T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1643 Esas - 2025/500 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1643
KARAR NO : 2025/500
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/02/2022
NUMARASI : 2021/58 Esas 2022/125 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 22/01/2021
KARAR TARİHİ : 09/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlu ... Laboratuvar Sanayi A.Ş. arasında 05.10.2015 tarihinde genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, ... Laboratuvar Sanayi A.Ş. ve müştereken borçlu müteselsil kefil ... Medikal Sanayi Ltd Şti.ve müştereken borçlu müteselsil kefil ... arasında imzalanan 05.10.2015 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi ile 0304651 kredi no'lu taksitli ticari kredi kullanma hakkı elde edildiğini, borçluların imzalamış olduğu sözleşmeler uyarınca taksitli ticari kredisine konu borcunu ödemediğini, Ankara 22. Noterliğinden 2501 yevmiye numarası ile 06.03.2020 tarihinde borçlulara ödeme ihtarı gönderildiğini, davalıların, gönderilen ihtarnamelere; 09.03.2020 tarihli ihtarrnameye itiraz dilekçesinde davalıların herhangi bir borcu bulunmadığını şeklinde cevap verildiğini, davalıların borçlarını ödemediklerini, taraflarca imzalanan genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine göre ihtarnamede verilen sürenin dolması sonucu tüm alacak muaccel olduğunu, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine Ankara 8. İcra Müdürlüğü 2020/3504 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalılar borçlu olduklarını bildikleri halde sırf ödemeyi geciktirmek amacıyla İİK 67/2 maddesinde düzenlendiği şekliyle haksız olarak aleyhine yürütülen icra takibine itiraz ettiklerini, itirazlarının zaman kazanmaya ve sorumluluklarından kaçmaya yönelik olduğunu, alacağın likit olduğunu iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf icra takibi başlatırken söz konusu icra takibine konu olan sözleşmenin bir örneğini müvekkillere sunmadığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2005/10464 E. 2005/13717 K. sayılı kararı doğrultusunda müvekkillere gönderilen ödeme emirlerinin hukuka aykırı olmakla iptali gerektiğini, davacı tarafın gerek takip talebinde herhangi bir belgeye dayanmaması gerekse de huzurdaki itirazın iptali davasında delil iddiasıyla sunmuş olduğu bütün belgelerin hükme esas alınmayarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep ettiklerini, müvekkillerden talep edilen miktar net olmadığından ve de henüz muaccel olmayan borçlar da konu edildiğinden ve de ödemeler usulüne uygun mahsup edilmediğinden kat ihtarının usulüne aykırı olup, hükümsüz olduğunu, krediyi kullandıran bankanın, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmemiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde yazılı adrese usulüne uygun ihtar göndermesi gerektiğini, ihtarname ayrıntılı bilgileri içermediğinden ve gerçek borç miktarını yansıtmadığından hesap kat işlemine dair gönderilmiş ihtarnameye itiraz edildiğini, krediyi kullandıran tarafın alacağını İİK.nun 68/b maddesi çerçevesinde belgelerle ispat etmesi gerektiğini, ödeme emrindeki miktarı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin bugüne kadar yapmış olduğu ödemeler icra talebinde gösterilen borç miktarından mahsup edilmediğini, ayrıca, davalı alacaklının takibe koyduğunu, alacağa uygulanan faiz oranı ve miktarına da itiraz ettiklerini, somut olayda da anapara ve faiz toplamı üzerinden tekrardan faiz işletilerek bileşik faiz uygulanması hatalı olduğunu, usulsüz olarak müvekkiller aleyhine icra takibi başlatıldığını ve müvekkillerin ticari hayatı ve itibarı zedelendiğini belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Laboratuvar Sanayi A.Ş.arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine istinaden davacı banka tarafından nakdi ve gayrinakdi kredi limiti tahsis edilerek krediler kullandırıldığı, hesap ekstrelerine göre kredilerin borçlu şirket hesaplarına aktarıldığı, davalı borçlular ... Medikal Sanayi Limited Şirketi ve ..., genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesini 300.000,00 TL. limitle müteselsil kefil olarak imzaladığı, ticari kredi kartı ve taksitli ticari kredilere konu borçların sözleşmenin 10.5. addesine göre 05.03.2020 tarihinde kat edilerek muaccel hale geldiği, davalılara kat ihtarının 09/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... Medikal Sanayi Limited Şirketi ve ...'ın temerrüt tarihi 12/03/2020 takip tarihi olarak belirlendiği, banka alacağına temerrüt tarihinden sonra sözleşme ve mevzuata istinaden %48 temerrüt faizi uygulanarak yapılan hesaplamada davalılardan temerrüt/takip tarihi itibariyle 89.835,38TL taksitli ticari kredilerden kaynaklanan alacağının olduğu, alacağın likit olduğu, davacının takipte kötü niyetli olduğu tespit edilemediği gerekeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2020/3504 Esas sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın 89.835,38 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasına, asıl alacağın %20'si oranında olan 17.967,07 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerine gönderilen ödeme emirlerinin hukuka aykırı olup, ödeme emrinin iptali gerektiğini, davacı tarafın gerek takip talebinde herhangi bir belgeye dayanmaması gerekse de huzurdaki itirazın iptali davasında delil iddiasıyla sunmuş olduğu bütün belgelerin hükme esas alınmayarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, müvekkillerinden talep edilen miktar net olmadığından ve de henüz muaccel olmayan borçlar da konu edildiğinden ve de ödemeler usulüne uygun mahsup edilmediğinden kat ihtarının usulüne aykırı olup, hükümsüz olduğunu, hesap katı ile yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, müvekkilleri aleyhine işletilen faiz oranlarının fahiş olup kabulünün mümkün bulunmadığını, alacağın muaccel olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2020/3504 sayılı dosyasında incelenmesinde; davacı tarafından dava dışı borçlu şirket ve davalılara karşı 91.612,10 TL'nin tahsili amacıyla 12/03/2020 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinin davalı borçlular vekilinin yasal süresi içerisinde borca ve fer'ilerinin itiraz etmesi üzerine durdurulduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Ankara 22. Noterliğinden 06/03/2020 tarih ve 2501 yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin incelenmesinde; davacı tarafından davalılara hitaplı olarak düzenlendiği, toplam 94.552,50 TL nakit alacağın ödenmesi, 22.250,00 TL çek sorumluluk bedelinin depo edilmek üzere davalılara 3 gün süre verildiği, ihtarnamenin asıl borçlu ve kefillere 09/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Bankacı bilirkişiden alınan 06/07/2021 tarihli raporda özetle; dava dışı asıl borçlu ... Laboratuvar Sanayi A.Ş. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine istinaden Davacı Banka tarafından nakdi ve gayrinakdi kredi limiti tahsis edilerek krediler kullandırıldığını, incelenen hesap ekstrelerine göre kredilerin borçlu şirket hesaplarına aktarıldığını, davalı borçlular ... Medikal Sanayi Limited Şirketi ve ..., genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesini 300.000,00 TL limitle müteselsil kefil olarak imzaladığını, Davalı ... Medikal Sanayi Limited Şirketi ve ...'ın temerrüt tarihi 12.03.2020 takip tarihi olarak belirlendiğini, banka alacağına temerrüt tarihinden sonra sözleşme ve mevzuata istinaden %48 temerrüt faizi uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacı bankanın yapılan hesaplamada Davalılardan temerrüt/takip tarihi itibariyle 89.835,38TL taksitli ticari kredilerden kaynaklanan alacağının olduğu, (91.612,10- 89.835,38-1.77672 TL fazla talep edildiği) mahkemece takibin devamına karar verilmesi halinde borçlu cari hesap kredilerinden kaynaklanan asıl Alacağa %48 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği bildirilmiştir.
Dosya kapsamından, takip konusu kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, kat ihtarının asıl borçlu şirket ile diğer davalılara 09/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmesi için 3 günlük süre verildiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle de 12/03/2020 tarihinde eldeki davanın konusunu teşkil eden icra takibininin başlatıldığı ve itiraz üzerine de işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesi ile birlikte davalı tarafa bir ihbar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de, alacaklının borçluya atıfet süresi tanıması halinde borcun ödenmesi atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiş olur. Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ödeme süresi bitmeden icra takibine geçilmesi Türk Medeni Kanunun 2. maddesine aykırıdır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih, 2017/4707 Esas 2019/2247 Karar sayılı ilamı).
Müteselsil kefiller yönünden ise, talep tarihi dikkate alındığında TBK'nın 586. maddesinin uygulanması gerekir. Adı geçen maddenin 1. fıkrası; "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." düzenlemesini içermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih 2016/12120 esas 2016/8556 karar sayılı emsal içtihadında da; "... borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya, hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir...." denilmiştir. Tüm bu hal, kuşkusuz ki kefil yönünden de alacağın muaccel olması durumunda geçerlidir. TBK'nun 590/3. maddesi "Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar" düzenlenmesini içermektedir.
Somut olayda, davacının Ankara 22. Noterliğinden 06/03/2020 tarih ve 2501 yevmiye no'lu ihtarnamesini keşide ettiği ve sözleşme gereğince ödenmesi gereken 94.552,50 TL nakit alacağın ödenmesi, 22.250,00 TL çek sorumluluk bedelinin depo edilmek üzere davalılara 3 gün süre verildiği,, aksi halde yasal yollara başvurularak tahsil yoluna gidileceğinin belirtildiği, ihtarnamenin davalıların tamamına 09/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı bankaca ihtarname ile verilen 3 günlük atıfet süresi beklenmeksizin 12/03/2020 tarihinde davalılar aleyhine icra takibinin erken başlatıldığı nazara alındığında, işbu davanın konusunu oluşturan icra takip tarihi olan 12/03/2020 tarihi itibariyle alacağın asıl borçlu ve müteselsil davalılar yönünden talep edilmesinin TMK'nun 2.maddesine aykırı olduğu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18/02/2022 tarih ve 2019/5 Esas 2022/1 Karar sayılı içtihati birleştirme kararında da belirtildiği üzere dava şartı ve vadenin ifanın tamamlayıcı unsuru olduğu, borç ilişkisinde hukuka aykırılık veya borca aykırılığın kural olarak ifa zamanı geldiğinde tartışılabileceği, bu nedenle borcun ifasının imkânsız hâle geldiğinin vadeden önce belli olması veya borçlunun vadeden önce borcu ödemeyeceğinin anlaşıldığı durumlar hariç olmak üzere, ifa zamanı gelmemiş bir alacak için alacaklının ifayı talep etme hakkı bulunmadığı, buradan hareketle dava açmakta hukuki yararın olmadığı, ifanın tüm unsurları tamamlanmadan açılan davanın reddi halinde davalılar lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2022 tarih ve 2021/58 Esas 2022/125 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B)1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın talep ettiği kötü niyet tazminat isteminin reddine,
3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.106,28 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 490,88 TL harcın davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6102 sayılı TTK 5/A maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11, 13, 14.md ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri Uyarınca Hesaplanan Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
7-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
C)1-İstinafa başvuran davalılar tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalılara tarafa iadesine,
2-İstinafa başvuran davalılar tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.09/05/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi