T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1537 Esas 2026/644 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1537
KARAR NO : 2026/644
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 12/07/2023
NUMARASI : 2023/187 Esas 2023/468 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 14/03/2023
KARAR TARİHİ : 15/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Bank A.Ş. Gimat şubesi ile dava dışı/borçlu ... Taah. Ve San. A.Ş. arasındaki genel kredi sözleşmesini davalının, müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmeye istinaden borçlular adına taksitli ticari kredi hesabı açılarak krediler kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlulara Ankara 51. Noterliği'nden 04/10/2012 tarihli ihtarname keşide edilerek kredi hesabının kat edildiğini, verilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/327 D.iş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararının süresi içerisinde Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2012/14752 esas sayılı (Yeni Esas:2019/880) dosyası ile ilamsız takibe konu edildiğini, icra takibine konu alacağın tamamının neticeten ... Anonim Şirketine devir ve temlik edilmesiyle gönderilen ödeme emrine davalının itirazı üzerine takibin duruduğunu belirterek vaki itirazın iptali ile borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; şirket yetkilisi olması nedeniyle müteselsil kefil sıfatıyla hakkında icra takibi başlatıldığı halde ödeme emri gönderilmediğini, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2019/880 Esas (eski 2012/14752, yenileme ile 2016/2557 esas) sayılı dosyası üzerinden 23/01/2023 tarihinde ödeme emri gönderildiğini, takibe yasal süresinde itiraz edildiğini, kefil sıfatıyla ödeme emri gönderildiğini, ancak kefaletinin TBK 598.maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı nedeniyle kendiliğinden sona ermiş olduğunu, takibin dayanağı genel kredi sözleşmesinin de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, kredi sözleşmesi 2012 yılında düzenlenerek takip tarihi 30/10/2012 olarak görünse de ödeme emri tebliğinin 23/01/2023 tarihi olduğunu, esasa ilişkin olarak takip dayanağı genel kredi sözleşmesine konu kefaletin hukuken geçerli olmadığını savunarak davanın reddi ile takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava dışı asıl borçlu hakkında iflas erteleme davası sürmekteyse de TTK'nun 757/1.madde hükmü de gözetildiğinde zamanaşımı kesen işlemin kimin hakkında meydana gelmişse ancak ona karşı hüküm ifade edeceği, davalının müteselsil kefil olduğu, bu borçlu yönünden icra takibi ile ödeme emri tebliği yapıldığı tarih arasında zamanaşımını kesici herhangi bir işlem yapılmadığı, ihtiyati haciz taleplerinde bulunulmuş ise de, ihtiyati haczin zamanaşımını kesici işlemlerden olmadığı, asıl takip kapsamında konulmuş bir haczin bulunmadığı, başkaca zamanaşımı kesici işlem olmadığından ve takip tarihi ile ödeme emri tebliğ tarihi de nazara alındığında 10 yılın dolduğu ve geçtiği, davalının yasal süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu gerekçesiyle; "davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, davalı taraf tazminat isteğinde bulunmuş ise de davacı tarafça kötü niyetinde takibe geçildiği hususu kanıtlanamadığından, davalının yasal koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; 01/11/2012 tarihinde verilmiş ihtiyati haciz kararı ile takip başlatılması üzerine zamanaşımının kesildiğini, davalı kefilin 29/01/2023 tarihli borca itiraz dilekçesi ile takibin durdurulduğunu, tarafların arabuluculuk aşamasında anlaşamadıklarını, kefaletin yasal şartlarını taşıdığını, davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olduğunu, zamanaşımına ilişkin kararın hatalı olduğunu, kefil hakkında bir çok kez ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş olduğunu, ihtiyati haciz talebi ile uygulanan her bir haciz işleminin takibin devamını sağlamaya yönelik olup zamanaşımını kestiğini, alacağın zamanaşımına uğramadığını ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili isteğiyle geçilen icra takibine itirazın iptali isteğine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2012/14752 Esas sayılı, yenileme ile 2016/2557 Esas ve en son 2019/880 Esas sırasını alan takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Bank Anonim Şirketi tarafından, borçlular ... Proje ve Mühendislik Anonim Şirketi, ... Taahhüt ve Sanayi Anonim Şirketi ve ... hakkında genel kredi sözleşmesine dayalı 2.704.615,24-TL asıl alacak, 136.733,33-TL işlemiş temerrüt faizi, 6.836,67-TL BSMV ve 311,30-TL ihtarname gideri toplamından; ödeme toplamı 144.137,88-TL'nin düşümü ile bakiyesi 2.704.358,65-TL nakit alacağın tahsili istemiyle 30/10/2012 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı kefile 23/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği, yasal süresinde sunulan dilekçe ile zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden itirazda ve esasa ilişkin borca itirazda bulunulması ile takibin durduğu, işbu itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
TBK'nın 598.maddesinde; " Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir. " düzenlemesine yer verilmiştir.
TTK'nın 750. maddesinde; "Zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir." Aynı Yasanın 751. maddesi, "(1) Zamanaşımını kesen işlem, kimin hakkında meydana gelmişse ancak ona karşı hüküm ifade eder. (2) Zamanaşımı kesilince, süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar." hükmüne yer verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; 30/10/2012 takip tarihi ile ödeme emrinin tebliğinin yapıldığı 23/01/2023 arası dönemde zaman aşımını kesici bir durumun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı yanca, dosya alacağının zamanaşımına uğramadığı, davalı kefil hakkında icra takibinde bir çok defa ve 10 yılı aşmayacak şekilde ihtiyati haciz taleplerinde bulunulduğunu bildirmiş, buna yönelik tarihler de belirtilmiştir.
Davanın dayanağı genel kredi sözleşmesi 29/12/2008 tarihli olup dava dışı asıl borçlu ... Taahhüt ve Sanayi Anonim Şirketi ile dava dışı banka arasında imzalanmış, sözleşmeye aynı tarihle ... Proje Mühendislik Anonim Şirketi ve davalı ...'nun müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları görülmüştür.
Dosya kapsamında toplanan delillere, GKS ile kefalet sözleşmesi ve icra dosyası kapsamında göre davalı yanca zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de davanın niteliği gereği 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, icra takip tarihinin 30/10/2012 olup takibe geçilmekle zamanaşımının kesileceği (TTK madde 751), takipten sonra davalı kefile ödeme emri tebliğinin 23/01/2023 tarihinde yapıldığı, kefile ilişkin ödeme emri tebliğe çıkarılma talebinin de 2023 yılı başında olduğu, bu arada 10 yılın dolarak geçtiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece, dava dışı asıl borçlu hakkında iflas erteleme davası sürmekle birlikte TTK'nın 757/1.maddesi hükmü uyarınca zamanaşımını kesen işlem kimin hakkında meydana gelmişse ancak ona karşı hüküm ifade edeceği, davalının müteselsil kefil olduğu, bu borçlu yönünden başlatılan icra takibi ile ödeme emri tebliği tarihi arasında zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığı, ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ise de ihtiyati haczin zamanaşımını kesici işlemlerden olmadığı, asıl takip kapsamında konulmuş bir haczin bulunmadığı gibi başkaca da zamanaşımını kesici icra işlemi yapılmadığı, takip tarihi ile ödeme emri tebliğ tarihi dikkate alındığında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve geçtiği, davalı yanın yasal süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu gerekçesiyle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik verilen kararında Dairemizce de bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00-TL istinaf karar harcı ile 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/05/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -