T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO: 2024/1218 (ESASTAN RET )
KARAR NO: 2025/690
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: DR. ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/12/2023
ESAS-KARAR NO: 2023/678 E - 2023/944 K
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 30/05/2025
YAZILDIĞI TARİH: 30/06/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete 2012 yılında 6 adet araç almak amacıyla davalının antetini taşıyan 6 ayrı tahsilat makbuzu ile 204,800.00 TL ve beyaz kağıda yazılmış ve davalının o sırada çalışanı (mağaza müdürü) olan ...’nin imzasını içeren alındı belgesinde de görüleceği üzere ayrıca 112.000.00 TL teslim ettiğini, bu ödemelere ilişkin olarak davacının Ankara 2.İcra Müdürlüğünün 2013/16780 sayılı dosyası ve Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2014/457 sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip yaptığını, takibin borçlunun haksız itirazları üzerine durduğunu, İtirazın iptali davasının açılmasıyla Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli, 2020/376 E. & 2021/370 K. Sayılı kararı ile; asıl dosya yönünden; Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2013/16780 E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 204.800,00 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte devamına; birleşen dosya yönünden; Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2014/457 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 112.000,00 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte devamına karar verildiğini, kararın ayrıca davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilerek kesinleştiğini, bu doğrultuda davalının, yukarıda anılan ilişki çerçevesinde davacıya borçlu olduğunun daha önce başlatılan takibe haksız şekilde itiraz etmesi ve kesin hüküm nedeniyle ile sabit ve tartışmasız olduğunu, açıklanan dava dışı somut olaylar haricinde, davacının yaptığı 100.000 TL ve 21.000TL tutarındaki iki ödemeye karşılık olarak ... Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti. antetli makbuzlar verilmiş olduğundan bu alacak kalemleri açısından ... Sigorta aleyhine Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2013/16779 E. sayılı takibi ile Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2014/486 E. Sayılı takiplerinin yapıldığını ve itiraz üzerine itirazın iptali davalarının açıldığını, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.09.2019 tarih ve 2016/756 E, 2019/836 K. sayılı kararı ile Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/16779 E. sayılı takibi ile Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2014/486 E. sayılı takiplerin iptaline karar verildiğini, Ankara BAM 22. HD'nin 15.06.2023 T. Ve 2022/1074 E., 2023/896 K. kararı ile istinaf istemlerinin de esastan reddedildiğini, kararın 18.07.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, yerel mahkemenin ve Ankara BAM 22. HD.'nin kararları incelendiğinde, aleyhe karar verilmesinin nedeninin makbuzları imzalayan ...'nin ... Sigorta'nın çalışanı olmaması ve ... Motorlu Araçlar A. Ş.'nin (Eski unvanı: ... Motorlu Araçlar Tic. Ltd. Şti) çalışanı olması olduğunu, davanın red gerekçesinin dava takip yetkisine ilişkin olarak düşülen ve aslında davalının grup şirketlerinin ve çalışanının hileli işlemlerinin sebep olduğu yanılgıya yani usûlî bir eksikliğe dayandığını, her iki şirketin aynı gruba ait olması, her iki şirketin adreslerinin aynı olması ve davacının yanılmasına yol açan kişinin davalı şirketin çalışanı olması ve bu süreçte hem ... Motorlu Araçlar'ın hem de ... Sigorta'nın kabul edilemez düzeyde kusuru olması karşısında, davacının mülkiyet hakkı başta olmak temel haklarının korunması için davanın açıldığını, TBK m. 158 hükmünün, somut olayda olduğu gibi usûlî red hâllerinde davacıya bir munzam süre tanıdığını, davanın da TBK m. 158 hükmünün tanımış olduğu altmış günlük süreye uyularak açıldığını belirterek davanın kabulü ile şimdilik 121.000,00.TL'nin 25.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, talebin zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesinde taleplerin zamanaşımına uğradığının dolaylı olarak kabul edildiğini ve davanın TBK 158. madde kapsamında açıldığının iddia edildiğini, davada davacının bu maddeden faydalanabileceği bir durumun olmadığını, maddede ek süreden faydalanabilme koşulları sınırlı olarak sayıldığını, dava dilekçesinde “takip yetkisinde yanılmak” şeklinde adlandırılan durumun ise Yasada yer almadığını, Kabul anlamına gelmemekle beraber, iddia edildiği şekilde “her iki şirketin aynı gruba ait olması, her iki şirketin adreslerinin aynı olması vs” davacıya zamanaşımı süresi dolduktan sonra yeniden talep hakkı vermeyeceğini, taraflar arasında her ne ad altında olursa olsun hiçbir sözleşmesel ve ticari ilişki mevcut olmadığını, davanın mahiyeti itibari ile mevduat faizi istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; dava veya defi reddedilirse zamanaşımı kesilmiş olmaz. Ancak dava esastan reddedilmemişse, davanın yeniden açılması mümkünse, fakat davanın açıldığı (definin ileri sürüldüğü) gün ile reddedildiği tarih arasında geçen zaman içinde zamanaşımı süresi dolmuşsa, Türk Borçlar Kanunu’nun md. 158'de (BK md. 137'de), belli haller için alacaklı yararına bir ek süre öngörüldüğü, TBK’nun md. 158'e göre, dava veya defi, mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabileceği, Ankara 5. Asliye Ticaret mahkemesince verilen "davanın reddi" kararının Türk Borçlar Kanunu’nun md. 158'de tanımlanan "düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması.." nedeniyle reddedilen dava niteliğinde olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiği, 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın dosyadaki bilgi ve deliller ile gerekçesi ve istinaf mahkemesince verilen gerekçe eklenmek suretiyle verilen esastan ret kararı birlikte değerlendirildiğinde, bu kararın davanın esasına yönelik verilmiş bir ret kararı olarak değerlendirilmesi gerektiği, itirazın iptali davasında verilen kararın niteliğinin usulden ret kararı olmadığı, bu durumda davacının TBK. 158. maddesin’de tanınan ek süreden faydalanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalı şirketle daha önce aleyhine dava açılan ... Sigorta Aracılık Hizm. Ltd.Ş.‘nin davalının grup şirketi olduğunu, davalının müvekkiline karşı borçlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; dava ve takip yetkisinde yanılmak nedeniyle TBK 158. Maddesi hükmü uyarınca munzam süre içinde davalı yana müracaat edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, TBK. 158. maddesi gereğince yapılan ödememenin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; davacının TBK 158. maddesi hükmü uyarınca, ek süreden yararlanamayacağının açık bulunmasına göre mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 30/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."