T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1700 Esas - 2025/244 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1700
KARAR NO : 2025/244
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/04/2022
NUMARASI : 2021/362 Esas 2022/349 Karar
DAVA : Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 15/06/2021
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2025
Taraflar arasındaki Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı, davacılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacılar; murislerinin ortağı olduğu davalı şirketin 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında; “Şirket Sermayesinin Geçmiş yıl dağıtılacak karlardan karşılanmak suretiyle 600.000,00-TL artırılmasına, şirket sermayesinin toplamda 700.000,00-TL olmasına ve ekteki tadil metni haliyle kabul edilmesine” karar verilerek yönetim kuruluna yetki verildiğini, davalı şirketin 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kuruluna, "davalı şirketin genel kurullarına katılma, oy kullanma, muhalefet şerhinde bulunma” yetkilerini içeren noterden verilen vekaletname ile vekilleri tarafından katılmak amacıyla başvuruda bulunulduğunu, ancak vekaletlerin geçerli unsurları taşımadığı gerekçesiyle kabul edilmediğini, vekilleri olan ...'nın, toplantı başlamadan önce tutanağa geçirilmek suretiyle muhalefet şerhinde ve beyanda bulunduğunu, davalı şirketin, yıllara ( 2017, 2921, 2019 ve 2020 yıllarına ait) uzanan ve ortaklara dağıtılmayan karlarının mevcut olduğunu, davalı Şirketin 2020 yılı karının, 1.297.894,49-TL olduğunu, murisleri ...'e (davalı Şirketin 11/02/2020 ve 13/02/2020 tarihli cevabi yazıları ile 2017, 2028 ve 2019 yılları kar payı alacağının 19.500-USD (Amerikan Doları) olduğunu), ölüm tarihindeki döviz kuru ile 110.992-TL ödenmesi ve bu meblağın Veraset ve İntikal Vergi matrahı olarak bildirilmesi gerektiğinin beyan edildiğini, davalı Şirket tarafından, 25/02/2020 tarihli Genel Kurul kararına rağmen (taahhüt edilen 19.500-USD'nin) her hangi bir ödeme yapılmaması üzerine Ankara 24. Noterliğinin 20/08/2020 tarihli, 14482 yevmiye nolu ihtarname ile önceki yıllara ait ödenmeyen kar paylarının ödenmesinin tekrar istenildiğini, olumsuz tavır sergilenmesi üzerine, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/67 Esasına kayden dava açıldığını, şirketin 2020 yılı karının, sermaye artış tutarını fazlası ile karşıladığını, genel kurul kararının açık olmadığını, tutanaktaki “Geçmiş yıl dağıtılacak karlardan” ibaresinin yoruma açık olduğu gibi hangi yıllara ait kar payından karşılanacağının da belli olmadığını belirterek davalı şirketin 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (sermayesinin geçmiş yıl dağıtılacak karlardan karşılanmak suretiyle 600,000-TL artırılmasına ilişkin) kararının, “2020 yılı karından karşılanması” şeklinde olması gerektiğinden, iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı; açılan davayı kabul etmediklerini, davacılar vekili tarafından toplantıya katılmak ve oy kullanmak üzere sunulan vekaletnamenin, "Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile bu toplantılarda bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik" hükümlerinin 18. ve 21. maddesindeki unsurları taşımadığını, vekaletnamelerde açıkça 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında oy kullanma yetkisinin bulunmadığını, vekaletnamede genel kurulun yapılacağı gün ve yerin açıkça belirtilmesi gerekip vekaletnamenin noter onaylı düzenlenmesi gerektiğini, kaldı ki, 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurula ait toplantı tutanağından da açıkça görüleceği üzere, anılan genel kurul toplantısına Ankara Ticaret İl Müdürlüğünün 24/05/2021 tarihli 64129301 sayılı resmi yazı ile görevlendirilen kamu görevlisi sıfatını haiz Bakanlık Temsilcisi ...'in de katılarak toplantı tutanağını imzaladığını, bakanlık temsilcisinin herhangi bir şerhinin bulunmadığını, davacıların, iptal davası açma şartı olan “toplantıda hazır bulunmak” şartını yerine getirmediğini, küçük ...' e atanan temsil kayyımının, diğer mirasçılarla aynı vekile temsil yetkisi vermesinin, çıkar çatışması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, şirketin işlerinin, coronavirüs salgını nedeniyle sekteye uğrayarak kimyasal analiz makineleri satımının azaldığını, servis bakım hizmetleri geliri ile şirketin yürütüldüğünü, miras yoluyla şirket hissedarı olan davacıların, şirket işleyişi anlatıldığı halde devamlı surette devam eden talepleriyle şirketi zor durumda bırakmaya çalıştıklarını, şirket yapısı itibariyle bütün ortakların mühendis olup ortakların hemen hepsinin şirkette bilfiil çalıştığı bir sermaye şirketi olduğunu, davacıları mağdur etmemek için murisin çalıştığı döneme ait kıdem tazminatının da ödendiğini, kar payı dağıtılmasının zorunlu olmadığını, iptal sebebinin dayanaktan yoksun olduğunu, davacılar tarafından açılan iptal davasına konu olağanüstü genel kurulda alınan kararın, kârın dağıtılmaması kararı değil, sermaye artırım kararı olduğunu, bu sermaye artırımının da, 6102 sayılı TTK'nın 462'nci maddesinde düzenlenen “iç kaynaklardan sermaye artırım” türü olduğunu, davalıların mağduriyetine sebebiyet verilmediğini, diğer ortaklar nasıl payları oranında bedelsiz pay iktisap etmişlerse, davalıların da kendi oranlarında bedelsiz pay edindiklerini, kararın oybirliği ile alındığını, davacıların genel kurul toplantısına katılımının dahi oylamanın sonucuna etki etmeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; eldeki davanın süresinde açıldığı, iptale konu 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurula yapılan çağrıda, genel kurulda toplantı ve karar nisabında yasa ve anasözleşmeye aykırı bir yön tespit edilemediği, davacılar vekilince genel kurul toplantısına sunulan vekaletnamede genel kurul toplantı tarihi ve her bir pay sahibinin sahip olduğu pay adedi yazılı olmadığından söz konusu vekaletnameye istinaden vekilin genel kurula kabul edilmemesinde, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 18/7 maddesi ve 21/1 maddesi hükümlerine aykırı bir yön tespit edilemediği, dolayısıyla vekilin genel kurula kabul edilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, bu durumda TTK 446/1-a maddesindeki koşul gerçekleşmediğinden, davacıların dava açma haklarının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; "davanın reddine" ilişkin karar verilmiş, karara karşı davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirket sermayesinin geçmiş yıl dağıtılacak karlardan karşılanması suretiyle 600.000-TL arttırılmasına yönelik alınan kararın, "2020 yılı karından karşılanması " şeklinde olması gerektiğine yönelik iptal talepleri bulunduğunu, vekaletnamelerin usule aykırı düzenlendiği gerekçesiyle genel kurul toplantısına katılımlarının engellendiğini, buna ilişkin toplantı tutanağına muhalefet şerhi verildiğini, toplantıya katılımı engellenmekle dava açmak hakları bulunduğunu, davanın süresinde açıldığını, toplantıya katılmamış olduklarının kabulü halinde dahi dava açma haklarının bulunduğunu, toplantıya katılmış ancak yetkisiz vekil olduğu ileri sürülmekte ise o zaman da gündeme ilişkin muhalefet şerhi konulmuş olduğunu, dava açma haklarının bulunmadığına yönelik mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davalı anonim şirketin sermaye artırımına dair genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacılar; davalı şirketin 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan “sermayesinin geçmiş yıl dağıtılacak karlardan karşılanmak suretiyle 600,000 TL artırılmasına ilişkin” kararının, “2020 yılı karından karşılanması” şeklinde olması gerektiği iddiasıyla iptaline karar verilmesini talep etmiş, Davalı ise; davacılar vekili tarafından, söz konusu toplantıya katılmak ve oy kullanmak üzere sunulan vekaletnamenin, "Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile bu toplantılarda bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik" hükümlerinin 18. ve 21. maddesindeki unsurları taşımaması nedeniyle usulüne uygun olmadığı, bu nedenle davacılar vekilinin toplantıya katılım ve oy kullanma şartlarına sahip olmayıp iptal davası açma hakkının da bulunmaması nedeniyle davanın reddini istemiş, Mahkemece; TTK 446/1-a maddesindeki koşul gerçekleşmediğinden, davacıların dava açma haklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamında tüm deliller toplanmak suretiyle alınan ve smmm-şirketler hukuku uzmanı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyeti raporunun, usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli olduğu görülmüştür.
Davacılar tarafından açıldığı bildirilen Ankara 5. ATM’nin 2021/67 E. sayılı davanın; Dairemiz incelemesi itibariyle derdest olup davanın dağıtılmayan kar payının tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı şirketin iptale konu edilen 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurulu gündeminin 3. maddesinde; “Şirket sermayesinin geçmiş yıl dağıtılacak karlardan karşılanmak suretiyle 600.000,00.TL artırılmasına şirket sermayesinin toplamda 700.000,00.TL olmasına ve ekteki tadil metni haliyle kabul edilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.” şeklinde karar alınmıştır.
