T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/1198 ( KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2025/1530
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/05/2023
ESAS-KARAR NO : 2022/206 E - 2023/497 K
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 15/12/2025
YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun mali müşavir olduğunu, diğer müvekkili ...'ın ise müvekkili ... bünyesinde muhasebe elemanı olarak çalıştığını, müvekkili ...'ın davalıdan 40.000,00 TL borç aldığını, karşılığında 06/02/2020 tarihinde keşide tarihi boş olarak 31/05/2020 vade tarihli, 40.000,00 TL bedelli senet verdiğini, senette müvekkili ...'ın keşideci, diğer müvekkili ...'nun kefil olduğunu, müvekkilinin davalının muhasebe işlerini yürütmesi nedeniyle tarafların borcun davalının SSK ve vergi borçlarının ödenerek kapatılması konusunda anlaştığını, müvekkillerinin bu borç için senede istinaden açıklaması ile 13/02/2020 tarihinde 29.000,00 TL, 12/03/2020 tarihinde 3.000,00 TL ve 29/05/2020 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplam 42.000,00 TL ödediklerini, yapılan ödemeler bildirilmesine rağmen davalı tarafından senedin iade edilmediğini, davalının kötü niyetli olarak bedeli ödenmiş bononun keşide tarihinin gerçeğe aykırı olarak düzenleyerek takip başlattığını, itfa nedenine dayalı İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davanın kabul edilmesine rağmen istinaf aşamasında kararın kaldırılarak davanın reddedildiğini, genel mahkeme olarak işbu davanın açıldığını belirterek müvekkillerinin bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatına, talebin kabul edilmemesi halinde terditli olarak müvekkilleri tarafından davalının adına yapılan 42.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, menfi tespit ve sebepsiz zenginleşme talebinin terditli olarak açılamayacağını, ödemelerin iadesine ilişkin sebepsiz zenginleşme davasında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, talep olunan alacağın zamanaşımına uğradığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacıların ifa anlaşmasının varlığını ispat etmesi gerektiğini, senetteki imzanın inkar edilmediğini, davacının borcun varlığını kabul ettiğini, müvekkilinin davalıya vergi ve SSK ödemeleri için her ay düzenli olarak yaptığı ödemelerin davacı tarafından kuruma ödenmeyerek sonradan yapılandırılarak ödendiğini, müvekkilinin durumu SSK borcu nedeniyle banka hesabına koyulan haciz işlemi ile öğrendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, senetten kaynaklanan borcun davalı alacaklının vergi ve SSK borçlarının ödenerek kapatılarak ödenmesi hususunda tarafların anlaşma yaptığı iddiasının davalı tarafça kabul edilmediği, davacılar tarafından tarafların anlaştığının yasada öngörülen nitelikte bir belge ile ispatlanamadığı ve davacıların yemin deliline başvurduğu, davalının yeminini eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilleri tarafından yapılan toplam 42.000,00 TL'nin senede istinaden yapıldığını, dekontlarda senede atıf bulunduğunu, davalının ödemelerin senede ilişkin olmadığı ve müvekkillerine SSK ve vergi borcunun ödenmesi için verilen paralar olduğuna dair beyanı ile ispat yükünü üzerine aldığını, terditli talepte bulunulmasına rağmen davanın reddine karar verildiğini, ödemelerin senede ilişkin olduğunun kabul edilmemesi halinde dahi yapılan ödemelerin herhangi bir sebebe dayanmaması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında senet dışında başka alacak borç ilişkisi bulunmadığını, aksinin davalı tarafından ispatlanamadığını, tanıkların dinlenmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dava konusu senedin yapılan incelemesine göre, senedin 06/03/2020 keşide tarihli, 31/05/2020 vade tarihli, 40.000,00 TL bedelli, nakden ihdaslı olduğu, davacı ...'ın keşideci, davacı ...'nun aval, davalının lehtar olduğu görülmüştür.
Eskişehir 4.İcra Müdürlüğünün 2020/2755 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, davalı alacaklı tarafından davacı borçlular aleyhine 40.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 40.294,52 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi yapıldığı görülmüştür.
Davacı tarafça 13/02/2020 tarihinde 29.000,00 TL, 12/03/2020 tarihinde 3.000,00 TL ve 29/05/2020 tarihinde 10.000,00 TL kurumlara ödeme yapıldığı görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nın 111.maddesinde; "(1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. (2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz." düzenlemesi yer almaktadır.
Terditli dava; davacının aynı davalıya karşı birden fazla talebini aralarında aslilik-ferilik ilişkisi kurmak suretiyle aynı dava dilekçesinde ileri sürdüğü, asıl talebinin kabul görmemesi halinde yardımcı talebi yönünden karar verilmesini istediği dava türüdür. Davacı ilk önce asıl talebi hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar .
Terditli davada, mahkeme öncelikle asıl talebi inceleyecek ve bir kanaate varacaktır. Mahkeme asıl talebin esastan reddi gerektiği konusunda bir kanaate varmadan fer'i talebi incelemeye başlayamaz ve hükme bağlayamaz. Yani, fer'i talebin incelenip hükme bağlanması, asli talebin mahkemece esastan reddedilmesi gerektiği konusundaki kanaatin oluşumuna bağlıdır. Ancak mahkemenin bu kanaatini bir ara kararıyla açıklaması gerekmez; bu süreç tamamen hakimin ya da mahkemenin karar verme sürecinde bir kesit olup, herhangi bir kararla taraflara özellikle duyurulmasına gerek yoktur. Çünkü hakim, her iki taleple ilgili tahkikat aşamasını ortak bir biçimde bir arada yürütür ve delilleri birlikte değerlendirerek bir karara varır. İşte bu karar verme sürecinde hakim, öncelikle asıl talep konusunda bir kanaate varmaya çalışacak, bu talep konusundaki kanaati olumsuz yönde oluştuğunda, yardımcı talebi inceleyip o konuda bir sonuca varacak ve karar verecektir.
Davacının talebi, asıl talep hakkında karar verilmesidir. Mahkeme asıl talep hakkında olumlu bir karar verirse yardımcı talep incelenmeyecektir. Buna karşılık asıl talep kabul edilmezse, davacı ikinci ya da yardımcı talebi hakkında hüküm verilmesini istemektedir. Terditli davada davacı, yardımcı talebini asıl talebin kabul edilmemesi şartıyla ileri sürmüş olmaktadır. Hakim de tarafın bu talebi ile bağlıdır. Önce asıl talebi, bu kabul edilmezse yardımcı talebi inceleyecektir. Özellikle davacının asıl talebiyle yardımcı talebini değiştirerek önce yardımcı talebini inceleyerek karar veremez.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut dosya değerlendirildiğinde; açılan dava terditli davadır. Davacının asıl talebi davalı adına kurumlara yapılan ödemeler nedeniyle senet borcunun sona erdiği iddiasına dayalı menfi tespit talebi, fer'i talep ise, ödemelerin senede ilişkin yapıldığının kabul edilmemesi halinde ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsili istemine yöneliktir.
Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamı itibariyle mahkemece ilk olarak asıl talep olan menfi tespit talebinin incelenerek ödemelerin davalıya değil davalı adına kurumlara yapılması ve davalının bu yönde talimatı bulunduğu davacı tarafça ispat edilemediğinden menfi tespit talebinin reddi yönündeki mahkeme kararı usul ve yasaya uygun ise de; terditli talep yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/206Esas, 2023/497Karar ve 04/05/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacılara İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davacılar tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 15/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Katip ...
¸e-imza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."