T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1755 Esas - 2025/205 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1755
KARAR NO : 2025/205
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/07/2022
NUMARASI : 2020/377 Esas 2022/499 Karar
DAVA : İstirdat
DAVA TARİHİ : 28/08/2020
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2025
Taraflar arasındaki istirdat istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacılar; Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2284 Esas sırasında, davalı banka tarafından başlatılan takibe ilişkin ödeme emrine sehven süresi içinde itiraz edilmediğini ve takibin kesinleştiğini, kesinleşen takip nedeniyle herhangi bir borçları olmamasına karşın icra tehdidi altında takip borcunu ödediklerini, davacılardan şirket adına, davalı bankanın ... Şubesinde 01/01/2010 tarihinde “Parekende Mikro İşletme Bireysel” adı altında, 87058880 numaralı Vadesiz Ticari Mevduat Hesabı açıldığını, diğer davacı ...'ün takipte kefil olduğunu, bu hesabın ... Petrolcülük A.Ş.'den yakıt alımında kullanılarak işletim ücretinin de alınmayacağı belirtilerek hesapta bakiye olmadığı takdirde ... A.Ş. alanlarında kullanılmak üzere 25/01/2011 tarihli 87203482 numaralı BCDZ hesabı açılarak Doğrudan Borçlandırma Sistemi kredi limiti tanımlandığını, ancak süreçte alınan yakıtlara ilişkin ödemelerinde hem hesap işletim ücreti, hem DBS ve faiz tahakkuk ettirildiğini, ödemeleri ile DBS kredisinin kapatılmayıp krediye faiz uygulandığını, davalı bankanın hesap işletim ücreti alırken faiz de uygulamış olmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yakıt bedelinin gününde yatırılmış olmasına karşın valörün daha geç bir tarih alınmasının da kabul edilemeyeceğini, şirket yakıt borcunu ödediği halde devamlı kredi kullandırılarak borçlandırıldığını belirterek haksız olarak başlatılan ilamsız takibin kesinleşmesi ile cebri İcra tehdidi altında ödenen 17.572,94-TL'nin, ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir..
CEVAP
Davalı; davacı ile arasında 06/12/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedilerek davacının talebi ile 25/01/2011 tarihli Kredili Doğrudan Borçlandırma Yetki Belgesi düzenlenip ... Petrolcülük A.Ş. için 82703482 numaralı BCDZ hesap açılarak doğrudan borçlandırma sistemi kredi limiti tanımlandığını, doğrudan borçlandırma sisteminde ödeme tarihinde müşterinin (olayda davacının) hesabının alacak bakiyesinin firma (olayda ...) tarafından bankaya iletilen fatura tutarını karşılamaya yetmemesi halinde, fatura bedelinin eksik kalan tutarı kadar DBS limitinden müşteriye otomatik olarak kredi kullandırıldığını ve ilgili firmaya yapılacak ödemenin karşılandığını, dava konusu olayda davacı şirkete ait iki adet hesap bulunduğunu, bunlardan 87058880 numaralı Vadesiz Ticari Mevduat Hesabı ve ikincisinin 87203482 numaralı doğrudan borçlandırma hesabı olduğunu, davacı şirketin 8708880 numaralı Vadesiz Ticari Mevduat Hesabında yeterli bakiye bulunmaması durumunda ...'den gelen faturanın ödenebilmesi için 7203482 numaralı doğrudan borçlandırma limiti tanımlanan BCDZ hesabından kullandırılan kredinin bu hesabı borç BCDZ hesaba alacak olarak geçildiğini, bu iki hesabın incelenmesi durumunda hesabın ... fatura ödemelerini karşılamadığı durumlarda BCDZ hesabından kredi kullandırımının gerçekleştiğinin anlaşılacağını, bu nedenle davacının yakıt bedellerini ödediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, bankanın ticari nitelikteki bir müşterisine hesap işletim ücreti, DBS komisyonu, BSMV ve kullandırılan kredi nedeniyle faiz uygulamasının taraflar arasında imzalanan sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunu, davalı şirketin tacir olması ve imzaladığı sözleşmeler dikkate alındığında, banka aracılığı ile yaptığı işlemler/aldığı hizmetler nedeniyle ücret, komisyon ödemesi yapacağını bilmediğinin iddia edilemeyeceğini belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Hesap ekstrelerinde yapılan incelemede 07/03/2011 tarihinde ... şirketinden alınan yakıtlar için DBS kredisi kullanılmaya başlandığı ve son faturanın 07/06/2018 tarihinde düzenlendiği, bu tarihe kadar yapılan çok sayıda alımda hesap bakiyesi yeterli olmadığından krediden karşılanmak suretiyle ödemenin yapıldığı, kredi hesabına 188,00-TL ve 381,00-TL olarak davacı tarafça iki ödeme yapıldığı, ödeme sonrası kredi hesap bakiyesinin 8.816,95-TL ve 31/12/2018 tarihinde hesap kat sonrası asıl alacak, faiz ve BSMV toplamının 9.625,13-TL olduğunun, davalı alacağı ise 15.386,47-TL bilirkişi tarafından hesaplandığı, davacı ... tarafından kefalet sözleşmesindeki yazıların kendisine ait olmadığı iddiası üzerine yapılan bilirkişi incelemesinde iddianın doğru olduğu anlaşılmışsa da sözleşme eski Borçlar Kanunu döneminde imzalanmış olduğundan kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; "davanın reddine" ilişkin karar verilmiş, karara karşı davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştr.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankada vadesiz ticari mevduat hesabı bulunduğunu, ayrıca kredili DBS hesabının da mevcut olup ...'den yapılan akaryakıt alımlarında hesapta para bulunmaması halinde bu hesaptan ödemenin karşılanması konusunda talimat verdiklerini, ancak ticari mevduat hesabına da akaryakıt bedellerini göndermeleri nedeniyle ödemelerin bu hesaptan yapılması konusunda da talimatları bulunduğunu, sözleşmede hüküm bulunmadığı halde banka tarafından, DBS komisyonu, hesap işletim ücreti tahakkuk ettirilerek hesaplarından para alınması nedeniyle hesapta kalan paranın akaryakıt alımlarını karşılamadığını, borçlu duruma düşürüldüğünü, bunun üzerine kredili hesaptan alımlar karşılanıp faiz yürütülerek zarara uğratıldıklarını, bilirkişi raporunun farazi görüş bildirdiğini, bu uygulamanın iyiniyet içermeyip sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; bankanın genel kredi sözleşmesine dayalı kullandırdığı doğrudan borçlandırma kredisi ve DBS komisyonunun tahsili amacıyla başlattığı icra takibinde takibin kesinleşmesi ile yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında; 06/12/2010 tarihli 250.000-TL limitli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi ile, 25/01/2011 tarihli, Kredili Doğrudan Borçlandırma Yetki Belgesi İmzalanmış olup Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde davacı ...'ün 250.000-TL limitle müteselsil kefaleti mevcuttur.
Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2284 Esas sayılı ilamsız takibinde; davalı alacaklı banka tarafından, davacı borçlu şirket ile kefil ... aleyhine 9.625,13-TL asıl alacak, 707,45-TL işlemiş %54 temerrüt faizi ile 35,37-TL %5 gider vergisi, 228,09-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 10.596,04-TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden işleyecek yıllık %54 temerrüt faizi, faizin %5 gider vergisi ve masraflarıyla birlikte tahsili istemiyle başlatılan takipte borçlulara ödeme emri tebliği sonrası takibin kesinleşmesi üzerine dosya borcunun 10/01/2020 tarihinde 17.572-TL olarak ödenerek infaz edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar iş bu dava ile, cebri icra tehdidi altında davalı alacaklı bankaya, 10/01/2020 tarihinde 17.572-TL olarak ödedikleri, genel kredi ve teminat sözleşmesine dayalı doğrudan borçlandırma kredisinden kaynaklı tutarın, banka tarafından haksız olarak talep edildiğini, sözleşmede hüküm bulunmadığı ve vadesiz ticari hesapta karşılığı bulunduğu halde akaryakıt firmasından alınan akaryakıt bedellerinin öncelikle ödenmesi gerekirken DBS komisyonu, hesap işletim ücreti tahakkuk ettirilerek hesaplarından para alınması nedeniyle hesapta kalan paranın akaryakıt alımlarını karşılamamasına sebebiyet verilerek borçlu duruma düşürüldüğünü, bunun üzerine kredili hesaptan akaryakıt alımları karşılanıp faiz yürütülmek suretiyle zarara uğratıldıklarını ileri sürmektedirler.
İcra dosyasındaki ödeme ile infaz tarihi olan 10/01/2020 tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde (28/08/2020) dava açıldığı anlaşılmakla esasa girilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık; banka tarafından, Doğrudan Borçlandırma Sistemine dayalı verilen hizmet nedeniyle DBS komisyonu ve hesap işletim ücreti tahakkuk ettirilip ettirilmediği, yapılan kesintilerin usulüne uygun olup olmadığı, sözleşmede buna ilişkin hüküm bulunup bulunmadığı, davacıların, vadesiz ticari mevduat hesaplarında akaryakıt bedellerinin karşılığını bulundurup bulundurmadığı, DBS hesabından usulsüz kredi kullanım ve faiz işletimi olup olmadığı, davacılardan tahsil edilen tutarın iadesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
Mahkemece taraf delilleri toplanarak sözleşmeler, kat ihtarları ve takip dosyası getirtilip incelenerek dosya kapsamı üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bankacı bilirkişi tarafından sunulan rapor ve ek raporlarda özetle; " 2011 yılından 2018 yılı 6. Ayına kadar ki süreç içinde toplam 85.050,38 TL tutarındaki fatura ödemesinde kredi kullanımı yapıldığı, aynı dönem içinde, hesap bakiyesinin yetersiz kalması nedeniyle doğrudan borçlandırma hesabından kullandırılan kredi tutarları toplamının 9.385,95-TL olduğu, belirtilen dönem içerisinde kredi hesabına yalnızca 07/04/2011 tarihinde 188-TL ve 20/09/2018 tarihinde 381-TL tutarlarında ödeme yapıldığı, 07/06/2018 tarihi itibariyle kredi hesabının borç bakiyesinin ( 9.385,95 -188,00 - 381,00=) 8.816,95 TL olarak gerçekleştiği, davalı bankanın, davacı şirket ve Genel Kredi Sözleşmesine olan müteselsil kefaleti dolayısıyla davalı ... hakkında başlattığı icra takibinden tahsil ettiği tutarın, yukarıda belirtilen söz konusu alacağın karşılığını teşkil etmesi gerektiği, bu bağlamda, davacının davalı Bankadan istirdadını talep edebileceği bir tutar bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, bilirkişi ek raporunda ise; takip tarihine göre borç miktarının, 9.625,13-TL Asıl Alacak, 577,51-TL İşlemiş faiz, 28,88-TL BSMV, 228,09-TL İhtar masrafı toplamı 10.459,61-TL olduğu, İcra dosyasına ödemenin yapıldığı 10/01/2020 tarihine göre ise ( tahsil harcı ve vekalet ücreti hariç olarak), 9.625,13-TL Asıl Alacak, 5.269,76-TL İşlemiş faiz, 263,49-TL BSMV, 228,09-TL ihtar masrafı toplamı 15.386,47-TL olarak tespit edildiği" hususların belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davacı kefil tarafından, kefalete yönelik olarak sözleşme üzerinde yer alan yazılara ilişkin itirazda bulunulması üzerine kriminoloji bilirkişisinden aldırılan raporda; "İnceleme konusu ... Sözleşmesi üzerinde 1. Sayfada Kredi Limiti kısmında ve 51. Sayfada Kefil Olduğu Tutar kısmında bulunan “250.000 TL” “(ikiyüzellibin)” el yazıları ve rakamları ile ...'ün mukayese el yazıları ve rakamları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; Kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden farklılıklar görülmüş olup inceleme konusu sözleşme üzerinde bulunan söz konusu el yazısı ve rakamların, mevcut mukayese el yazısı ve rakamlarına kıyasen ... eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı" hususlarının tespit edildiği anlaşılmış ise de818 sayılı BK hükümleri kapsamına göre söz konusu kefaletin geçerli olduğuna ilişkin mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Taraflar arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşmeye dayalı olarak davacı borçlu şirket adına Doğrudan Borçlandırma Kredi limiti tanımlanmıştır. Doğrudan borçlandırma sisteminde; bir şirketin belirli bir satıcı / hizmet verici firmadan yaptığı ticari işlemler dolayısıyla düzenlenen fatura bedellerinin, vadesiz ticari mevduat hesabı bakiyesinin müsait olmaması halinde, şirkete tanımlanmış kredi limitinden karşılanmak suretiyle, şirket adına banka tarafından ödenmesi söz konusudur ki bu işlemde fatura bedeli ile vadesiz hesap bakiyesi arasındaki fark kadar bankaca şirkete kredi kullandırılmış olmaktadır. Bu nedenle, işlemi kredilendirmek istemeyen şirketin fatura tarihlerinde vadesiz ticari mevduat hesabın fatura bedelleri kadar para bulundurması zorunluluk arz etmektedir.
