T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO: 2022/712 (KABUL KALDIRMA)
KARAR NO: 2024/614
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: DR.... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/02/2022
ESAS-KARAR NO: 2018/436 E - 2022/116 K
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 15/05/2024
YAZILDIĞI TARİH: 30/05/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, davalı tarafından 11.07.2016 tarihinde 70.000,00 TL'nin banka havalesi aracılığıyla müvekkiline borç olarak verildiğini, müvekkili tarafından 11.07.2016 düzenleme tarihli senedin tanzim edilerek teminat olarak davalıya verildiğini, davalı tarafından söz konusu senedin ödeme gününün art niyetli olarak 03/08/2017 tarihi olarak düzenlenerek 29/01/2018 tarihinde Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1243 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edildiğini, ancak davacının takibe konulmuş olan bonoların bedellerini banka havalesi vasıtasıyla muhtelif tarihlerde peyder pey ödediğini, senedin bedelsiz olduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı yan cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında davalı tarafından davacıya verilen borç miktarı ile yapılan ödemelerin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın temelde davacı tarafından yapılan ödemelerin takip konusu senede ilişkin olup olmadığı, davacının takibe konu senet dolayısıyla davalıya borcunun bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı, davacının keşideci, davalının lehdar olduğu senedin düzenleme tarihinin 11/07/2016, miktarının ise 70.000,00 TL olduğu, davalı tarafından aynı tarihte ve aynı miktarda, somut olarak 11/07/2016 tarihinde 70.000,00 TL miktarında banka havalesi ile "...'a borç olarak verilmiştir" açıklamasıyla borç para gönderildiği göz önüne alındığında, takibe konu bononun davalı tarafından verilen 70.000,00 TL borcun teminatı olduğu sonucuna varıldığı, davacı tarafından yapılan ihtilafsız ödemeler göz önüne alındığında 70.000,00 TL miktarlı borcun ödendiği, ödemelerin başka bir borca yönelik olduğunu ispat yükünün ise davalıda olup davalı tarafından usulüne uygun yazılı delillerle ispat olunamadığı, icra takibinde davalının haksız ve kötü niyetli olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davalı vekili tarafından;
Mahkemece ispat yükünde hataya düşüldüğü, dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair senet üzerinde bir ibare bulunmadığı, davacının iddialarını usulüne uygun delilerle ispat edemediği, ödemelerin dava konusu senede ilişkin olduğu hususunun da ispat edilemediği bildirilerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık takibe dayanak bononun teminat senedi olup olmadığı ve bedelsiz kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, teminat ve bedelsizlik iddialarına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 13. İcra Müdürlüğü’nün 2018/1243 E. sayılı takip dosyasının yapılan incelemesinden, davacı tarafından 11/07/2016 tanzim ve 03/08/2017 vade tarihli 70.000,00 TL miktarlı bono açıklamasıyla 70.000,00 TL asıl alacak, 3.347,05 TL işlemiş faiz, 210 TL komisyon olmak üzere toplam 73.557,05 TL üzerinden 29/10/2018 tarihinden icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak bononun “nakden” kaydı ile düzenlendiği, unsurlarının tam ve eksiksiz olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından davacıya 11.07.2016 tarihinde 70.000,00 TL ... Bankası kanalıyla gönderildiği ve dekontta "...'a borç olarak verilmiştir” açıklamasının bulunduğu, dava konusu takipten önce, 26/07/2016 tarihinde 3.266,00 TL, 03/10/2016 tarihinde 8.800,00 TL, 02/12/2016 tarihinde 4.400,00 TL, 01/09/2016 tarihinde 8.140,00 TL, 02/11/2016 tarihinde 8.800,00 TL, 04/01/2017 tarihinde 4.400,00 TL, 07/02/2017 tarihinde 4.400,00 TL, 07/03/2017 tarihinde 4.400,00 TL, 02/05/2017 tarihinde 24.500,00 TL, 03/05/2017 tarihinde 8.900,00 TL olmak üzere davacı tarafından yapılan ödemelerin bulunduğu, dekontlarda dava konusu senede ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı yanca dava konusu bononun davalı tarafından banka aracılığıyla gönderilen paranın teminatını teşkil etmek üzere verilen teminat bonosu olduğu ve borç olarak alınan bedelin banka aracılığıyla ödenmesi nedeniyle senedin bedelsiz kaldığı iddia edilerek iş bu menfi tespit davası açılmış olup, davalı yanca süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde davacının iddialarının usulüne uygun delilerle ispat edilmesi gerektiği bildirilerek davanın reddi istenmiştir.
Dava konusu bononun nakden kaydı ile düzenlendiği ve bono üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun davacı yanca ispat edilemediği anlaşıldığından mahkemece davalı tarafından banka aracılığıyla gönderilen paranın teminatını teşkil etmek üzere dava konusu bononun düzenlendiğine yönelik varsayımsal kabulün doğru olmadığı, ispat yükünde hataya düşüldüğü anlaşılmıştır.
TMK.'nun 6.maddesi gereğince "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." hükmü getirilmiştir. Davacının dosya kapsamı itibariyle teminat senedi iddialarını ve senedin takipten önce ödenerek bedelsiz kaldığına yönelik iddialarını yazılı delilerle kanıtlayamadığı görülmektedir. Ancak dava dilekçesi incelendiğinde davacının aynı zamanda yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır.
Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemece; davacının yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak, davacıya karşı tarafa yönelik olarak yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, davacının yemin teklif etme hakkının hatırlatılması suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/436 Esas, 2022/116 Karar ve 15/02/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 15/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."