T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ....
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE ... MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/09/2021
NUMARASI : ....
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/12/2019
KARAR TARİHİ : 21/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerinin süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının rehin açığı belgesi almadan müvekkilleri aleyhine icra takibi yapamayacağını, davacının ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız para borcunu ihtiva ettiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, alınan bankacı bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya ve sözleşme hükümlerine göre icra takip tarihi itibariyle davacının davalılardan talep edebileceği nakit alacak miktarının hesaplandığı, davalı kefillerin gayri nakit alacaktan sorumluluğuna ilişkin sözleşmede açık hüküm bulunmadığından davalıların gayri nakdi alacaktan sorumlu olmadıkları, dava tarihinden sonra nakde dönüşen 1507840 no.lu avans teminat mektubunun 318.114,39 TL'si ve 346.000 Usd bedelli teminat mektubunun 150.682,35 TL'sinden sorumluluklarının bulunduğu, nakde dönüşen teminat mektuplarına ödeme tarihinden tahsil tarihine kadar %40 temerrüt faizi uygulanması gerektiği, toplam 528.849,15 TL tutarındaki teminat mektuplarının ise dava tarihinden sonra davacı bankaya iade edildikleri, bu yönden davanın konusuz kaldığı, bankaca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmış ise de, ilamsız icra takibinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla yapıldığı, davalı kefiller yönünden belirlenen borç kefalet limitini (26.000.000,00 TL) aşmadığından asıl borçlu ile birlikte belirlenen nakit borcun tamamından sorumlu oldukları, kefaletle ilgili yasal şekil şartı ve geçerlilik koşullarına uyulduğu, davalı kefiller ... ve ... ile ... yönünden eş rızalarının alındığı, davalı .. ise TBK’nun 584/3. maddesi gereğince asıl borçlu şirketin sözleşmenin imzalanması sırasında ortağı olduğundan eş rızasının gerekmediği gerekçesiyle nakdi alacak yönünden davalılar ...... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasında 5.195.326,41 TL asıl alacak, 130.226,77 TL işlemiş faiz, 6.511,29 TL BSMV olmak üzere toplam 5.332.064,47 TL nakdi alacağa yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, (takip tarihinden itibaren asıl alacağın 5.037.625,81 TL'sine %40 oranında, 48.365,19 TL'sine %28,80 oranında, 102.834,68 TL'sine %24 oranında, 6.090,00 TL'sine %24 oranında, 410,73 TL'sine %9,72 oranında temerrüt faizi uygulanmasına), fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasında 5.195.326,41 TL asıl alacak, 118.636,43 TL işlemiş faiz, 5.931,78 TL BSMV olmak üzere toplam 5.319.894,62 TL nakdi alacağa yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, (takip tarihinden itibaren asıl alacağın 5.037.625,81 TL'sine %40 oranında, 48.365,19 TL'sine %28,80 oranında, 102.834,68 TL'sine %24 oranında, 6.090,00 TL'sine %24 oranında, 410,73 TL'sine %9,72 oranında temerrüt faizi uygulanmasına), fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK’nun 67/2. maddesi gereğince alacağın %20’si oranında 1.066.412,89 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, (davalı .... bu tutarın 1.063.996,92 TL'sinden sorumlu olmasına), icra takibinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğü tarafından tahsil aşamasında dikkate alınmasına, gayri nakdi alacak yönünden davanın kısmen kabulüne, toplam 528.849,15 TL tutarındaki teminat mektupları yönünden dava tarihinden sonra davacı bankaya iade edildikleri ve davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına... no'lu avans teminat mektubu yönünden davanın kısmen kabulüne, dava tarihinden sonra tazmin edilen 318.114,39 TL'sinin, ödeme tarihi olan 16.11.2020 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek, %40 temerrüt faizi ve BSMV'si ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı bankaya verilmesine, 346.000 Usd bedelli teminat mektubu yönünden davanın kısmen kabulüne, dava tarihinden sonra tazmin edilen 150.682,35 TL'sinin ödeme tarihi olan 17.07.2020 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek, %40 temerrüt faizi ve BSMV'si ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı bankaya verilmesine, teminat mektupları yönünden fazlaya ilişkin istemin ve çek yasal yükümlülük tutarları yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık; akit tablosunda asıl borç ile birlikte kefalet borcunu da teminat altına aldığı belirtilen ipoteğin varlığı karşısında, kefil hakkında genel haciz yolu ile ilamsız icra yoluna başvurulmasının İİK'nun 45. maddesindeki yasaklılık kapsamında kalıp kalmayacağı noktasında toplandığını, bu ipotekli taşınmazlardan ....adresindeki taşınmaz ile .... konut toplam olarak 1.565.000,00 TL paraya çevrildiğini, borçtan mahsup edilmediğini, resmi senetteki bu belirlemeye göre kefillerin borcunun da ipotek teminatı kapsamında olduğunu, önce rehne müracaat zorunluluğunun somut olay bakımından kefillerin borcu için de geçerli olduğunu, dosyada bulunan genel kredi sözleşmesinde davalı kefillerin sorumlu olduğu tutarın birbirinden farklı olup, mahkeme kararında bunun açıklanması gerektiğini, gayri nakdi kredilerde kefillerin sorumluluğu olmadığı yönünde bilirkişi raporu bulunduğunu, bilirkişinin bu görüşüne katıldıklarını, mahkemenin iade ettikleri 528.829,15 TL'lik teminat mektubunu kararında açıkladığını, bu teminat mektubunun iade edildiğinden bahsedildiğini, mahkemenin 2881778 seri nolu 9.02.2021 gün ve .... mektup nolu 346.000,00 Usd miktarlı kati teminat mektubunun iade edildiğini kararda açıklamadığını, bu miktarın bugünkü kurla 4.125.000,00 TL olduğunu, müvekkillerinin altından kalkamayacağı bir yük altına sokulduğunu, 346.000,00 Usd'lik teminat mektubunun iadesinin iki partide yapıldığını, bunun 113.413,79 Usd'sinin iade edildiğinin bilirkişi raporunda belirtildiğini, mahkemece bunun görülmediğini, mahkemenin 09.02.2021 tarihli dilekçeleri ve bunun ekindeki teminat mektubu iadeleriyle ilgili belgeleri de görmediğini, davacının dava dilekçesinde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talep ettiğini, mahkemenin ise %40 oranında icra inkar tazminatına karar verdiğini, açılacak itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatının asgari %20 olarak uygulanacağını, bu hükme rağmen reddedilen kısım nazara alınmadan %40 tazminata karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, reddedilen kısım üzerinden müvekkilleri lehine icra inkar tazminatına karar verilmemesinin de hukuken isabetsiz bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara esas alınan bilirkişi raporunda takip talebinde yer alan nakdi ticari kredilerin hesaplanmasında, takip talebinin bile üzerinde bir hesaplama yapıldığını, ancak asıl alacak bakımından taleple bağlı kalınacağı belirtilerek, toplamda takip taleplerinde yer alandan çok daha az bir rakam alacaklarının olduğunun tespit edildiğini, kredilerin hesaplanması noktasında bilirkişi raporu ile takip talepleri arasındaki farkın işlemiş faiz rakamı üzerinden kaynaklandığını, bilirkişi raporunda haklı olarak müvekkilinin bu kredi bakımından %40 faiz talebinin haklı olduğunun belirtildiğini, ancak işlemiş faiz hesabında hataya düşüldüğünü, bilirkişi raporunda temerrüt tarihi olan 08/09/2019 ve 10/09/2019 tarihlerinden takip tarihine kadar olan süreye %40 faiz işletmişse de bu hesaplamanın doğru olmadığını, dosyada yer alan ödeme planlarında kredilerin vade tarihleri ve miktarları belli olduğundan, davalı tarafın bir taksiti dahi ödemediğinde bu taksit bakımından temerrüt faizi işlemesi gerektiğini, belirli vadeli sözleşme gereği ayrıca temerrüt ihtarına, o taksit bakımından, ihtiyaç bulunmadığını, ödeme tarihi belli olduğundan ödenmediği takdirde temerrüt faizi işletileceğini, her taksitin kendi içerisinde incelenerek, ödenmeyen taksitlerin her birine vade tarihinden ihtar tarihine kadar %40 temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, yeniden rapor alınması talepleri bulunduğunu, belirli vadeli sözleşmelerde kredilerin vade tarihleri belli olduğundan, bir taksitin dahi ödenmemesi halinde o taksit bakımından temerrüt oluşacağının TBK'dan kaynaklı bir durum olduğunu, bunun hukuki tespitinin bilirkişi tarafından yapılmadığını, bilirkişinin gerekirse itirazları doğrultusunda seçenekli hesaplama yapıp, hukuki değerlendirmeyi mahkemeye bırakması gerektiğini, takip talebinde yer alan kredi kartı ve kredili mevduat hesabı ile raporda hesaplanan alacak kalemlerine ilişkin farkın da yine işlemiş temerrüt faizi hesabından kaynaklandığını, bu alacak kalemleri yönünden de işlemiş temerrüt faizi hesabının yanlış yapıldığını, genel kredi sözleşmesinin diğer hükümler bölümünde düzenlenen tebligat adresi başlıklı maddesi kapsamında müşteri ve kefillerin isim ve imzalarının yanında yazılı yerlerin kanuni ikametgah olduğu, yine adres kayıt sistemindeki son adresleri kanuni ikametgah kabul edilerek bu adrese veya bankaya bildirilen kayıtlı adreslerine yapılan tebligatların da geçerli sayılacağının kabul edildiğini, borçlunun ihtarnamede yer alan adresinin, sözleşmede yer alan adresi olup, ilgili sözleşme hükmüne göre bu adrese gönderim tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından kefillerin temerrüt tarihinin ayrı ayrı hesaplanmış olmasının hatalı bulunduğunu, kefiller için temerrütün oluşabilmesini, asıl borçlunun durumuna bağladığını, hesap katını yeterli saydığını, nitekim davaya konu olayda da ihtarnamenin hem asıl borçlu şirketin hem de kefillerin sözleşmelerdeki adreslerine gönderildiğini, bu nedenle borçlu ve müteselsil kefillerin tamamı yönünden temerrüt tarihinin ihtarnamedeki ödeme süresinin dolduğu gün olarak kabul edilmesinin zorunluluk arz ettiğini, kredi sözleşmesinde müteselsil kefiller yönünden teminat mektubu ve çek bedellerinin depo edilmesine yönelik açık bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle bu talepleri yönünden talebin kefiller yönünden geçerliliği olmadığının belirtildiğini, genel kredi sözleşmelerinin VI-müşterinin temerrüdü başlıklı bölümünün 5. maddesinin bankanın depo talep hakkını düzenlediğini, bankanın bu maddeye atıfla haklarını kullanmaya karar vermesi halinde, temerrüt faizine dair hükümler saklı kalmak kaydıyla, ortaya çıkan yukarıda sayılan haller sebebiyle bankanın teminat mektuplarının iadesini veya gayrinakdi risk tutarlarının depo edilmesini talep edebileceğinin hükme bağlandığını, müvekkilinin verilen teminat mektuplarının vadesiz hesapta depo edilmesini istemesinde herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığını, müşteri ve kefillerin bu madde ile birlikte XI maddeden, 20 sayfa ve eklerinden ibaret işbu sözleşmenin bütün maddelerini tek tek okuduklarını, imzalarının sözleşmeyi geçerli kılacağını ve kendileri için bağlayıcı olacağını, sözleşme maddelerinde belirtilen yükümlülükleri yerine getireceklerini kabul, beyan ve taahhüt ettiklerinin hükme bağlandığını, raporda belirtildiğinin aksine tarafların imza attığı sözleşmenin bütünüyle tüm imza atanları bağladığını, gayrinakdi riskler yönünden kefillerin de sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, bilirkişi raporunda dava tarihinden sonra teminat mektuplarından 318.114,39 TL ve 150.682,35 Usd'lik kısmının nakde dönüştüğü, nakde dönüşen işbu teminat mektuplarının tazmin tarihi ile tahsil tarihi arasında işleyecek %40 temerrüt faizi oranı üzerinden işleyecek faiz ve bunun BSMV ile birlikte davalılardan tahsilinin gerektiğini, bu hususun infazda dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini, bilirkişi ek raporuna karşı itirazlarını sunduklarını, 02/07/2021 tarihli dilekçelerinde raporun hazırlanmasından sonra, 01/07/2021 tarihinde 121.574,35 TL ve 558.988,58 TL teminat mektup bedellerinin de tazmin edildiğini, davalı kefillerin işbu tazmin bedellerini tazmin tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek %40 temerrüt faizi ve bunun BSMV tutarını müvekkiline ödemesi gerektiğine karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, buna ilişkin tazmin talepleri ve ödeme dekontlarının dosyaya sunulduğunu, mahkemece dilekçelerinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, işbu ödenen bedellerin de taraflarına ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne ve müvekkili aleyhine reddedilen gayrinakdi riskler yönünden 136.283,89 TL nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, reddine kadar verilen alacağın gayrinakdi olması sebebiyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 17/02/2021 tarihli kök, 24/06/2021 tarihli ek rapor, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2019/13045 sayılı takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmesi suretleri, hesap kat ihtarı, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2019/12615 sayılı takip dosyası sureti, ipotek resmi senet suretleri, teminat mektup suretleri, KGF ödeme dekontu, dava dışı asıl borçlu şirketin ... ... Sicil Gazetesi ilan suretleri, kredi ödeme planları dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2019/13045 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan toplam 5.446.666,08 TL nakit alacağın tahsili, 346.000,00 Usd ile 2.675.385,11 TL teminat mektupları ve 6.090,00 TL çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu ...'ye 04/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalılara 03/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçluların 7 günlük itiraz süresi içerisinde 04/10/2019 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Anılan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinin davacı banka ile dava dışı ... ... ... Ltd. Şti. arasında akdedildiği, 01/08/2017 tarihli 10.000.000,00 TL limitli sözleşmede davalıların 12.500.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalılar ... eş muvafakatlerinin alındığı, 27/01/2017 tarihli 7.800.000,00 TL limitli sözleşmede davalılar ..., ... ve ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalılar ... ve ...'ın eş muvafakatlerinin alındığı, 14/12/2016 tarihli 3.000.000,00 TL limitli sözleşmede davalılar ..... müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalı ...'nin eş muvafakatinin alındığı, davalıların sözleşmelerde yer alan kefalet imzalarını ve yazılarını inkar etmedikleri, kefil ...'ın asıl borçlu dava dışı ... ... ... Ltd. Şti'nin sözleşme tarihlerinde ortağı olduğu, kefalet için eş rızasının gerekmediği, kefaletlerin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek davalılara ve dava dışı asıl borçluya 05/09/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. Anılan ihtarnamede 5.434.472,14 TL nakit alacağın ödenmesi, 2.675.385,11 TL ve 346.000,00 Usd teminat mektupları ile 6.090,00 TL çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesi için borçlulara 24 saat atıfet süresi verilmiştir. İhtarname dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı ..., ... ve ...'a 06/09/2019 tarihinde, diğer davalı ...'ye ise 10/09/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi kök raporunda ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, davalılar ..., ... ve ...'ın 08/09/2019 tarihinde, davalı ...'nin 12/09/2019 tarihinde temerrüte düştüğü, ticari kredi için %42 temerrüt faizi talep edilecek iken davacı talebinin %40 temerrüt faizi olduğu, banka teminat mektubu çek deposunu ancak asıl borçludan talep hakkı bulunduğu, kefillere ilişkin sözleşmede açık depo hükmü bulunmadığı, kefillerden depo talep edilemeyeceği, davacının takip tarihi itibarıyla davalılar ...,... 5.378.160,93 TL asıl alacak, 130.226,77 TL işlemiş faiz, 6.511,29 TL BSMV olmak üzere toplam 5.514.898,99 TL alacaklı olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla daha sonra temerrüte düşen davalı kefil ...'den 5.385.531,34 TL asıl alacak, 118.636,43 TL işlemiş faiz, 5.931,78 TL BSMV olmak üzere toplam 5.510.099,55 TL alacaklı olduğu, takipte talep edilen asıl alacak 5.195.326,41 TL olduğundan taleple bağlı kalınarak davacının takip tarihi itibarıyla davalılar ..., ... ve ...'dan 5.195.326,41 TL asıl alacak, 130.226,77 TL işlemiş faiz, 6.511,29 TL BSMV olmak üzere toplam 5.332.064,47 TL alacaklı olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla daha sonra temerrüte düşen davalı kefil ...195.326,41 TL asıl alacak, 118.636,43 TL işlemiş faiz, 5.931,78 TL BSMV olmak üzere toplam 5.319.894,62 TL alacaklı olduğu, işleyecek faiz oranlarının takip talebiyle aynı bulunduğu, dava tarihi itibarıyla mer'i 9 adet teminat mektubu toplamının takipte belirtilen şekilde 346.000,00 Usd ve 2.675.385,11 TL olduğu, davadan sonra 528.849,15 TL bedelli 4 adet teminat mektubunun 29/09/2020 tarihinde bankaya iade edildiği, 346.000,00 Usd bedelli teminat mektubunun 113.413,79 Usd kısmının 30/11/2020 tarihinde serbest bırakıldığı, avans mektup bakiyesi 318.114,39 TL'nin 16/11/2020 tarihinde, 346.000,00 Usd mektubun 150.682,35 TL kısmının 17/07/2020 tarihinde tazmin olduğu, tazmin olan mektupların tazmin, tahsil tarihleri arasında geçecek süre için %40 temerrüt faizi üzerinden hesaplanacak faiz ve BSMV ile davalılardan tahsili gerektiği, tazmin dava tarihinden sonra olduğundan borç hesabına dahil edilmediği, infaz sırasında dikkate alınması gerektiği, kalan 3 adet teminat mektup bedeli 1.828.421,57 TL ile 346.000,00 Usd bedelli teminat mektubundan kalan 184.329,91 Usd'nin kefillerden deposunun talep edileceğine dair açık hüküm bulunmadığından davalı kefillerin borçtan sorumlu olmadıkları, 3 adet çekten kaynaklanan 6.090,00 TL'nin deposundan açık hüküm bulunmaması nedeniyle davalı kefillerin sorumlu olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
18/09/2018 tarihli 141.131,70 TL bedelli, 03/05/2018 tarihli 172.050,09 TL bedelli, 29/08/2018 tarihli 26.492,94 TL bedelli, 18/09/2018 tarihli 189.174,42 TL bedelli olmak üzere toplam 528.849,15 TL bedelli teminat mektuplarının bankaya iade edildiği, 14/11/2016 tarihli 346.0000,00 Usd bedelli teminat mektubunun 113.413,79 Usd'sinin serbest bırakıldığı, teminat mektup bakiyesinin 184.329,91 Usd kaldığı dava dışı ... tarafından 30/11/2020 tarihinde davacı bankaya bildirildiği gibi, dava dışı ... tarafından davacı bankaya 09/02/2021 tarihinde 14/11/2016 tarihli 346.000,00 Usd bedelli teminat mektubunun tamamen serbest bırakılarak ekte gönderildiği bildirilmiştir.
Davacı banka tarafından 30/06/2021 tarihinde 121.574,35 TL, aynı tarihte 558.988,58 TL teminat mektup bedelleri tazmin edilmiştir.
KGF tarafından davacı bankaya 20/01/2020 tarihinde 1.200.000,00 TL ödendiği banka dekontuyla sabittir.
Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2019/12615 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalılar ve dava dışı asıl borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
Anılan icra takip dayanağı ipotek resmi senetlerinden davalı .......taşınmazında dava dışı ... ... ... ... davacı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 08/12/2015 tarihinde 1.530.000,00 TL limitli, davalı ..... taşınmazında dava dışı ... ... ... ... davacı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 16/12/2016 tarihinde 310.000,00 TL limitli, davalı ...'nin taşınmazında dava dışı ... ... ... ... davacı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 24/03/2017 tarihinde 1.100.000,00 TL limitli, davalı ...'ın taşınmazında dava dışı ... ... ... ... davacı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 05/06/2015 tarihinde 1.500.000,00 TL limitli üst sınır ipotekleri tesis edildiği, ipoteklerin davalı kefillerin kefalet borçlarının teminatını teşkil etmediği anlaşılmıştır.
Davalılar vekili 05/02/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, kefillere ait ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte satışa çıkarılan taşınmazların 01/02/2021 tarihinde 240.000,00 TL'ye paraya çevrildiği, 1 adet taşınmazın da 1.325.000,00 TL bedelle aynı gün davacı tarafından alacağa mahsuben satın alındığı, toplam 1.565.100,00 TL'nin borçtan mahsubu gerektiği belirtilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınarak yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatına hükmedilip edilemeyeceği, davalıların takipte talep edilen gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olup olmadıkları, takibin İİK'nun 45. maddesine aykırılık teşkil edip etmediği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davalıların taşınmazları üzerinde dava dışı asıl borçlunun borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davacı banka lehine ipotek tesis edilmiştir.
İİK'nun 45/1. maddesi "Rehinle temin edilmiş olan bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir." hükmünü içermektedir.
Davalılar ipotek maliki olduğu gibi, genel kredi sözleşmelerinde de müteselsil kefil olarak yer almaktadır.
Davacı banka tarafından davalılar aleyhine işbu dava konusu ilamsız icra takibinden önce asıl borçlu ve ipotekli taşınmaz sahibi olan davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmıştır.
Davalıların taşınmazları üzerinde tesis edilen ipotek dava dışı asıl borçlunun borçlarının teminatını teşkil etmekte ise de, ipotekler davalıların kefalet borçlarının teminatı niteliğinde değildir.
Davacının, ipotek davalıların kefalet borcunun teminatını teşkil etmediğinden davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattıktan sonra davalılar aleyhine tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla dava konusu ilamsız icra takibini başlatmış olması İİK'nun 45. maddesine aykırılık teşkil etmeyecektir.
Davacı yan dava dilekçesinde davalıların icra takibine itirazının iptali talebinin yanında %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan nakit alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline hükmedilmiştir.
Davalılar vekilinin müvekkilleri aleyhine %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedildiğine yönelik istinaf itirazı dosya içeriğine uygun olmadığı gibi, mahkemece yapılan yargılama sonunda nakit alacak yönünden hüküm altına alınan miktar likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir olduğu gözetilerek davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetlidir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda nakit alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, reddedilen kısım yönünden davacı davalılar aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de, kötüniyetli olduğuna ilişkin dosyaya bir bilgi ve belge sunulmadığından ve davalılar vekilinin kötüniyet tazminat talebi de bulunmadığından davalılar yararına reddedilen kısım yönünden kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde teminat mektubundan ve çekten kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden kefillerin sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hükme yer verilmemiştir. Kefil 3. kişinin borcunu teminat altına alarak yükümlülük altına girdiğinden kefile yükümlülük getiren düzenlemelerin sözleşmede açıkça yer alması gerekir. Bu nedenle sözleşmedeki müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefil hakkında da uygulanacağına ilişkin hükmün varlığı halinde dahi, kefilin teminat mektubundan ve çekten kaynaklanan gayri nakdi alacaktan sorumlu olduğu sonucuna varılamayacaktır (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2020 tarih ve 2017/11-36 Esas 2020/290 Karar sayılı ilamı).
Dava konusu icra takip dayanağı teminat mektuplarının dava tarihinden sonra tazmin edilerek nakde dönüşmesi halinde de bu durum davalıların takip tarihinde depo edilmesinden sorumlu bulunmadığı teminat mektuplarının tazmin edilmesi nedeniyle tahsilinden sorumlu olması sonucunu doğurmayacaktır.
Hal böyle olunca, mahkemece dava konusu icra takip dayanağı teminat mektuplarının depo edilmesinden davalı kefillerin sorumlu bulunduğuna ilişkin kefillerin imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmelerinde açık bir hüküm bulunmadığı, davadan sonra teminat mektubunun tazmin edilerek nakde dönüşmüş olmasının takip tarihi itibarıyla anılan davalının sorumluluğunu doğurmayacağı gözetilerek hüküm kurulması gerekirken nakde dönüşen teminat mektupları yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Öte yandan, dava tarihinden sonra iade edilen teminat mektupları 15/10/2020 tarihli dilekçe ekinde ayrıntılı olarak bildirilmiştir. Anılan teminat mektupları toplam 528.849,15 TL olduğu gibi, 346.000,00 Usd bedelli teminat mektubunun da dava tarihinden sonra davacı bankaya iade edildiği, dava dışı ... 09/02/2021 tarihli yazısından anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, 528.849,15 TL toplam bedelli teminat mektuplarının yanı sıra 346.000,00 Usd bedelli teminat mektubunun da davacı bankaya iade edilmekle anılan kısım yönünden davanın konusuz kaldığı gözetilerek konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken, 346.000,00 Usd bedelli teminat mektubu yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Konusuz kalan gayri nakit alacak yönünden dava tarihi itibarıyla haklılık durumu incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davalıların kefalet imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmelerinde teminat mektubunun depo edilmesinden sorumlu bulunduklarına ilişkin açık sözleşme hükmü bulunmadığından davalılar teminat mektubu deposundan sorumlu tutulamayacaklarından konusuz kalan kısım yönünden davacı işbu itirazın iptali davasını açmakta haksız olup, gayri nakit alacağa ilişkin yargılama giderleri ve vekalet ücreti bu kabul çerçevesinde davalı kefiller lehine hüküm altına alınmıştır.
Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında 01/08/2017, 27/01/2017 ve 14/12/2016 tarihli üç ayrı genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmelerden 01/08/2017 tarihli sözleşmede davalıların tümü müteselsil kefil ise de, 27/01/2017 tarihli sözleşmede davalı ...14/12/2016 tarihli sözleşmede davalı ....kefaleti bulunmamaktadır. Hükme esas alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunda hüküm altına alınan alacağın hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı tespit edilmemiş ise de, davalılar vekilinin bu yönde bir istinaf itirazları bulunmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı tarafından dava dışı asıl borçlu ve davalılara gönderilen hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu şirket ile davalılar ..., .... 06/09/2019, davalı ...'ye ise 10/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği dosya içeriğiyle sabittir. Anılan hesap kat ihtarnamesinde verilen atıfet süresi 24 saat olup, davalı ... 12/09/2019, dava dışı asıl borçlu ve diğer davalılar 08/09/2019 tarihinde temerrüte düşmüştür.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda da, anılan temerrüt tarihleri esas alınmak suretiyle davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla talep edebileceği nakit alacak miktarı tespit edilmiştir. Alınan rapor banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içerdiği gibi, ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Bu durumda mahkemece, hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu ile davalılara tebliğ tarihleri gözetilmek suretiyle verilen atıfet süresinin bitiminde davalıların temerrüte düştüğü, temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında temerrüt faizinin işletilebileceği, banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gözetilerek nakit alacak yönünden davalılar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmelerinde teminat mektubu ve çekten kaynaklanan gayri nakdi kredi alacağının depo edilmesinden sorumlu bulunduğuna ilişkin açık bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece nakde dönüşmemiş teminat mektubu ve çekten kaynaklanan gayri nakit alacak yönünden genel kredi sözleşmelerinde açık hüküm bulunmadığı, davalı kefillerin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu tutulamayacakları gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Takip ve dava tarihinden sonra nakde dönüşen teminat mektupları yönünden, davalılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı gibi, takip tarihinde teminat mektubu deposundan sorumlu bulunmayan davalı kefillerin teminat mektubu anılan tarihten sonra nakde dönüşmesi halinde nakde dönüşen bedelden sorumlu tutulmaları mümkün bulunmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin reddedilen gayri nakit alacağa ilişkin aleyhe hüküm altına alınan vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde; reddedilen gayri nakit alacak yönünden yargılama aşamasında vekille temsil olunan davalılar yararına nispi değil, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekecektir. Mahkemece ise reddedilen gayri nakit alacak yönünden yargılama sırasında vekille temsil olunan davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması isabetsizdir.
Taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine gelindiğinde, hükmün infazda tereddüt oluşturup oluşturmadığının incelenmesi kamu düzeni ile ilgilidir. 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesini içermektedir.
Dava tarihinden sonra, dava konusu kredi borcu nedeniyle davacı bankanın 01/02/2021 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edilen 240.000,00 TL ile bankanın alacağına mahsuben aldığı ipotek taşınmaz bedeli olan 1.325.000,00 TL olmak üzere toplam 1.565.100,00 TL alacağı tahsil ettiği dosya içeriğiyle sabittir. Dava tarihinden sonra davacı tarafından yapılan kredi tahsilatının icra müdürlüğünce resen gözetilmesi gerektiği gibi, anılan hususun kararda miktar ve ödeme tarihi itibarıyla belirtilmesi gerekmekte olup, aksi durum infazda tereddüte yol açacaktır.
Hal böyle olunca mahkemece, dava tarihinden sonra davacı banka tarafından 01/02/2021 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edilen 240.000,00 TL ile bankanın alacağına mahsuben aldığı ipotek taşınmaz bedeli olan 1.325.000,00 TL olmak üzere toplam 1.565.100,00 TL ödemenin icra müdürlüğünce infaz sırasında gözetilmesine karar verilmesi gerekirken miktar ve tarih belirtilmeden hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık da gözetilerek KISMEN KABULÜNE, Ankara 3. Asliye ... Mahkemesi'nin 23/09/2021 tarih ve 2019/747 Esas 2021/636 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık da gözetilerek KALDIRILMASINA, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine,
2-Nakdi alacak yönünden;
a-Davalılar ..... hakkında açılan davanın KISMEN KABULÜNE,
Anılan davalıların Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13045 sayılı icra takip dosyasında 5.195.326,41 TL asıl alacak, 130.226,77 TL işlemiş faiz, 6.511,29 TL BSMV olmak üzere toplam 5.332.064,47 TL nakdi alacağa yönelik itirazlarının iptaline, takibin anılan miktarlar üzerinden, takip tarihinden itibaren asıl alacağın 5.037.625,81 TL'sine %40 oranında, 48.365,19 TL'sine %28,80 oranında, 102.834,68 TL'sine %24 oranında, 6.090,00 TL'sine %24 oranında, 410,73 TL'sine %9,72 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
b-Davalı ... hakkında açılan davanın KISMEN KABULÜNE,
Anılan davalının Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13045 sayılı icra takip dosyasında 5.195.326,41 TL asıl alacak, 118.636,43 TL işlemiş faiz, 5.931,78 TL BSMV olmak üzere toplam 5.319.894,62 TL nakdi alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin, takip tarihinden itibaren asıl alacağın 5.037.625,81 TL'sine %40 oranında, 48.365,19 TL'sine %28,80 oranında, 102.834,68 TL'sine %24 oranında, 6.090,00 TL'sine %24 oranında, 410,73 TL'sine %9,72 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
c-İİK’nun 67/2. maddesi gereğince hüküm altına alınan alacağın %20’si oranında hesaplanan 1.066.412,89 TL icra inkar tazminatının (davalı ... 1.063.996,92 TL'si ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine,
e-Dava tarihinden sonra 01/02/2021 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edilen 240.000,00 TL ile bankanın alacağına mahsuben aldığı ipotek taşınmaz bedeli olan 1.325.000,00 TL olmak üzere toplam 1.565.100,00 TL ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına,
3-Gayri nakdi alacak yönünden;
a-Toplam 528.849,15 TL bedelli teminat mektubu ile 346.000,00 Usd bedelli teminat mektubu hakkında konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
b-Gayri nakit alacağa ilişkin fazlaya dair talep yönünden davanın reddine,
4-Alınması gereken 364.233,32 TL harçtan peşin alınan 121.958,04 TL harç ile 50.489,77 TL icra peşin harcının mahsubu ile bakiye 191.785,51 TL'nin, davalı .... sorumluluğu 190.954,19 TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 121.958,04 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı ile 50.489,77 TL icra peşin harcı olmak üzere toplam 172.492,21 TL'nin, aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek, davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 194,90 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.694,90 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı gözetilerek hesaplanan 1.422,90 TL’sinin, davalı ... 1.272,00 TL'siyle sınırlı sorumlu olması kaydıyla, aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek, davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-6102 sayılı TTK’nun 5/A-1. maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-14. maddesi ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince hesaplanan ve Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin, davadaki haklılık durumuna göre 696,96 TL’sinin, davalı ... 623,04 TL'siyle sınırlı sorumlu olması kaydıyla, davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, bakiye 623,04 TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek, kabul edilen nakit alacak üzerinden hesaplanan 141.945,64 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen nakit alacak üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
10-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen ve konusuz kalan gayri nakit alacak üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
11-Gider avansından bakiye kısmın talep halinde yatırana iadesine,
C)1-Davalılar tarafından yatırılan toplam 91.060,00 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,
2-Davacı tarafından yatırılan toplam 80,70 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta ve tebligat gideri olarak yapılan 101,5 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 50,20 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalılar tarafından teminat olarak Ankara 11. İcra Müdürlüğü'ne sunulan teminat mektubunun İİK'nun 36. maddesi uyarınca koşulları oluşmadığından iadesine yer olmadığına,
8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2025
Başkan Üye Üye Zabıt Katibi
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.