T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: DR.... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/11/2024
ESAS NO:....
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 24/03/2025
YAZILDIĞI TARİH: 24/04/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin satım sözleşmesini konu alan faturalardan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/13831 E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, müvekkili ile davacı şirket arasında yapılan ticari ilişkiler çerçevesinde 4.048,61TL borcu bulunduğunu, bunun müvekkili tarafından icra dosyasına yapılan itirazda da belirtildiğini, davacı tarafın 32.885,27 TL üzerinden takip yaptığını, bunun anlaşılamaz olduğunu, davalı tarafından sipariş edilmeyen ve teslim alınmayan 27.042,56 TL ve 1.794,10 TL tutarlarındaki iki fatura ve sevk irsaliyesi sunulduğunu, bu faturalarda ve sevk irsaliyelerinde bulunan imzaların müvekkilince mal almaya ve sipariş vermeye ilişkin olarak yetkilendirilmiş kişiler olmadığını, bu malların müvekkili şirket tarafından sipariş edilmediğini ve teslim alınmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davaya konu faturada belirtilen ürünlerin davalıya teslim edildiğinin, bu kapsamda davacının davalıdan teslim edilen ürünlerden kaynaklı alacağının bulunduğunun ispat edilemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davacı vekili tarafından;
Mahkemece tanık ...’in dinlenmesinden vazgeçilmediği halde Mahkece tanığın dinlenmesinden vazgeçildiğini, bu tanık dinlenmeksizin yemin hakkının hatırlatılmasının doğru olmadığını, mahkemece tüm esaslı deliller toplanmaksızın yemin hakkının hatırlatıldığını, Mahkeme kararının kaldırma kararına uygun olmadığını, davalı yanca defter ibrazından kaçınıldığının dikkate alınmadığını bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu emtiaların teslimi ve bedelinin ödenmesi ile kötüniyet ve icra inkar tazminatı talepleri noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesini konu alan faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/ 13831 E. sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından davalı aleyhine 27.11.2015- 24.12.2015 açık hesap borcu açıklaması ile 32.885,27 TL asıl alacak ve 1.629,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.551,12 TL'nin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluya örnek 7 ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalı borçlunun 21.09.2016 tarihinde ödeme emrinde belirtilen borca konu malzemelerin önceki işverenleri ... ... veya kardeşi adına olan ... isimli şirket tarafından alındığını, işveren tarafından işlerin kendilerine devredildiğini ve yetkilisi olduğu ... İnşaat adına 4.000,00TL civarında malzeme alındığını, önceki borçların ... isimli şirkete ait olduğunu, yetkilisi olduğu şirketin 2016 yılında kurulduğunu, yaklaşık 30.000,00 TL’ lik borcun 2015 yılına ait olduğunu bildirerek itiraz edildiği, itirazın ve iş bu itirazın iptali davasının süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Takibe dayanak 29.06.2016 tarihli cari hesap ekstresi incelenmiş ve davacı tarafından davalıya 27.11.2015 tarihli 2.173,21 TL bedelli, 30.11.2015 tarihli 1.794,10 TL bedelli, 10.12.2015 tarihli 537,19 TL bedelli, 17.12.2015 tarihli 49,56 TL bedelli, 22.12.2015 tarihli 27.042,56 TL bedelli ve 24.12.2015 tarihli 1.288,65 TL bedelli 6 adet fatura kesildiği ve takibe konu alacağın bu fatura bedellerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde borcun 4.048,61 TL’ lik kısmının kabul edildiği, 27.042,56 TL ve 1.794,10 TL tutarlarındaki iki faturaya konu malların teslim alınmadığı ve bu faturalara ilişkin borcun bulunmadığı bildirilmiş, cari hesap dayanağı 27.11.2015 tarihli 2.173,21 TL bedelli, 10.12.2015 tarihli 537,19 TL bedelli, 17.12.2015 tarihli 49,56 TL bedelli ve 24.12.2015 tarihli 1.288,65 TL bedelli faturalara ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmamış olup bu faturaların toplam bedeli 4.048,61 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından irsaliye faturaları dosyaya ibraz edilmiş olup davalı tarafından kabul edilmeyen 22.12.2015 tarihli 27.042,56 TL bedelli faturaya ait 22.12.2015 tarihli irsaliye faturasının teslim alan ... olarak yazılarak imzalandığı, 30.11.2015 tarihli 1.794,10 TL bedelli faturaya ait 27.11.2015 tarihli irsaliye faturasının teslim alan ... olarak yazılarak imzalandığı görülmüştür.
Tanık ... talimat yolu ile alınan yeminli beyanında, kendisinin mermer ustası olduğunu, 27.11.2015 tarihli irsaliyede bulunan imzanın kendisine ait olduğunu, irsaliyede bulunan malları kendisinin teslim aldığını ve o tarihte ... - ... inşaatta çalıştığını bildirmiştir.
Diğer tanık ...’e ise ihzar yoluyla dahi ulaşılamaması nedeniyle mahkemece tanığın dinlenmesinden vazgeçilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
SGK 'nın 13.07.2018 tarihli cevabi yazısından taşeron davalının 05.01.2016 tarihinde kanun kapsamına alındığı, talep edilen 2015 yılına ait her çalışanlara ilişkin herhangi bir bildiriminin bulunmadığı, Vergi Dairesi’nin 01.07.2019 tarihli cevabi yazısından davalının 20.11.2015 tarihi itibarıyla Sıva İşleri (binalarda veya diğer inşaatlarda iç ve diş sıva veya alcı sıva işleri ile alcıpan işleri v.b) faaliyetinin olduğu ve bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir.
Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda özetle, davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalıyı ...-... İnşaat hesabından takip ettiği ve takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 33.933.46 TL alacaklı bulunduğu tespit edildiği, davalı ...- ... İnşaatının incelenen 2015 ve 2016 yılına ilişkin ticari defterinin işletme defteri şeklinde tutulduğunun tespit edildiği, işletme defterlerinin açılış tasdiği yapılmak zorunda iken kapanış tasdiği yapılmak zorunda olmadığı, 2016 yılına ait açılış bilançosunun yapıldığı, davalının 2015 yılı defter tasdik bilgilerinin işletme de olmadığını noterde bulunduğunu belirtiği ve tarafına vermediği, 2015 ve 2016 yılı defterleri incelendiğinde ... .... ilişkin hiçbir ticari kayda rastlanmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 32.885,27 TL alacaklı bulunduğu bildirilmiştir.
Somut olayda mahkemece 22.12.2015 tarihli 27.042,56 TL bedelli faturaya ait 22.12.2015 tarihli irsaliye faturaya konu malların davacı yanca teslim edildiği olgusunun ispatı için irsaliyeli faturada isim ve imzası bulunan ...’e ulaşılmaya çalışılmış, ancak ihzar müzekkeresine rağmen ulaşılamadığından dinlenmesinden vazgeçilmiş ise de faturanın davalı yan kayıtlarında yer almadığı anlaşılmıştır.
TMK.'nun 6.maddesi gereğince "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." hükmü getirilmiştir. Dosya kapsamında davacı tarafın 22.12.2015 tarihli 27.042,56 TL bedelli faturaya konu malların teslim olgusunu yazılı delilerle kanıtlayamadığı görülmektedir. Ancak dava dilekçesi incelendiğinde davacının aynı zamanda yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 25/03/2024 tarih 2022/352 E. 2024/304 K. sayılı kararı ile davacı tarafın 22.12.2015 tarihli 27.042,56TL bedelli fatura yönünden yemin hakkının hatırlatılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece kaldırma kararı sonrasında davacının yemin hakkı hatırlatılmış, davacı tarafından tanık ... dinlendikten sonra yemin hakkının kullanılacağı bildirilmiş, Mahkemece hatırlatılan yemin hakkının süresinde kullanılmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece davanın tümden reddine karar verilmiş ise de davalı yanın cevap dilekçesinde kabul ettiği 4.048,61 TL ile 30.11.2015 tarihli 1.794,10 TL bedelli faturaya ilişkin davacı yanın teslim olgusunu ispat ettiği gözetilmeksizin davanın tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacı yanın kabul edilen 5.842,71 TL yönünden alacağın likit olduğu gözetilerek İİK 67/2 maddesi uyarınca %20’ı oranında icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Reddedilen bölüm yönünden ise davacı yan iş bu davada haksız ise de kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile,
2-Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 13/11/2024 tarih 2024/296 Esas 2024/735 Karar sayılı kararın HMK 353/1-b-2.maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
a)Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/13831 E. sayılı dosyasında davalının asıl alacağın 5.842,71 TL'sine yaptığı itirazın iptaline, bu miktar asıl alacağın takip talebindeki koşullarla devamına fazla istemin reddine,
b)Kabul edilen miktarın %20'si olan 1.168,54 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
c)Davalı yanın kötüniyet tazminatı isteminin reddine,
ç-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 399,12-TL harçtan peşin alınan 561,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 162,48-TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye İrat Kaydına,
d-Davacı tarafça sarf edilen 29,20-TL başvurma harcı, 561,60-TL peşin harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
e-Davacının 413,07-TL posta-davetiye gideri, 600,00-TL bilirkişi gideri olarak sarf ettiği toplam 1.013,07-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 179,99-TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
f-Davacı vekili kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesap ve takdir edilen A.A.Ü.T. uyarınca 5.842,71-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
g-Davalı vekili kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesap ve takdir edilen A.A.Ü.T. uyarınca 27.042,56-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ı-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan 270,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 24/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."