T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/12/2021
NUMARASI:
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2021 tarih ve 2021/26 E. - 2021/454 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili ve davalı... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkiline ait "..." ibareli markaların, uzun yıllardır hem ticaret unvanının esaslı unsuru olarak hem de markasal anlamda nizasız ve fasılasız bir şekilde kullanıldığını, tanınmış bir marka haline getirildiğini, "..." markasının ... nezdinde de tanınmış marka olarak tescilli bulunduğunu, müvekkili Şirketin "..." ibareli tanınmış markalarının yanı sıra 09. ve 42. sınıflarda 2017/10437 sayı ile tescilli "..." ibareli markanın da sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2019/124371 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkiline ait "..." ibareli marka ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, "..." ibareli markalar ile ise karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresi ile "..." markası arasında toplamda 4 harf benzerliğinin olduğunu ve ortak olarak bulunan bu harflerin tamamının aynı sıralamada yer aldığını, bu durumun markaların benzer olarak nitelendirilmesi için yeterli olduğunu, taraf markalarının ilk hecede ayniyet taşıdığı gibi ikinci hecelerinin ilk harflerinin de benzer bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun görsel ve özellikle de sessel açıdan müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasının müvekkiline ait hem "..." hem de "..." ibareli markalar ile benzerlik taşımasının tesadüf sayılamayacağını, benzerliğin bilinçli yaratıldığını, başvurunun müvekkilinin tescilli seri markaları ile ilişkilendirileceğini, şirketler arasında bir bağlantı bulunduğunun düşünülebileceğini, bu durumun müvekkili markasının ticari itibarı ve kalite, garanti fonksiyonuna geri dönülmez bir şekilde zarar vereceğini, dava konusu başvuru kapsamında yer alan malların, müvekkili markalarının tanınmış olduğu elektronik eşyalara ilişkin olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, başvurunun 6769 sayılı SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-9759 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, başvuru ile 2017/10437 sayılı "..." ibareli itiraz gerekçesi marka benzer görülse de, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davacıya ait "..." markası ile müvekkiline ait "..." markası arasında ayırt edilemeyecek düzeyde bir benzerliğin bulunmadığını, markalar arasında sesçil olarak fark bulunduğunu, karıştırılma tehlikesinin bütünsel şekilde yapılması gerektiğini, davacı yanın markaları ile müvekkili markasının hitap ettiği tüketici kitlelerinin de farklı olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan farklı bulunduğunu, markaların karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimallerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan mallar ile davacıya ait 2017/10437 sayılı marka kapsamında yer alan "Televizyonlar. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler." malları arasında benzerlik bulunduğu, çünkü davalı marka başvurusunun kapsadığı “Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve ... kurutma cihazları” mallarının günümüzde beyaz eşya mağazalarının yanı sıra, büyük teknoloji marketlerinde, davacının ... markasının kapsadığı televizyon emtiası ile birlikte, yan yan yana satılan ürünler olduğu, özellikle çeyiz/düğün paketi diye adlandırılan ve yeni evlenecek veya evini yenileyecek kişilere, beyaz eşya ile büyük ev elektroniği ürünlerini aynı ürün yelpazesinde bir paket şeklinde sunan pazarlama uygulamasında, fırın ya da elektrikli çamaşır kurutucular ile televizyonun çoğunlukla aynı paket dahilinde satıldığı, bu kapsamda söz konusu malların aynı yerlerde yan yana satılan, genellikle birlikte satın alınan, aynı tüketiciye hitap eden ve pazarlama yöntemi itibariyle, tamamlayıcı ürün gibi algılanan benzer/ilişkili mallar olduğu, fırın ve elektrikli çamaşır kurutucu dışındaki, “elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, saç kurutucuları ve ... kurutma cihazları” ise küçük ev aletleri kapsamında yer alan ve davacı markasının kapsadığı televizyon emtiası ile çoğunlukla aynı ticari kaynaktan gelen, yaygın piyasa uygulaması dahilinde aynı markanın farklı ürünleri olarak satışa sunulan ve hatta televizyon ürününün yanında satış/pazarlama taktiği olarak hediye/promosyon olarak verilen mallar bulunduğu, bu bağlamda söz konusu malların da çoğunlukla aynı yerde birlikte satılan, aynı tüketiciye hitap eden ve pazarlama yöntemi itibariyle, tüketicilerin zihninde ilişkilendirilebilen benzer emtia olduğu, öte yandan, davalının ... ibareli marka başvurusunun kapsadığı mallar ile davacının ... markasının kapsadığı “Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler” malların da somut olayın koşulları dahilinde benzer emtia olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira 11. sınıftaki çekişme konusu malların elektronik aksamı içinde yer alan, bir başka ifade ile yarı mamulü olan ve özellikle bakım/tamir süreçlerinde ihtiyaç duyulan bu malların aynı marka altında tamamlayıcı ürün algısı yaratan ilişkili mallar olduğu, sonuç olarak davaya konu marka başvurusunda yer alan mallar ile davacıya ait yukarıda belirtilen markaların kapsamlarında yer alan bir kısım mal ve hizmetlerin aynı veya benzer bulunduğu, dava konusu "..." markası ile davacıya ait 2017/10437 sayılı "..." markası arasındaki tek farkın; yazım rengi ve stili olduğu, bunun haricinde markalar arasında görsel açıdan ayırt edilemeyecek kadar yoğun benzerlik, işitsel ve anlamsal açıdan ise ayniyet bulunduğu, markaların gündelik hayatta anlamı bilinmeyen ibareler olması nedeniyle davaya konu mallar bakımından somut ayırt edici niteliklerinin yüksek olduğu, markaların kapsamlarında yer alan emtia arasında da benzerlik bulunduğu, dava konusu "..." markası ile davacıya ait 2014/19725 sayılı "..." ve 2012/93276 sayılı "..." markalarının ilk dört harfinin birebir aynı olduğu, sadece sonda yer alan "A" ve "..." harflerinden kaynaklı markalar arasında farklılık bulunduğu, dava konusu markanın "..." şeklinde, davacıya ait markaların "..." şeklinde telaffuz edildiği, Türkçe'nin soldan sağa okunan bir dil olması nedeniyle ilgili tüketici kesiminin markaların başlangıç kısımlarına, diğer kısımlarına nazaran daha çok dikkat ettiği, buna göre karşılaştırılan markaların ilk dört harflerinin ve ilk hecelerinin aynı olması nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde görsel ve işitsel olarak benzer olduğunun söylenebileceği, dava konusu 2019/124371 sayılı marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet 2017/10437, 2014/19725 ve 2012/93276 sayılı markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının ... ibareli markasının, “tüketici elektroniği ve beyaz eşya” sektöründe, dava konusu başvuru tarihi itibariyle tanınmışlık düzeyine erişmiş marka olduğu, davacı markasının tanınmışlık düzeyine erişmiş olmasının, davalı marka başvurusu bakımından tescil engeli yarattığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2020-M-9759 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescilli olmadığından hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davalının markası ile davacının "..." ibareli markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, başvuru ile 2017/10437 sayılı "..." ibareli itiraz gerekçesi marka benzer görülse de, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin benzer görülmemesi nedeniyle markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığını, aynı Kanunun 6/5 maddesinde öngörülen koşulların da gerçekleşmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davaya konu "..." markasının, yazı stili, renkler ve harflerin kullanımı bakımından davacının "..." ibareli markasından oldukça farklı olduğunu, yine davacının "..." markası ile müvekkil Şirketin başvurusunun sınıfsal yönden de farklı bulunduğunu, müvekkiline ait marka 11. sınıf malları kapsar iken davacının markasının 9. sınıf mallarda tescilli olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacının "..." ibareli markaları arasında ise karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, "..." ile "..." markalarının benzerliği gerekçesiyle müvekkili başvurusunun reddi kararı kesinleşirse, yeni markaların oluşturulması hususunda özgünlük açısından sorunlar ortaya çıkacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarını tekrar ettiklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin 10.12.2019 tarihinde 2019/124371 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, başvuru kapsamında 11. sınıf malların yer aldığı, bir kısım mallar SMK'nın 5/1-ç maddesi kapsamında başvuru kapsamından çıkarıldıktan sonra kalan mallar yönünden başvurunun ilan olunduğu, davacının "...- ..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın da YİDK'in 02.12.2020 tarih, 2020-M-9759 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 04.12.2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, davacının itirazına mesnet 2017/10437, 2014/19725 ve 2012/93276 sayılı markaları ile dava konusu başvuru arasında, başvuru kapsamında yer alan mallar yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacının "..." ibareli markalarının tanınmış olduğu ve bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, yalnızca davalı tarafların istinaf kanun yoluna başvurdukları gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının 2017/10437, 2014/19725 ve 2012/93276 sayılı markaları arasında karıştırılma tehlikesi olup olmadığı, davacının "..." ibareli markalarının tanınmış bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Davacının itirazına mesnet markalar "..." ve "..." ibareli olup, bu markalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması uygun görülmüştür. Davacının 2014/19725 ve 2012/93276 sayılı markaları "... ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuru ise "..." ibarelidir. Anılan ibarelerin Türkçe'de bilinen bir anlamları olmadığından, markalar arasında kavramsal bir benzerlik değerlendirmesi mümkün değildir. Öte yandan her ne kadar markaları oluşturan kelimelerin ilk dört harfleri aynı ise de bir bütün olarak kelimelerin telaffuzu da oldukça farklıdır. Diğer bir deyişle işitsel olarak da dava konusu başvuru, davacının "..." ibareli markalarından yeterince farklılaşmıştır. Aynı durumun, görsel bakımdan da geçerli olduğu, yani başvuruya görsel yönden de yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı düşünülmüştür. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.02.2019 tarih, 2017/4241 E., 2019/1282 K. sayılı ilamı ile "..." ile "..." ibaresi arasında karıştırılmaya ya da ilişkilendirilmeye yol açacak düzeyde benzerlik olmadığına dair ilk derece mahkemesi kararı onanmış ve anılan ibareler arasında benzerlik olmadığı kabul edilmiştir. Bu itibarla, her ne kadar emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiş ise de yukarıda açıklanan nedenlerle marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacının itirazına mesnet 2014/19725 ve 2012/93276 sayılı markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının itirazına mesnet 2017/10437 sayılı "..." ibareli marka yönünden ise taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunduğu konusunda bir tereddüt yoktur. Zira, markalar aynı asli unsurlu olup, sırf renk ve tertip tarzının farklı olması başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamamıştır.
Dava konusu başvuru ile davacının 2017/10437 sayılı markasının kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin karşılaştırılmasına gelince; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış kararlarında açıklandığı üzere marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan Uluslararası Nice Protokolü kapsamında TPE tarafından hazırlanan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğ hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle; her iki grup malların aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, aynı mağazada ve aynı raflarda satışa sunulup sunulmadıkları, ham madde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir.
Davacının 2017/10437 sayılı markasının kapsamında 9. sınıf "Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı
olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler,
ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar;
taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana
getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar,
videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet
bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar),
mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar
çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri,
bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara
kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve
manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu
kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve
video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet
otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar
(çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler,
fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler).
Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Koruyucu giysiler,
koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların
kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme,
depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan
kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri. Ana fonksiyonu uyarı
ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Trafikte kullanım amaçlı
sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil
yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme
vanaları dahil). Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı
aletler ve cihazlar. Dekoratif mıknatıslar. Metronomlar." malları ile 42. sınıftaki
"Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik
ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test
edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve
güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru
sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri
kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri." bulunmaktadır. Dava konusu başvuru ise 11. sınıftaki "Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve ... kurutma cihazları." mallarında tescil edilmek istenmektedir.
Görüldüğü üzere sayılan mal ve hizmetler aynı/aynı tür olmadığı gibi yukarı paragrafta açıklanan ilkeler çerçevesinde bu mal ve hizmetlerin benzer olduğu da söylenemeyecektir.
İlk derece mahkemesince, dava konusu başvuru kapsamındaki 11. sınıf mallarla, davacının itirazına mesnet 2017/10437 sayılı markanın kapsamındaki televizyon mallarının, günümüzde beyaz eşya mağazalarının yanı sıra, büyük teknoloji marketlerinde birlikte satıldığı, çeyiz ve düğün paketi adı altında aynı ürün paketi altında satışa sunulduğu, küçük ev aletleri kapsamındaki malların da yine televizyon emtiası ile çoğunlukla aynı ticari kaynaktan geldiği, televizyon ürününün yanında satış/pazarlama taktiği olarak hediye/promosyon olarak verildiği, 11. sınıftaki çekişme konusu malların elektronik aksamı içinde yer alan, bir başka ifade ile yarı mamulü olan ve özellikle bakım/tamir süreçlerinde ihtiyaç duyulan malların, davacı markasının kapsamında yer aldığı gerekçesiyle davacının "..." markası yönünde de emtia benzerliğinin gerçekleştiği kabul edilmiş ise de Dairemizce bu değerlendirmeye itibar edilmemiştir. Çünkü, söz konusu malların birlikte satılmak dışında ortak bir özellikleri olmayıp, birbirleri yerine ikame edilme, ham madde-mamül ilişkisi, birbirlerini bütünleme ya da tamamlama gibi bir benzerlikleri yoktur. Günümüzde, bir çok ürün toptan satış ya da elektronik mağazalarında birlikte satılmakta olup, bu nedenle mal ve hizmetlerin benzer olduğu kabul edilemez. Öte yandan, yine çeyiz ya da düğün paketi altında mobilya, tekstil eşyası gibi ürünler de birlikte satışa sunulduğundan, bu durum da mal ve hizmetlerin benzerliğine gerekçe olmaz. Son olarak, dava konusu başvuru kapsamındaki mallar ile bu malların elektronik aksamı içinde yer alan elemanların, iletkenlerin, elektronik devrelerin ve benzer malların da benzer olduğu, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde söylenemeyecektir. Bu itibarla, davacının 2017/10437 sayılı davacı markası ile dava konusu başvuru arasında işaret yönünden benzerlik mevcut ise de emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, bu marka yönünde de SMK'nın 6/1 maddesi koşulları mevcut değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
İlk derece mahkemesince davacının "..." ibareli markalarının tüketici elektroniği ve beyaz eşya sektöründe tanınmış olduğu ve SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında da tescil engelinin bulunduğu kabul edilmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markaları arasında, marka işaretleri yönünden herhangi bir benzerlik olmadığından, mahkemenin bu değerlendirmesi de yerinde görülmemiş, somut uyuşmazlıkta, SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında bir tescil engelinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle davacının 2014/19725 ve 2012/93276 sayılı "..." ibareli markaları ile dava konusu başvuru arasında işaret benzerliğinin bulunmadığı, 2017/10437 sayılı "..." ibareli davacı markası yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği, buna bağlı olarak SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir tescil engelinin olmadığı, yine her ne kadar davacının "..." ibareli markaları tanınmış ise de bu markalar yönünden işaret benzerliği bulunmadığından, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde bu yönden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı şirket vekili ile davalı... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/12/2021 gün ve 2021/26 Esas - 2021/454 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-YİDK kararının iptali istemine yönelik davanın REDDİNE,
3-Dava konusu marka başvurusu tescilli olmadığından hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL’nin düşümü ile kalan 368,30 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
9-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
10-İstinaf aşamasında davalı Kurum tarafından yapılan 67,20 TL posta ücreti, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 287,80-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya Kuruma verilmesine,
11-İstinaf aşamasında davalı Şirket tarafından yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Şirkete verilmesine,
12-Davalılar tarafından yatırılan 80,70'er TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine,
13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2024
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.