Kabul edilen tadil metninde anasözleşmenin 6. maddesinin yeni şekli; “Madde 6: Şirketin sermayesi her biri 175.TL. kıymetinde 4000 paya ayrılmış, 700.000.TL dan ibarettir. Bundan; ortak ... 1440 hisse 252.000.TL, ortak ... 600 hisse 105.000.TL, ortak ... 240 hisse 42.000.TL, ortak ... 240 hisse 42.000.TL, ortak ... 240 hisse 42.000.TL, ortak ... 200 hisse 35.000.TL, ortak ... 260 hisse 45.500.TL, ortak ... 390 hisse 68.250.TL, ortak ... 390 hisse 68.250.TL aittir. Önceki sermayeyi teşkil eden 100.000.TL si tamamen ödenmiştir. Bu husustaki ilanlar şirket ana sözleşmesinin 24 nolu ilan maddesi gereğince yapılır. Bu defa artırılan 600.000.TL si 2017,2018,2020 yıllarına ait şirket geçmiş yıl karından karşılanmış olup bu kar Ankara serbest Muhasebeci mali Müşavirler odasına ...sicil numarası ile kayıtlı Serbest muhasebeci Mali müşavir ... tarafından 25/05/2021 tarihli 2021/3 sayılı raporu ile tespit edilmiştir.” şeklindedir.
TTK uyarınca sermaye artırımı ana sözleşme değişikliğini gerektirmesi nedeniyle bir kısım özel düzenlemeye tabi bulunsa da netice itibariyle bir genel kurul kararı niteliğindedir.Yargıtay ve Dairemiz uygulamasında; genel kurul kararı (iptali kabil kararlar yönünden) iptal davalarında sırasıyla; öncelikle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı; eğer dava süresinde açılmış ise, bu sefer de dava açma hakkı bulunup bulunmadığı (muhalefet şerhi verip vermediği gibi); dava açma hakkı bulunması halinde de alınan kararın esas yönünden bir başka deyişle yasa, anasözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususları incelenerek sonuca gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Somut dosya kapsamında süre yönünden yapılan incelemede; Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 445. Maddesinde; “(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” hükmü düzenlenmiştir. Eldeki davada, davalı şirketin 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan sermaye artırım kararının iptali istendiğinden ve dava, 15/06/2021 tarihinde açıldığından 3 aylık yasal süre içinde açıldığı tespit edilmiştir.
Şekil yönünden, bir başka ifadeyle iptale konu 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı için yapılan çağrının yasaya uygun olup olmadığı yönünden yapılan incelemede; TTK'nın 414/1. maddesinde; “ (1) Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.” hükmü düzenlenmiştir.
TTK’nın 453.maddesinde ise;“(1) Genel kurul, esas sözleşmenin değiştirilmesi için toplantıya çağrıldığı takdirde; 333 üncü madde uyarınca Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izninin alınmasının gerekli olduğu şirketlerde izni alınmış, diğer şirketlerde, yönetim kurulunca karara bağlanmış bulunan değişiklik taslağının, değiştirilecek mevcut hükümlerle birlikte 414 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde belirtildiği şekilde ilanı gerekir. Genel kurulun kararına 421 inci maddede öngörülen nisaplar uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.
Bakanlık temsilcisinin katılımı ile yapılan iptale konu 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı, ticaret sicili gazetesi ilanı ve genel kurul çağrısının tebliğ edildiğine dair elden imzalı liste incelendiğinde; genel kurula çağrının, gündem maddelerini içerir şekilde 30/04/2021 tarih ve 10320 sayılı Türkiye Ticaret Sicil gazetesinin 513. Sayfasında ilan edildiği ve ayrıca ortakların tamamına 03/05/2021 tarihinde elden imza karşılığı tebliğ edildiği tespit edilmiş olmakla genel kurula çağrıda TTK.’nun 414 ve 453. maddeleri hükümlerine aykırı bir yön tespit edilmemiş ve çağrının usulüne uygun yapıldığı anlaşılmıştır.
Toplantı ve karar nisabı yönünden yapılan incelemede; TTK'nın ilgili hükümlerine göre, sermaye artırımı, şirket esas sözleşme değişikliği ile mümkün olduğundan toplantı ve karar nisabı yönünden inceleme yapılması gerekmektedir:
TTK.’nun 421/1 maddesinde;“(1) Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. İlk toplantıda öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği takdirde, en geç bir ay içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantı için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte birinin toplantıda temsil edilmesidir. Bu fıkrada öngörülen nisapları düşüren veya nispî çoğunluğu öngören esas sözleşme hükümleri geçersizdir.” hükmü düzenlenmiştir.