Davaya konu olayda, davacı şirket tarafından geneli fatura tarihlerinde olmak üzere fatura tarihlerinde veya bir ya da birkaç gün öncesinden, genellikle de fatura bedellerini karşılayacak tutarlarda olmak üzere EFT havaleleri gönderildiği görülmektedir. Ancak; banka tarafından, Doğrudan Borçlandırma Sistemi nedeniyle davacı şirkete verilen hizmet karşılığı olarak her 3 ayda 1 tahakkuk eden DBS komisyon tutarları ve Vadesiz ticari mevduat hesabı üzerinden her altı ayda bir tahsil edilen Hesap İşletim Ücreti tutarları, davalı banka tarafından, davacıya ait vadesiz ticari mevduat hesabına borç kaydedilerek hesaba gelen EFT havalelerinden tahsil edildiği için, hesap bakiyesi tahsil edilen komisyon tutarları kadar noksan hale gelmiş, dolayısıyla fatura bedelleri ile söz konusu noksanlık arasındaki fark kadar Doğrudan Borçlandırma Hesabından kredi kullandırılmak suretiyle fatura ödemeleri gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.
Davacıya ait vadesiz ticari mevduat hesabı hareketleri incelendiğinde, bir kısım tarihlerde, komisyon kesintileri olmasa dahi gönderilen EFT havalesi tutarlarının fatura bedellerini karşılamadığı, dolayısıyla bu tarihlerde hesap bakiyesi ile fatura bedelleri arasındaki fark kadar kredi kullandırmak durumunda kalındığı görülmektedir. Şöyle ki: Davacı şirket tarafından 01/11/2011 tarihinde hesabına 783-TL tutarında EFT havalesi gönderilmiş, bu tutardan faiz ve BSMV kesintisi yapıldıktan sonra hesapta 751,45-TL tutarında para kalmıştır. 10/11/2011 tarihinde ise 1.709,83-TL tutarında fatura ödemesi söz konusu olup hesap bakiyesi ile fatura bedeli arasındaki fark 958,38-TL davacıya ait Doğrudan Borçlandırma Hesabından kredi kullandırılmak suretiyle karşılanmıştır. 07/11/2017 tarihinde, davacı tarafından herhangi bir EFT havalesi gönderilmemiş, dolayısıyla vadesiz ticari mevduat hesabının bakiyesi O iken 631,36-TL tutarındaki fatura bedelinin tamamı davacıya ait Doğrudan Borçlandırma Hesabından kullandırılan kredi ile karşılanmıştır. Davacı şirket tarafından 13/11/2017 tarihinde hesaba 632-TL EFT havalesi gönderilmiş olmakla beraber, bu tutardan DBS komisyonu, faiz alacağı ve hesap işletim ücreti borçları tahsil edilmiştir. Benzer şekilde, 07/02/2018 tarihinde vadesiz ticari mevduat hesabının bakiyesi 0 iken 652,18-TL tutarındaki fatura bedelinin tamamı davacıya ait Doğrudan Borçlandırma Hesabından kullandırılan kredi ile karşılanmıştır.
Davacı taraf, hesaba tahakkuk eden faiz tutarlarının Bankanın valör uygulamasından kaynaklandığını beyan etmiş ise de, faiz tahakkukunun esas nedeni, davacı şirketin fatura ödeme tarihlerinde yalnızca fatura tutarları kadar para göndermiş olması, dolayısıyla hesaba tahakkuk eden DBS komisyonu ile hesap işletim ücreti tutarlarını karşılayacak miktarda hesapta para bulundurmaması sebebiyle komisyon alacaklarının tahsilini müteakip fatura bedeli ile hesap bakiyesi arasındaki fark kadar kredi kullandırılmış olmasından ileri gelmektedir. Başlangıçta bu şekilde tahakkuk eden faiz tutarları düşük miktarlarda iken, işlem sayısının artması paralelinde kullandırılan kredi miktarı da yükselmiş, dolayısıyla aylar itibariyle tahakkuk eden faizler giderek artış göstermiş bulunmaktadır. Nitekim, vadesiz ticari mevduat hesabından işlem yapılmaya başlandığı 2011 yılından itibaren ki aylık hesap ekstrelerinde açıkça yer alan DBS komisyonları ile Hesap İşletim Ücreti kesinti tutarlarının, kesintilerin yapıldığı ay itibariyle ticari mevduat hesabına yatırılmış bu suretle söz konusu tutarların ödenmiş olması halinde, söz konusu kesinti tutarları fatura bedelleri için gönderilen EFT havalelerinden karşılanmayacak, dolayısıyla kredi kullandırımına da gerek kalmayacak olduğu da açık bulunmaktadır.
Davaya konu somut olayda ise, 2011 yılından 2018 yılı Haziran ayına kadar hesap ekstrelerinde açıkça yer alan, dolayısıyla şirket muhasebesinin bilgisi dahilinde olması gereken DBS komisyon tutarları ile hesap işletim ücreti tutarları için hiçbir ödemenin yapılmadığı, dolayısıyla bu kesinti tutarları kadar eksilen fatura bedellerinin karşılanması için Doğrudan Borçlandırma hesabından kredi kullandırımının gerekli hale geldiği; bu suretle kullanılan her bir kredi için davacı şirketin faiz ödeme mükellefiyeti altına girdiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi tacir sıfatına haiz ticaret şirketi olup banka hesapları ile muhasebe kayıtları arasında belirli dönemler itibariyle mutabakat tesis etmek zorundadır. Davalı banka tarafından yapılan her bir kesinti ve kullandırılan her bir kredi tutarı davacıya ait vadesiz ticari mevduat hesabında açıkça görülmekte, doğrudan borçlandırma hesabında ise kredi bakiyesinin günler itibariyle ulaştığı miktarlar açıkça yer almaktadır. Bu sebeple DBS sistemi gereğince ödenmesi gereken fatura tutarının hesaptan alınamayan kısmının kredi olarak kullandırılarak kredi için faiz yürütülmesi taraflar arasındaki sözleşme hukukuna uygundur. Davalı banka ticari bir kuruluş olarak verdiği hizmetler karşılığı uygun bir ücret talep hakkına sahip olup Doğrudan Borçlandırma Sistemi Banka tarafından davacı şirkete sunulmuş bir hizmet olup bu hizmet karşılığından uygun miktarda bir komisyon kesintisi yapması hakkı vardır. Bu bağlamda, davalı Bankanın davacıya açtığı Doğrudan Borçlandırma kredisi kapsamında her 3 ayda bir belli ve makul bir miktarda komisyon ile 6 ayda bir makul düzeyde hesap işletim ücreti kesintisi yapmış olması gerek taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine gerekse Bankacılık sektöründe bu konuda oluşmuş ticari teamüle aykırılık teşkil etmemektedir.
Hal böyle olunca; bilirkişi raporu kapsamına ve yukarıda açıklanan ilke ve tespitlere göre, 2011 yılından 2018 yılı 6. ayına kadar toplam 85.050,38-TL tutarındaki fatura ödemesinde kredi kullanımı yapıldığı, aynı dönem içinde, hesap bakiyesinin yetersiz kalması nedeniyle doğrudan borçlandırma hesabından kullandırılan kredi tutarları toplamının ise 9.385,95-TL olduğu, bilirkişi raporunda, davalı bankanın, Doğrudan Borçlandırma kredisi kapsamında her 3 ayda bir belli ve makul miktarda komisyon ile her 6 ayda bir makul düzeyde hesap işletim ücreti kesintisi yapmasının gerek taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine gerekse Bankacılık sektöründe bu konuda oluşmuş ticari teamüle aykırılık teşkil etmediğinin usulünce tespit edilmiş olması, belirtilen dönem içerisinde kredi hesabına yalnızca 07/04/2011 tarihinde 188-TL ve 20/09/2018 tarihinde 381-TL tutarlarında ödeme yapılarak 07/06/2018 tarihi itibariyle kredi hesabının borç bakiyesinin ( 9.385,95 - 188- 381=) 8.816,95-TL olarak gerçekleşmesi dikkate alındığında, davalı bankanın, davacı şirket ve Genel Kredi Sözleşmesine olan müteselsil kefaleti dolayısıyla davalı ... hakkında başlattığı icra takibinden tahsil ettiği tutarın, yukarıda belirtilen söz konusu alacağın karşılığını teşkil ettiği açıkça anlaşıldığından, davacıların, davalı bankadan istirdadını talep edebileceği bir tutar bulunmadığına yönelik mahkeme kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle davacıların bu hususlara yönelik tüm istinaf istemlerinin reddi gerekir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.06/03/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-