....C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
....C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ....
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/04/2022
NUMARASI :....
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 05/01/2021
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/05/2021
....
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 18/05/2021
KARAR TARİHİ : 21/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2025
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl davanın reddine birleşen davalar yönünden kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili .... ... ... A.Ş. ile 11930036 müşteri numaralı asıl borçlu şirket ... ... arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri, ... .... ve davalı ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, söz konusu genel kredi sözleşmesine istinaden kredilerin ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu ve kefillere gönderilen hesap kat ihtarnamesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu iddia ederek Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2019/17381 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile icra takibinin devamına, %20 oranından az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya esas 24.09.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki kefil imza sayfası bölümündeki kefalet tutarı, kefalet tarihi ve kefaletin önceki borçları kapsayıp kapsamadığına ilişkin kısmındaki yazılar müvekkil .. ait olmadığını, davacı tarafından düzenlenen 24.09.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki davalı tarafından kendi el yazısıyla yazılması zorunlu olan kefalet tutarı ve kefalet tarihinin müvekkilin eli ürünü olmadığı yapılacak bilirkişi incelemesiyle de ortaya çıkacağını, davanın reddine, davacının haksız ve kötüniyetli icra takibi başlatmış olması nedeniyle %20'den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsili ile davanın reddini istemiştir.
Birleşen ....... esas sayılı dava dosyasında;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili aleyhine başlatılan Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/17381 Esas sayılı dosyasında icra takibine dayanak Genel Kredi Sözleşmesindeki kefil imza sayfası bölümündeki kredi borçlusu, döviz cinsi, kefalet tutarı, kefalet tarihi ve kefaletin önceki borçları kapsayıp kapsamadığına ilişkin yazıların müvekkili ... ait olmadığını, bu hususun bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını, davalı/alacaklının sözleşmede yer alan yazı ve sayıların müvekkilin eli ürünü olmadığını bildiği halde kötü niyetli davrandığını iddia ederek müvekkilinin Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/17381 Esas sayılı icra takibinde borçlu olmadığının tespitini, %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının asıl borçlu şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzaladığını, davacının sözleşme tarihinde hem asıl borçlu şirket hem de kefil şirketin ortağı olduğunu, müvekkili bankanın asıl borçlu şirkete krediyi, imza edilen genel kredi sözleşmesinde yer alan şirket ve şahısların kefaletlerine istinaden verdiğini, davacının asıl borçlu şirkete kredi kullandırılmasında menfaati olduğunu, davacı borçlunun el yazısı ile yazılı bulunan kefalet tutarının ve kefalet tarihinin altına müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu yazdığını ve bu yazı ve beyanları kabul ettiğine dair sözleşmeyi imzaladığını, davacının aleyhine başlatılan icra takibine itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğinin açık olduğunu, kendisine gönderilen ihtara ve ödeme emrine itiraz etmeyen, uygulanan haczi de kabul edilen davacının 2 yıldan fazla süre geçtikten sonra açmış olduğu dava ile borçtan kurtulmaya çalıştığını, davacının davasında haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olduğunu belirterek Mahkememiz dosyasının işbu dava konusu genel kredi sözleşmesine dayalı olarak açılan Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/3 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddini, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmayacak tutarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 5. ATM’nin 2021/314 esas sayılı dava dosyasında;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/17381 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davaya esas icra takibine dayanak ....... ... A.Ş. ile asıl borçlu şirket ... ... ... ...arasında akdedilen ve ... .... ile ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı iddia edilen Genel Kredi Sözleşmesinin usul, yasa ve Türk Borçlar Kanununa aykırı olduğunu, davaya esas icra takibine dayanak Genel Kredi sözleşmesindeki kefil imza sayfası bölümündeki kredi borçlusu, döviz cinsi, kefalet tarihi ve kefaletin önceki borçlarını kapsayıp kapsamadığına ilişkin kısmındaki yazıların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, davalı tarafından düzenlenen 24/09/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki davacı tarafından kendi el yazısıyla yazılması zorunlu olan kefalet tutarı ve kefalet tarihinin müvekkili Şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının yapılacak bilirkişi incelemesinde ortaya çıkacağını iddia ederek müvekkili şirketin Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/17381 sayılı icra takibinde borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın Ankara 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/3 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davanın usulden, aksi halde esastan reddine, davacı aleyhine alacağın %20 'sinden az olmayacak tutarda kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 1. ATM’nin 2021/316 esas sayılı dava dosyasında;
DAVA
Davacı vekilince mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından Ankara 18.İcra Müdürlüğünün 2019/17381 Esas sayılı dava dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya esas icra takibine dayanak ...... ile asıl borçlu şirket ... ... Şti arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmelerinin, ... ... ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı iddia edilen GKS'nin usul ve TBK'ya aykırı olduğunu, yazıların müvekkili Kamil Tazıcıya ait olmadığını ve bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, dava açılmadan zorunlu arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını beyan ederek, müvekkilinin Ankara 18.İcra Müdürlüğünün 2019/17381 Esas sayılı icra takibinde borçlu olmadığının tespiti ile %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilince mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... .... arasında 600.000,00-TL bedelli 24/09/2013 tarihli GKS imza edildiğini ve asıl borçlu şirketin ortakları ..., ... ve ... ile bu kişilerin ortağı olduğu ... ... sözleşmeye 24/09/2013 tarihinde 750.000,00-TL limit ile müşterek ve müteselsil kefil olduklarını, müvekkilinin banka çek sorumluluk bedelini ödediğini, borçluların kefillerin ve davacının kendisine tebliğ edilen ihtara itiraz etmediğini, davacının dava dilekçesinde dayandığı Yargıtay İçtihatlarının uygulamada yeri olmadığını beyan ederek, bu borçlu hakkında Ankara 4. Asliye Tic. Mahkemesinin 2021/3 Esas sayılı dava dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/3 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine, davacı aleyhine alacağın %20 sinden az olmayacak tutarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; asıl dava davacısı karşı davalı bankanın, asıl dava davalısı ... ve birleşen dosyaların davacıları ..., ..., ... ... aleyhine başlattığı icra takibine dayanak teşkil eden genel kredi sözleşmesi, kefil imza sayfalarında bulunan “Kefalet Tutarı, Kefalet Tarihi” alanlarındaki yazıların ve “Kefalet önceki borçları kapsıyor mu (Evet/Hayır)” alanlarındaki “Evet” el yazılarının imzanın asıl dava davalısı ... ve birleşen dosyaların davacıları ..., ..., ... ... ait olmadığının sabit olduğu, dava konusu kredi sözleşmelerinin düzenlenmesi aşamasında sözleşmeye kefil sıfatıyla imza atan kişilerin kimliklerini bilmek ve denetlemek, sözleşmenin hakim tarafı olan davacı bankanın yükümlülüğünde olup, sözleşmede yer alan imzaların kime ait olduğunu bilebilecek durumda olduğundan davacı bankanın sözleşmedeki sahte yazıya dayalı olarak Asıl dava davalısı ... ve birleşen dosyaların davacıları ..., ..., ... ... aleyhinde icra takibine başlaması ve imza itirazına rağmen itirazın iptali açması haksız ve kötüniyetli olduğunu, bu açıklamalar çerçevesinde, kefil imza sayfalarında bulunan “Kefalet Tutarı, Kefalet Tarihi” alanlarındaki yazıların ve “Kefalet önceki borçları kapsıyor mu (Evet/Hayır)” alanlarındaki “Evet” el yazılarının imzanın Asıl dava davalısı ...’ya ait olmaması nedeniyle asıl dava olan itirazın iptali davasının reddine, birleşen davaların ise Kefil İmza Sayfalarında bulunan “Kefalet Tutarı, Kefalet Tarihi” alanlarındaki yazıların ve “Kefalet önceki borçları kapsıyor mu (Evet/Hayır)” alanlarındaki “Evet” el yazılarının imzanın birleşen dosyaların davacıları ... ait olmadığı gerekçeleriyle asıl davanın reddine, birleşen davaların kabulü ile asıl ve birleşen davalarda davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, icra takibinde sadece borca itiraz edilmiş olup, imzaya itirazlarının bulunmadığını, bu nedenle bu aşamada yapılan imza itirazlarının kötü niyetli olduğunu, davacıların davalı şirketin ortağı olup kredinin ortak olunan davalı şirket tarafından kullanılması nedeniyle davalıların kötü niyetli olduğunu, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl Dava; davacı banka ile dava dışı şirket arasında tanzim edilen GKS'ine istinaden verilen kredinin geri ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin kefili olan davalı aleyhine yapılan takibe vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Birleşen davalar ise; dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı banka arasında imzalanan ve davalıların müşterek ve müteselsil kefili olduğu genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/17381 esas sayılı dosyasında incelenmesinde; davacı tarafından asıl dava davalısı ... ve birleşen dosyaların davacıları ... ..., ve dava dışı borçlulara karşı toplam 190.005,16 TL'nin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin asıl dava davalısı .. yasal süresi içerisinde borca ve fer'ilerinin itiraz etmesi üzerine durdurulduğu, birleşen dava davacılarının takibe itiraz etmemeleri nedeniyle birleşen dava davacıları yönünden takibin kesinleştiği, eldeki asıl dava itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
04/04/2022 tarihli grafolog bilirkişi raporunda özetle; yapılan karşılaştırmalı incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda; 24.09.2013 tarihli ... Genel Kredi Sözleşmesinin Genel Kredi Sözleşmesi Kefil İmza Sayfalarında bulunan “Kefalet Tutarı, Kefalet Tarihi” alanlarındaki yazıların ve “Kefalet önceki borçları kapsıyor mu (Evet/Hayır)” alanlarındaki “Evet” el yazılarının mevcut mukayese el yazılarına kıyasen ....ürünü olmadığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, asıl dava davalısı ile birleşen dava davacılarının sözleşmelerin müteselsil kefil bölümünde imzalarının bulunduğu, sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borcun asıl borçlu ve asıl dava davalısı ile birleşen dava davacılarından tahsili amacıyla asıl ve birleşen davalar konusu Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/17381 esas sayılı icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Asıl dava davalısı ile birleşen dava davacıları, dava konusu icra takiplerine dayanak kefalet sözleşmesindeki yazıların kendilerine ait olmaması nedeniyle kefaletin geçersiz olduğu iddiasıyla işbu davayı açmıştır.
Takip konusu genel kredi sözleşmelerindeki imzaların sözleşmelerinin kefalet bölümündeki imzaların asıl dava davalısı ile birleşen dava davacılarına ait olduğu tarafların kabulünde olup, uyuşmazlık “Kefalet Tutarı, Kefalet Tarihi” yazılarının asıl dava davalısı ile birleşen dava davacılarının eli ürünü olup olmadığı ve kefaletlerin geçerli olup olmadığına ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın "Şekil" başlıklı 583.maddesinde; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.
" hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, mahkemece alınan 04/04/2022 tarihli grafolog bilirkişi raporunda yapılan karşılaştırmalı incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda; 24.09.2013 tarihli .... ... ... A.Ş. Genel Kredi Sözleşmesinin Genel Kredi Sözleşmesi Kefil İmza Sayfalarında bulunan “Kefalet Tutarı, Kefalet Tarihi” alanlarındaki yazıların ve “Kefalet önceki borçları kapsıyor mu (Evet/Hayır)” alanlarındaki “Evet” el yazılarının mevcut mukayese el yazılarına kıyasen ..., ... ve ...'in eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olup, TBK'nun 583.madde hükmü gereğince asıl dava davalısı birleşen dava davacılarının kefaletlerinin geçersiz olduğu anlaşılmakla ve bilirkişi raporu, ayrıntılı, gerekçeli, karşılaştırmalı ve denetime elverişli olmakla mahkemece hükme esas alınmasında ve rapor esas alınarak asıl ve birleşen davalar yönünden hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
İsviçre Federal Mahkeme kararlarında istikrarla belirtildiği üzere şekil noksanı ile sözleşmenin butlanını ileri süren taraf hakkını kötüye kullanmış olmaz. Butlanı ileri süren tarafın böyle bir ithamdan kurtulabilmesi, sözleşmeyi yerine getirmeden kaçınmada korunmaya değer bir menfaati bulunduğunu ispata bağlı değildir. Aksine somut olayda butlanı ileri sürme hakkının kullanılmasını dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı bir hale koyan durumların varlığını butlanın ileri sürülmesine kabul etmeyen diğer tarafın ispatlaması gerekir. Hakkın kötüye kullanılmasından söz edebilmek için şekil noksanı ile sakatlanmış bir muamalenin muteberliğine taraflardan birinin itirazda bulunması yeterli değildir; ayrıca özel durumlar sebebi ile onun itirazının dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı görünmesi gerekir. (Medeni Hukukun Genel Teorisi ve Şahıslar Hukuku ile ilgili İsviçre Federal Mahkeme Karraları 1961-1965, Prof. Dr. Aytekin Ataay) Hal böyle olunca Kanunun aradığı geçerlilik şekil sakatlığının sonradan ileri sürülmesi başlı başına kötüniyet olarak kabul edilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Yine, asıl dava davacısı birleşen davalar davalısı bankanın kefalet sözleşmelerindeki yazıların asıl dava davalısı birleşen dava davacılarına ait olmadığını bilebilecek olması karşısında takipte kötü haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde de hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davanın reddi birleşen davaların kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl davada davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın asıl davada davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/303 esas sayılı dava dosyası yönünden davalıdan alınması gerekli olan 12.979,26 TL harçtan peşin alınan 2.433,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.545,64 TL harcın birleşen Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/303 esas sayılı dava dosyasında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/314 esas sayılı dava dosyası yönünden davalıdan alınması gerekli olan 12.979,26 TL harçtan peşin alınan 2.433,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.545,64 TL harcın birleşen Birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/314 esas sayılı dava dosyasında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/316 esas sayılı dava dosyası yönünden davalıdan alınması gerekli olan 12.979,26 TL harçtan peşin alınan 2.433,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.545,64 TL harcın birleşen Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/316 esas sayılı dava dosyasında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Asıl davada davacı birleşen davalarda davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2025
Başkan Üye Üye Zabıt Katibi