T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/484 Esas 2026/563 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/484
KARAR NO : 2026/563
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 13/02/2026
NUMARASI : 2026/34 D.İş 2026/34 Karar
TALEP EDEN
TALEP : İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz
TALEP TARİHİ : 11/02/2026
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep edenler vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin ayrı ayrı reddine dair verilen değişik iş kararına karşı talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
İhtiyati tedbir/haciz isteyen vekilince talep dilekçesinde özetle; Alman vatandaşı ve her biri diş hekimi olan müvekkillerinin, Müslüman bir ülke olduğu inanç ve güvencesiyle tüm birikimlerini Türkiye’de değerlendirmek istediklerini, ancak davalı tarafından eşine az rastlanır ve filmlere konu olabilecek bir surette dolandırıldıklarını, davalı ...'nin, ... aracılığıyla diğer davacılarla tanıştığını ve kendisini davacılara son derece başarılı bir girişimci ve iş adamı olarak tanıttığını, diğer davacıların, aralarında uzun yıllardır meslektaşlık ve dostluk ilişkisi bulunan ...’in yönlendirmesiyle, kendilerinin dava dışı ... Medikal İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin %20’şer oranında hisselerini devraldıklarını, buna göre her bir davacının %20 ve davalı ... de %20 oranında şirketin ortağı haline geldiğini, davalı ... hali hazırda ... Medikal Ltd. Şirketinin tek yetkili temsilcisi olarak gözüktüğünü, davacıları çeşitli yalan ve sahte belgelerle kandıran davalı ...’nin şahsi hesabına ve dava dışı şirkete yatırım amacıyla banka yoluyla ve elden ödenen toplam 16,974.429,03 Euro parayı hiçbir ticari kayıt olmaksızın ve şirket genel kurulunda hiçbir karar alınmaksızın ya doğrudan şahsi hesabına ya da yine davalının tam hissesi kendisine ait ... Medikal Ltd. hesabına aktardığını, buradan da dijital hesaplar yoluyla parayı buharlaştırdığının anlaşıldığını, bu arada resmi kayıtlara ulaşabilmek adına davalının ... Medkal Ltd’nin şirket yöneticiliğinden azli ve şirkete kayyım tayini için açtığını, dava Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/967 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, davalı, müvekkilleri sahte hesap bilgileri ve ekteki excel tablolarını göstererek şirketin 56 milyon Euro’nun üzerinde bir değere ulaştığı konusunda inandırdığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/94307 Soruşturma sayılı dosyasına konu bir dizi olaylar ve belgede sahtecilik zinciri sonucu dolandırıldıklarına dair içlerine kuşku düşen davacıların derhal harekete geçirerek Türkiye’ye geldiklerini ve 14/04/2025 tarihinde şirketin ... adresinde şüpheli ... ile tüm ortaklar olarak bir toplantı gerçekleştirdiğini ve tüm ortakların, şüpheli ...’nin, şirketin banka hesaplarının içini tamamen boşalttığını ve kendilerinin dolandırıldıklarını bu tarih itibariyle anladıklarını, soruşturma aşamasında, ...’nin, banka yoluyla ve elden olarak ...'den 4.521.581,56 Euro, ...'dan 4.522.427,81 Euro, ...'dan 4.672.553,87 Euro, ...'dan 3.257.865,79 Euro toplam 16.974.429,03 Euro para aldığını ikrar ettiğini, ...’nin bu paraları sanki adı geçen kişiler nam ve hesabına işletmiş gibi göstererek ve buna göre elde edilen kâr ile birlikte yatırımları ... 7.746,768,91 Euro, ... 468 661, 31 Euro, ... 15.298.406,78 Euro, ... 8.438.207,11 Euro, toplam 46.952.044,11 Euro Meblağa ulaştığını ileri sürdüğünü, bu tablolara göre davalının, ironik şekilde İsmet Bilgi isimli doktor kardeşinin 1.200.000 Euro parasını da dolandırdığı ve toplamda bu dolandırıcılıkla birlikte şirketin ekonomik büyüklüğünün 56.939.100,59 Euro’ya ulaştığını, şirketin coştuğu ve uçtuğu yalanına başvurduğunu, ceza soruşturmasındaki tanık anlatımlarıyla ortaya çıkacağı üzere kardeşi ...’yı da 120.000 Euro dolandırdığı anlaşıldığını, ne var ki ... Medikal Ltd. Şti. Yöneticisi ...’nin gerçekte bu paraları yatırımda hiç kullanmadığı ve tüm müvekkilleri dolandırdığını, bu suretle müvekkillerin 16.974.429,03 Euro + faiz yönünden doğrudan zarara uğradıkları anlaşılacağını, ... olay günü Emniyet’e verdiği ifadesinde, bu miktar parayı müvekkillerden aldığını inkar etmediğini yatırılan tüm paraların iş avansı adı altında ... Medikal Ltd. Şti.’ne aktarıldığını kabul edildiğini, oysa müvekkillerinin şirket ortağı olarak böyle bir bilgisi ve onayı bulunmadığını, şayet iş yapacaksa neden parayı gönderen müvekkillerin ortağı olduğu ... Medikal Ltd. üzerinden iş yapmadığını izah edemediğini, bunun bir tek açıklaması davalının müvekkillerini dolandırma saiki olduğunu, şüpheli ilginç bir şekilde, şirketi kötü yönetimin kusur sayılamayacağını, kur farkı nedeniyle şirketin zarara uğradığını, hesap döküm belgelerine göre ne ... Medikal’in hesabında, ne ... Medikal’in hesabında ne de ...’nin hesabında 1 TL bile bir para bulunmadığını, paraların önemli bir kısmının önce şahsi hesabına aktarıldığını, buradan da paraların buharlaştırıldığı, bu hesaptan sevgilisi için lüks araç aldığını, ona çeşitli zamanlarda 6 milyon TL’ye yakın para aktardığını, kendisine lüks araç satın aldığını, paranın önemli kısmını ise dijital hesaplara aktardığını, çeşitli tarihlerde yüklü miktarda olmak üzere toplamda yaklaşık 6 milyon TL altın aldığını bir kısım paraları sanki ticaret yapmış gibi üçüncü kişilere transfer ettiğini, ancak yapılan ticaret varsa bile bu sebeple ... Medikal Ltd. adına 1 TL dahi para girişinin bulunmadığı, şirket adına araç satın alınmış ise de üçüncü kişilere satılıp parasının cebe atıldığını kayıtlarla sabit olduğunu, müvekkillerden ..., kârıyla birlikte 7.746.768,91 Euro olan hesabından kendisine ait ... şubesine ait hesabına para aktarmasını istendiğini, davalı da 4.783.126,45 Euro hesaba para aktardığını gösteren banka dekontunu müvekkili ...’e gönderdiğini, ancak bu dekontun da sahte olduğunu ortaya çıktığını, bunun için hem ... Teftiş Kuruluna şikayette bulunulduğunu, hem de ayrıca C. Savcılığına bu sahtecilik sebebiyle şikayette bulunulduğunu, hesapta böyle bir para olmadığı da sabit olduğunu, yani dolandırıcılığa bankayı da aracı kılındığını, müvekkillerine çok karlı bir iş yaptıklarına inandırılarak – almanya’da bankalardan yüklü kredi çektiğini- üçüncü kişilerle alt ortaklık kurduğunu davalıya gönderilen paraların önemli bir kısmı için üçüncü kişilere borçlandıklarını ve dolandırıcılık sebebiyle bu kişilere ve bankalara karşı oldukça ağır bir borç yükü altına girdiklerini dolandırıcılığın boyutu nedeniyle müvekkillerden bazıları eşlerinden boşanma aşamasına geldiğini ve yuvaları yıkılmış, bir kısmı ise borçlandıkları üçüncü kişilerden tehdit almaya başladıklarını en önemlisi kendi sosyal çevrelerinde çok önemli bir itibar kaybına uğradığını gelinen aşamada, büyük bir güven kırılması yaşayan müvekkilleri değil bir daha ülkemize yatırım yapmak, ülkemizde tek kuruş dahi harcamayı düşünmez hale geldiklerini dolayısıyla davalı sadece müvekkillere değil, ülkemiz ekonomisine de çok ciddi zarar verdiğini, zararın aslı para alacağı ve euro cinsinden alacak olduğu bizzat davalının hazırladığı ve üzerinde el yazıları bulunan excel tabloları ile de sabit olduğundan ve bu para da inancına göre davalının dijital hesaplarında bulunduğunu bildirerek;
Davalı ...'nin , ortak şirketi ve bankayı aracı kılarak müvekkilleri dolandırmış olup, yaklaşık ispat kurallarına uygun olarak müvekkillerinin dolandırılan 17 milyon euro asıl alacak ile bu paranın faizini karşılayacak oranda şimdilik 20 milyon euro alacak (mümkün olmaması halinde tarihindeki TL karşılığı) için, davalının yurt içinde ve dışındaki banka hesaplarındaki paralar, her türlü menkul - gayrimenkul mal varlığı, şirket hisselerine, ıncü kişilerdeki hak ve alacakları ile her türlü mal varlığı hakları üzerine - teminatsız olarak - ihtiyati tedbir konulmasını, İhtiyati tedbir talepleri kabul görmemesi halinde, davalının hesaplarındaki şimdilik 20 milyon euro alacak (mümkün olmaması halinde fiili tahsil tarihindeki tl karşılığı) için davalının her türlü taşınır taşınmaz malvarlığı, banka hesapları ile dijital hesaplarındaki paranın ve taşınır- taşınmaz - malvarlığının üçüncü kişilere devrinin tedbiren önlenmesine ve üzerine bloke konulmasına, davalı kaçma hazırlıklarında veya halen kaçmış da olabileceği nazara alınarak talebin dosya üzerinden karara bağlanmasına, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; yukarıda izah edildiği üzere ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep edenler vekilinin müvekkillerinin doğrudan zarara uğradıklarından bahisle ... Medikal İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi şirket müdürü karşı taraf ... aleyhine ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir isteminde bulunduklarını savunduğu, bununla birlikte gerek talep dilekçesi ekinde sunulan deliller gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/94307 Soruşturma sayılı kapsamında aldırılan bilirkişi raporları ve ek rapor, şüpheli ifade tutanağı birlikte değerlendirildiğinde, karşı tarafın ... Medikal Limited Şirketi ile ... Medikal İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında alacak/borç ilişkisi bulunduğu ve ödemelerin banka dekontlarına iş avansı yazılmak suretiyle diğer ortakların bilgisi dahilinde yapıldığı savunmasının bulunduğu, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep edenler vekilinin aksi yöndeki savunması yönünden yaklaşık ispatı sağlayamadığı, sözleşmesel ilişkinin varlığının ise yargılamayı gerektirdiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3. maddesi ile ihtiyati tedbir talep eden tarafın, “davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda” olduğunun hükme bağladığı, anılan Kanun'un açık düzenlemesi gereği, ihtiyati tedbir talep eden tarafın haklılığını “yaklaşık ispat ölçüsü” ile ispat etmesi gerektiği, buna karşın ihtiyati tedbir talep eden tarafın talep dilekçesi ekinde sunduğu ve ihtiyati tedbir talebine konu edilen belgelerin ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilirliğini sağlayacak nitelikte olmayıp, yaklaşık ispat koşulunu sağlayamadığı ve bu haliyle ihtiyati tedbir talep edenlerin haklı olup olmadığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, uyuşmazlığın esasını çözer mahiyette tedbir kararı verilemeyeceği anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine,
İhtiyati haciz talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, ihtiyati haciz için yaklaşık ispat kuralı geçerli olup alacaklıdan kesin ispat delillerin istenmesi gerekli değil ise de alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, buna göre muaccel bir alacağın varlığından bahsedilemeyeceği, karşı tarafın alacağın tahsilini engellemek amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığına ilişkin yeterli delil de sunulmadığı anlaşılmakla İİK 257 maddesinde öngörülen koşulları taşımayan ihtiyati haciz talebinin de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir/haciz taleplerinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak; kayıtlarla sabit olan 16.974.429,03 euro para ile bunun faizinden doğan alacağa mukabil 20 milyon euro veya bunun fiili ödeme karşılığı tarihindeki değeri miktarınca, davalı şirket yöneticisinin her türlü bankalarda ve diğer dijital hesaplarda bulunan paralar üzerine, bulunmaması halinde menkul-gayrimenkul malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve yargılama sonuna kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesini bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin ara kararına karşı istinaf başvurusuna ilişkindir.
İhtiyati tedbir, davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.(Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S. 873)
İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.
İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 877).
Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3) ispat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu sebepledir ki ihtiyati tedbire karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.
6100 sayılı HMK’nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir, kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukukî durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukukî korumadır.
Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak veya şey aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturur. Kanun burada "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukukî korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir.
Diğer taraftan ihtiyati haciz, ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olmakla beraber özellikle konusu ve tabi olduğu hükümler bakımından ihtiyati tedbirden farklıdır, ihtiyati haciz yalnız para (ve teminat) alacakları hakkındaki davalarda (veya icra takiplerinde) söz konusu olduğu halde, ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda alınır. İhtiyat tedbirde çekişmeli ve bu nedenle dava konusu olan şey (mesela, taşınır veya taşınmaz bir mal) hakkında önleyici nitelikte tedbir alınır; buna karşılık ihtiyati hacizde; alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin (m.78;37) gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır.
Somut olayda ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden yanca, tarafların %20'şer oranında ortak olduğu dava dışı ... Medikal İnş. Ltd. Şti. şirketine talep edenlerce aktarılan paraların, şirketin tek yetkilisi ve sorumlusu olan karşı yan ... tarafından gerek şahsi gerek ...'nin tek ortağı ve sahibi olduğu dava dışı ... Medikal Ltd. Şti.'ye aktarılması suretiyle tarafların ortak olduğu dava dışı ... Medikal İnş. Ltd. şirketinin içinin boşaltıldığı, karşı yan ...'nin talep eden ortakları dolandırdığından bahisle kayıtlarla sabit olan 16.974.429,03 euro para ile bunun faizinden doğan alacağa mukabil 20 milyon euro veya bunun fiili ödeme karşılığı tarihindeki değeri miktarınca, şirket yöneticisi ...'nin her türlü bankalarda ve diğer dijital hesaplarda bulunan paralar üzerine, bulunmaması halinde menkul-gayrimenkul malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir/haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece ihtiyati tedbir talebi yönünden şirket yöneticisi ...n'in taşınır/taşınmaz mal varlığı ve hesaplarının uyuşmazlık konusu olmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine, yine yaklaşık ispat koşulu bulunmadığından ihtiyati haciz talebinin de reddine karar verildiği görülmüştür.
Yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İhtiyati tedbir/haciz talep eden yanca, karşı yan ... tarafından dolandırılmaları neticesinde zarara uğradıklarından bahisle karşı yan ...'nin her türlü bankalarda ve diğer dijital hesaplarda bulunan paralar üzerine, bulunmaması halinde menkul-gayrimenkul malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir/haciz konulmasını talep ettiği, karşı yan ...'nin şahsi hesaplarının, taşınır/taşınmaz mal varlığının uyuşmazlık konusu olmadığı, , Mahkemece ihtiyati tedbirin dava konusu olan şeylerin üzerine konulabileceği, Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2013 tarih, 2013/21-1791 E., 2013/1676 K., Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 25/06/2013 tarih, 2013/7509 E., 2013/11831 K. , Yargıtay 14.Hukuk Dairesi'nin 20/06/2013 tarih, 2013/7557 E., 2013/9440 K., 19/07/2013 tarih, 2013/10496 E., 2013/10787 K. sayılı ilamlarının ve yerleşmiş içtihatlarının bu doğrultuda olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
İhtiyati haciz talebin reddine ilişkin değerlendirmede;
İİK'nın 257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hüküm gereğince alacaklı, bir para alacağı için ancak vadesinin gelmesi hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.
İİK'nın 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur…” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir.
Yargıtay'ın istikrar kazanmış ilke ve uygulamalarına göre, haksız eylemden kaynaklanan zarar, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olması anlamındadır.
Somut olayda, talep eden dört ortak ile karşı yan ortağın sahibi olduğu, beş ortaklı dava dışı ... Medikal İnş. Ltd. Şti'nin yetkili temsilcisi olan ... tarafından talep eden ortaklarca şirkete aktarılan paraların ...'nin şahsi hesabına ve ...'nin sahibi olduğu şirkete aktarılmak suretiyle talep edenlerin zarara uğratıldığı ileri sürülmekle ortaklar taleplerini ...'nin kendilerini dolandırdığına yani haksız eyleme ve doğrudan zararları olduğu iddiasına dayandırmış iseler de, talep edenlerin iddialarının yargılamayı gerektirdiği, buna göre muaccel bir alacağın varlığın yaklaşık olarak ispatlanamadığı, karşı tarafın alacağın tahsilini engellemek amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığına ilişkin yeterli delil de sunulmadığı anlaşılmakla İİK 257 maddesinde öngörülen koşulları taşımayan ihtiyati haciz talebinin de reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin 13/02/2026 tarihli ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir-ihtiyati haciz talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir-ihtiyati haciz talep edenlerden alınması gerekli olan 732,00 TL harç peşin olarak alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran ihtiyati tedbir-ihtiyati haciz talep edenler üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/04/2026
Başkan- ... Üye - ... Üye -... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...