T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1053 Esas - 2025/159 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1053
KARAR NO : 2025/159
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/04/2022
NUMARASI : 2021/709 Esas 2022/302 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 26/11/2021
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi nezdinde dava dışı ... lehine davalı-borçlu ...'in müteselsil kefaleti ile genel kredi ve teminat sözleşmesine istinaden kredi hesapları açıldığını ve krediler kullandırıldığını, kredi borçlusunun sözleşme hükümlerini yerine getirmemesi üzerine açılan bu hesaplar kapatılarak, borçlulara Ankara 54. Noterliğinin 31.12.2019 tarihli 63120 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, 30.12.2019 tarihi itibariyle kredi ve diğer alacaklardan kaynaklanan toplam 74.523,30 TL nakit alacağın ödenmesi talep edilmişse de olumlu bir sonuç alınamadığını, alacağını tahsil amacı ile davalı borçlu aleyhine Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2021/9725 Esas sayılı dosyasından 09.08.2021 tarihinde icra takibine geçildiğini, ödeme emrine, davalı borçlunun takibe konu borca itirazı sonucu icra müdürlüğünce takibin durdurulduğunu, davalının itirazları haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu iddia ederek davalı borçlunun Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9725 Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule uygun tebliğe çıkarılmaksızın doğrudan müvekkile yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilin eşinin imzası olduğu iddia edilen eş muvafakatnamesinde yer alan imza müvekkilinin eşine ait olmadığını, el yazısıyla düzenlenmesi gereken eş muvafakatnamesi şekli şartları da taşımadığını, nitekim imza bölümünde "okudum, anladım" ifadesi bulunmadığını, müvekkilin davacı banka tarafından yeterince bilgilendirilmediğini, usulüne uygun şekilde kefil olmadığını, münferit sözleşmelerin, genel kredi sözleşmelerinin bazı hükümlerini taşıması gerektiğini, bankayı alacaklı duruma ve dolayısıyla kefili sorumluluk altına sokan sözleşme, genel kredi sözleşmesi olmadığını, münferit kredi sözleşmesi olduğunu, genel kredi sözleşmesindeki belirsiz müstakbel borçlar için kefaletin, istikbaldeki münferit kredi sözleşmelerini de kapsamına aldığını söylemek hukuki olmadığını, kefalet belgesinde yer almayan ve üzerinde geçerli bir anlaşmanın mevcudiyetinden söz edilemeyecek olan ve kefil açısından sübjektif önem taşıyan hususlarda geçerli bir kefaletin mevcut olduğu ileri sürülemeyeceğini, ortada muaccel bir borç bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı tarafından genel kredi sözleşmesine dayalı olarak dava dışı asıl borçluya 17/12/2018 tarihinde 52.173,97-TL kredi kullandırıldığı, borçluya kullandırılan krediden kaynaklı bir kısım taksit ve borçların ödenmemesi üzerine davacının kredi hesaplarını kat ederek dava dışı asıl borçlu şirket ve davalı kefile ihtarname keşide ettiği, ihtara rağmen davacıya ödeme yapılmaması üzerine takibe girişildiği, somut hadisede davalı kefilin kat tarihindeki borç miktarından ve kendi kefaletinden kaynaklı faiz borcundan sorumlu olduğu, taraflar arasında yapılmış sözleşmeye ve bankanın fiilen uyguladığı bildirilen TCMB faiz oranları raporuna göre bankanın kat tarihinde emsal kredilere uygulanan en yüksek akdi faiz oranının %24,48, temerrüt faizi oranının %36,72 olduğu, davacının temerrüt faizi olarak %45,22 üzerinden icra takibini başlattığı, hesap kat tarihi, temerrüt tarihi, uygulanması gerekli akdi ve temerrüt faiz oranı ile taleple bağlılık ilkesi nazara alınarak hazırlanan, yargısal denetime elverişli, hükme esas alınan ve Yargıtay içtihatlarına olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacının davalı kefilden 50.000,00-TL asıl alacak, 29.784,00-TL işlemiş faiz, 1.489,20-TL BSMV, 915,32-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 82.188,52-TL talep edebileceği, icra takibinde takip tarihinden itibaren yıllık %36,72 oranında temerrüt faiz oranının uygulanacağı, davalının bu miktar kadar icra takibine yapmış olduğu itirazının iptalinin gerektiği, davalı takibe haksız olarak itiraz ettiğinden ve asıl alacak tutarı likit olarak değerlendirildiğinden kabul edilen miktar dikkate alınarak asıl alacağın takdiren %20'si üzerinden icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edileceği, fazlaya ilişkin kısım yönünden ise davalının icra takibine yapmış olduğun itirazının yerinde olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davalı hakkında başlatılan Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2021/9725 takip sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile 50.000,00-TL asıl alacak, 29.784,00-TL işlemiş faiz, 1.489,20-TL BSMV, 915,32-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 82.188,52-TL üzerinden yıllık yüzde 36,72 oranı uygulanmak üzere temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına, asıl alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda temerrüt faiz oranının taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri (temerrüt başlıklı 11.b) doğrultusunda belirlenmesine ilişkin tespitini hükme esas almaması nedeniyle hukuka aykırı karar tesis edildiğini, ilk derece mahkemesinin sözleşme hükümlerini esas alarak karar vermesi gerektiğini, müvekkili bankanın, Spot Kredi hesabı ve diğer alacaklardan kaynaklanan alacağı için talep ettiği faiz oranı ve faizin %5 gider vergisi istemi mevzuat, sözleşme ve kanun hükümlerine uygun olduğunu, bilirkişi raporunda sözleşme hükümlerine göre tespit edilen hesaplamanın hükme esas alınması gerektiğini, temerrüt faiz oranının hukuka aykırı olduğunu, temerrüt faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, sözleşme hükümlerine göre temerrüt faizinin muacceliyet tarihinden itibaren işletilmesi hukuka uygun olup, temerrüt için 30.12.2019 tarihinin esas alınması gerektiğini, temerrüde düşme tarihinin takip tarihi olan 06.01.2020 tarihi olduğunun kabulünün mümkün olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir olmadığını, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, eş muvafakatine yönelik müvekkilinin eşinin tatbike medar imzalarının alınmadığını ve herhangi bir imza incelemesi yaptırılmadan karar verildiğini, bankayı alacaklı duruma ve dolayısıyla kefili sorumluluk altına sokan sözleşmenin genel kredi sözleşmesi değil, münferit kredi sözleşmesi olduğunu, müvekkili aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu, taraf teşkilinin sağlanmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.
Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Dosya kapsamından, davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığı, yine davalının eşi ...'in, davalının müteselsil kefil olmasına muvafakat ettiğine dair 25/11/2015 tarihli "Ticari Krediler - Eş Muvafakatnamesi" başlıklı belgenin dosyaya sunulduğu, ancak davalı yanca gerek cevap dilekçesinde gerekse de bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile ödeme emrine itiraz dilekçesinde dosyada mevcut eş muvafakatnamesi başlıklı belgedeki imzanın davalının eşine ait olmadığı savunulmasına rağmen ilk derece mahkemesince bu konuda herhangi bir inceleme yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın "Eş Rızası" başlıklı 584/1.maddesinde; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunmadıkça yasal olmayan ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasına kefil olan olabilir, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır" hükmü düzenlenmiştir.
Aynı maddeye 28/03/2013 tarihli 6455 sayılı yasanın 77.maddesi ile eklenen 3.fıkrasında ise "ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz", hükmü eklenmiştir.
Buna göre eşin kefalet akdine vereceği rıza kefalet akdi gibi yazılı olmalı ve azami miktar ve tarihi de içermelidir. Kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç sözleşmenin kurulması sırasında alınması gerekir. Sözleşme kurulduktan sonra diğer eş tarafından sözleşmeye icazet verilmesi imkanı tanınmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece TBK'nun 584/son maddesi kapsamında düzenlenen kredi türünde olup olmadığının tespitine yönelik rapor alınıp, kredinin TBK'nun 584/son maddesi kapsamında düzenlenen kredi türünde olduğunun tespiti halinde genel kredi sözleşmesindeki eş rızası imzasının davalının eşine ait olup olmadığı hususunun HMK'nın 211. maddesi uyarınca konusunda uzman bir grafolog bilirkişiden rapor alınarak belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince ayrı ayrı KABULÜNE,
2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarih ve 2021/709 Esas 2022/302 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Davalı tarafından yatırılan 1.092,96 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
6-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2022/13735 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından sunulan teminatın İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırana iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/02/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -