T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1240 Esas 2026/615 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1240
KARAR NO : 2026/615
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2022
NUMARASI : 2020/572 Esas 2022/25 Karar
DAVA : İpotek
DAVA TARİHİ : 03/02/2017
KARAR TARİHİ : 08/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026
Taraflar arasındaki ipoteğin terkini istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddi yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ilkokul eğitimi almamış, okuma yazma bilmeyen birisi olduğunu, tek çocuğu olan oğlu ...'nın isteği ve baskısı ile 22.06.2010 tarihinde ... Bankası A.Ş'nin Ankara Mithatpaşa Şubesine götürüldüğünü ve oğluna ait ... Taşımacılık Turizm Yatırımları Organizasyon San.ve Tic.Ltd.Şti'nin borçları için içeriği müvekkiline söylenmeyen evraklar imzalanmaya mecbur edildiğini, aile dostları ...'a oğluna ait evrak çantasının içindeki belgeleri ve tebligatları okuttuğunu ve kendisini şok eden gerçeklerle karşılaştığını, aslında oğlunun bankaya kendisini götürdüğünde oturduğu ve tek dayanağı olan evinin ipotek edildiğini ve satış aşamasına gelindiğini, yakında kapı dışarı edilerek, gidecek yeri olmadığından sokağa atılacağını öğrendiğini, banka lehine müvekkilinin taşınmazına konulan ipotek birçok şekil şartı noksanlığı nedeniyle hukuka ve usule aykırı ve irade sakatlığı nedeniyle yok hükmünde ve terkin edilmeye mecbur olduğunu iddia ederek ipoteğin terkini ve müvekkili yönünden ipotek işleminin feshine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine, esasa ilişkin olarak da ipotek tesis işleminin tapuda yapıldığını, icra emri, kıymet takdiri ve taşınmaz iki kere satışa çıkarıldığından her iki satış ilanında davacıya usulüne uygun olarak yapıldığını beyanla, usul ve yasaya aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, taşınmazı cebri icra kanalıyla satın alan 3. kişinin TMK’nın 1023 ve 1024. maddelerinde düzenlendiği üzere iyiniyetinin korunması gerektiği, dinlenen tanıkların davacını okuma-yazma bilmediği iddiasına ilişkin olup hile iddiasını ispatlamadığı, resmi senede okudum yazısı yazarak ve imzalayarak işlem tesis edebilen davacının hile iddiasının da bu yönüyle hayatın olağan akışına aykırı olup davacının iddiayı ispat edemediği gerekçeleriyle her bir davalı açısından davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ipotek senedindeki yazıların davacıya ait olduğunu kabul etmedikleri halde mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin hatalı olduğunu, yazının davacıya ait olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması gerektiğini, tanık ifadelerinden davacının ipotek senedinin içeriğinden haberdar olmadığını ve hile ile oluşturulduğunun anlaşıldığını, davacı okuma yazma bilmediğinden ipotek senedinin geçersiz olduğunu, imzanın davacıya ait olup olmadığının da araştırılması gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; hileye ve şekli merasime uyulmadığından ipotek senedinin geçersiz olduğu iddiasına dayalı ipoteğin fekki ve takibin iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
İpotek akit tablosu, icra dosyası, bilirkişi raporu, tanık beyanları, tapu kayıtları vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2015/8565 sayılı dosyasının incelenmesinde; ... Bankası tarafından ... Taşımacılık Turz. Yat...ve ...'a karşı toplam 164.052,15-TL'nin tahsili amacıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin kesinleştiği, ipotekli taşınmazın açık artırma ile satışa çıkarıldığı, 01.03.2017 tarihinde taşınmazın 144. 100,00 TL bedelle ihale alıcısı 3. kişiye ihale edildiği, ihalenin 17/3/2018 tarihinde kesinleştiği, ihale bedelinden kalan 17.304, 08 TL’nin davacı ...’a ödendiği anlaşılmıştır.
Davacı yan, davacının oğlu ... ait ... Taşımacılık Turz. Yat.. Şirketine yardımcı olmak maksadıyla ... parsel, 4 nolu bağımsız bölüm üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis ettiğini, davacının okuma-yazma bilmediğini, ipotek işleminin hile ile yapıldığını, bu hileli işlemden bankanın haberdar olduğunu, ipoteğin geçersiz olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmış, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, 22/06/2010 tarihinde tapuda davacı adına kayıtlı ... parsel, 4 nolu bağımsız bölüm üzerinde davalı yararına ipotek tesis edildiği, ipotek akit tablosunda davacının ismi, el yazısı ile "okudum" ibaresi ve imzasının bulunduğu anlaşılmakta olup, her ne kadar davacının okuma yazma bilmemesi nedeniyle resmi senedin geçerli olabilmesi için senette HMK'da öngörülen usul ile davacının parmak izinin bulunması gerekirken bu prosedüre uyulmaması nedeniyle geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de, dava konusu taşınmazın davacı tarafından ilk iktisabına ilişkin belgede de parmak izi yerine, imzasının bulunduğu, davacının hile iddiasını ispatlayacak delil ibraz etmediği, dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında davacının resmi senetteki imzaya itirazının söz konusu olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi. 08/05/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26/1.maddesinde; mülkiyete, mülkiyetin gayrı ayni haklara ve müşterek bir arzın hissedarları veya birbirine muttasıl gayrimenkullerin sahipleri arasında bunlardan birinin veya bir kaçının o gayrimenkul üzerinde mevcut veya inşa edilecek binanın, muayyen bir katından veya dairesinden yahut müstakillen istimale elverişli bir bölümünden munhasıran istifadesini temin gayesiyle Medeni Kanunun 753 üncü maddesi hükümlerine göre irtifak hakkı tesisine veya tesisi vadine mütedair resmi senetlerin tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından tanzim edileceği hükmü mevcuttur.
5150 sayılı Tapu Sicil Tüzüğü'nün 24/1.maddesi de; tapu işlemlerinde, istem sahiplerinden biri veya birkaçının imza atamaması, okuma ve yazma bilmemesi, kimliklerinde şüpheye düşülmesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile mevzuatın öngördüğü diğer hâllerde iki tanık bulundurulacağı, aynı tüzüğün 24/5.maddesinde; tanıkların, bilirkişi ve tercüman da resmî senedi veya istem belgesini imzalayacakları hükmünü içermektedir.
6100 sayılı HMK'nın "Yazı Veya İmza İnkârı" başlıklı 208/4.maddesinde ise; Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiasını, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabileceği, asıl davaya bakan hâkimin, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre vereceği düzenlenmiştir.
Tüm bu düzenlemelerle birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf gerçekte okur yazar olmadığı halde ipotek akit tablosunda okur yazar gibi yazı yazılarak imzasının tapuya gitmeden bankada alındığını ileri sürerek resmi senetteki yazı ve imzayı inkar ederek sahtecilik iddiasında bulunmuştur. Davacının ipotek senedi düzenlendiği yer ve şekline ilişkin iddiası da dikkate alınarak mahkemece bu halde HMK'nın 208/4.maddesi uyarınca ilgili evraka resmiyet kazandıran mercide taraf gösterilmek suretiyle ayrıca davacıya sahtecilik davası açması hususunda kesin süre verilerek sonucunun beklenip davanın esasına girilmesi gerektiği, (Emsal mahiyette Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin19/12/2017 tarih 2016/12618 esas 2017/8061 karar sayılı içtihatı). Bu anlamda da davacının okuma yazma bilip bilmediğine ilişkin yeterli araştırma yapılmaksızın kat irtifakındaki imzanın esas alınması da eksik incelemeyi unsurunu bertaraf etmemiştir. Zira davacının dayandığı oy kullanma işleminde parmak izi kullanılmıştır. Tüm bu aşamalara ilişkin gerekler yerine getirildikten sonra ise HGK'nun yokluk ile TMK 2 arasındaki bağlantıya dair kararının gerekçesinin de tartışılarak karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. 08/05/2026
Başkan-