T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1749 Esas 2026/641 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1749
KARAR NO : 2026/641
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 17/11/2022
NUMARASI : 2021/553 Esas 2022/859 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 27/09/2021
KARAR TARİHİ : 15/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından dava dışı ... Basın Yayın Eğt. Öğr. San. Tic. Ltd. Şti.'ne 05/03/2018 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi gereğince krediler kullandırıldığını, daval borçlu ...'ın Genel Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu - müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğundan, borcun tamamından müvekkili bankaya karşı asıl borçlu şirketle birlikte sorumlu olduğunu, sözleşmeden doğan borcun ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından akit firma ve kefillere Ankara 10. Noterliği’nin 11/12/2020 tarih-21573 yev. no.lu ihtarnamesi keşide edilerek, ilgili hesapların kat edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmediğini, müvekkili bankanın alacaklarının tahsili için Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/11852 Es. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, davalı tarafın itirazı sonucu takibin durduğunu bildirerek davalının itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şekliyle devamına, davalı aleyhine, itiraz edilen alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle itiraz dilekçesinde de bahsetmiş olduğu üzere sözkonusu icra takibine konu borcun kaynağı olan kredi sözleşmesinin unsurları ve içeriği itibariyle hukuka uygun düzenlenip düzenlenmediği hususlarının irdelenmesini talep ettiğini, ayrıca asıl borçlu olan şirkete gidilmeden tarafına takip yapılmış olması ve sonrasında itirazın iptali davası açılmış olmasının, ödeme emrinde iddiaya konu kredi ilişkisinde borçlu olarak mı kefil olarak mı sorumlu olunduğu hususunun belirtilmemiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı bankanın diğer borçlular hakkında ne gibi işlemler yapıp yapmadığı, ipoteğin kaldırılıp kaldırılmadığı veyahut sözleşme hükümlerinin ağırlaştırılıp ağırlaştırmadığı hususlarının da araştırılmasını, şayet asıl borçlu olan şirket ya da diğer kefiller ile ilgili sorumluluğu artıran veyahut değiştiren işlemler yapılmış ve bundan ötürü de sorumluluğu ve tazminle ödemekle yükümlü olduğu tutar ve şartlar ağırlaşmışsa bu durumun haksız ve hukuka aykın olacağını, sözleşme hükümleri ve faizleri dikkate alındığında da faiz oranlarının fahiş olduğunu, alacak ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafça talep edilen icra inkar tazminatı talebinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı banka Eryaman Şubesi ile dava dışı ... Basın Yayın Eğt. Öğr. San. Tic. Ltd. Şti. imzalanan 05/03/2018 tarihli 3.000.000,00 TL tutarlı Genel Kredi sözleşmesini, davalının kefil sıfatıyla imzaladığını, davacı banka tarafından, dava dışı asıl borçlu şirkete 07/03/2018 tarihinde 2.000.000,00 TL tutarlı kredi kullandırımı yapıldığını, söz konusu kredinin 02/04/2019 tarihinde 2.010.750,26 TL bakiye üzerinden kapatılıp, aynı gün 012941692-10-2 referans nolu 2.000.000,00 TL tutarlı dava konusu Taksitli Ticari Kredi kullandırımının yapıldığı, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle banka tarafından hesabın kat edildiğini, davacı banka tarafından, Ankara 10. Noterliğinden 11/12/2020 tarihinde ihtarname keşide edilerek ihtarnamede belirtilen borç tutarının, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, hesap kat ihtarının, dava dışı asıl borçlu firmaya ve davalı ...'a 15/12/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı ...'ın temerrüde düşme tarihinin 17/12/2020 olduğunu , ihtarname tarihi itibariyle davacı bankanın toplam 2.105.318,83 TL nakdi alacağı bulunduğunu , asıl borçlu şirket ile davacı banka arasında davalının kefil olduğu 05/03/2018 tarihli sözleşme haricinde sözleşme bulunmadığının banka tarafından bildirildiği, ikinci sözleşmenin var olduğunun ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu, dosya kapsamına sunulan delilere göre ikinci bir sözleşmenin mevcut olduğunun ispatlanamadığı, davalının kefil olduğu 05/03/2018 tarihli sözleşmenin 3.5.1.1.maddesinde Türk Borçlar Kanunu 582.maddesi gereği müteselsil kefaletin nakdi ve gayri nakdi kredi riskleri başta olmak üzere sözleşme sebebiyle doğmuş her türlü borcu kapsadığı gibi aynı mahiyette ileride doğması muhtemel borçları da kapsayacağının...kefiller tarafından kabul edildiğinin yazılı olduğu, sözleşmenin anılan maddesi uyarınca davalı kefilin sözleşmeden sonra kullandırılan kredi borcundan da sorumlu olduğu kanaatine varılarak , aldırılan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle , davacının davasının kısmen kabulü ile , davalı tarafın 2.105.318,83 TL asıl alacak tutarına itirazının iptaline, alacak likit nitelikte olduğundan İİK'nun 67 maddesi uyarınca kabul edilen nakdi alacak tutarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 421.063,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sözleşmede gayrinakdi alacağın depo edilmesinden kefillerin sorumlu olduklarına dair açık düzenleme bulunmadığından gayrinakdi alacağa ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu hesaplamalarının hatalı olup, mahkemece bu tutarın aksine dava dilekçesindeki tutar esas alınarak davanın bu miktar üzerinden tam kabulüne karar verilme gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının kabul edilen kısmının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sunulan ödeme planı ve hesap ekstreleri incelendiğinde, davalının kefil olduğu 05/03/2018 tarihli kredi sözleşmesinin 02/04/2019 tarihinde kapatıldığı ve aynı tarihte yeni bir kredi sözleşmesinin imzalandığı ve ikinci kredinin ilk taksitinin 02/10/2019 tarihli yeni bir kredi olduğunun anlaşıldığını, davacı bankanın ikinci kredi sözleşmesini sunmadığını, ancak ikinci kredi sözleşmesinin ödeme planı ve temerrüt faizleri ve ödeme planlarını sunduğunu, bu hususun davacı tarafın bilerek davalının imzası olmadığını bildiği sözleşmeyi sunmaktan imtina ettiğini gösterdiğini, ikinci sözleşme hükümleri ve taksitlerinden davacının bilgisi ve imzası olmadığını, bu husus da kefaletin belirlilik kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davalının ikinci kredi sözleşmesinden sorumlu olmadığını, borcun yenilenmekle davalının sorumluluğunun sona erdiğini, dolayısı ile davacı bankanın, Ankara Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün 2020/1711 sayılı dosyasından 2.500.000 TL'lik ipotek değeri olan iki adet taşınmazın paraya çevrilmesi işlemini tamamlamadan, hatta onunla aynı anda, kefil olan davalıya TBK 586 md uyarınca başvuru koşulları oluşmadan Ankara 1. İcra Müdürlüğünden ilamsız icra takibine başladığını , faiz oranlarının fahiş hesaplandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava konusu Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2021/10852 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlu ... ve dava dışı borçlular ..., ... aleyhine 2.182.828,68 TL asıl alacak, 22.055,00 TL gayrinakdi asıl alacak olmak üzere toplam 2.204.883,68 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, davalının süresi içerisinde ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Basım Yayın Eğitim Ltd. Şti. arasında 05/03/2018 tarihli 3.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi tanzim edildiği, davalı ...'ın iş bu sözleşmeye aynı limitle kefil olduğu, davalı ...'ın dava dışı asıl borçlu firmanın ortağı olup, kefaletin, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 2.105.318,83 TL nakti, 22.050,00 TL gayrinakti alacağı hesaplandığı tespit edilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı banka ile davalı arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazı davanın reddedilen kısmına yönelik, davalı vekilinin istinaf itirazı ise alacaklı bankanın davalı kefile başvurup başvuramayacağı hükme esas alınan faiz oranına yöneliktir.
Davacı bankaca her ne kadar davalı kefilin gayri nakti alacağa ilişkin sorumluluğu olduğu ileri sürülerek istinafa gelinmiş ise de, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi gereği davalı kefilin depo taleplerinden sorumlu tutulabilmesi için kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunması gerekmekte olup , dava konusu genel kredi sözleşmesinde bu yönde açık hüküm bulunmadığından, davalı kefilin gayrı nakti alacaktan sorumlu tutulamayacağı , Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/11/2018 tarih 2018/19-689 E ve 2018/1624 K sayılı ilamının da bu yönde olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı yanca her ne kadar borcun yenilendiği ve yenilenen borca ilişkin davalı kefilin sorumlu tutulamayacağı iddia edilmiş ise de, davalı bankaca dosyaya sunulan 03/10/2022 tarihli cevabi yazı uyarınca dava dışı asıl borçlu firma ile alacaklı banka arasında akdedilen tek GKS bulunduğu ve bu GKS'nin de 05/03/2018 tarihli davalının kefaletinin bulunduğu GKS olduğu anlaşılmakla davalı yanın bu yöndeki istinaf itirazlarının dinlenme olanağı olmadığı görülmüştür.
Yine davalı yanca davacı bankanın Ankara Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün 2020/1711 sayılı dosyasından 2.500.000 TL'lik ipotek değeri olan iki adet taşınmazın paraya çevrilmesi işlemini tamamlamadan, davalı kefil aleyhine takip yapılamayacağı ileri sürülmüştür.
2004 sayılı İİK.'nun 45. maddesi uyarınca; Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir.
Ayrıca kredi sözleşmesinin müteselsil kefilleri kendi kefaletlerinin teminatı olarak ipotek vermişler ise haklarında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması zorunludur.
Dosya kapsamında yer alan bahsi geçen ipoteklerin asıl borçlu şirketin borcunun teminatı olarak verilip, davalı kefilin borcunun teminatı olmaması karşısında davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ve davalı tarafın mahkemece hüküm altına alınan asıl alacağa ve uygulanan faiz oranına yönelik istinaf itirazları değerlendirildiğinde;
Dava dışı asıl borçlu tarafından alacaklı bankanın Eryaman Şubesine 05/03/2018 tarihinde "Yatırım Kredileri Firma Taahhütnamesi" ile başvurularak, okul yapımı tadilatı ve malzeme alımı konulu yatırımlarıyla ilgili Hazine Destekli Kredi Garanti Fonu teminatlı 2.000.000,00 TL yatırım kredisi başvurusu bulunduğunu bildirdiği,
Davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu şirkete 07/03/2018 tarihinde 2.000.000,00 TL tutarlı 60 ay vadeli Taksit Ödemeli Ticari Kredisi kullandırımı yapıldığı, Yatırım Teşvik Belgesine istinaden , “İş bu yatırım teşfik belgesine istinaden 11151147 müşteri numaralı ... Basın Yayın Eğit. Öğr. San. Tic. Ltd. Şti. firmasına tarihinde 1 yıl ödemesiz 3 ay dönem ödemeli toplam 60 ay vadeli 2.000.000,00 TL yatırım kredisi kullandırılmıştır.” denilmek suretiyle davacı bankanın kaşe/imzasının bulunduğu,
Dava dışı asıl borçlu firmaya 07/03/2018 tarihinde kullandırılan 2.000.000,00 TL tutarlı kredinin 02/04/2019 tarihinde 2.010.750,26 TL bakiye üzerinden kapatılıp, aynı gün 2.000.000,00 TL tutarlı dava konusu taksitli ticari kredi kullanımı yapıldığı, hesap kat tarihinden önce vadesi gelip ödenmeyen, son taksitte kalan ana para tutarının 1.655.468,92 TL olduğu, hesap hareketleri uyarınca kredinin 1.799.650,38 TL ana para tutarı üzerinden 31/08/2020 tarihinde takip hesaplarına aktarıldığı, takibe esas kat ihtarnamesinin davalıya 15/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davalının 17/12/2022 tarihinde temerrüte düştüğü dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile sabittir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/01/2015 tarih 2014/14648 Esas 2015/137 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının temerrüt tarihinde davacı bankaca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
UYAP sistemi üzerinden dosya arasına alınan rapor uyarınca bankanın TCMB'ye ticari kredilerde fiilen uyguladığını bildirdiği en yüksek faiz oranı olan %27,60 olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2.7.1 gecikme ve temerrüt faizi maddesi gereği kullandırılan nakdi kredilere uygulanan en yüksek cari akdi faiz oranının 2 katı fazlası olarak temerrüt faizi talep edeceğinin belirlendiği dikkate alındığında uygulanması gereken temerrüt faiz oranının %55,20 oranı olduğu anlaşılmış olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen %33,60 temerrüt faiz oranının istinafa gelen davalının lehine olduğu dikkate alınarak davalının faiz oranına ilişkin istinafı itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının faiz oranına ilişkin istinaf sebebi bulunmadığından yeniden hesap yapılmamıştır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararına karşı ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1- Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.3 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 143.814,32 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/05/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -