T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ....
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :15/06/2022
NUMARASI :....
DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/04/2021
KARAR TARİHİ : 07/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2025
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kurumun Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından alınan 02/04/2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararıyla özelleştirme kapsamına alınmasının ardından davalıya ait dağıtım sisteminin 20 farklı dağıtım bölgesine ayrılarak her bir dağıtım bölgesi için ayrı bir anonim şirket kurulduğunu, davacı şirketin de kamu tüzel kişiliğinin nevi değiştirilmesi yoluyla kurulan şirketlerden biri olduğunu, davalının mülkiyetindeki dağıtım tesislerinin işletme hakkının her bir dağıtım bölgesi için kurulan şirketlere işletme hakkı devir sözleşmesini devrettiği ile ayrıca davacı şirket ile davalı kurum arasında 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi (İHDS) devrettiğini, ayrıca 28/01/2009 tarihinde hisse satış sözleşmesi imzalanarak hisselerin davacıya devredildiğini, İHDS öncesi dönemde ... Dekanlığına düzenlenen elektrik tüketim faturalarındaki çarpan kat sayısı ve akım trafo değerlerinin kontrolü sonrasında fazla tahakkuk yapıldığının tespiti üzerine hesaplanan 529.865,26 TL alacağın anılan kurum hesabına 27/07/2007 tarihinde davacı tarafından yatırıldığını, daha sonra aynı üniversitesinin hukuk müşavirliğinin davacıya gönderdiği 11/02/2011 tarihli yazı ile davacı şirket tarafından yapılan ödemenin ... 16.İcra Müdürlüğünün 2007/4804 E. sayılı takip dosyasına istinaden yapıldığı düşünülerek işlem tesis edildiği, hali hazırda 529.865,26 TL borcun bulunduğunun sabit olduğu belirtilerek bu miktarın ödenmesinin istenildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından ... 16.İcra Müdürlüğü nezdinde 17/01/2008 tarihli hatalı beyanın geri alınması suretiyle bakiye borç müzekkeresinin iletilmesi halinde gerekli ödemenin yapılacağı bildirilerek sonrasında ... Üniversitesi hesabına davacı tarafından 06/04/2011 tarihinde 641.609,93 TL ödendiğini ayrıca icra dosyasına da 20/06/2011 tarihinde 30.146,37 TL ödeme yapıldığını, İHDS'nin 7.4 maddesi gereğince davalı kuruma rücu haklarının doğduğunu beyanla toplam 671.756,30 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ödemelerin yapıldığı tarih ve dava tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğradığını, davada kesin hüküm ve derdestlik itirazlarının mevcut olduğunu, İHDS kapsamında düzenlenen devre esas bilançoların kesinleştiğini, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21 H.D.Başkanlığı'nın 2020/588 esas 2020/665 karar sayılı kararı gereğince davacının istirdada konu hatalı abonelik bedellerinin davalıya aktardığının kanıtlanamadığı ve tahsil edilmemesi gerektiği halde haksız yere tahsil edilen bedelin rücu istemine konu edilemeyeceği dikkate alınarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; açılan davanın İHDS ve hisse satış sözleşmeleri kapsamında işletme hakkı devri ile kendisine tahsis edilen dağıtım bölgesinde elektrik dağıtım faaliyetini yürüten davacı şirketin İHD özleşmesinin imzalandığı 24/07/2006 tarihinden önceki döneme ait dava konusu ödeme nedeni ile İHD'nin 7/4. maddesi gereğince davalıya rücu hakkının doğduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarih 2015/13888 esas 2016/1217 karar sayılı emsal ilamı), yine aynı İHD'nin 7.2. m. gereğince davacının aleyhine dava dışı ... Üniversitesi tarafından ... 22.ASHM'nin 2005/422 esas sayılı dosyasında açılan istirdat davasının ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı, bu durumda aksi yönde değerlendirme ve tespitler içeren bilirkişi raporuna bu hususta itibar edilemeyeceği ve açıklanan gerekçelerle dava konusu her iki miktar yönünden ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi işletilerek davanın kabulü kabulü ile, dava konusu 671.756,30 TL rücu alacağının 641.609,93 TL'lik kısmının ödeme tarihi olan 06/04/2011, bakiye 30.146,37 TL'lik kısmının ise; ödeme tarihi olan 20/06/2011 tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, karar gerekçesinde dilekçelerinde yeralan bilanço düzenlemelerine ilişkin yapılan açıklamalarla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, devre esas bilançolar ile geçmişe yönelik borç alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, kaydi sermaye ilave edilmek suretiyle ikmal edilen borç alacak düzenlemelerinden sonra bilanço kalemlerinde bir değişikliğe gidilmesinin mümkün olmadığını, İHDS, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, rücuya esas alacağın tekrar ödenmesi halinde davalının mükerrer ödeme yapmış olacağını, alacağın İHDS'nin 7.6. maddesi kapsamında talep edilebileceğinin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlığın dağıtım faaliyetinden kaynaklanmadığını, rücuya esas davanın davacıya ihbar edilmediğini, bu nedenle davacının ödediği tüm bedelden davacının sorumlu tutulamayacağını, kök davada ihbar olunan yüklenici bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
... 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/422 esas, 2007/82 karar sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde, davacı ... Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 2002 yılı belgelerin incelenmesi sonucunda Sayıştay Başkanlığı'nca düzenlenen sorgu emrinin 10. maddesinde Üniversitenin Tıp Fakültesi değişik birimlerine ait elektrik giderlerini fazla ödediği ve davalı şirket aleyhine 2002 yılında haksız yere tahakkuk ve tahsil edilen ödemenin istirdaden davalıdan tahsilinin talep edildiği, 20/03/2007 tarihli ilam ile davanın kabulüne dair verilen kararın temyizen kesinleştiği görülmüştür.
... 16. İcra Müdürlüğü'nün 2007/4804 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, takip alacaklısı ... Üniversitesi Rektörlüğü tarafından davalı şirket aleyhine asıl alacak ve ferileri dahil toplam 563.305,46 TL alacak yönünden başlatılan icra takibi olup, takip dayanağının ... 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/03/2007 tarih, 2005/422 esas, 2007/82 karar sayılı ilamı olduğu, dosya kapsamında icra dairesi tarafından yapılan hesap neticesinde, takip dosyasına 06/04/2011 tarihinde dosyamız davacısı tarafından 641.609,93 TL, 20/06/2011 tarihinde 30.146,37 TL olmak üzere toplam 671.756,30 TL dosyamız davalısı tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ... ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
... Genel Müdürlüğü ile Müessse Müdürlüklerinin ayrı tüzel kişi oldukları ve Müessese ile ilgili davalarda ...'a husumet düşmeyeceği yerleşmiş Yargı içtihadı haline gelmiştir. Bu konudaki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/03/2010 gün ve 2010/13-89 esas 2010/134 kara sayılı ilamında,
"Davalı ... AŞ. 233 sayılı KHK.nin 3.maddesi uyarınca TEK kurumundan ayrılarak iki ayrı iktisadi devlet kuruluşu olarak 15.9.1993 tarihli 21699 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile kurulduğu, 26.1.1994 günlü 21830 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ana statüsü ile organlarının görev alanlarının belirlendiği, 01.05.1994 gününde yöntemince tescili yapılıp ilan edildiği, bilahare kendi mevzuatı ve 233 sayılı KHK.nin 15 ve devamı maddeleri uyarınca müesseseler oluşturarak faaliyetine devam ettiği, bu müesseselerin de ticaret siciline kaydı yapılarak ilan edildiği ve tüzel kişiliğinin bulunduğu, kendine ait sermayesi ve yönetim organları bulunan müesseselerin kendi faaliyet alanlarında kalan işlemlerle ilgili olarak yasal hasım olarak gösterilmeleri gerekir. Davalılardan Kütahya ... Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü izah edilen şekilde kurulan ve diğer davalıdan bağımsız tüzel kişiliği bulunması, kendi faaliyet alanındaki enerji nakil hatlarının bedellerinin tahsiline ilişkin davanın da bu ilgili müesseseye yöneltilmesi gerekir. Diğer davalı müessesenin faaliyet alanı içinde kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağı tahsili hakkında açılan davada davalı ...’a husumet yöneltilmesi mümkün değildir. (HGK. 2000/21-1668- 2000/1763) Açıklanan nedenle davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir...'' gerekçesiyle Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına direnilmesi kararını aynı gerekçe atıfla bozmuştur.
Müessese Müdürlüklerini faaleyetlerin sürdürürken bu kez;
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ait olmakla birlikte, ....ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 28/05/2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... ... Satış Hizmetleri Anonim Şirketi'ne devredilerek 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/11/2006 tarih ve 2006/10-722 Esas 2006/730 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere anlatılan hukuki sürece göre 01/05/1994 tarihinden sonraki işlemler müessese müdürlüğü Hukuk Genel Kurulunun kararlarında da belirtildiği üzere ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde dağıtım şirketlerinin hisselerinin tamamının ... genel Müdürlüğüne ait olması da şirketin ayrı bir tüzel kişisi olduğu gerçekliğini etkilememiştir. Nitekim bu kapsamda dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinden kaynaklanan davalarda husumetin dağıtım şirketlerine düşeceği ve ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaların husumet yokluğundan red edileceğine dair Yargıtay kararları yerleşmiş içtihat haline gelmiştir.
Gerek özelleştirme öncesi dönemdeki müessse müdürlükleri gerekse özelleştirmeden sonra kurulan dağıtım şirketlerinin ayrı tüzel kişilikler olduğu ve kendi adlarına bağımsız iş ve işlemler yaptığı bunların iş ve işlemlerinden dolayı ... Genel Müdürlüğüne husumet düşmeyeceği açıktır.
İHDS'nin 7.4. maddesindeki, "dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağı, bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından karşılanacağı" düzenlenmesi varsada Dairemiz bu atfın ve özellikle her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu belirtmesinin ayrı bütçelere sahip özelleştirme sonrasında kurulan şirketlerin kasalarına giren paraları da kapsamadığı düşüncesindedir. Sözleşme hükmü sorumluluğu kapsamakta ancak kasadaki paranın sonuçlarını kapsamamaktadır. Dairemiz, ... Genel Müdürlüğü 7.4 ve 7.6 maddelerine göre 3. kişilerin açtığı dava ve takiplerin muhatabı ise de ödenen para dağıtım şirketinin bütçesinde ve kasasında ise davacının bu tutarı davalıya rucu edemeyeceği görüşüne dayanmaktadır. Bu aşamada üçüncü kişiden fazla tahsil edilen iletim bedeli dağıtım şirketlerinin kurulması ve akabinde hisselerinin satılması sürecinde Davalı ... Genel müdürlüğüne aktarılmamış ise halen dağıtım şirketinin kasasında bulunmakta olup davacı dağıtım şirketi bu parayı iade etmekle kasasına haksız girmiş paranın hak sahibine iadesini sağlamıştır. Anılan tutarın bu kez .. istenilemsi ise davacının bu tutar kadar sebepsiz zenginleşmesine sağlayacaktır.
Davacı tarafından anılan tutarın ... Genel Müdürlüğüne aktarıldığı iddia ve ıspat edilmediği gibi davalı ... da bu tutarların genel müdürlüğe gönderilmediğini savunmaktadır.
Bu nedenle dava dışı 3. kişi tarafından faturaya dayalı fazla ödenen söz konusu tutarların müessese müdürlüğüne yapıldığı, davacı şirketin gerek dağıtım bölgelerinin anonim şirkete dönüşmesinden önce tahsil edilen gerekse anonim şirket olarak kurulduktan sonra tahsil edilen tutarların ... genel müdürlüğüne aktarıldığını iddia ve ispat etmediği, ayrıca davacı şirketin İHDS imzalanmasından sonra tahsil edilen tutarları zaten davalıya rucu da edemeyeceği, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, eş anlatımla davacı kasasında bulunan ve davalıya aktarıldığına ilişkin iddia ve belge bulunmayan haksız tahsil edilmiş parayı hak sahibine iade etmekle kendi kasasındaki haksız tahsil edilmiş paranın iadesini sağladığı, kesinleşen ilam ile üçüncü kişiden haksız olarak fazla tahsil edildiği karar altına alınan tutarın (fazla alınan iletim bedelinin) davalıya önceden aktarıldığı ispatlanamadığına göre davacının ödediği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı sebepsiz zenginleştireceği, diğer bir anlatımla iletim bedeli olarak fazla alınan paranın yerini bu kez davalıdan tahsil edilecek paranın alacağı, bu durumda mahkemece, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bedeli daha sonra mahkeme ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesi kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya rücu imkanı bulunmadığı anlaşılmakla, 20/06/2011 tarihinde yapılan 30.146,37 TL yönünden mahkemece davanın esastan reddine, 06/04/2011 tarihinde yapılan 641.609,93 TL yönünden ise, taraflar arasındaki rücu isteminin sözleşmeye dayalı olması nedeniyle TBK'nun 146 maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımı süresinin dava tarihi olan 13/04/2021 tarihinden önce dolduğu dikkate alınarak zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih ve 2021/225Esas 2022/498 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B)1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 11.471,92 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 10.856,52 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 104.763,45 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine,
6-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
C)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 45.887,75 TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine,
2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru gideri ve 98,00 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 318,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/03/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -