T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO: 2025/977 (ESASTAN RET )
KARAR NO: 2025/1041
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/05/2025
ESAS-KARAR NO: 2022/1083 E - 2025/373 K
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 30/09/2025
YAZILDIĞI TARİH: 08/10/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, davalının davaya konu sadece vadesi boş diğer unsurları dolu teminat senedine davacının rızası dışında zilyet olmuş ve hukukça hükmü haiz olacak şekilde vade tarihini doldurarak kambiyo vasfı kazandırarak davacının aralarında bulunduğu kişiler aleyhine Eskişehir 7.İcra Müdürlüğünün 2018/8318 esas sayılı dosyasından icra takibi yaptığını, müvekkilinin şikayeti üzerine davalı hakkında Eskişehir C.Başsavcılığının 2018/34541 soruşturma nolu dosya üzerinden resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları vb tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan iddianame düzenlenip dava açıldığını, davanın Eskişehir 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/653 esas sayılı dosyası üzerinden incelendiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili aleyhine icra dosyasından icra takibine konu edilen senedi hukuka aykırı olarak ele geçiren, dolduran ve sahte senedi icra takibine konu eden davalıya müvekkilinin hiçbir borcunun olmadığını, sahte senede dayanan icra takibi nedeniyle müvekkilinin telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek davalı tarafından alacaklı olmadığı halde sahte senetle Eskişehir 7.İcra Müdürlüğünün 2018/8318 esas sayılı dosyasından yapılan icra takibinin durdurulmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesine, takibe konan sahte senetten dolayı müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, İİK 72./4.maddesi uyarınca kötü niyetli hareket eden davalının toplam alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, davacının dava dilekçesinin bazı kısımlarında Eskişehir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8313 sayılı takip dosyasına konu ettikleri bononun teminat senedi olduğundan bahsederken dava dilekçesinin bazı kısımlarında da senedin sahte olduğundan bahsettiğini, birbiriyle çelişen bu iki iddianın da kabulünün mümkün olmadığını, zira bir senedin teminat amacı ile verilmiş olabilmesi için senet metninde karşılığının teminat olduğunun belirtilmesinin yanı sıra bu durumun sözleşme gibi yazılı bir belge ile desteklenmesi başta olmak üzere ciroyu önlemek adına arka yüzüne de hangi konu için teminat senedi düzenlendiğinin yazılması gibi daha bir çok koşulun bir arada bulunması gerektiğini, davacının söz konusu bononun teminat senedi olduğundan bahsettiğini ancak üzerinde herhangi bir teminat kaydı içermeyen bononun teminat amacıyla verildiğini herhangi bir yazılı belge ile de ispatlayamadığını, dava dilekçesince takip dayanağı bono ile aynı düzenleme tarihinde imzalandığından bahsedilen bir sözleşmeden bahsedilmediğini, ancak bu sözleşmenin de sunulmadığını, davacının delilleri arasında saydığı ceza soruşturması aşamasında dinlenen tanık beyanlarının da bu davada değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, senedin davacı tarafından cirolanarak müvekkilinin rahmetli babasının avukatına teslim edilmiş olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hukuka aykırı ele geçtiği iddia edilen bir senedin ise sahteliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin bono üzerindeki vade kısmını davacının ve müvekkilinin babasının arasındaki anlaşmaya uygun şekilde doldurmuş olması karşısında da senedin sahteliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, müvekkili tarafından takibe geçilmeden evvel davacıya yazılı bildirimde bulunulduğunu, davacının bu bildirime karşı sessiz kaldığını, bononun teminat senedi olduğuna dair bir itirazda bulunmadığını, kesinleşen takipte satış aşamasına gelindiğinde davacı tarafça kötü niyetle süreci uzatmak adına müvekkili hakkında Savcılığa şikayette bulunulduğunu ve akabinde bu menfi tespit davasının açıldığını belirterek davacının kötü niyetli davasının reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece toplanan deliller ve Dairemizin 24/10/2022 tarih ve 2020/269 Esas - 2022/1435 Karar sayılı kaldırma kararı doğrultusunda; Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/66 Esas sayılı dava dosyası incelenmek üzere talep edilmiş ve kesinleşmesi beklenilmiş olup akabinde dosya arasına alınan Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/66 Esas 2024/298 Karar sayılı kovuşturma dosyasının nihai kararı ve kesinleşme şerhleri incelenmiş, davalı ...'nın bedelsiz senedi kullanma suçundan neticeten 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın Ankara BAM 11. Ceza Dairesinin 2024/1293 E.- 2025/248 K. Sayılı ilamı ile istinaf talebinin kesin olarak reddine karar verilerek 24/02/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; Eskişehir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8318 Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, senet bedelinin % 20'si oranında takdir edilen 40.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; takibe geçildiğinde ödeme emrini tebliğ alan davacının ödeme emri sonrasında da herhangi bir hukuki yola başvurmadığı, başlatılan icra takibinde davacının mülkiyetindeki taşınmazlardan borca yetecek kadarının haczedildiğinin borçluya bildirilmesi üzerine davacı Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1213 Esas sayılı dosyası ile dava açarak takip konusu bononun hukuka aykırı olarak ele geçirildiğini, bononun esasen teminat amaçlı olarak verilmiş olduğunu iddia etmiş, aynı zamanda müvekkili hakkında resmi belgede sahtecilikten suç duyurusunda bulunulduğu, davacının bulunduğu suç duyurusu neticesinde müvekkili hakkında Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde verilen mahkumiyet kararının doğru olmadığını, bonoya ilişkin olan her türlü iddianın yazılı olarak ispat edilmesi gerektiği, bütün bunların yanı sıra davacı taraf söz konusu bononun sahte olduğunu da ileri sürdüğü, ancak bu iddiasıyla çelişir şekilde üzerindeki imzayı kabul etmekte olup bononun teslim tutanağında da belirtildiği şekilde sadece vade kısmı boş şekilde müvekkili tarafından teslim alınmış olduğunu da kabul etmiş, bononun sahteliğini düşündürmeye dahi yetecek yazılı delil sunamadığı, kendisine ait olduğu ve bedelsiz kaldığı iddiasında olduğu bir bononun avukatı tarafından müvekkiline teslim edilmiş olması karşısında adı geçen avukat hakkında derhal bir suç duyurusunda veya disiplin şikayetinde bulunmamış olmasının da davacının beyanları ve hayatın olağan akışı ile çeliştiği, kaldı ki söz konusu bononun ciro edilerek avukata verilmiş olması ancak avukatın bu bonoyu bir başka müvekkilinin mirasçılarına üstelik mirasçı sıfatıyla bonoyu teslim aldıklarını da belirttiği detaylı bir teslim tutanağı düzenleyerek vermiş olması da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı ile müvekkilinin murisi arasındaki borç ilişkisi tarafların kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti. ile akdedilen sözleşmenin feshedilmesiyle sona ermediğini, zira tarafların aynı gün içerisinde aynı şartlarla, fakat göstermelik olarak başka bir müteahhitle bir sözleşme daha imzalamış ve ilk sözleşmede imza altına alındığı şekilde arsa karşılığında uhdelerine düşecek bağımsız bölümlerde değişiklik olmadığını, inşaat tamamlandığında da davacı tarafından, ilk sözleşmede kararlaştırıldığı ve dava konusu bono ile bedelinin ödeneceğinin ikrar edildiği şekilde müvekkilinin murisinin arsasından kendisine pay aldığını, ancak borcunu ödemediğini, müvekkilinin murisinden intikal eden alacağıın halen devam ettiğini, ilk derece mahkemesince müvekkilinin dava konusu bonoyu kötü niyetle elde ettiğinin sabit olduğundan bahsedilerek müvekkilinin tazminat ödemesine karar verildiği, müvekkilin kötü niyetli olduğunu da kabul etmenin mümkün olmadığı belirterek, davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin kötü niyetli kabul edilmesi mümkün olmadığından müvekkili aleyhine hükmedilen tazminatın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Mahkemece eksik araştırmaya dayalı karar verilip verilmediği uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına, TBK 74.maddesi uyarınca ceza hakiminin maddi vakıanın tespitine yönelik kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün hukuk hakimi yönünden bağlayıcı bulunmasına göre, davalının davacı hakkında icra takibine konu ettiği bononun bedelsiz olduğu ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğundan ve bu hususta davalı hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmiş bulunduğu anlaşıldığından, davanın kabulüne ve bedelsiz senedi icra takibine konu eden davalının haksız ve kötüniyetli kabul edilmesi gerektiğinden davalı aleyhine İİK'nin 72/4 maddesi uyarınca %20 tazminata karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.662,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.451,67TL harcın mahsubu ile bakiye 10.210,33 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 30/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."