyle olunca mahkemece ayrıntı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davalının sigortalı araçta hasarın oluşmasında kusurlu bulunduğu, sigortalının kusurlu olmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesine bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 1.530,14 TL harçtan peşin alınan 382,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.147,54 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.14/05/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -