T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1735 Esas 2026/650 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1735
KARAR NO : 2026/650
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 21/09/2023
NUMARASI : 2023/169 Esas 2023/589 Karar
DAVA :Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : 08/03/2023
KARAR TARİHİ : 15/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2026
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eski ortağı olduğu dava dışı Tasfiye Halinde ... Klima ve Havalandırma Sistemleri Medikal Gaz Tesisatı İnşaat İmalat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin kullanmış olduğu kredi borçlarından kefil olduğunu, müvekkilinin borçlarını ödeyememesi üzerine aleyhine Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2023/4467 Esas numaralı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, alacaklı bankanın hak alacaklarını ... A.Ş.'ye devir ve temlik ettiğini, müvekkili ile ... A.Ş. arasında yapılan görüşmeler sonucunda taraflar arasında akdedilen 12/07/2016 tarihli ibraname ile borcun tamamı 80.000 TL ödeme yapılması halinde müvekkilinin bahse konu icra dosyasındaki borçtan dolayı ibra edileceği hususunda anlaşıldığını, borcun tamamının alacaklıya ödendiğini, ... A.Ş.'nin terkin edilerek şirketin tüm aktif ve pasiflerinin davalı ... A.Ş.'ye devrettiğini, davalı şirketin kapanan icra dosyasını yenileyerek, dosya üzerinden müvekkili aleyhine haciz işlemleri yapmaya başladığını bildirerek, müvekkilinin Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2013/4467 Esas numaralı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespiti ile takibin müvekkili yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının icra takibine konu sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödediğini, kendileri tarafından ibra edildiğini, davacının borcunun sona erdiğini, sehven icra takibinin yenilendiğini, bu durumun icra dosyasına, davacı tarafça icra mahkemesine açılan dava dosyasına beyan edildiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının zorunlu arabulucuya başvurma şartını yerine getirmediğini belirterek, davanın usulden, aksi halde esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının icra takibine dayanak kredi sözleşmesinden dolayı davalıya borçlu olmadığı, davacının ibra edildiği ihtilafsız olmakla birlikte, davacının dava açmakta hukuki yararının olup olmadığı, dava öncesi zorunlu arabulucuya başvurma şartınının bulunup bulunmadığı konusunda ihtiaf olduğu görülmüştür.
Davalının, dava öncesi zorunlu arabulucuya başvurma şartının yerine getirilmediğine yönelik itirazı değerlendirildiğinde; Ticari dava olarak açılan menfi tespit davasında arabulucuya başvuruyu zorunlu kılan 6102 s. TTK.'nin 5/a maddesinde 7445 sayılı Kanunun 31. Maddesi ile yapılan değişikliğin dava tarihinden sonra 28/03/2023 tarihinde yapıldığı, bu sebeple bu yöndeki davalının itirazı yerinde olmadığı görülmemiştir.
Davacının dava açmakta hukuki yararının olup olmadığına yönelik olarak da; davacıya dava tarihinden önce haciz uygulandığı, davacının başvurusu sonucu Ankara 7. İcra mahkemesinin 2023/200 Esas sayılı dosyasında, takip alacaklısının kabul beyanı üzerine şikayetin kabulüne ve takibin iptaline karar verilmişse de, davalının kabul beyanının ve mahkeme kararının dosyamız dava tarihinden sonra olduğu, icra mahkemesi dosyasının istinaf incelemesinde olduğu, dava tarihi itibari ile davacının dava açmakta haklı olduğu, takip iptal edilse dahi zaman aşımı süresince davacıya yönelik takip tehdidinin devam ettiği kanaatine varılmakla, davalının kabul beyanı da gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın arabuluculuk şartını yerine getirmediğini, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalı ... A.Ş. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143.maddesi hükmü uyarınca 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan istisna olup, söz konusu davanın açılmasında davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, borçlu sıfatını sonlandırmayarak aleyhine işlem yapılmasına sebebiyet veren davacı borçlu olup davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; Banka kredi borcundan dolayı yapılan icra takibine yönelik menfi tespit davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava konusu Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4467 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı ... Bankası tarafından borçlular ... Klima Ltd. Şti. , ... ..., ... aleyhine 734.881,20 TL asıl alacak ve fer'ileri olmak üzere toplam 774.555,08 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, ilgili takibin 23/12/2022 tarihinde temlik alan alacaklı ... A.Ş. vekilince yenilenmesi üzerine 2022/20682 sayılı esas numarası aldığı görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih, 2023/200 E, 2023/296 K sayılı ilamı incelendiğinde; dosyamız davacısı ... ... tarafından Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2022/20682 (eski 2013/4467 ) esas sayılı icra takibinin İİK 71 madde uyarınca itfa sebebiyle iptali talebiyle açılan davanın davalı ... A.Ş.'nin kabulü nedeniyle kabulüne ve Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2022/20682 esas sayılı takibin davacı borçlu yönünden iptaline karar verildiği, ilgili karara davalı/alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 18. Hukuk Dairesi'nin 28/09/2023 tarih, 2023/1086 E, 2023/1414 K sayılı kararı ile reddine karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda, davalının davacı hakkında yanlışlıkla takibi yenilediği, hacizler aldırdığını kabul ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmayıp, davalı yanın istinaf itirazları doğrultusunda dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın somut olayda arabuluculuğa başvurmanın zorunlu dava şartı olup olmadığı, davalının harçtan muaf olup olmadığı ve davalı aleyhine yargılama gideri hükmedilip hükmedilemeyeceğinin belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür.
Ticari dava olarak açılan menfi tespit davasında arabulucuya başvuruyu zorunlu kılan 6102 sayılı TTK'nun 5/a maddesinde 7445 sayılı Kanunun 31. maddesi ile yapılan değişikliğin 28/03/2023 tarihinde yapılmış olup, eldeki davanın 08/03/2023 tarihinde açıldığı ve dava tarihi itibariyle zorunlu arabulucuya başvurma şartı bulunmadığı görülmüştür.
Somut olayda, eldeki davanın 08/03/2023 tarihinde açıldığı, dava tarihinden önce davacının borçlu olmadığının tespitini istediği takip dosyası üzerinden hakkında hacizler uygulandığı, buna bağlı olarak davacının dava tarihi itibariyle eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gibi, dava konusu takibin iptaline ilişkin kararın eldeki karar tarihinden sonra 28/09/2023 tarihinde kesinleştiği de dikkate alındığında davacının hukuki yararını dava sonuna kadar koruduğu anlaşılmakla, yerel mahkemece davacının davasının kabulüne karar verilmesi isabetli bulunmuştur.
6100 sayılı HMK'nun 326. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği dikkate alındığında yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline yönelik mahkeme kararı da usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Yine davalı alacaklı tarafından 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143.maddesi hükmü uyarınca 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan istisna oldukları ileri sürülerek istinafa gelindiği görülmüştür.
492 sayılı Harçlar Kanunun 11 maddesi uyarınca; Genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını istiyen kişiler ödemekle mükelleftir.
492 sayılı Harçlar Kanunun 15 maddesi uyarınca; Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktü esas üzerinden alınır.
Bu bağlamda 492 sayılı Yasa'nın 11. maddesi uyarınca mükellef olan davacının, somut uyuşmazlığın niteliği gereği aynı yasanın 15 maddesi uyarınca , dava değeri üzerinden hesaplanan nispi harcın dörtte biri ikmal edilmek suretiyle davasını açması gerektiği hususunda mevzuat gereği ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkememizce aydınlatılması gereken hususun davacı varlık şirketinin sıfatı ve mevzuat gereği 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca yargı harçlarından istisna olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.
Bankacılık Kanunu’nun 143’üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre “…varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden istisna…” edilmiştir.
Bankacılık Kanunu’nun 143’üncü maddesindeki düzenleme ile istisna tutulan işlemler “…varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil…” şeklinde sayılmıştır. Varlık yönetim şirketinin bir bankadan ya da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’ndan alacak temlik alması halinde temliknamenin harçtan istisna tutulduğunda tereddüt yoksa da bu temliknameye dayanarak açtığı davaların ve icra takiplerinin varlık yönetim şirketlerinin yaptığı işlemlerden ya da düzenlediği kağıtlardan sayılması mümkün değildir.
İkinci olarak yasa koyucu varlık yönetim şirketlerini açıkça yargı harçlarından muaf tutmamış ya da bir bütün olarak dava ve icra işlemlerini istisna kapsamında saymamıştır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin 01/02/2024 tarih, 2023/110 E ve 2024/35 K sayılı kararı ile , bu fıkrada yer alan ''...492 sayılı Harçlar Kanuna göre ödenecek harçlardan...'' ibaresi iptal edilmiştir.
Buradan hareketle şu sonuca da varılmaktadır: Varlık yönetim şirketleri için bir harç muafiyeti öngörülmemiş, sınırlı sayıdaki işlemin istisna kapsamında sayıldığı ifade edilmiştir. Bir an için varlık yönetim şirketlerinin açacakları davaları, yapacakları yasa yolu başvurularını ve girişecekleri icra takiplerini istisna kapsamında sayacak olursak, bunların karşı tarafının da istisnadan yararlanması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Yasanın amacının bu olmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143/5. maddesi, varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemleri ve bununla ilgili olarak düzenlenen kağıtları, kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, maddede sayılan diğer vergilerden ve kesintilerden istisna tuttuğu, varlık yönetim şirketlerinin vergiden istisna olacağı halleri kendilerinin yaptıkları işlemlerden ve bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtlardan dolayı, hükümde sayılan kanunlar uyarınca vergi, harç veya kesinti borçlusu durumunda bulunacakları hallerle sınırladığı yine 5766 sayılı Kanunun 11/c maddesi ile değiştirilen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 123/son maddesindeki varlık yönetimleri için harç istisnasının yurt dışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olmak üzere uygulanması gerekeceği, oysa ki somut uyuşmazlıkta , davacı şirketin yaptığı bir işlem veya bununla ilgili düzenlenmiş bir kağıt söz konusu olmadığı gibi, yurt dışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili bir işlem de bulunmadığı , bu bağlamda davacı varlık şirketinin 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca yargı harçlarından muaf olduğu sonucuna mevzuat gereği ulaşılamayacağı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 52.909,86 TL harçtan peşin alınan 13.227,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 39.682,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/05/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -