T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1021 Esas 2024/1350 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1021
KARAR NO : 2024/1350
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/06/2021
NUMARASI : 2020/388 Esas 2021/297 Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/08/2020
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/01/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz yürütülemeyeceğini, tasdik edilen projede faiz ödeneceğine ilişkin herhangi bir husus belirtilmediğini, davalının buna rağmen faiz işletmeye devam ettiğini, bankadan alınan ekstrelerde 19/09/2018 tarihinden itibaren 454.701,00 TL haksız faiz kesintisi yapıldığının tespit edildiğini, takip tarihi itibarıyla toplam 539.966,78 TL'nin müvekkiline iadesi gerektiğini, davalıyla yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine müvekkilinin hukuka aykırı faizin iadesi için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili bankadan kredi kullandığını, kullanmış olduğu krediyi ödememesi üzerine kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, davacı şirketin konkordato davasında geçici mühlet kararı alması ve akabinde de kesin mühlet kararı verilmesi üzerine, davacı aleyhinde icra takibi başlatılamadığını, konkordato dava dosyasına müdahale talebinde bulunulduğunu, davacının geçici mühlet kararının verildiği tarihten itibaren kredi borcuna faiz işletilemeyeceği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kredi borcu sona ermeyen davacının, geçici mühlet kararı verilmesi sebebi ile kredi borçlarına faiz işletilememesinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, geçici mühlet kararından itibaren değil kesin mühlet kararından itibaren faiz işletilemeyeceğini, müvekkilinin kredi alacağı ile ilgili davacının alacaklarını 2 adet temlik sözleşmesi ile temlik aldığını, müvekkilinin alacağının bir anlamda rehinle temin edildiğini, bu sebeple İİK'nun 294. Maddesi uyarınca ne geçici mühlet kararının verildiği 19.09.2018, ne de kesin mühlet kararının verildiği 19.02.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmeyeceği iddiasının söz konusu olamayacağını, temlikten yapılan tahsilatların da borçlunun borcuna mahsuben tahsil edildiğini, yapılan tahsilatların müvekkilinin alacağını tam olarak karşılamaya yetmediğini, müvekkilinin alacağının devam ettiğini bildirerek davanın reddini, %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı bankanın geçici mühlet tarihi itibariyle konkordatoya tabi olan alacağının 7.042.547,23 TL olduğu, alacağın temliki suretiyle yapılan 6.600.000,00 TL'lik tahsilatın konkordatoya tabi olan bu alacak miktarından mahsubu gerektiği, takip tarihi itibariyle davalı bankanın halen 440.547,23 TL alacağının bulunduğu, konkordatoya tabi olan alacaktan fazla tahsilatın yapılmadığı, bu nedenle davacının yapılan tahsilatların faize sayıldığı gerekçesiyle iadesi talebinde haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda geçici mühlet tarihinden sonra banka tarafından 487.935,89 TL faiz tahakkuk ettirilerek bu tutarın tahsil edildiğinin tespit edildiğini, ancak buna rağmen davanın o tarihte müvekkilinin de davalı bankaya 440.547,23 TL borcunun olduğunu belirtilerek reddedildiğini, konkordato komiserleri tarafından kabul edilerek projeye dahil edilen ve toplam 5.971,70 TL taksit ödenmiş olan 119.433,94 TL'nin de 440.547,23TL'nin içerisinde olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin geçici mühlet tarihinde davalı bankaya 440.547,23 TL borcu var ise, bankanın da haksız tahakkuk ettirerek tahsil ettiği 487.935,89 TL'nin mevcut olduğunu, bankanın 01.10.2018 tarihli ihtarnamesi geçerli bir sebebe dayanmadığını, o tarihte ödenmemiş hiç bir kredi taksiti yokken 19/09/2018 tarihinde konkordatoya başvurulması nedeniyle ihtarname gönderilerek hesabın kat edildiğini, banka alacağının muaccel hale gelmediğini, dosyanın davalısı olan ... A.Ş.'nin de yine müvekkiline açmış olduğu davaya ait bilirkişi raporunda da 493.114,21 TL haksız faiz ve 24.655,72 TL BSMV olmak üzere toplam 517.769,93 TL haksız faiz ve BSMV tahsilatı yapıldığının hesaplandığını, bankaların tahsil ettiği asıl alacak ve faiz tutarlarının ayrı skontlarda oluşu, bankanın takas mahsup talebi olmaması, banka alacağının muaccel hale getirilmemiş oluşu ve her durumda tahsil edilen haksız faiz tutarının bankaya olan borçtan daha fazla oluşu sebepleri ile usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili yönünden talep edilen kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiğini, ret kararının usul ve yasaya aykırı olup, kötüniyet tazminatı talebi usul ve yasaya uygun olup ayrıca gerekli şartları taşıdığından, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kötüniyet tazminatı yönünden kaldırılmasına, kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; konkordato projesi tasdik edilen genel kredi borçlusunun rehinle temin edilmemiş kredi borcuna geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilmek suretiyle fazla tahsil edilen faizin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2019/12004 sayılı takip dosyası, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/653 Esas 2020/229 Karar sayılı karar sureti, temlik sözleşmeleri, genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı, davacının banka hesap ekstreleri, yargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bankacı bilirkişiden alınan 29/03/2021 tarihli kök, 26/04/2021 tarihli ek bilirkişi raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2019/12004 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine tahsil edilen faiz alacağının iadesine dayanarak toplam 539.966,78 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 09/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 10/09/2019 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 21/08/2020 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Davalı banka ile davacı arasında 22/03/2017 tarihli 15.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı banka tarafından kredi hesabı kat edilerek davacı ve dava dışı borçluya toplam 6.078.637,70 TL nakit alacağın ödenmesi, 46.400.000,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi için 01/10/2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamede borçlulara 24 saat atıfet süresi tanındığı dosya içeriğiyle sabittir.
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/653 Esas 2020/229 Karar sayılı dosyası ile, davacı şirket tarafından konkordato tasdik talebi ile açılan davada yapılan yargılamada 19/09/2018 tarihinde geçici mühlet kararı, 18/12/2018 tarihinde 19/09/2018 tarihli geçici mühlet kararının dolduğu tarihten itibaren geçici mühlet süresinin 2 ay uzatılmasına, 19/02/2019 tarihinde 1 yıl kesin mühlet verilmesine karar verildiği, yapılan yargılama sonunda 19/06/2020 tarihli karar ile davanın kabulü ile davacının konkordato projesinin tasdikine karar verildiği görülmüştür.
Davacı tarafından davalı bankaya 18/08/2018 tarihli temlik sözleşmesiyle dava dışı .... ... A.Ş'den 30/11/2017 tarihli fatura alacağının 3.900.000,00 TL'lik kısmı temlik edilmiş, 18/05/2018 tarihli temlik sözleşmesiyle dava dışı ... ... A.Ş'den 17/05/2018 tarihli fatura alacağının 1.600.000,00 TL'lik kısmı temlik edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, 19/09/2008-19/02/2019 tarihleri arasında davalının davacıdan 2.533.967,62 TL anapara tahsilatı, 1.115.268,93 TL faiz tahsilatı, 55.763,45 TL vergi tahsilatı olmak üzere 3.705.000,00 TL tahsilat sağladığı, 19/02/2018 kesin mühlet tarihi ile 05/09/2019 takip tarihi arasında davalı banka tarafından temlik borçlularından gelen tutarların kredilerden mahsup edildiği, 2.893.558,00 TL anapara, 1.373,33 TL faiz, 68,67 TL vergi tahsilatı yaparak 2.895.000,00 TL tahsilat sağladığı, toplam tahsilatın 3.705.000,00 TL +2.895.000,00 TL = 6.600.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
İtiraz üzerine alınan ek raporda ise, geçici ve kesin mühlet tarihlerinden sonra 1.116.642,26 TL toplam faiz tahsilatı yapıldığı, bu tutarın 628.706,37 TL'sinin geçici mühlet tarihinden önce işlemiş faiz tutarı olduğu, buna göre geçici ve kesin mühlet tarihinden sonra işlemiş ve tahsilatı yapılan faiz tutarının 487.935,89 TL olduğu, geçici ve kesin mühlet tarihlerinden sonra 487.935,89 TL faiz tahsilatı yapıldığı hesaplanmakla birlikte davacının takip talebinde toplam 454.701,00 TL talep ettiği görüldüğünden davacının talebi ile bağlı kalınarak takip tarihi itibarıyla 454.701,00 TL asıl alacak, 62.226,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 516.927,44 TL olarak hesaplandığı, geçici mühlet tarihi itibarıyla toplam alacağın 7.040.547,23 TL, toplam tahsilatın 6.600.000,00 TL, kalan bakiye alacağın 440.547,23 TL olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı yan davalı ile aralarında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, açılan konkordato davasında geçici ve kesin mühlet kararları verildiğini, konkordato projesinin tasdik edildiğini, geçici mühlet tarihinden itibaren davalının kredi alacağına faiz işlemeyeceğini, davalının ise geçici mühlet tarihinden sonra alacağına faiz işleterek fazla faiz tahsil ettiğini, ödenen fazla faizin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacı hakkında açılan konkordato davasında konkordato projesinin tasdikine karar verildiği, anılan davada geçici ve kesin mühlet kararları verildiği, davacının üçüncü kişilerden olan faturalı toplam 5.500.000,00 TL alacağını davalıya temlik ettiği, davalının davacıdan temlik edilen alacaklar dahil tahsilat yaptığı, davacının davalının geçici mühlet tarihinden sonra haksız olarak alacağına faiz işleterek fazla faiz tahsil ettiği iddiasıyla davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının yasal süre içerisinde icra takibine konu borca itiraz ettiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalının, davacı hakkında verilen geçici mühlet karar tarihinden sonra kredi alacağına faiz işletip işletmediği, davacıdan fazla faiz tahsil edip etmediği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan fazla faiz tahsil edilmesinden kaynaklanan tahsilini talep edebileceği bir alacağının bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davalının icra takibine itirazının haklı olup olmadığı, davacının takipte kötüniyetli bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan, dava dilekçesinde konkordato davasında verilen geçici mühlet karar tarihinden itibaren davalının kredi alacağına faiz işleterek fazla faiz tahsil ettiğini ileri sürerek işbu itirazın iptali davasını açmıştır.
Tüm dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere, davacının mülkiyetinde bulunan taşınır ve taşınmaz malları üzerinde davalı banka lehine tesis edilen herhangi bir teminatı bulunmamaktadır. Davacının üçüncü kişilerden faturalı alacağının davalı bankaya temlik edilmiş olması davalı banka alacağının rehinle temin edildiği sonucunu doğurmayacaktır.
Kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı İİK'nun 294. maddesi "1-Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 2-206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. 3-Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. 4-Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır", İİK'nun 288/1. maddesi "Geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur." hükmünü içermektedir.
Anılan hükümlerden açıkça anlaşılacağı üzere rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracaktır. Somut olayda, davacının mülkiyeti kendisine ait taşınır ve taşınmaz malı üzerinde davalı lehine tesis edilen bir rehin bulunmamaktadır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile, geçici mühlet tarihi itibarıyla davalının davacıdan alacaklı olduğu miktar tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olup, raporda geçici mühlet tarihi itibarıyla davalının alacak miktarının 7.040.547,23 TL, toplam tahsilat miktarının ise 6.600.000,00 TL olduğu, davalının davacıdan bakiye 440.547,23 TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı alacağının rehinle teminat altına alınan alacak kapsamında bulunmadığı, geçici mühlet tarihi itibarıyla davacı bankanın alacağına faiz işlemeyeceği, yapılan tahsilatlardan sonra halen davalı bankanın davacıdan bakiye alacağının bulunduğu, fazla tahsilat yapılmadığı, geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilerek davalı banka kayıtlarında tahsilatın işletilen faizden mahsup edildiği görülmüş ise de, davacı tarafından davalı aleyhine müdahalenin men'i davası açılmadığı, açılan davanın itirazın iptali davası olduğu da gözetilerek bu aşamada yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafından geçici mühlet tarihinden sonra davalının kredi alacağına faiz işletmek suretiyle fazla faiz tahsil ettiğinden davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla icra takibi başlatılması haksız ise de, davacının davalı aleyhine kötüniyetli olarak icra takibi başlattığına yönelik davalının bir iddiası bulunmadığı gibi, bu yönde dosyaya ibraz edilen bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece davacının davalı aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de, kötüniyetli olmadığı gözetilerek davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Taraf vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.