T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1165 Esas 2024/1305 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1165
KARAR NO : 2024/1305
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/04/2022
NUMARASI : 2020/589 Esas 2022/202 Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
VEKİLİ
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 16/07/2019
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/01/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya toplam 99.000,00 TL avans ödemesi, davalının ise müvekkiline 13.400,00 TL iade ödemesi yapıldığını, müvekkilinin bakiye alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline gönderilen bedellerin aynı ortak kişiler ile kurulan ... Maden Yatırımları Anonim Şirketinin şirket hesabına davacı şirket yöneticisinin beyan ve yönlendirmeleri sonucu eksiksiz olarak gönderildiğini, müvekkili tarafından bu bedeller gönderilirken aynı şirketlere ortak olan ... ve ... ...'ın hukuka aykırı bir şekilde davacı şirketin tasfiye sürecini başlattıklarını, hem müvekkilin dördüncü ortağı olan ...'i şekline uygun bir şekilde ortaklıktan çıkardıklarını, hem de tasfiye sürecine giren davacı şirketin hesaplarını yeni kurulan şirket olan ... Maden Yatırımları Anonim Şirketi'ne usulüne uygun bir biçimde geçirdiklerini, müvekkilini davacı şirketi sermaye veren birisi olduğu için onu da borçluymuş gibi göstererek hisselerini bedel ödemeden almak için borçlu olmadığı halde haksız icra takibi başlattığını, borcun kabul edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalının davacı şirketin ortağı olduğu, şirket tarafından davalıya aşamalarda avans ödemesi olarak 99.000,00 TL'nin ödendiği, ödenen miktar hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafından 23/03/2018 tarihinde avans iadesi açıklaması ile 12.400,00 TL bedelin davacıya iade edildiği, dosya kapsamına sunulan yukarıda ayrıntıları yazılı bulunan diğer ödemeye ilişkin belgelerin bir kısmının dava dışı şirkete ait sermeye ödemesine ilişkin olduğu, bir kısım belgeler de ise davacı şirket tarafından verilen avansın iade edilmesine ilişkin herhangi bir açıklama yer almadığı, bir kısım ödemelerin davalı tarafından dava dışı ... Maden Yatırımları Anonim Şirketi hakkında Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/971 esas sayılı dosyasında açılan dava kapsamında dava dışı şirketin sermaye ödemesi olarak değerlendirilmesi talep edilerek belirtilen dosyada ödeme olarak nitelendirildiği, davacı şirket yetkilisinin isticvap edilmesine ilişkin talepte yer alan hususların dava konusunu çözecek nitelikte olmaması nedeniyle mahkememizce reddedildiği, bu hali ile davalı tarafından takibe konu avans ödemesinde yazılı bakiye davacı alacağının ödendiğine ilişkin dosya kapsamına yazılı belge sunulamadığı, ödeme belgelerinde yer alan açıklamalar ve ödemelerin yapıldığı hesaplar dikkate alındığında davacının da kabulünde olan 23/03/2018 tarihinde yapılan 12.400,00 TL dışında kalan ödemelerin avans iadesine ilişkin ödeme olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, takibe konu alacağın mevcut ve talep edilebilir nitelikte, davalının takibe yapmış olduğu itirazın haksız olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 85.600,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, haksız itiraz edildiği kabul edilen asıl alacak miktarı olan 85.600,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 17.120,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının talep etmiş olduğu alacak kabul anlamına gelmemek kaydıyla gerçek bir alacak olmadığını, tasfiye memuru ve şirketin yöneticisi ... ...'ın müvekkili ve eşi ile husumet içerisinde olduğunu, bu nedenle haksız ve suç teşkil edebilecek nitelikteki bu alacağı haksız bir biçimde tahsil edebilmek için iş bu davayı açtığını, mahkemenin de bu haksız ve hukuka aykırı davayı deliller toplamadan, iddialar dinlemeden kabul ettiğini, şirket kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davacı şirket, müvekkiline bir kısım bedeller göndermiş ise de bu bedellerin tamamı, müvekkilin inisiyatifi ve kararı ile değil, yönetici ... ...'ın talimat, yönlendirme ve kararı ile başka yerlere ... ... tarafından göndertildiğini, ... ..., şirketin yöneticisi sıfatıyla müvekkilini yönlendirdiğini, müvekkilinin de tamamen iyiniyetle yöneticinin yönlendirmelerine uyduğunu, sonra da haksız biçimde işbu davayı açtığını, ... ... bunu müvekkilin eşi ve aynı zamanda da temsilcisi olan ...'u telefonla, maille ve whatsappla (dosyada mevcut) yönlendirmek suretiyle yaptığını, müvekkili ve eşinin ona güvenini kötüye kullanarak avans amacıyla gönderildiği iddia edilen bedelleri başka yerlere gönderttiğini, sonrasında da sanki bu iş ve eylemleri kendisi yapmamış, şirketin yöneticisi değilmiş gibi, ortada mailler, telefon kayıtları ve whatsapp yazışmaları olduğu halde bu davayı açarak tamamen kötüniyetle hareket ederek haksız kazanç elde etmek istediğini, davacının ve ... ... bu eylemleri açıkça suç teşkil ettiğini, ... Maden Yatırımları A.Ş.'nin şirket kayıtları dosyaya getirilmeden dosyanın bilirkişi incelemesine verildiğini, bilirkişi incelemesinden evvel mahkemeye getirtilmediğini, ayrıca mahkemece hiç bir delillerinin toplanmadığını, bilirkişi incelemesinin gerektiği şekilde yapılmadığını, ... ...'a ait banka kayıtları geldikten, ... ... isticvap edildikten, tanık ... dinlendikten ve okunabilir mailler ve whatsapp yazışmaları dosyaya konulduktan sonra dosya bilirkişiye gönderilmesi gerekirken eksik bir biçimde dosyanın aceleyle bilirkişiye gönderilmesinin kabul edilemeyeceğini, yapılması gereken bu bedel ödenmiş ancak bu bedellerin ne şekilde kullanılacağı, nerelere ödeneceği hususunda davacı tarafın davalıya bir talimatı ya da yönlendirmesi olup olmadığı, bu bedelleri davalı kendi kafasına göre mi, serbest iradesi ile mi, başka kişi ya da kişilere göndermiş ya da kullanmış bulunup bulunmadığı, yoksa davacının bizzat talimatına uygun mu hareket edip etmediği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekirken şirketin hesabından müvekkilinin hesabına ödenen paranın iade edilmediği iddiasının üzerine başkaca bir araştırma yapmadan karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, bilirkişinin dahi hem kök hem de ek raporunda whatsapp yazışmalarından bahsettiğini, maillerin okunamadığını ifade ettiğini, bu maillerin ve whatsapp yazışmalarından okunabilir halleri mahkemeye sunulduğu halde mahkemece dosyanın yeniden bilirkişiye verilmediğini, bilirkişi raporunda "....yazışma tarihi olan 23.03.2018 tarihinde davacı şirket tarafından davalıya 43.400,00 tl gönderildiği, davacı tarafından da (bilirkişi davacı yazmış ise de davalı kastedilmektedir) aynı tarihte ... ... A.Ş.'ye 31.000,00 TL, ... ...'a da 12.400,00 TL olmak üzere toplam 43.400,00 TL gönderildiği," tespitinin yer aldığını, mahkemenin bu tespiti de dikkate almadığını, eğer bilirkişi mailleri okuyabilse, ... ... A.Ş. ve ... ... banka kayıtlarını görebilseydi, müvekkilinin davacı şirkete bir borcunun olmadığını zira davacı şirketin gönderdiği bedellerin davacı şirketin temsilcisinin talep ve yönlendirmeleri ile gönderildiğini tespit edileceğini, mahkemenin hiç bir hukuka uyar neden olmadığı halde whatsapp ve mail yazışmalarını incelemediğini, maillerden ve whatsapp yazışmalarından da anlaşılacağı üzere, müvekkile gönderilen bedeller, mail ve whatsapp yazışmasında belirtilen şekilde, belirtilen yerlere gönderildiğini, bunun kararını müvekkilinin değil, davacı şirket yetkilisi ... ... verdiğini, sonrasında da sanki kendisi bu kararları verip, paraları bahsedilen yerlere göndertmemiş gibi, müvekkilden bu bedellerin geri ödenmesini işbu davayla istediğini, dosyada mevcut ... ve ... hesaplamaları başlıklı mailler ve whatsapp yazışmaları incelenince görüleceği üzere davacı şirket tarafından gönderilen bedeller, yine davacı şirket yetkilisinin talimatı ile başka kişi ya da yerlere müvekkil kullanılmak suretiyle gönderildiğini, bu kadar açık bir durum olduğu halde maillerin ve whatsapp yazışmalarının incelenmemesinin kabul edilemeyeceğini, tanıklarını dinlenmediğini, somut olayda da davacı ile davalı arasındaki talimatlara ve yönlendirmelere yönelik hem mailler hem whatsapp kayıtları hem de hts telefon görüşme kayıtları gibi birden fazla delil ve delil başlangıcı olduğunu, ayrıca HMK'nun 203 maddesinde senetle ispat zorunluluğu istisnalarından olan işin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler hususuda somut olayda açıkça bulunduğunu, dolayısıyla her iki durumun varlığı karşısında dava konusu alacak miktarı için tanık dinlenmesi yasal olup davalının muvafakatine bağlı olmadığını, buna rağmen mahkemenin tanığı dinlememesi, delilleri toplamaması yargılamanın ne kadar hatalı yürütüldüğünün bir kanıtı olduğunu, davacı yanın temsilcisinin, her işi planlayan kişinin banka kayıtları tüm taleplere rağmen getirtilmediğini, kayıtlarının getirilmesini talep ettikleri ... ..., hem tasfiye memuru hem şirketin yöneticisi hem de davayı açan kişi olduğunu, aynı zamanda da müvekkili ...u (... vasıtasıyla) yönetici sıfatıyla ödemeler konusunda yönlendiren, ödemelerin nerelere ve ne miktarda yapılması konusunda telefonla, maille ve whatsapp yoluyla talimat veren de ... ... olduğunu, bunun karşısında sanki davayla hiç bir bağlantısı yokmuş gibi, taleplerinin reddedilmesinin kabul edilemeyeceğini, isticvap taleplerinin mahkemece yine sebepsiz bir biçimde reddedildiğini, isticvap talebinin nedeni de mail ve whatsapp yazışmalarında geçen hususlardan oluşmakta, bu mailler ve whatsapp yazışmaları mahkemece incelenmediğinden ve/veya dikkate alınmadığından isticvap yoluyla davayı açan şirket temsilcisi gelecek ve mahkeme önünde bu hususlara cevap vereceğini, mahkeme bu soruların cevaplarını neden istemediğinin anlaşılabilir olmadığını, davacı bu sorulara yanıt vermiş olsaydı, bu bedellerin kendisi tarafından ne şekilde ödetildiğinin açıkça anlaşılacağını, davacının iddiasına göre bu bedel ödünç olarak müvekkiline verildiğini, TBK'nun 392. maddesi gereğince, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerektiğini, madde hükmünde yazılı hususlar söz konusu değilse ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü bulunmadığını, davacı ihtarname ile talepte bulunmuş ise de ihtarnamenin ulaşmasından itibaren altı hafta bekleyerek takibe geçmediğini, altı haftalık süre dolmadan alacağı takibe koyduğunu, kanun gereği altı hafta bekledikten sonra takibe geçebileceğinden, anılan süreye uyulmadan başlatılan takibin usul ve yasaya uygun olmadığını, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince yetkisizlik kararı verildiği halde yetkili mahkeme olan Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, şirket ortağı olan davalıya davacı tarafından verilen avans ödemelerinin iade edilmeyen kısmı için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup, Ankaar asliye ticaret mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle verilen 2019/529 Esas 2020/140 Karar sayılı yetkisizlik kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince esastan reddi ile 01/10/2020 tarihinde kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir.
Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2019/5435 sayılı takip dosyası sureti, davacının ve davalının banka hesap ekstreleri ile ekstrelerin yer aldığı Cd, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile ek ihtarname, davacı tarafından davalı hesabına yatırılan bedellere ilişkin banka dekontları, davalı tarafından davacı hesabına yatırılan bedellere ilişkin banka dekontları, whatsapp yazışmaları, e-mail suretleri, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/449 Esas 2021/147 Karar sayılı karar sureti, yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden alınan 16/08/2020 tarihli kök, 23/12/2021 tarihli ek rapor, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/971 Esas 2021/817 Karar sayılı karar sureti ile anılan dosyada alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2019/5435 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 86.306,20 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 16/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 7 günlük itiraz süresi içerisinde 20/03/2019 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı tarafından davalıya gönderilen 29/01/2019 tarihli ihtarname ile, muhtelif tarihlerde verilen 98.000,00 TL iş avansının 15 gün içinde işlemiş avans faiziyle birlikte iadesi talep edilmiş, 01/02/2019 tarihli ek ihtarname ile ise, 98.000,00 TL iş avansının iadesi talep edilmiş ise de, kayıtların tetkikinden 12.400,00 TL iş avansı iadesinin sehven düşülmediği anlaşıldığından 85.600,00 TL olarak istenen iş avansının dikkate alınması talep edilmiştir.
Davalı tarafından davacı hesabına yatırılan bedellere ilişkin banka dekontlarından, 04/12/2017 tarihinde ... ... sermaye ödemesi havalesi açıklamasıyla 23.000,00 TL, 01/12/2017 tarihinde ... adına sermaye girişi açıklamasıyla 25.000,00 TL, 105/12/2017 tarihinde ... sermaye ödemesi havalesi açıklamasıyla 30.000,00 TL, 06/12/2017 tarihinde ... sermaye ödemesi havalesi açıklamasıyla 24.000,00 TL, 26/02/2018 tarihinde ... sermaye ödemesi havalesi açıklamasıyla 13.500,00 TL, 23/03/2018 tarihinde davalı hesabından ... ... hesabına ... ... A.Ş. İş avansı kalanı iade açıklamasıyla 12.400,00 TL, 23/02/2018 tarihinde davalı hesabından ... ... A.Ş. hesabına ... adına sermaye taahhüt ödemesi açıklamasıyla 24.000,00 TL, 26/02/2018 tarihinde davalı hesabından ... ... A.Ş. hesabına ... açıklamasıyla 9.699,00 TL, 23/03/2018 tarihinde davalı hesabından ... ... A.Ş. hesabına ... borç olarak verilen açıklamasıyla 31.000,00 TL yatırıldığı görülmüştür.
Davacı tarafından davalı hesabına yatırılan bedellere ilişkin banka dekontlarından, 23/03/2018 tarihinde iş avansı açıklamasıyla 3.400,00 TL, 01/02/2018 tarihinde araç kiralama avansı açıklamasıyla 1.800,00 TL, 02/01/2018 tarihinde araç kiralama avansı açıklamasıyla 3.800,00 TL, 20/02/2018 tarihinde avans açıklamasıyla 50.000,00 TL, 23/03/2018 tarihinde iş avansı açıklamasıyla 40.000,00 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen 17/03/2021 tarihli cevabi yazıda, davacı şirketin kuruluştan itibaren 3 yıl süreyle ..., ... ... ve ...'un yönetim kurulu üyeliklerine seçildiği, ... ... ve ...'in müştereken temsile yetkili kılındığı, davacı şirketin 04/04/2018 tekcil tarihi itibarıyla tasfiyeye girdiği, ... ...'ın tasfiye memurluğuna atandığı, tasfiye kapanışına ilişkin herhangi bir evraka şirket dosyasında rastlanmadığı bildirilmiştir.
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/449 Esas 2021/147 Karar sayılı dosyasında, davacı ... tarafından davalı ... ... aleyhine ....A.Ş. hesabına 04/12/2017 tarihinde davalının sermaye ödemesi havalesi açıklamasıyla gönderilen 23.000,00 TL'nin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali için dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda HMK'nun 150. maddesi uyarınca 3 aylık süre içerisinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği görülmüştür.
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/971 Esas 2021/817 Karar sayılı dosyasında ise, davacı ... tarafından davalı ... A.Ş. aleyhine davalı şirketin feshi talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 104.882,97 TL çıkma payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, karara dayanak yapılan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında davacı ...'un işbu istinaf incelemesine konu davada dayandığı ... ... A.Ş. hesabına gönderilen toplam 40.689,00 TL'nin ... ... A.Ş.'nin ortağa borcu kapsamında çıkma davasında çıkma payına ilave edildiği, mahkemece de anılan miktarın çıkma payı alacağı olarak hüküm altına alındığı anlaşılmıştır.
Yargılama aşamasında bilirkişiden alınan kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, davacı şirketin 200 payının 46 adedinin ... ...'a, 46 adedinin ...'a, 46 adedinin ...'e, 60 adedinin ...'e ait olduğu, davacı tarafından davalıya 99.000,00 TL havale yapıldığı, davacı talebinin 85.600,00 TL olduğu, davalının sunduğu dekontlardan ... A.Ş'ye gönderilen 23/02/2018 tarihli 9.699,00 TL ve 23/03/2018 tarihli 31.000,00 TL'lik havaleler ile 23/03/2018 tarihinde ... ...'a gönderilen 12.400,00 TL havale dışındaki havale dekontlarının sermaye ödemesine ilişkin olduğu, dosyadaki whatsapp yazışmalarının dikkate alınıp alınmamasının mahkemenin takdirinde bulunduğu, yazışma tarihi olan 23/03/2018 tarihinde davacı tarafından davalıya 43.400,00 TL gönderildiği, davalı tarafından da aynı tarihte ... A.Ş.'ye 31.000,00 TL, ... ...'a 12.400,00 TL olmak üzere toplam 43.400,00 TL gönderildiği, dekontların yazışmalara uygun olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı vekili 19/04/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, davalının tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını bildirmiştir.
Davalı vekili 17/01/2022 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, e-maillerde yer alan el yazılarına ilişkin davacı şirket yetkilisinin isticvapını talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davacı yan davalı şirket ortağına avans ödemesi yapıldığını, bir kısım avans ödemesinin davalı tarafından iade edildiğini, bakiye avans ödemesinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise şirket tarafından gönderilen bedellerin şirket yöneticisinin beyan ve yönlendirmeleri sonucu aynı ortak kişiler ile kurulan ... ... A.Ş. hesabına eksiksiz olarak gönderildiğini, davacıya borcunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı tarafından davalıya gönderilen 99.000,00 TL avans ödemesinin 12.400,00 TL'si dışında davacıya iade edildiğine ilişkin davalı tarafından yazılı belge sunulamadığı, 85.600,00 TL yönünden takibe itirazın haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalının davacı şirket ortağı olduğu, davacı şirket tarafından davalı hesabına avans açıklamasıyla toplam 99.000,00 TL para yatırıldığı, davalının 13.400,00 TL avansı iade ettiği, davacının bakiye avans ödemesinin tahsili talebi ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan talep edebileceği bakiye bir avans ödemesi bulunup bulunmadığı, davalının hesabına avans ödemesi olarak yatırılan miktarları davacı şirket yetkilisinin beyan ve yönlendirmesi ile başka bir hesaba yatırıp yatırmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda davacı tarafından hesabına iş avansı açıklamasıyla gönderilen bedellerin tümünün davacı şirket yetkilisi ... ...'ın yönlendirmesiyle ortakları aynı olan dava dışı ... ... A.Ş. hesabına yatırıldığını, davacı yana borçlu olmadığını savunmuştur.
Anılan savunma karşısında ispat külfeti davalı üzerinde olup, davalının hesabına davacı tarafından iş avansı açıklamasıyla gönderilen bedellerin davacı şirket yetkilisinin yönlendirmesiyle ortakları aynı olan dava dışı şirket hesabına yatırıldığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Davacı tarafından davalı hesabına çeşitli tarihlerde toplam 99.000,00 TL yatırıldığı banka dekontlarıyla sabit olduğu gibi, davacı yan dava dilekçesinde davalı tarafından 26/02/2018 tarihinde 1.000,00 TL, 23/03/2018 tarihinde 12.400,00 TL olmak üzere toplam 13.400,00 TL iade ödemesi yapıldığını kabul etmiştir.
Davacının kabulünde olan ödemeler dışında davalı tarafından delil olarak dayanılan bir kısım banka dekontlarında, davalı tarafından davacı hesabına davalı adına sermaye ödemesi ve dava dışı diğer ortaklar adına sermaye ödemesi açıklamasıyla para yatırıldığı anlaşılmıştır. Anılan banka dekontlarında yer alan sermaye ödemesi olduğuna ilişkin açıklama karşısında bu ödemelerin davalı tarafından davacının hesabına yatırdığı iş avansı ödemesinin iade ödemesi olduğunun kabulü mümkün olmayacaktır.
Bir kısım banka dekontundan ise, davalı tarafından davacı hesabına değil, dava dışı ... ... A.Ş. hesabına yapılan ödemelere ilişkin olduğu anlaşılmış olup, anılan banka dekontlarından davacı tarafından dava dışı ... ... A.Ş. hesabına gönderilen toplam 40.689,00 TL davacı tarafından dava dışı ... ... A.Ş. aleyhine şirketin feshi talebiyle Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/971 Esas 2021/817 Karar sayılı kararıyla ... ... A.Ş.'nin ortağa borcu kapsamında davacının çıkma payı alacağı ilave edilerek hüküm altına alınmıştır.
Açıklanan banka dekontları dışında davalı tarafından bakiye avans ödemesinin yapıldığına ilişkin yazılı bir bilgi ve belge dosyaya ibraz edilmediği gibi, davalı yan delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmış ise de, yemin delilinin hatırlatılmaması yönünde bir istinaf itirazı ileri sürülmediğinden Dairemizce yemin delilinin değerlendirilmesi yoluna da gidilmemiştir.
Mahkeme gerekçesinde davalının ödediği miktarın 12.400,00 TL olduğu yazılı ise de, davacı yanın dava dilekçesinde davalının 13.400,00 TL ödeme yaptığını kabul etmesi karşısında anılan miktardaki hatanın maddi hata niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, cevap dilekçesinde ve aşamalarda davacı tarafından hesabına gönderilen bedellerin davacı şirket yetkilisinin yönlendirmesi ile ortakları aynı olan dava dışı ... ... A.Ş. hesabına yatırdığına ilişkin davalı savunması karşısında ispat külfetinin davalı üzerinde olduğu, davalının ödemeye dayanak olarak sunduğu bir kısım banka dekontlarından davacı hesabına yatırdığı bedellerin sermaye ödemesi açıklaması içerdiği, davalının avans ödemesinin iadesi ödemesi olarak değerlendirilmeyeceği, anılan ödemelerin davalının sorumluluğunu sona erdirmeyeceği, bir kısım banka dekontlarından ise ödemenin davacıya değil, dava dışı ... ... A.Ş.'ye yapıldığı, yapılan bu ödemelerin davacıya yapılan ödeme olarak değerlendirilemeyeceği gibi, bu ödemelerin bir kısmının davacı tarafından ... ... A.Ş.'nin fesih için açılan davada ortağın şirkete verdiği borç kapsamında çıkma payına ilave edilerek hüküm altına alındığı, davalının davacının kendisine yaptığı 85.600,00 TL avans ödemesini iade ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet görülmemiştir.
Öte yandan, işbu dava konusu icra takibinde 85.600,00 TL asıl alacak, 706,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 86.306,20 TL alacağın tahsili talep edilmiş, davalı tarafından borcun tamamına itiraz edilmiştir. Davacı yan dava dilekçesinde davalının icra takibine itirazının iptalini talep etmiş ise de, dava değeri olarak 85.600,00 TL göstererek anılan miktar üzerinden peşin harcı yatırmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında dava dilekçesinde yer alan çelişki açıklattırılmadan davanın kabulüne, davalının takibe itirazının iptaline, takibin 85.600,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir.
Yargılama aşamasında mahkemece davacı yana dava dilekçesinde yer alan çelişki açıklattırılarak davanın takibe itirazın iptali olduğunun belirtilmesi halinde takip miktarı olan 86.306,20 TL üzerinden eksik peşin harcın ikmali ile yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gerekmekte ise de, davacı yanın karara yönelik bir istinaf itirazı bulunmadığından mahkemece dava değeri olarak gösterilen 85.600,00 TL üzerinden hüküm kurulmuş olması gelinen aşama itibarıyla eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında gerekçe yönünden isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE,
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2022 tarih 2020/589 Esas 2022/202 Karar sayılı kararının gerekçe yönünden KALDIRILMASINA,
B)1-Davanın KABULÜNE, davalının Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2019/5435 sayılı dosyasında 85.600,00 TL asıl alacağa yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 85.600,00 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına,
2-Hüküm altına alınan 85.600,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 17.120,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 5.847,34 TL harçtan peşin yatırılan 1.030,31 TL peşin harç ile 431,53 TL icra peşin harcının mahsubu ile bakiye 4.385,50 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacının yatırdığı 1.030,31 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı, 431,53 TL icra peşin harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacının yargılama sırasında yaptığı 78,00 TL tebligat ücreti, 650,00 TL bilirkişi ücreti, 55,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 783,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından, kararın gerekçe yönünden kaldırıldığı gözetilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 11.928,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Bakiye gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
C)1-Davalı tarafından yatırılan 1.462,00 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
2-Kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 05/12/2024
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.