İptale konu 25/05/2021 tarihli genel kurul tutanağı ve hazirun cetveli incelendiğinde, toplam 4.000 paydan (itibarı değeri 100.000-TL); 2960 payın (itibarı değeri 74.000-TL) asaleten katıldığı, dolayısıyla sermayenin %74’ünün temsil edilmesi ve gündemin 3. maddesinde alınan sermaye artırım kararının toplantıya katılanların oybirliğiyle alınmış olması nedeniyle genel kurul toplantı nisabı ve karar nisabında TTK’nun 421/1 maddesi hükmüne aykırı bir yön tespit edilmemiştir.
Dava açma hakkına yönelik yapılan incelemede; kimlerin genel kurul kararının iptali için dava açabileceğine ilişkin TTK’nun "İptal davası açabilecek kişiler" başlıklı 446. maddesinde; “(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Bir ortağın genel kurulda alınan kararın iptalini talep edebilmesi için, yukarıda anılan yasa maddesinde düzenlendiği şekilde toplantıya katılıp alınan karara karşı ret oyu kullanıp muhalefet şerhini tutanağa yazdırması veya somut olay yönünden genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemiş olması gerekmektedir.
Somut olayda, davacılar vekilinin genel kurula katılıp oy kullanmasına, sunulan vekaletnamenin, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile bu toplantılarda bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 18. maddesi 7 fıkrası ile 21. maddesi 1. fıkrası gereğince, geçerli unsurları taşımadığı gerekçesiyle müsaade edilmediği anlaşılmaktadır.
Toplantı tutanağı incelendiğinde; " Hazır bulunanlar listesinin tetkikinde şirket değeri 100.000-TL ve 4000 pay değerinin 26.000-TL sermayeye isabet eden 1040 payı temsilen Av. ... beyin katılmak istediği, ancak Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile bu toplantılarda bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 18. Maddesi 7 Fıkrası ile 21. Maddesi 1. Fıkrası gereğince, vekaletlerin geçerli unsurları taşımadığından kabul edilmemiştir." " Genel vekalet ile toplantıya gelen ve söz alan Av. ...; beni vekil tayin eden hissedarlar ve ...’ün kayyumun düzenledikleri vekaletnamelerde şirketin genel kurullarda şirketin genel kurullarına katılma, oy kullanma beyanda bulunma ve muhalefet şerhi verme yetkilerini açıkça belirtmişlerdir. Bu yetkiler genel kurullara katılma ve oy kullanmayı kapsamaktadır. Noterden verilen vekaletnamedeki açık yetkiler gereği işbu genel kurula ve bundan sonraki genel kurullara hissedarlar adına katılmam gerektiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca Şirketin Temsil ettiği hissedarlar adına 2017- 2018- 2019 yıllarına ait ödenmeyen kar paylarına ilişkin olarak Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/67 Esasına kayden dava açılmış olup derdesttir. Genel Kurulda sermaye artışının alınacak kararın dava konusu olan ve ödenmeyen bu kar paylarının sermaye artışında kullanılmasında muhalif olduğumuzu bildiririm, dedi" şeklinde davacılar vekilinin toplantıya katılımının kabul edilmediği, buna istinaden davacılar vekilinin bu hususa yönelik muhalefet şerhi yazdırdığı belirtilmiştir.
Davacılar tarafından verilen ve genel kurula sunulduğu anlaşılan Sincan 3. Noterliği’nce düzenlenen 20/01/2020 tarihli ve 1505 yevmiye numaralı vekaletname incelendiğinde;“... Ticaret A.Ş. ünvanlı şirket ile ilgili….ortaklar kurulu toplantılarına katılmaya, kararlar almaya, alınmış ve alınacak kararlara itiraza, muhalefet şerhi koymaya, kabul ve redde….yetkili olmak üzere Ankara Barosuna kayıtlı Av. ...…..tarafımızdan vekil tayin edildi” şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
Şirket anasözleşmesinin ‘Vekil tayini’ başlıklı 23. maddesinde ; “Genel kurul toplantılarında hissedarlar kendilerini diğer hissedarlar veya hariçten tayin edecekleri vekiller vasıtasıyla temsil ettirebilirler. Şirkette hissedar olan kendi reylerinden başka temsil ettikleri hissedarların sahip oldukları reyleri kullanmaya yetkilidirler. Selahiyetnamenin şeklini idare meclisi tayin ve ilan eder.” hükmü düzenlenmiştir.
Yine şirket anasözleşmesinin 33. maddesinde “Bu anasözleşmede bulunmayan hususlar hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.
TTK’nun 425. maddesinde “(1) Pay sahibi, paylarından doğan haklarını kullanmak için, genel kurula kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula yollayabilir. Temsilcinin pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmü geçersizdir.” hükmü düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelerde; ana sözleşme ve yasada vekaletname ile genel kurula katılmalarda vekaletnamenin geçerlilik unsurları düzenlenmemiştir. Bu durumda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin uygulaması gereği “Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik” hükümlerinin dikkate alınması gerekecektir.
Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 18/7 maddesinde; “Halka açık olmayan şirketlerde gerek nama gerek hamiline yazılı pay senetleri sahiplerinin vekilleri vasıtasıyla toplantıda temsil edilebilmeleri için vekâletnamenin Ek-3’teki örneğe uygun olarak noter onaylı şekilde düzenlenmesi (Mülga ibare:RG-9/10/2020-31269) (…) gerekir. Elektronik Genel Kurul Sisteminden yapılan temsilci tayinlerine ilişkin olarak Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik hükümleri ve Sermaye Piyasası Kurulunun halka açık şirketlerde genel kurula vekâleten katılma ve oy kullanılmasına ilişkin düzenlemeleri saklıdır.” hükmü düzenlenmiştir.
Aynı yönetmeliğin 21. maddesinde ise; “(1) Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnameler geçersizdir. Konuya ilişkin, Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik hükümleri ile Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemeleri saklıdır. (2) Vekaletnameler, ait olduğu genel kurul toplantısı ve yeni bir vekil atanmadığı sürece hukuken bunun devamı sayılan toplantılar için geçerlidir. Gündemin değiştirilmemesi kaydıyla, nisabın yokluğu, azlığın talebi veya genel kurulun kararıyla yahut herhangi bir nedenle toplantının ertelenmesi halinde yapılacak toplantılar hukuken önceki toplantının devamı sayılır.” hükmü düzenlenmiştir.
Bu durumda; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin uygulamasına göre genel kurula sunulan vekaletnamenin, az yukarıda hükümleri belirtilen yönetmeliğe uygun olup olmadığının tespiti gerekmekte olup davacılar vekili tarafından genel kurul toplantısına sunulan vekaletname kapsamında; genel kurul toplantı tarihi ve her bir pay sahibinin sahip olduğu pay adedi yazılı olmadığından söz konusu vekaletnameye istinaden, vekilin, genel kurula kabul edilmemesinde anılan yönetmelik hükümlerine aykırı bir yön bulunmamaktadır. O halde davacıların, bu hususlara ilişkin tüm istinaf istemlerinin reddi gerekir.
Yukarıda açıklandığı üzere; bir ortağın genel kurulda alınan kararın iptalini talep edebilmesi için yasa maddesinde düzenlendiği şekilde toplantıya katılıp alınan karara karşı ret oyu kullanıp muhalefet şerhini tutanağa yazdırması veya somut olay yönünden genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, davacılar vekilinin genel kurula katılıp oy kullanmasına, sunulan vekaletnamenin, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile bu toplantılarda bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 18/ 7. maddesi ile 21/1. maddesi gereğince, geçerli unsurları taşımadığı gerekçesiyle müsaade edilmemesi dikkate alındığında; haksız olarak toplantıya katılıma izin verilmemesinden söz edilmeyecek olup söz konusu iptali istenen genel kurula davacılar vekili vekaletnamenin geçerli olmaması nedeniyle katılamamıştır.
TTK’nın "İptal davası açabilecek kişiler" başlıklı 446/1-a maddesinde; “Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten” hissedarların, genel kurul kararının iptali davası açabileceği düzenlenmiştir.
Hal böyle olunca TTK’nın 446/1 maddesi hükmü uyarınca davacıların dava açma hakkı bulunmadığına yönelik mahkeme kabulünde her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakta olup mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur. Davacılar vekilinin toplantıya katılım hakkı bulunmadığına yönelik kabule göre usulüne uygun bir muhalefet şerhinin varlığından da evleviyetle söz edilmeyecektir. Kaldı ki davacılar vekilinin, toplantı tutanağına yazdırdığı muhalefet şerhinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi uygulamalarına göre peşin muhalefet niteliği taşıdığı da anlaşılmaktadır. Davacıların bu hususlara ilişkin tüm istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/03/2025
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...
... ... ... ...