T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1596 Esas 2026/645 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1596
KARAR NO : 2026/645
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 24/05/2023
NUMARASI : 2018/923 Esas 2023/406 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/12/2018
KARAR TARİHİ : 15/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davacı ile davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; ... Bilişim Eğitim Danışmanlık Sanayi Ticaret A.Ş.’nin tek pay sahibi Musa
Karatay’ın sağlık problemleri nedeniyle 14/11/2013 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul
toplantısı ile Yönetim Kurulu Başkanlığını bırakarak yerine yeğeni davalı ...’in yeni Yönetim
Kurulu Başkanı seçilerek en geniş anlamda münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığını,
06/03/2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ... ile ...'in
birlikte Yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, ...’ın aktif görev almasıyla davalı ...’in şirkete zarar verdiğinin anlaşılmasıyla 02/06/2017 tarihli genel kurul toplantısı ile davalının görevinin sona erdirildiğini, hakkında hizmet nedeniyle
güveni kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçları ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine muhalefetten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına
talepte bulunulması ile başlatılan soruşturmanın sürdüğünü, davalının, şirketin mali durumunun iyi olmadığı dönemlerde şirketin Kızılay
... Şubesine talimat vererek şirket hesabından kendi hesabına 300.000,00 TL ve
180.000,00 TL aktardığının, davalının şirketten aldığı bu avanslardan
ödemeleri sonrası geriye 176.000,00 TL kaldığının tespit edilerek bu tutarın ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, ödeme yapılmayınca borcun tahsili için Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2017/21176 Esas sırasında bakiye avans tutarı 176.000,00 TL'nin ve faizinin iadesi
için takip başlatıldığını, ancak itiraz üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek davalının vaki itirazının iptaline ve %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; dayısı olan ...'ın en ağır hastalık döneminde bütün
ihtiyaçlarıyla bizzat ilgilendiğini, şirket hesabından çekilen avansların şirketin sahibi olan dayısının emriyle ve kendi harcamalarını yaptırmak için adına
çıkarıldığını, dayısının gerek hastane giderleri gerek kişisel ihtiyaçlarının tarafından karşılandığını, kredi kartı ekstresinde de
hastane taksitlerinin yer aldığını, dayısının hasta olduğu dönemde hacca gitmek
istemesi ve emriyle şirket hesabından adına
avans çıkarıldığını, hastalığı sebebiyle dayısının 7.000 dolar karşılığında
hacca götürülmesi üzerine anlaşıldığını,
tarafından alınan biletle gittiğine dair uçak biletlerinin sunulduğunu,
alacaklının, hiçbir şekilde borçlu sıfatı taşımayan ve hiçbir ilgisi olmayan annesi ve eşini takipte borçlu gösterdiğini, işten çıkarılması üzerine 12/06/2017 tarihinde
Ankara Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne başvurarak alamadığı maaşlarını, izin haklarını,
fazla mesai ve kıdem-ihbar haklarını istediğini, İş kurdan 31/10/2017 tarihinde gelen cevapta alacaklı olduğunun tespit edildiğini, alacaklarını alabilmek için Ankara İş Mahkemelerinde dava açtığını savunarak davanın reddi ile davacıdan kötüniyet tazminatı tahsilini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalının, davacı şirkette yönetim kurulu olduğu dönemde şirket hesaplarından 568.800,00 TL'yi kendi hesaplarına aktardığı, 392.800,00 TL miktarı şirkete iade ettiği, iade edilmeyen tutarın 176.000,00 TL olduğu, davalı yönetim kurulu üyesinin TTK 369 maddesinde düzenlenen özel ve bağlılık hükümlülüğüne aykırı olarak şirket parasını kendi hesabına aktararak şirkete zarar verdiği, davalının TTK 553 maddesi gereğince şirketin uğradığı zararlardan sorumlu olduğu davacı tarafından davalıya gönderilen Ankara 20. Noterliği'nin 05/06/2017 tarihli ihtarnamesinin davalıya 07/06/2017 tarihinde tebliğ edildiği temerrüt tarihinin 15/06/2017 olduğu, bu tarihten itibaren alacağa yasal faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile, Ankara 28. İcra müdürlüğünün 2017/21176 esas sayılı dosyasında ödeme emrine yapılan itirazın iptaline, takibin aynen devamına, hükmolunan 176.000,00 TL alacağa 15/06/2017 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davacının icra inkar tazminat talebinin reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacı ile davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; yasal koşulları bulunduğu halde icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, alacağın likit olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; İş Kanunu hükümleri gereği davacı şirketten alacaklı olup iş mahkemesinde dava açtığını, alacağının mahsubu gerektiğini, soruşturmada alınan raporda şirketi kesin olarak zarara uğrattığına ilişkin bir tespit bulunmadığını, alınan ürünlere ilişkin faturaların sunulduğunu, şirketi zarara uğratmadığını, şirketin tek sahibi olan ...'ın kendisine borcu olup bu borçtan mahsuplaşma sonucu araç alımının yapıldığını, dayısının hastalığı döneminde tüm ihtiyaçlarının tarafından karşılandığını, dayısının talimatı ile söz konusu avansların hesabına aktarılarak hastalık için harcandığını, kredi kartı ekstresinden bu hususun anlaşıldığını, yine dayısının özel yollardan hacca gönderilmesine ilişkin masrafların kendisi tarafından yapıldığını, uçak biletinin alındığını, davacı tarafın kötüniyetli olduğunu, borçla ilgisi bulunmayan annesi ve eşini de takipte borçlu gösterdiğini, geri ödeme yapmadığı izlenimi yaratmaya çalıştığını, oysa alacağına karşılık takip konusu ödemenin yapılmadığını ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, avans iadesi istemiyle şirket yönetim kurulu üyesi aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Hemen belirtmek gerekirse TTK'nın 553. maddesi kapsamına göre, şirket yöneticisinin, TTK ve şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusuruyla yerine getirmemesi halinde kusurları nedeniyle oluşan zararlardan kişisel bakımdan sorumlu olacaklardır. Bu konuda davalı şirket müdürünün kusurlu olduğunun iddia eden davacı yanın, davalı yanın kusurunu ve zararın tutarını da kanıtlaması gerekmektedir.
Davacı şirket tarafından, davalı ile dava dışı kişiler ( davalının eşi ve annesi) aleyhine Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2017/21176 Esas sırasında, borçlu şirket yöneticisinin şirketten aldığı avansların iadesi için 176.000,00 TL asıl alacağın, 7.054,67-TL işlemiş faizin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve iş bu 176.000,00 TL tutarlı asıl alacağa ilişkin itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık hak düşürücü süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının, görevini kötüye kullanmak suretiyle şirketi maddi zarara uğratıp uğratmadığı, bu suretle takibe konu avansların iadesinin gerekip gerekmediği, davalı yanın, davacı şirket alacağından mahsubu gereken işçilik alacakları bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı şirketin, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... Sicil numarasında kayıtlı olup davalı ...'in, şirkette 14/11/2013-02/06/2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı tespit edilmiştir.
Davacı yanca, davacı şirketin 06/07/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı sunularak genel kurulda davalıya karşı sorumluluk davası açılmasına, açılmış olan davalara muvafakat edilmesine oy birliğiyle karar verildiği, davacı yanın, işbu dava kapsamında davalı eski yönetim kurulu üyesinden şirket hesabından kullanılarak geri iade edilmeyen avansların iadesini takip yoluyla talep ettiği, dava dilekçesi kapsamında yönetim kurulu üyesi davalı hakkında şirkete verdiği zararlar yönünden ayrıca sorumluluk davası açılacağını ifade ettiği anlaşılmıştır.
Davaya konusu eylem olan şirketten alınan avansların iade edilmemesinin de bulunduğu eylemler nedeniyle davacı yan şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 30/09/2019 tarih 2019/31540 nolu iddianame ile Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/1367 Esas sırasında hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, dosyanın, 67. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/225 Esasına devri ile mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 02/02/2023 tarih 2021/225 Esas 2023/89 Karar sayılı kararla "hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma" suçundan sanık ...'in TCK 155/2, 43/1, 62/1, 52/2 adli para cezası maddeleri gereğince adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin karar verildiği, HAGBİ uygulanmadığı görülmüş, elde ki dava yönünden işbu kararın kesinleşmesinin mahkemece bekletici mesele yapıldığı anlaşılmıştır.
Davalı yanın savunmalarında sözünü ettiği işçilik alacaklarına ilişkin Ankara 29. İş Mahkemesi'nin 2017/1064 E., 2021/217 K. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; davacı ... tarafından davalı ... ... A.Ş. Aleyhine açılan davanın, işçilik alacağı bulunmadığından bahisle esastan reddine ilişkin karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece, bilirkişi kurulundan 12/05/2023 tarihli rapor alınmış, bilirkişi raporunda; davalının talimat vererek şirket hesaplarından kendi banka hesaplarına gelen tutarların toplam 568.800,00 TL, davalının şirket hesaplarına geri ödediği miktarın ise 392.800,00 TL olarak hesaplandığı, aradaki fark olan 176.000,00 TL'nin davalının uhdesinde kaldığının, belirtildiği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda toplanan delillerden, kesinleşen ceza soruşturmasında tespit edilen ve aynı zamanda suç teşkil eden eylemler nedeniyle davalı yan aleyhine kesinleşen ceza mahkumiyeti kapsamından, davalının, davacı şirkette yönetim kurulu olduğu dönemde şirket hesaplarından 568.800,00 TL'yi kendi hesaplarına aktardığı, 392.800,00 TL' lik avansı miktarını şirkete iade ettiği, ancak iade edilmeyen 176.000,00 TL kaldığı, hal böyle olunca davalının, şirket hesabından kullandığı ancak şirkete iade etmediği tutar yönünden şirkete karşı sorumlu olduğu, davalının, davacı yandan alacaklı olup bunun söz konusu iade etmediği tutardan mahsubu gerektiği ve sair hususlara ilişkin savunmalarını iş mahkemesi ilamına göre usulünce ispat edemediği, bu nedenle icra takibine itirazında haksız olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline ilişkin verilen mahkeme kararında, davalı yan istinaf sebepleri gözetildiğinde Dairemizce bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Ne var ki takipte devamına karar verilen alacak tutarı, davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmakla alacağın likit ve belirlenebilir olduğu gözden kaçırılarak elde ki itirazın iptali davasında, davacının talebine karşın davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi isabetsiz bulunmuş, bu hususa ilişkin davacı yan istinaf itirazı yerinde bulunarak kabulü gerekmiştir. Yine takipte devamına karar verilen 176.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden geçerli faiz yürütülmesi gerekmekte ise de taraflarca faiz başlangıç tarihi/ türüne yönelik bir istinaf itirazı bulunmadığından bu husus belirtilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı lehine yasal koşulları bulunduğu, alacak likit olduğu halde mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olması isabetsiz bulunmakla davacı tarafın istinaf başvurusunun ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının icra inkar tazminatı yönünden kaldırılmasına yönelik yeniden karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli 12.022,56-TL harçtan peşin alınan 3.006,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.016,56-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B)1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun icra inkar tazminatı yönünden KABULÜ ile,
2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2023 tarih ve 2018/923 Esas 2023/406 Karar sayılı kararının, HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
C)1-Davanın KABULÜ ile Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2017/21176 esas sayılı dosyasında takibe vaki itirazın İPTALİNE,
176.000,00 TL asıl alacağa 15/06/2017 tarihinden itibaren yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
2-Hükmolunan alacağın (176.000,00 TL) % 20 si oranında takdir edilen 35.200,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 12.022,56-TL harçtan peşin alınan 3.005,64-TL'nin mahsubu ile bakiye 9.016,92-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 27.400,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 3.005,64-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 4.945,10 TL ( ilk yargılama gideri, bilirkişi masrafı, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
D)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 269,85-TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
2- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin 200,00-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 938,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/05/2026
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...