T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/546 - 2025/1185
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/546 (ESASTAN RET)
KARAR NO : 2025/1185
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/12/2022
ESAS-KARAR NO : 2021/609 E - 2022/897 K
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 17/10/2025
YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu ... tarafından keşide edilerek müvekkili firma tarafından tahsile konulan 30/11/2018 keşide tarihli 36.000,00 TL bedelli çekin karşılığı çıkmadığını, yapılan takibin de semeresiz kaldığını, davalı bankanın Çek Kanunu kapsamında çek hesabı açarken göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediğini, çek hesabı açılmaması gereken şirket adına çek hesabı açarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlendiği aşamada HMK m.107 hükmü gereğince arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL’nin öncelikle çekin karşılıksız çıktığı zararın doğduğu keşide tarihinden itibaren aksi halde dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talep artırım dilekçesi ile toplam talebini 18.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul/Niğde mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili bankanın dikkat ve özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğini, bu nedenle kendisine kusur atfedilemeyeceğini, dava dışı keşideciye 2 farklı banka tarafından da çek defteri verildiğini, dava dışı keşidecinin o döneme kadar keşide etmiş olduğu çeklere ilişkin ticari güvensizlik ortaya çıkartacak bir durumunun bulunmadığını, dava dışı keşidecinin toplamda 43 adet çekinin ibrazında ödediğini, toplamda 720.140,00 TL ödeme yapıldığını, dava dışı ...'ın çek endeks puanının 1000 olduğunu, çek endeksinin geçmiş çek ödeme performansını sayısal olarak gösteren bir değer ve çek ödeme alışkanlıkları hakkındaki en geçerli veri olduğunu, dava dışı keşidecinin ibraz edilmiş olduğu halde ödenmemiş çeki bulunmadığını, dava dışı keşidecinin yerleşik uygulama doğrultusunda çek defteri almak için gerekli şartları sağladığının anlaşılması üzerine talebinin uygun görüldüğünü, davacı şirket yetkililerinin ticari ilişkide bulunduğu şahıslara ilişkin gerekli araştırmayı yapması ve borca karşılık kendisine verilen çeklerin sıhhatlerini araştırması gerektiğini, davacı tarafından bu yükümlülüğe uygun davranıldığının ispat edilemediğini, somut olayda kusursuz olduğunu ispat edememiş olan davacı tarafın, kendi kusurundan kaynaklanan zararlardan dolayı müvekkili bankayı sorumlu tutmaya çalıştığını, zararın oluştuğu ve tüm yasal yolların tüketildiği hususlarının ispat edilemediğini, gerekli illiyet bağının mevcut olmadığını, faiz talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davanın para alacağının tahsili istemine ilişkin olması nedeniyle davacının kendi ikametgahı mahkemesinde dava açabileceği dikkate alınarak davalının yetki itirazının reddine, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alınarak davalının zamanaşımı definin reddine, somut davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi mümkün değil ise de, davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul edildiğinden davalının hukuki yarar yokluğundan usulden reddi isteminin reddine, davacı tarafından dava dışı çek keşidecisi hakkında Ankara 1.İcra Müdürlüğü'nün 2018/15156 sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, haciz tutanakları ile borçlunun haczi kabil malı bulunmadığının tespit edildiği, geçici aciz vesikası niteliğinde olan haciz tutanakları ile icra takibi sonuçsuz kaldığından davacının davalı bankaya müracaat hakkının bulunduğu, dosya kapsamına sunulan KKB belgesi (Çek sorgu raporu) incelendiğinde; dava dışı borçlu ...'ın ibraz edilen 43 adet çeki bulunduğu, 43 adet çekin ibrazında ödendiği, ödenen çek tutarları toplamının 720.140,00 TL olduğu, ibraz edilen ilk çek tarihinin 18/08/2015, ibrazında ödenen son çek tarihinin ise 30/12/2016 olduğu, dava dışı ...'ın ileri tarihli çeklerine bakıldığında, 1 ay içinde vadesi dolacak 2 adet toplam 65.000,00 TL tutarlı, 3 ay içinde vadesi dolacak 8 adet toplam 280.000,00 TL, 6 ay içinde vadesi dolacak toplam 13 adet toplam 407.000,00 TL, 12 ay içinde vadesi dolacak 17 adet toplam 627.000,00 TL tutarında ileri tarihli çeki bulunduğu, açık ve/veya kapalı çek hesabı olan bankalar bölümünde ... Bankası A.Ş. ve ...Bankası A.Ş. olmak üzere 2 bankada daha çek çalışması bulunduğu, dava dışı ...'ın davalı bankaca çek karnesi verilmeden önce arkası yazılmış çeki bulunmadığı, bu suretle davalı bankanın çek karnesi verilirken borçlunun yasaklı olup olmadığını gösteren KKB belgesinin (Çek sorgu raporu) sistemden sorgulanmak suretiyle aldığı, bu rapora göre çek keşidecisi gerçek kişinin çek kullanma yasağının olmadığının belirlendiği, ancak davalı banka tarafından, dava dışı ...'a ilişkin çek karnesi verilmeden önce icra/haciz/takip bulunup bulunmadığı, vergi ve sgk borcu bulunup bulunmadığı, protestolu senetleri bulunup bulunmadığı hususlarında araştırma yapılmadığı, bu suretle çek karnesi verilen dava dışı borçlunun malvarlığının araştırılmadığı, davalı bankanın çek hesabı açarken ve yasanın, mevzuatın öngördüğü görev ve yükümlülükleri yerine getirirken bu işin gerektirdiği basiret ve özeni göstermesi gerektiği, somut olayda davalı bankanın müşterisi ile yeterli ve zorunlu bir süre çalışmadan, işlem profilini ve kapasitesini öğrenip ticari faaliyetini izlemeden, ayrıca çek hesabı sahibinin malvarlığını araştırmadan, istihbarat çalışması yapmadan, çek sorgulama raporuna dayanarak çek karnesi vermekte kusurlu olduğu, davacının da basiretli bir tacir gibi gerekli araştırmayı yapmadan çeki kabul ettiği, dolayısıyla üzerine düşen edimleri gereği gibi ifa etmediğinden kusurlu olduğu, tarafların %50’şer oranda müterafik kusurlu olduklarının tespiti ile bu doğrultuda çek bedeli olan 36.000,00 TL'nin %50'si oranında 18.000,00 TL'den davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; çek bedelinin belli olduğunu, ortaya çıkacak zarar miktarının belirlenebilir nitelikte olduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, dava açılmadan ilgililer hakkındaki tüm yolların tüketilmediğini, takip borçluların mallarının borca yeter olup olmadığının tespit edilmediğini, haciz tutanaklarının dava tarihinden sonraki tarihe ait olduğunu, yetki ve zamanaşımı itirazlarının reddi kararlarının yerinde olmadığını, yetkili mahkemelerin İstanbul/Niğde mahkemeleri olduğunu, çek defteri teslim edildiği sırada çek karnesi verilmesine engel bir durumun bulunmadığını, gerekli araştırmaların yapıldığını, keşidecinin yazılmamış çekinin bulunmadığını, 43 adet çekin ibrazında ödendiğini, toplam 720.140,00 TL ödeme yapıldığını, keşidecinin geçmiş çek ödeme performansını gösteren ve çek ödeme alışkanlıkları hakkında geçerli veri olan çek endeks puanının en yüksek puan olan 1000 olduğunu, davacının kendi kusurundan kaynaklı müvekkili bankanın sorumlu tutulamayacağını, kusur dağılımının nasıl yapıldığının açıklanmadığı gibi hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının ticari ilişkide bulunduğu şahısları ve çekin sıhhatini araştırması gerekirken bu yükümülüğe uygun davrandığını ispatlayamadığını, gerekli illiyet bağının bulunmadığını, davacının kusurlu davranışından dolayı illiyet bağının kesildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davalı bankanın dava dışı borçlu şirkete çek karnesi verirken 5941 sayılı Kanun 2.maddesi gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, davacının bu bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığı, zarardan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 5941 sayılı yasanın 2. maddesi kapsamında davalı bankanın sorumlu olduğu iddiasına dayalı olarak açılan tazminat davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davaya konu çekin davalı bankanın Niğde Şubesine ait olduğu, çekin 30/11/2018 keşide tarihli, 36.000,00 TL bedelli olduğu, çekte keşidecinin dava dışı ..., lehtarın dava dışı ... Yapı İnşaat Sanayi Ltd. Şti.olduğu, lehtar cirosundan sonra davacının cirosunun bulunduğu, 10/12/2018 tarihinde çekin bankaya ibraz edildiği, karşılığının bulunmadığına dair bankanın kaşesinin bulunduğu görülmüştür.
Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2018/15156 Esas Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde, 25/12/2018 tarihinde davacı alacaklı tarafından dava dışı borçlular ... ve ... Yapı İnşaat Gıda Turz. Petrol Sanayi ve Ticaret Ltd. ŞTi. aleyhine dava konusu çeke dayalı toplam 38.969,47 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, menkul mal bulunmadığına dair haciz tutanaklarının tutulduğu görülmüştür.
Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan raporda özetle; dava dosyası muhteviyatına sunulan tüm belgeler incelenmek suretiyle teknik tespitlerde bulunulduğu, CD içeriğinde yer alan 04/01/2017 tarihli KKB Çek Raporu üzerinde yapılan incelemeler neticesinde dava dışı ...'ın ibraz edilen 43 adet çeki bulunduğu, 43 adet çekin ibrazında ödendiği, ödenen çek tutarları toplamının 720.140,00 TL olduğu, ibraz edilen ilk çek tarihinin 18/08/2015, ibrazında ödenen son çek tarihinin ise 30/12/2016 olduğu, dava dışı ...'ın ileri tarihli çeklerine bakıldığında, 1 ay içinde vadesi dolacak 2 adet toplam 65.000,00 TL tutarlı, 3 ay içinde vadesi dolacak 8 adet toplam 280.000,00 TL, 6 ay içinde vadesi dolacak toplam 13 adet toplam 407.000,00 TL, 12 ay içinde vadesi dolacak 17 adet toplam 627.000,00 TL tutarında ileri tarihli çeki bulunduğu, açık ve/veya kapalı çek hesabı olan bankalar bölümünde ... Bankası A.Ş. ve ...Bankası A.Ş. olmak üzere 2 bankada daha çek çalışması bulunduğu, dava dışı ...'ın davalı bankaca çek karnesi verilmeden önce arkası yazılmış çeki bulunmadığı, dolayısıyla da teknik olarak çek karnesi verilmesine engel bir durumu bulunmadığı, ancak dava dosyası muhteviyatına sunulan tüm evraklar/belgeler üzerinde yapılan incelemelerde; dava dışı ...'a ilişkin çek karnesi verilmeden önce icra/haciz/takip bulunup bulunmadığı, vergi ve sgk borcu bulunup bulunmadığı, protestolu senetleri bulunup bulunmadığı hususlarında davalı bankaca araştırma yapıldığını gösterir/belgeler herhangi bir evrak/belgenin sunulmadığı, Banka Çek Genelgesi, dava dışı borçlu şirket ve ortakları hakkında alınmış çek raporları, istihbarat notu, çek karnesi ve varsa sair hesapların ekstreleri, varsa sair diğer bilgi ve belgelerin sunulmadığı, davalı bankanın bu aşamada çek karnesi verirken göstermesi gereken özeni göstermediği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle HMK 18.maddesi uyarınca yetki itirazının usulüne uygun olmamasına, HGK 16/05/2019 Tarih, 2016/22-1166 Esas, 2019/576 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere belirsiz alacak davası koşullarının bulunmaması, kısmi dava koşullarının bulunması halinde davaya kısmi dava olarak devam edilmesinin mümkün olmasına, çek tarihi, takip tarihi, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmamasına, denetime elverişli bilirkişi raporundaki ayrıntılı inceleme içeren tespit ve değerlendirmelerin dosya içeriğine ve mevzuata uygun olmasına, davalı bankanın çek karnesi verirken kanuni düzenlemelere riayet ederek üzerine düşen özen yükümlüğünü yerine getirmemiş olmasına, icra dosyasında tahsilat yapılamamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.229,58 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 307,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 922,18 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 17/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
¸e-imza
Üye
¸e-imza
Üye
¸e-imza
Katip
¸e-imza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."