T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO: 2022/251 (ESASTAN RET )
KARAR NO: 2024/225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: DR.... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/12/2021
ESAS-KARAR NO: 2021/137 E - 2021/695 K
DAVACI: ...
VEKİLİ:
İHBAR OLUNAN:
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 13/03/2024
YAZILDIĞI TARİH: 08/04/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... AŞ'den 27/03/2018 tarihinde '... 1.5 dci 110 hp 4x4 otomatik klima ... Navigasyon ve Multimedya Sistemi, kör nokta uyarı sistemli 360 kamera Look Paketi Eller Serbest ...Kart Sistemi' özellikli ... şase numaralı ... plakalı aracı 108.550,67 TL'ye satın aldığını, söz konusu arabanın henüz 5. gününde ve 280 km'de viteste iken diferansiyelinden normal olmayan sesler çıkartmaya ve emisyon ikaz lambasını yakmaya başladığını, durumun yetkili servise bildirildiğini, yetkili servisin emisyon ikaz lambasını bilgisayar programı ile sildiğini, vitesteki uğultununda normal olduğunu belirterek müvekkilini savdığını, ancak araçtaki emisyon lambasının tekrar yanmaya, vitesteki uğultunun ve cartlama olarak tabir edilen sesin dahada artarak devam ettiğini, öyle ki aracın artık vitese geçmemeye debriyaj fonksiyonunu yerine getirmemeye başladığını, bunun üzerine yetkili servisin aracın şanzımanını senkromeç tabir edilen kısmını ve vites dişlilerini değiştirdiğini, ancak araçtaki uğultu ve cartlamanın halen devam ettiğini, yine yanan emisyon ikaz lambasının sönmesi için dizel partikül/ katalizörü ve turbo radyatörün de arızalı değiştirildiğini, ancak emisyon ikaz lambasının halen yandığını, ayrıca aracın star - stop özelliğinin de arızalı olduğunu, davacının dava konusu aracın tüm bakımlarını zamanında ve yetkili serviste yaptırdığını, bu arızalardan dolayı davacı aracın onlarca kez yetkili yetkili servise götürmek tamir edilmesi için günlerce beklemek zorunda kaldığını, ancak araçtaki arızaların hiçbirinin giderilmediğini, aksine daha da büyük boyutlara vardığını belirterek dava konusu aracın davalıya iade edilerek aynı vasıf ve nitelikte ayıpsız yeni bir araç ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, satış işleminden sonra sıfır araçlar için verilmiş olan 2 yıl süreli garanti süresince satıcı konumunda davacının iddiada bulunduğu sorunlarına cevap verdiğini, dava konusu aracın gerekli görülen onarım, parça değişimi gibi teknik konularda en iyi desteği verdiğini ve kanunen sorumluluklarını yerine getirdiğini, diferansiyel sebebiyle başvurulan sorunun fabrika ile yazışma neticesinde araçtan gelen normal nitelikte bir ses olduğunun belirtildiğini, emisyon ikaz lambası ile alakalı servis dokümanlarında yer alan yapılması istenilen kısmında böyle bir isteğin bulunmadığını, 27/03/2018 tarihinde alınan ve 02/04/2018 tarihinde aracın sorumlu olduğunu iddia ederek servise getiren bir kullanıcının ücretsiz onarım hakkını kullandığını ve bu hakkı 3 sene içerisinde kullandığını, 6502 sayılı kanunda yer alan diğer seçimlik haklarından olan ayıpsız misli ile değiştirilmesi yasal hakkını kullanmayıp 3 sene gibi bir süre bekledikten sonra bu süre zarfında dava konusu aracı kullanarak km arttırılması ve diğer zaman içerisinde oluşabilecek bütün zararların oluşturulması neticesinde ayıpsız misli ile değiştirilmesi teklifinin hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine aykırı olacağının açık olduğunu, davalının sorumlu olduğu parçaların ücretsiz olarak değiştirildiğini bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, satın alınan araçta kısa bir süre sonra diferansiyelden ses gelmeye başladığı, devamında ise egzos emisyon uyarısı verdiği ve araçta uğultu sesinin başladığı rapordan anlaşılacağı üzere arızanın keşif tarihi itibariyle de giderilmediği ve giderilmesinin mümkün bulunmadığı, satım sözleşmesine konu aracın davacının araca duyduğu güvenin sarsılması ve araçtan beklediği yarar, konfor ve performansı sağlayamayacağı ve davacının misli ile değişim talebinin dosya kapsamına uygun olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden- davalı vekili tarafından;
Müvekkilinin sorumluluk zamanaşımı süresinin geçtiği, dava konusu araçta engel herhangi bir arızanın söz konusu olmadığı, aracın misliyle değişiminin hak ve menfaatler dengesi gereğince mümkün olmadığı, aracın 3 yıl süre ile 103.206 km kullanıldığı ve halen davacı tarfaça sorunsuz kullanılmaya devam ettiği, ücretsiz onarım seçimlik hakkının kullanıldığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda misli ile değişimin gerekmediği ve uygun olmadığı görüşüne itibar edilmemesinn doğru olmadığı bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu aracın ayıplı olup olmadığı, misli ile değişim ya da bedelinin iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesine konu aracın ayıplı olduğu iddiası ile misli ile değişim istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Öncelikle uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır.
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenleme “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” şeklindedir.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 23’de malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı gibi 231. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinden de yararlanamayacaktır.
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde ise alıcı TBK’nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.
Alıcının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması halinde TBK’nın 229. maddesi uyarınca, alıcı satıcıdan, ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi, ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği gibi ayrıca satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.
Ayrıca alıcı TBK’nın 230. maddesi uyarınca birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir.
Araç bedelinin iadesi için satış konusu araç üzerinde inceleme yapılarak ayıbın varlığının ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kanıtlanması gerekir.
Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay ele alındığında, davaya konu ... plakalı, ... şase numaralı aracın davacı tarafından davalıdan 108.550,67 TL'ye 27/03/2018 tarihinde satın alındığı anlaşılmıştır. Davaya konu araçta meydana geldiği iddia olunan arızalara ilişkin servis işlemlerine yönelik servis formları dosyada bulunduğu ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda aracın üretim hatasından kaynaklanan gizli ayıplı olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davalı yanın cevap dilekçesinde açıkça zamanaşımı itirazında bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.415,10 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.853,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.561,33 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 13/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."