T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1799 Esas 2026/666 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1799
KARAR NO : 2026/666
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 27/10/2022
NUMARASI : 2022/121 Esas 2022/684 Karar
DAVA : İtirazın İptali (GKS' den Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/11/2017
KARAR TARİHİ : 15/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davacı ile davalılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... A.Ş ile dava dışı borçlulardan ... Medikal San. Ve Tic. Ltd. Şti arasında düzenlenen, davalı dışı borçlu ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti ile davalı borçlular ... ve ... tarafından müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden, ... A.Ş tarafından, dava dışı ... Medikal San. Ve Tic. Ltd. Şti 'ne kullandırılan kredilerin vadelerinde ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek borçlulara Ankara 16. Noterliğinin 02/03/2001 tarihli 6577 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini, ... A.Ş'nin Necatibey Şubesi tarafından kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacağın, TMSF tarafından, ... A.Ş bünyesinde birleşen ... AŞ'ye temlik edildiğini, alacağın tahsili amacıyla Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2013/10051 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin takipsizlik nedeni ile işlemden kaldırılması üzerine yenilenmesiyle 2016/13255 Esas sırasını aldığını, icra takibinin davalıların itirazı ile durduğunu belirterek takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar, davadaki alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporunda davalıların 27.500,00 TL asıl alacak, 102.699,38-TL işlemiş faiz ve 5.135,97-TL BSMV alacak bulunduğunun tespit edildiği, anılan değerlendirmenin mahkemece de yerinde görüldüğü, davacı alacağının belli ve bilinebilir nitelikte olduğu gerekçesiyle; " Davacının davasının kısmen kabulüne, davalıların Ankara 10. İcra Dairesi'nin 2016/13255 takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 27.510,00 TL asıl alacak, 102.699,38 TL işlemiş faiz ve 5.134,97 TL BSMV alacağı üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %27,50 temerrüt faizi uygulanmasına, Ankara 2. İcra müdürlüğü’nün 2012/4629 takip sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamasına, hüküm altına alınan alacağın %20’ sine isabet eden 27.068,87 TL inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine," dair karar verilmiş, karara karşı davacı ile davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından hazırlanan raporda hükme esas alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarının hatalı olduğunu, tarafından Merkez Bankası avans faiz oranının iki katı faiz talep edildiğini, yapılan kısmi ödemenin TBK 100 madde hükmü uyarınca faiz ve masraflardan mahsubu gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; bankadan kullanılan kredinin teminatı olarak ipotek verdiğini, Ankara 22. İcra Müdürlüğünde ipotekli takip başlatılması üzerine haricen bankaya ödeme yaparak borcu kapattığını, davacı vekilinin haricen ödeme yapıldığını kabul ettiğini, ne kadar ödeme yapıldığını bildirmesi gerektiğini, borcun ödenmesi nedeniyle davanın reddi gerektiğini, verilen süreye rağmen haricen yapılan ödemelere faiz oranlarına ilişkin belgelerin davacı tarafça sunulmadığını, aradan uzun süre geçmesi nedeniyle kendisinde ödeme dekontlarının bulunmadığını, davacının davasını ispat edemediğini ileri sürmüştür.
Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi kararı ile kefillere yapılacak takibin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, bir yıllık süre eklense dahi takip tarihi olan 27.06.2016 tarihi itibariyle 16 yıllık zamanaşımının geçtiğini, kefile karşı takip yapılamayacağı gibi dava da açılamayacağını, davanın reddi gerektiğini, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatı takdirinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Mahkemece, 12/09/2019 tarihli, 2017/755 E., 2019/749 K. sayılı karar ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine dair verilen karara karşı, davacı ile davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin,15/12/2021 tarih 2019/1915 E., 2021/1522 K. sayılı kararıyla; "... kullandıran kredinin 02/03/2001 tarihinde kat edildiği, icra takibinin ise 25/06/2013 tarihinde başlatıldığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin 02/03/2011 tarihinde dolması gerekirken, Fon alacağına dönüşmesi nedeniyle 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. madde ile zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı, davalılar yönünden de kefalet sorumluluğunun zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına..." gerekçesiyle; mahkeme kararının HMK' nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iade edilmesiyle işin esasına girilerek yargılamaya işbu 2022/121 Esas sırasından devam edildiği anlaşılmaktadır.
Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2016/13255 takip sayılı dosyasında; takip alacaklısının davacı, takip borçlusunun davalılar ile dava dışı şirket olduğu, 35.728,00 TL asıl alacak, 192.284,00 TL işlemiş faiz ve 9.614,20-TL BSMV' nin % 27,50 temerrüt faiziyle tahsili istemiyle takip başlatıldığı, davalıların ödeme emrine süresinde itirazları üzerine takibin durması üzerine eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında, devir ve temlikler öncesi dava dışı ... ile dava dışı şirket arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmelerde imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine sözü edilen bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, temlikler sonrası takibin davacı temlik alan Varlık Şirketince yenilenmesi ile davalıların icra takibine itiraz ettikleri hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla dava dışı bankanın, davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı, kefillerin borçtan sorumlu olup olmadıkları hususlarına ilişkindir.
Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan kök ve ek raporda; " davacıya devir ve temlik edilen dava dışı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların bu kredinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili oldukları, kefaletlerin geçerli olduğu, hesabın kat edilerek davalılara 03/03/2001 tarihinde tebliğ edildiği, sözleşmede akdi temerrüt faizi oranın belirlendiği, yabancı para alacağının hesap katında 27.510,00 YTL'ye çevrildiği, kredi ekstresindeki talep edilen %72'lik faiz oranın sözleşmeye uygun bulunarak davalılar lehine olduğu, son uygulanan akdi faizin ise %35 oranında olduğu, 22/06/2011 tarihinde davacının takibe koyduğu alacağına ilişkin ipotekli takipte 22/06/2011 tarihinde 30.000,00 TL tahsilat yaptığını açıkladığı, takip tarihi 25/06/2013 esas alındığında, davalıların, 27.510,00 TL asıl alacak, 102.699,38-TL işlemiş faiz ve 5.135.97-TL BSMV borçları bulunduğunun, asıl alacağa %27,50 temerrüt faizi yürütülmesi gerektiği " hususları bildirilmiştir.
Davacı tarafın istinaf itirazları incelendiğinde, dava konusu icra takibinde %27,50 temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, bu kredi ilişkisinde uygulanan akdi faiz oranı esas alınmak suretiyle daha lehe olan takip talebindeki temerrüt faiz oranı %27,50 olarak tespit edilmiştir.
Dava dışı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen 12/07/2000 tarihli, 66.000 DEM limitli genel kredi sözleşmesinin 4.2 maddesinde, ...borçlarını gününde ödemediği takdirde bankaya ödeyeceği tarihe kadar geçecek günler için yetkili mercilerce veya Bankaca ödünç para verme mevzuatına göre tespit edilmiş kısa, orta veya uzun vadeli en yüksek kredi faiz oranına 50 puan ilave edilmek suretiyle belirlenen oranda temerrüt faizi ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Hal böyle olunca mahkemece, davacı yanın temerrüt tarihinde benzer kredilere fiilen uyguladığı faiz oranının daha yüksek olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, dava dışı bankanın, işbu kredi ilişkilerinde fiilen uyguladığı tespit edilen akdi faiz oranı dikkate alınarak bu oranlar üzerinden sözleşme hükümleri gözetilerek temerrüt faiz oranlarının tespit edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması eleştirilmekle yetinilmiş, davacı yanın, kredi faiz oranlarının daha yüksek olması gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalıların istinaf itirazlarının incelenmesinde ise; Dairemizin, 15/12/2021 tarih, 2019/1915 E., 2021/1522 K. Sayılı ilamıyla açıklandığı üzere kullandıran kredinin 02/03/2001 tarihinde bankaca kat edilerek icra takibinin ise 25/06/2013 tarihinde başlatıldığı, alacağa ilişkin 10 yıllık zamanaşımı süresinin 02/03/2011 tarihinde dolması gerekirken alacağın, Fon alacağına dönüşmesi nedeniyle 4389 sayılı Kanuna eklenen Ek 3. madde ile zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı anlaşılmakta olup davalılar yönünden de kefalet sorumluluğunun zamanaşımına uğramayarak davalı kefillerin borçtan sorumlu olması, takipten önce yapılan harici ödemelerin davacı yanca bildirilmesi ile bilirkişi raporu kapsamında mahsup edilerek hesaplama yapılmış olması, borca mahsuben daha fazla ödeme yapıldığının ya da ödeme ile borcun sonlandırıldığının ödeme savunmasında bulunan davalı yanca usulünce ispatlanamaması, davalıların kefaletinin geçerli olup borçtan sorumlu olduklarının bilirkişi raporu kapsamında anlaşılması ve alacağın likit olduğunun belirlenmesi karşısında, davalıların yerinde bulunmayan istinaf itirazlarının da ayrı ayrı reddi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabul kısmen reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı yan ile davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı ve davalı tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı ...'tan alınması gerekli olan 9.245,37-TL harçtan peşin alınan 2.315,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.930,37-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davalı ...'den alınması gerekli olan 9.245,37-TL harçtan peşin alınan 2.315,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.930,37-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı ile davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/05/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -