T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1740 Esas 2025/488 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1740
KARAR NO : 2025/488
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/06/2022
NUMARASI : 2022/212 Esas 2022/623 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/02/2022
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/06/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan 15.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, asıl borçlunun taşınmazı üzerinde bu krediye ilişkin ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin kredi borcunun ödenip ödenmediğini bankaya sorduğunda davacı banka yetkililerinin borcun tamamının ödendiğini, dosyanın kapatıldığını söylediğini, bu tarihten sonra davacının asıl borçluya birden fazla kredi kullandırdığını, takip dosyasına sunulmayan genel kredi sözleşmelerini inceleyemediklerinden altındaki imzalara ilişkin itiraz haklarını saklı tuttuğunu, 15.000,00 TL tutarındaki sözleşmedeki imza dışındaki diğer imzaların müvekkiline ait olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalının kefaletinin geçerli bir kefalet olup olmadığı yönünde inceleme ve değerlendirme yapıldığı, kefaletnamenin incelenmesinde davalının bir adet kefaletname imzaladığı, bu kefaletnamede kefalet limitinin, kefalet türünün ve kefalet tarihinin yazılı olduğu, ancak davalının TBK’nın 584. maddesi gereğince eşinin rızası bulunduğuna ilişkin dosyaya sunulan belgeye rastlanılmadığı, dosya arasına alınan davalıya ait nüfus kayıt örneğinde davalının 29/03/1993 tarihinden bu yana evli olup, kefalet tarihinde de evli bulunduğu, kefil olurken davalının eşinin rızasının bulunması gerektiği, ancak söz konusu kefalette davalının eşinin rızasının bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusunun gerçek kişi olduğu, bu nedenle davalının şirket ortaklığından söz edilemeyeceği, bu suretle eşinin rızasının aranması gerektiği, davalının eşinin rızası bulunmadığından geçerli bir kefaletten söz edilemeyeceği, geçersiz kefalet sözleşmesi sebebiyle davalının sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... arasında 24.01.2014 tarihinde 500.000,00 TL değerinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden dava dışı borçluya kredi kullandırıldığını, davalının ise bahsi geçen sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlunun ihtarnameye rağmen ödeme yapmaması üzerine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra dosyası ile açılan icra takibine davalının borcun tamamına ve fer'ilerine itiraz edildiğini, mahkemece eksik inceleme yapılarak karar verildiğini, davalı tarafından eş muvafakati olmadığı iddiası ileri sürülmemesine rağmen mahkemece re'sen dikkate aldığını, dava dilekçesinde dayanılan hukuki deliller kısmında banka kayıtları yer almasına rağmen ve mahkemece müvekkili bankaya müzekkere yazılarak ''...dava dışı ...'a kullandırılan, davalı ...'ın kefil sıfatıyla imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesinin hangi kredi niteliğinde olduğu, borç tablosu, hesap ekstreleri, ödeme dekontları ve tüm ödeme belgelerinin ve kredi sözleşmesinin bir sureti" gönderilmesi istenmesine rağmen eş muvafakati olup olmadığının araştırılmadığını, mahkemece eksik araştırma yapılmadan eş muvafakati olup olmadığı hususu müvekkiline sorulmuş olsa idi, davalının eşinden alınan muvafakat mahkemeye ibraz edilebileceğini, TBK'nun 584. maddesine göre evli bireyden alınan kefaletin geçerlilik koşullarından biri eş muvafakati olup, müvekkilinin davalının eşinden muvafakat aldığını, bu haliyle davalının kefaleti geçerli olup, dava dışı ...'ın müvekkili borçlarına müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2020/9558 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, kredi ödeme planları, kredi hesap ekstreleri dosya içerisinde yer almaktadır.
İstinaf dilekçesi ekinde davacı vekilince davalının eş muvafakatine ilişkin 24/01/2014 tarihli muvafakatname sureti ibraz edilmiştir.
Dava konusu Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2020/9558 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 117.112,36 TL nakit alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 07/11/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalının 09/11/2020 tarihinde borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 25/02/2022 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Davacı banka ile dava dışı ... arasında 09/08/2012 tarihli 200.000,00 TL limitli, 27/03/2013 tarihli bila limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalının anılan sözleşmelerde kefaletinin yer almadığı, anılan taraflar arasında imzalanan 24/01/2014 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı tarafından davalı, dava dışı asıl borçluya gönderilen ve toplam 160.537,35 TL nakdi borcun 7 gün içinde ödenmesi ihtarını içerir 30/01/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu ve davalıya 01/02/2018 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
Davalı vekili 23/06/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında 24/01/2014 tarihli sözleşmedeki imzanın davalıya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının kefalete ilişkin eş rızasının bulunduğuna dair dosyaya bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, kefaletin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacıyla dava dışı ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
İstinaf itirazı kapsamında uyuşmazlık, davalının 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde yer alan kefaletinin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun olup olmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 09/08/2012 ve 27/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinde davalının kefaleti bulunmamakta ise de, 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzası yer almaktadır.
Davalının imzasının bulunduğu 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde yer alan, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583. maddesi uyarınca kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi, müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefilin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir. Davalının kefalet sözleşmesinde el yazısı ile kefalet tarihi, kefalet limiti ve kefaletin müteselsil olduğu yazılıdır. Anılan davalının sözleşmede yer alan imzaya yönelik inkarı bulunmaktadır.
Öte yandan, TBK'nun 584/1. maddesi uyarınca eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
TBK'nun 584/3. maddesinde ise, anılan hükmün istisnası düzenlenmiş olup, somut olayda istisnanın uygulanmasını gerektirir kredi türü olduğu ileri sürülmediği gibi, ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi olması gibi bir durum da bulunmamaktadır.
Davacı davalının kefalet imzasının bulunduğu 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun bulunduğunu, imzanın davalı eli ürünü olduğunu ispat yükü altındadır.
Açılan işbu davada mahkemece davalı kefilin kefaletinin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun olup olmadığı re'sen incelenecektir.
Davalı kefilin kefalet tarihinde evli olduğu dosyada yer alan nüfus kaydıyla sabittir. Davacı tarafından anılan davalı kefilin eş rızasının alındığına ilişkin bir bilgi ve belge dosyaya ibraz edilmemiştir.
Yargılama aşamasında mahkemece 28/02/2022 tarihli, davalı bankanın sözleşmeye akdeden Sincan şubesi müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava dışı asıl borçluya kullandırılan, davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesinin hangi kredi niteliğinde olduğu, borç tablosu, hesap ekstreleri, ödeme dekontları ve tüm ödeme belgeleriyle kredi sözleşmesinin bir suretinin gönderilmesi istenilmiştir. Müzekkerede davalı ile dava dışı asıl borçlunun TC Kimlik numaraları da açıkça yazılmıştır.
Anılan müzekkereye davalı banka genel müdürlüğünce verilen 17/03/2022 tarihli cevabi yazıda, ...'a 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamındaki yasal yükümlülükler sebebiyle bankadan talep edilen kredi bilgilerinin tarih aralığı belirtilmediğinden gönderilemediği belirtilerek bankadan hangi nitelikteki hesaplarda hangi tarih aralığındaki, hangi nitelikteki hesap hareketlerinin ve hangi kredi bilgilerinin talep edildiği hakkında bilgi verilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Müzekkere cevabı üzerine mahkemece, yeniden bankaya müzekkere yazılması yoluna gidilmeyerek eş rızasının bulunduğuna ilişkin bilgi ve belge dosyaya sunulmadığı, davalının eş rızası bulunmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuştur.
HMK'nun 318. maddesine göre davacı, dava dilekçesiyle birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da bildirmek ve elinde bulunan delillerini dilekçesine eklemek zorundadır.
Anılan hüküm karşısında davacının kefaletin geçerli olduğunu ispata yarar tüm belgeleri dava dilekçesiyle birlikte sunması gerekir. Davacının elinde bulunan bir belge için vekilin belgenin asilden istenilmesine yönelik talebi HMK'nun 318. maddesine aykırı olup, vekil ile asil arasındaki süreçtir. Dava bir hazırlığa dayandığına göre vekil asildeki tüm belgeleri temin edip davayı açmak zorundadır. Belge davacıda olduğuna göre "üçüncü kişiden istenilmesi" süreci işletilemez. Buna rağmen ilk derece mahkemesinin yazılı istemine rağmen davacı delillerini dosyaya sunmamıştır. İstinaf dilekçesi ekinde davacı vekilince eş muvafakat belgesi ibraz edilmiş ise de, ilk derece mahkemesine ibraz edilmeyen belgenin bu aşamada gözetilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece davacının dosyaya sunduğu delilleri arasında davalının şeklen imzasının bulunduğu 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletine ilişkin eş muvafakat belgesinin bulunmadığı, dava dışı asıl borçlu ile davalı kefilin TC Kimlik numaraları açıkça yazılarak davalı bankadan kredi sözleşmesi suretleri istenmesine rağmen davalının eş rızasının da alındığını gösterir 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi suretinin gönderilmediği, kefaletin geçerli bulunduğunu ispat yükü altında olan davacının yargılama aşamasında sunduğu bilgi ve belgeler ile ispatlayamadığı, kefalete ilişkin eş muvafakat belgesinin karar tarihinden önce dosyaya sunulmadığı, kefaletin şeklen geçersiz olduğu, geçersiz kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçtan sorumlu tutulamayacağı, kefaletin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun olup olmadığının yargılama aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi. 08/05/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Davacı yan dava dışı asıl borçlu ile akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabın kat edildiğini, alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek işbu itirazın iptali davasını açmıştır.
Yargılama aşamasında delil olarak dayandığı 09/08/2012, 27/03/2013, 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi suretlerini ibraz etmiş, ayrıca ve açıkça banka kayıtlarına da dayanmıştır.
İlk derece mahkemesince davacı banka şubesine dava dışı asıl borçlu ve davalı kefilin TC Kimlik numaraları açıkça yazılarak davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesinin hangi kredi niteliğinde olduğu, borç tablosu, hesap ekstreleri, ödeme belgeleri ve kredi sözleşmesinin bir suretinin gönderilmesinin istenilmesi üzerine banka tarafından hangi kredi bilgilerinin hangi tarih aralığına ilişkin hangi nitelikteki hesap hareketlerinin istendiğine dair bilgi verilmesi talep edilmiştir.
Davalının kefalet imzasının bulunduğu 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 584. maddesi uyarınca kefalet tarihinde evli olan, hakkında verilmiş bir ayrılık kararı bulunmayan, yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmayan davalının eş muvafakatinin kefalet tarihinden önce veya en geç kefalet anında eş rızasının alınması kefaletin geçerlilik koşullarından biridir. Anılan kefalet koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği mahkemece re'sen gözetilecektir.
Dosyaya davacı tarafından sunulan bilgi ve belgeler arasında davalının eş muvafakat belgesi bulunmamakta ise de, davacının açıkça banka kayıtlarına dayanmıştır. Gelinen aşamada davacı vekilince istinaf dilekçesi ekinde 24/01/2014 tarihli eş muvafakat belgesi sunulduğundan banka kayıtlarında anılan belgenin mevcut bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, kefalete ilişkin eş rızası belgesi bulunup bulunmadığının re'sen inceleneceği, davacının delilleri arasında açıkça banka kayıtlarına dayandığı, yargılama aşamasında davalı bankaya yazılan müzekkerenin 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesindeki eş rızası belgesinin gönderilmesinin açıkça talep edilmemesi karşısında yeterli bulunmadığı, davalının 24/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun olup olmadığının incelenmesi kapsamında anılan sözleşmeye ilişkin davalının eş rızasının alınıp alınmadığı hususunun davacı bankadan açıkça sorularak veya anılan belgenin ibrazı hususunda davacı vekiline kesin süreyi içerir ihtar yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılamamaktayım. 08/05/2025
Üye -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.