T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1520 Esas 2026/601 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1520
KARAR NO : 2026/601
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/05/2023
NUMARASI : 2022/353 Esas 2023/341 Karar
DAVA : Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 10/05/2022
KARAR TARİHİ : 08/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Petrol Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile temlik veren dava dışı ... arasında 28.05.2004 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığını, davalılar ... ile ...'in sözleşmeye kefil sıfatı ile imza attığını, sözleşmeye istinaden dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, borçluların krediye ilişkin borçları ödemediğini, borçlulara ihtarname gönderildiğini, akabinde Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3876 E. Sayılı (eski esas: 2009/134000, 2005/3075) takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin Beyoğlu 23. Noterliği’nin 23.09.2008 tarih ve 176840 yevmiye nolu sözleşmesi ile ... A.Ş.’ye devir ve temlik edildiğini, ... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin Beyoğlu 23. Noterliği’nin 14.10.2015 tarih ve 19182 yevmiye nolu sözleşmesi ile ... A.Ş. adı altında birleştiklerini, ... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin Beyoğlu 1. Noterliği’nin 03.01.2019 tarih ve 97 yevmiye nolu sözleşmesi ile ... A.Ş. adı altında birleştiklerini, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara 20. İcra Müdürlüğü’nün 2016/3876 E.sayılı dosyasına konu borcun zamanaşımına uğradığını, takip ve dava edilebirliğinin ortadan kalktığını, 07.03.2015 tarihi itibarı ile zamanaşımı süresinin dolduğunu, zamanaşımını kesen iki işlem olan takibin ikamesi ile ödeme emrinin tebliği arasında geçen sürenin yaklaşık 11 yıl olduğunu, kredi sözleşmesine konu borcun zamanaşımına uğrayarak eksik borç haline geldiğini, kredinin 28.05.2004 tarihinde imzalanmış bir kredi sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmeye kefil olan müvekkilin kefaletinin 28.05.2014 tarihi itibarı ile son bulduğunu, borcun kendisinden talep edilemeyeceğini, adi kefalette borcun öncelikle asıl borçludan tahsil edilmeye çalışılması, borç kısmen ya da tamamen tahsil edilemiyorsa kefile başvurulması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara 20. İcra Müdürlüğü’nün 2016/3876 E. sayılı dosyasına konu borcun zamanaşımına uğradığını, takip ve dava edilebilirliğinin ortadan kalktığını, müvekkilinin kefil olduğu borcu doğuran sözleşmenin 28.05.2004 tarihinde imzalanan bir kredi sözleşmesi olduğunu, sözleşmeye kefil olan müvekkilinin kefaletinin 28.05.2014 tarihi itibarı ile son bulduğunu, borcun kendisinden talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, dava konusu kredi sözleşmesinin 28.05.2004 tarihinde imzalandığı, davalıların kredi sözleşmesinin kefili oldukları, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlükten kalktığı, aynı tarihte yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 598. Maddesinde, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı, kefaletin on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefilin ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebileceği hususları düzenlenmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un hak düşürücü süreler ve zamanaşımı sürelerine ilişkin 5. Maddesinde, Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresinin ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuş olması halinde hak sahiplerinin Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanacaklarının belirtildiği, 28.05.2004 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesine kefil olan gerçek kişi davalıların yürürlükte olan ve davalılar hakkında da uygulanması gereken TBK'nun 598. Maddesi uyarınca kefaletlerinin 10 yıllık süre ile sınırlı tutulması gerektiği, bu sürenin 2014 yılında dolduğu, ancak işbu davaya konu icra takibine 2016 yılında geçildiği, hatta 2016 yılındaki bu takibin de takibe devam edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırılarak 2022/9252 sayılı takip numarasını aldığı, buna göre davaya konu icra takibine davalıların kefili oldukları sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yıllık süre dolduktan sonra geçildiği, dava konusu icra takibinin başlatıldığı 2016 yılında davalı gerçek kişilerin kefaletlerinin süresinin dolarak, kefaletlerinin yasa hükmü gereği geçersiz hale geldiği, yasada belirlenen bu sürenin azami süre olup, bu süre içinde başlatılan değişik tarihli takipler ile on yıllık bu azami sorumluluk süresinin her defasında kesilerek, yeni bir on yıllık sürenin başlamasının da söz konusu olamayacağı, bu nedenle davalı kefiller hakkındaki davanın TBK'nun 598. maddesinde düzenlenen kefalet süresinin geçtiği, davacının takibe geçmekte kötü niyetli olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefaletlerin 818 sayılı Borçlar Kanununda öngörülen şartları taşımaları nedeniyle geçerli olduğu, icra dosyasının 2009 ve 2015 tarihlerinde yenilendiğini, bu nedenle zamanaşımının kesildiğini, bu süreler içerisinde de icra dosyasında işlemler yapıldığını, zamanaşımı süresinin dolmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, icra dosyası, bilirkişi raporu, temlikname vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2016/3876 (eski 2009/13500, 2005/3075) dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılara karşı 07/03/2005 tarihinde toplam 29.790,04 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalıların ödeme emrine süresinde itirazları üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Dosya kapsamından, dava dışı ... ...San. ve Tic. Ltd. Şti. ile temlik eden ....arasında imzalanan 28.05.2004 tarihli kredi sözleşmesini davalıların da kefil sıfatıyla imzaladıkları, sözleşmeye istinaden şirkete kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlulara gönderilen 01/02/2005 tarihli hesap kat ihtarnamesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle 07/03/2005 tarihinde 2005/3075 Esas numarası ile eldeki dava konusu icra takibinin başlatıldığı, davalılara ödeme emrinin tebliğ edilememesi üzerine dosyanın takipsizlik nedeniyle kapatıldığı, davacı yanca 31/08/2009 tarihinde dosya yenilenerek 2009/13400 Esas numarası üzerinden borçlulara yenileme emri gönderildiği, yine ödeme emrinin davalılara tebliğ edilememesi üzerine dosyanın takipsizlik nedeniyle 2.kez kapatıldığı, davacı vekilinin 17/02/2016 tarihli talebi ile dosya yenilenerek borçlulara gönderilen ödeme emrinin tebliğ edildiği ve davalıların itirazı üzerine de eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık takibin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı davacı alacaklı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında tanzim olunan 28/05/2004 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca davalı kefillerin sorumluluğunun devam edip etmediği, davada uygulanması gereken hak düşürücü sürenin ne olması gerektiği, 818 sayılı BK'nın yürürlük tarihinde iken gerçekleştirilen genel kredi sözleşmesinden doğan alacakla ilgili olarak kefilin sorumluluğunun hangi süreye tabi olacağı, sözleşme tarihinden sonra yürürlüğe giren TBK'nun 598. maddesinde yer alan 10 yıllık kefalet süresinin uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanabilecek ise takip tarihi itibarıyla bu sürenin dolup dolmadığı, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2 maddesinde düzenlenen 1 yıllık sürenin somut olayda uygulama yerinin bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı görülmüştür.
6098 sayılı TBK'nun 598. maddesi; "Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." düzenlemesini içermektedir.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde geçmişe etkili olmama kuralı düzenlenmiş, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı sürelerini ise 5. maddede düzenlemiştir. 5. maddede "(1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur.
(2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." düzenlemesine; 6.maddesinde ise "(1) Bu Kanunun 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanununda öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde; davaya konu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununda kefalet süresine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, kefalet sözleşme tarihinden sonra, takip tarihinden önce, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu'nun 598/3. maddesinde kefalet süresinin azami 10 yıl olacağının hükme bağlandığı, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2. maddesi ise "Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zaman aşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak 1 yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmünü içerdiği, buna göre davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin 28/05/2004 tarihinde akdedildiği, davalılar aleyhine takibin ise 07/03/2005 tarihinde yapıldığı, bu suretle müteselsil kefile başvuru süresi olan 10 yıllık süre dolmadan takip başlatıldığı ve böylelikle takip tarihi itibariyle davalıların kefaletinin devam ettiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesi yerinde değildir.
Öte yandan davalı yan dava konusu borcun zamanaşımına uğradığını da ileri sürmüş olup, mahkemece alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı tarafından davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının ödenmesi istemiyle 25/02/2005 tarihinde kredi hesabı kat edilerek borçlulara ihtarname gönderilmiş, akabinde 07/03/2005 tarihinde eldeki dava konusu icra takibini başlatmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere davalılara ödeme emrinin tebliğ edilememesi nedeniyle dosya 2 kez takipsizlik nedeniyle kapatılmış, 31/08/2009 ve 17/02/2016 tarihleri itibariyle 2 kez yenilenmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece dava tarihi itibariyle davalıların kefaletleri nedeniyle sorumlu oldukları ve icra dosyasının 31/08/2009 ve 17/02/2016 tarihlerinde yenilendiği gözetilerek dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine değerlendirilip, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı kanaatine varılması halinde işin esasına girerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın esasına ilişkin bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2023 tarih 2022/353 Esas 2023/341 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7- İzmir 19. İcra Dairesinin 2023/14575 Esas sayılı takip dosyasına davacı ...Ş tarafından sunulan teminatın İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırana iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/05/2026
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...