T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/437 ( KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
KARAR NO : 2025/1206 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : DR.... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2022
ESAS NO : 2018/379 E 2022/844 K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 17/10/2025
YAZILDIĞI TARİH : 17/11/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, distribütör ve davalılar arasında 01.08.2012 tarihinden geçerli olmak üzere "Açık Satış Noktası Sözleşmesi" ve 01 12.2013 tarihinde "Ek Protokol" imzalandığını, sözleşmenin devam etmesine ve tüm uyarılara rağmen, davalıların işyerlerinde ticari faaliyetlerini süresinden önce sonlandırarak, Temmuz 2015 tarihinden beri sözleşme konusu ürünleri TAPDK Toptan Satış Belgesi sahibi yetkili bölge distribütöründen almayarak, TAPDK belgesini yenilemeyerek sözleşmeyi ihlal ettiklerini, sözleşmenin 20 ve 21. maddelerine dayalı olarak Ankara 15. Noterliği'nin 30/10/2017 tarihli ve 17402 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, cezai şartın ve katkı tutarının ödenmesinin istenildiğini, ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine, Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2018/151 E. sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, yapılan takibin davalıların itirazı ile durduğunu belirterek davalıların itirazlarının iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... ... vekili, davacı tarafça iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın esasa girilmeden reddi gerektiğini, davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği sözleşme ve ek protokolün davacı ile diğer davalı şirket arasında imzalandığını, müvekkilinin şirket müdürü olarak, sözleşmeleri şirket adına temsil ve ilzama yetkili ortak sıfatı ile imzaladığını, söz konusu imzanın müvekkilini şahsi sorumluluk altına sokmayacağını, sözleşmeye kefil ya da garantör olmak gibi bir iradesi de bulunmadığını, davacının, diğer davalı şirketin Temmuz 2015 yılından bu yana kendilerinden mal almadığı iddiasının gerçek olmadığını, davalı şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin herhangi bir satış kotası içermediğini, davacının, işyerinin işletmesine katkı da bulunulması amacıyla KDV dahil 60.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiğini, davacının, işletmeci şirketin faaliyette bulunduğu mekanın şehrin seçkin bölgelerinden birinde olması nedeniyle konsept değişikliğini talep ettiğini, işletmeci şirketin söz konusu konsept değişikliğinin maliyetinin tamamını karşılayamayacağını bildirmesi üzerine davacı ile işletmeci arasında 09.12.2013 tarihli ek protokol yapıldığını, her iki sözleşmede de yapılan ödemenin herhangi bir şarta bağlı olmadan, yatırım katkı tutarı olarak verildiğini, iadesine ilişkin olarak herhangi bir şart ya da düzenleme yapılmadığını, Açık Satış Noktası Sözleşmesinin 11. maddesi ve Ek Protokolün 3.1. maddesinde katkı tutarının herhangi bir hedefe ve yahut rakip ürünlerin satılmaması koşuluna bağlı olmadan doğrudan yapıldığının belirtildiğini, davacının söz konusu durumu bertaraf etmek amacıyla, sözleşmeye cezai şart maddesi koyduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı yanın alacak iddiasının mahkemece hukuki himaye görse dahi, alacak miktarının işletmenin faaliyette kaldığı süre ve davacının sağladığı yarar ile orantılanarak hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin şu an asgari ücretle çalışan bir işçi olduğunu, cezai şarta hükmedilmesi durumunda, talep edilen oranın ekonomik mahvına sebebiyet vereceğini bildirerek davanın reddini, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, açılan davanın zamanaşımına uğradığını, davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği, davalı şirketin tarafı olduğu sözleşmelerin hiçbir şekilde kota ve satım taahhüdü içermediğini, 01.10.2012 tarihli sözleşmenin herhangi bir satış kotası içermediğini, davacının işyerinin işletmesine katkıda bulunulması amacıyla KDV dahil 60.000,00 TL Türk Lirası ödemeyi taahhüt ettiğini, bu sözleşmenin imzalanmasını müteakip, davacı yanın, davalı şirketin faaliyette bulunduğu mekanın şehrin seçkin bölgelerinden birinde olması nedeniyle konsept değişikliği talep ettiğini, davalı şirketin söz konusu konsept değişikliğinin maliyetinin tamamını karşılayamayacağını bildirmesi üzerine davacı ile işletmeci arasında 09.12.2013 tarihli Ek Protokol yapıldığını, her iki sözleşme de incelendiğinde yapılan ödemenin herhangi bir şarta bağlı olmadan yatırım katkı tutarı olarak verildiği, iadesine ilişkin olarak herhangi bir şart ya da düzenleme yapılmadığını, Sözleşmenin 11. maddesi ve Ek Protokolün 3.1. maddesi incelendiğinde katkı tutarının "herhangi bir hedefe ve yahut rakip ürünlerin satılmaması koşuluna bağlı olmadan doğrudan" yapıldığı belirtildiğini, davacının söz konusu durumu bertaraf etmek amacıyla, sözleşmeye cezai şart maddesi koyduğunu, ancak söz konusu şartın Açık Satış Noktası Sözleşmesinin 11. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davalı şirketin son yıllarda etkisini gösteren ekonomik zorluklar, alkollü içecek sektöründe kâr paylarındaki düşüş ve davalı şirketin mal sahibi olan apartman yönetimi ile fahiş kira oranı nedeni ile yaşanan hukuki uyuşmazlıklar, dava süreçleri nedeni ile girdiği ekonomik krizden çıkamayarak davalı şirketin söz konusu işletmeyi 2017 Temmuz ayı sonunda boşaltmak zorunda kaldığını, davacıdan 2015 Temmuzdan bu yana mal alımı yapılmadığı iddiasının doğru olmadığını, ana sözleşmenin 01.08.2012-01.12.2015 arasında geçerli olduğu, 09.12.2013 tarihli Ek Protokol ile sözleşmenin bitim tarihi olarak 31.10.2018 belirtilmişse de bunun asla ana sözleşmenin 5 yılı geçmesi olarak yorumlanamayacağı, bu durumda sözleşmenin maksimum 01.08.2017 tarihine kadar geçerli olabileceğini, davalı şirketin 01.08.2017 tarihine kadar faaliyet adresinde kaldığını ve davacı şirketten mal alımı yaparak yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin şu an faaliyetinin olmadığını ve cezai şarta hükmedilmesi durumunda talep edilen oranının mahvına sebebiyet verebileceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, davalı ...'nın sözleşmede taraf olarak yer almadığı, "okudum, anladım, kabul ettim," yazısının yanında davalının imzasının şirket kaşesi üzerinde yer aldığı, sözleşme giriş hükümlerinde de taraf olarak yer almadığı, buna göre davalı ... sözleşmenin tarafı olmadığından, şirket temsilcisi olarak yer aldığından, onun yönünden açılan davanın yerinde olmadığı, davalı şirketin, davacı şirketle yaptığı 09.12.2013 tarihli Ek Protokolle sözleşmenin sona erme tarihinin 31.10.2018 olarak güncellendiği, taraflar arasında yapılan 01/10/2012 tarihli Açık Satış Noktası Sözleşmesinde, sözleşme süresi 5 yıl olarak kararlaştırılmışsa da, Ek Protokolün 3.2. maddesinde “Sözleşmenin sona erme tarihi karşılıklı mutabakat ile 31.10.2018 olarak değiştirilmiştir. İşbu hüküm hiçbir şekilde sözleşme süresinin 5 yılı geçtiği şeklinde yorumlanamaz.” düzenlemesinin yer aldığı, tacir olan davalının TTK 'nın 18/2. maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde "basiretli bir iş adamı" gibi davranmak zorunda olduğu, sözleşmenin 31/10/2018 tarihine kadar devam etmesine rağmen, Çankaya Belediye Başkanlığı'nın 13/06/2019 tarihli cevabi yazısında da belirtildiği üzere işyeri ruhsat denetim heyetince 10/10/2017 tarihinde ... Turizm Gıda İmalat San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin işyerini tahliye ettiğinin tespit edildiği, böylelikle davalının, işyerinde ticari faaliyetlerini süresinden önce sonlandırarak sözleşme konusu ürünleri TAPDK Toptan Satış Belgesi sahibi yetkili bölge distribütöründen almayarak, TAPDK belgesini yenilemeyerek, sözleşmeye aykırı davrandığı, davacı şirketin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 20. maddesine göre davalı/işleticinin, sözleşme süresi içinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması, işletmeyi devretmesi veya işletmede iş değişikliği yapması veya işbu sözleşmede belirtilen hükümlerden herhangi birini ihlal etmesi veya ilgili mevzuata aykırılıktan kaynaklanan nedenler ile faaliyetine son verilmesi veya askıya alınması gibi nedenler ile işbu sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi halinde, kredi ve/veya katkının kendisine ödenmemiş kısmını talep etme hakkını yitireceği gibi şirket veya bayi veya distribütör kayıtlarındaki borçları ile şirketten ve/veya bayi ve distribütör'den almış olduğu nakit veya nakit bazlı katkılar ile kredi ve diğer her türlü sabit yatırım harcamalarının tümü ile kendisine uygulanan iskonto tutarlarını verildiği tarihten itibaren işlemiş ticari faizi de dahil olmak üzere T.C Merkez Bankası tarafından uygulanan avans işlemlerindeki güncel faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte şirket ve/veya bayi veya distibütör'e nakden ve defaten itirazsız geri ödemeyi ve ayrıca şirkete 60.000,00 TL cezai şart ile birlikte şirket ve/veya bayi veya distribütöre kar kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, dosya kapsamına uygun denetlenebilir bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre, davacı şirketin, dava dışı Bayi/Distribütör ... Paz.ve Dağ.İnş.Tic.Ltd.Şti. firmasından davalı şirkete şirket kayıtlarına göre fatura karşılığı 295.999,25 TL satış gelir destekleme payı ödediği, bu bedeli sözleşmenin 20. maddesine göre hesaplanan 137.546,05 TL avans faizi ile birlikte aynı maddeye dayalı olarak 60.000,00 TL cezai şart bedeli ile davacıya ödemesi gerektiği kanaatine varılarak taleple bağlı kalınarak davalı ... yönünden açılan davanın husumetten reddine, diğer davalı yönünden açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davalılar vekili tarafından;
Taraflar arasındaki açık satış sözleşmesinin kota ve satım taahhüdü içermediği, gibi taraflar arasında 09/12/2013 tarihli ek protokol yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokol birlikte yorumlandığında taraflar arasındaki sözleşmenin 01/08/2012-01/08/2017 tarihleri arasında geçerli olduğu, 01/08/2017 tarihi itibariyle müvekkilinin faal ve davacıdan mal aldığı, sözleşme süresinin sona ermesinden sonra aktif faaliyetlerine son verdiği gözetildiğinde davacının davasının reddi gerektiği, şayet mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise kıstelyem usulünde oranlama yapılması gerektiği, hükmedilen cezai şartın müvekkilinin ekonomik mahvına sebebiyet vereceği, müvekkili ... hakkında ise aynı gerekçe ile husumetten değil, esastan ret şeklinde karar verilmesinin doğru olacağı,
İstinaf eden- davacı vekili tarafından;
Mahkemece davalı ... yönünden açılan davanın reddi kararının doğru olmadığı gibi bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, açık satış sözleşmesinden sorumlu olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hataların bulunduğu, davanın davalı şirket yönünden de tümden kabulü gerektiği, dava konusu sözleşmenin birden fazla sebep ile fesh edildiği, davalının 2017’nin Mayıs ayında mal almış olmasının sözleşmenin ihlal edilmemiş olduğunu göstermeyeceği, mal alımlarının düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde olması gerektiği, bunun dışında sözleşmeye aykırı başka faaliyetlerinin de olduğu, cezai şartın tenkisinin talep edilmeyeceği hususunun baştan kabul edildiği bildirilerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan sözleşmenin süresi, belirlenecek süre içerisinde sözleşme hükümlerinin davalı tarafça ihlal edilip edilmediği, mal alım taahhüdünün yerine getirilip getirilmediği, sözleşme sone ermeden davalı tarafça ticaretin terk edilip edilmediği, buna göre davacı tarafça talep edilen ceza-i şartın varlığı ve miktarı, davalı ...’nın sözleşme nedeniyle sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan itirazın iptaline ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı vekilince açılan dava ile davacı ile davalılar arasında 01.08.2012 tarihinden geçerli olmak üzere "Açık Satış Noktası Sözleşmesi (Standart Sözleşme-Süreli) ve 01 12.2013 tarihinde Ek Protokol (Süreli Satış Sözleşmeleri) tanzim ve imza edildiği, sözleşme devam etmesine rağmen, kayıtlarla sabit olduğu üzere davalıların işyerlerinde ticari faaliyetlerini süresinden önce sonlandırarak, sözleşme konusu ürünleri TAPDK Toptan Satış Belgesi sahibi yetkili bölge distribütöründen almayarak, TAPDK belgesini yenilemeyerek, Temmuz 2015 tarihinden beri sözleşme konusu ürünleri hiç almamak suretiyle sözleşmenin birçok hükmüne aykırılıklarda bulunarak sözleşmeyi ihlal ettiklerinin anlaşıldığını, Ankara 15. Noterliği' nin 30.10.2017 tarih ve 17402 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, ihtarnamenin semeresiz kalması karşısında Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/151 E. sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, ancak itiraz üzerine takibin durduğu belirtilerek davalıların itirazlarının iptaline karar verilmesi talep edilmektedir.
Davacı ... Pazarlama ve Dağıtım Tic. A.Ş., distribütör ... Ltd.Şti ve davalı şirket arasında 01.08.2012 tarihinden geçerli olmak üzere 01/10/2012 tarihli "Açık Satış Noktası Sözleşmesi” ve 09/12/2013 tarihinde Ek Protokol tanzim ve imza edildiği, taraflar arasındaki 01/10/2012 tarihli sözleşmenin 01.08.2012-01.12.2015 tarihleri arasını kapsadığı, sözleşmenin süresinin ise ''hiçbir şekilde 5 yıldan uzun olamaz'' şeklinde belirleme yapıldığı anlaşılmaktadır.
09.12.2013 tarihli ek protokolle sözleşmenin sona erme tarihinin 31.10.2018 olarak güncellendiği görülmüştür. 09.12.2013 tarihli ek protokol ile ek protokolün 01.10.2012 tarihli sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak düzenlendiği belirtilmek suretiyle, protokolün 3.2 maddesinde; ''sona erme tarihi karşılıklı mutabakat ile 31.10.2018 olarak değiştirilmiştir, iş bu hüküm hiç bir şekilde sözleşme süresinin 5 yılı geçtiği şekilde yorumlanamaz'' ve 3.4 maddesinde "İşbu ek protokol dayanak yapılan Sözleşme'nin sona ermesi ile birlikte kendiliğinden hükümsız hale gelecektir" şeklinde düzenleme yapıldığı buna göre; ilk sözleşme hükümleri ışığında değerlendirme yapıldığında; ilk sözleşmenin yürürlük tarihi olan 01.08.2012 üzerine 5 yıl eklenmesi halinde sözleşme süresinin 01.08.2017 tarihi itibariyle sona ereceği anlaşılmaktadır.
Sözleşmenin 6.maddesinde; “İşletici, şirket'e önceden bildirip yazılı onayını almadan, Sözleşme süresince faaliyet alanını ve nev'ini değiştiremez, işyerini başkasına devir ve temlik edemez, kirayalamaz ve yeni ortak alamaz veya ortak değiştiremez...”,
Sözleşmenin 9.maddesi c bendinde; “İşletici, işbu sözleşme süresince işletmesinde bira satışının süreklilik arz edecek şekilde yapılabilmesi için gerekli satış belgesi, ruhsat vs gibi her türlü yasal zorunlulukları yerine getirmek, bunları güncellemek ve yenilemekle yükümlüdür.”
Sözleşmenin 11.maddesinde; “Şirket, işyerinin açılmasına veya işletilmesine katkıda bulunmak ve işyerindeki ticari faaliyetleri arttırmak amacı ile bayi ve distribütör ile işletici'nin karşılıklı mutabakata vardığı 60.000 TL(KDV dahil) tutarında ürünlerinde ilgili Bayi/Distribütörler tarafından pazarlama ve satış harcamalarına destek olmak amacıyla aktarılacak katkılar, işbu sözleşme süresince bir defaya mahsus olmak üzere ve herhangi bir hedefe ve yahut rakip ürünlerin satılması koşuluna bağlı olmaksızın gerçekleştirilecektir.”
Sözleşmenin 20.maddesinde “İşletici, sözleşme süresi içinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması, işletmeyi devretmesi veya işletmede iş değişikliği yapması veya işbu sözleşmede belirtilen hükümlerden herhangi birini ihlal etmesi veya ilgili mevzuata aykırılıktan kaynaklanan nedenler ile faaliyetine son verilmesi veya askıya alınması gibi nedenler ile işbu sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi halinde, kredi ve/veya katkının kendisine ödenmemiş kısmını talep etme hakkını yitireceği gibi şirket veya bayi veya distribütör kayıtlarındaki borçları ile şirket'ten ve/veya bayi ve distribütör'den almış olduğu nakit veya nakit bazlı katkılar ile kredi ve diğer her türlü sabit yatırım harcamalarının tümü ile kendisine uygulanan iskonto tutarlarını verildiği tarihten itibaren işlemiş ticari faizi de dahil olmak üzere T.C Merkez Bankası tarafından uygulanan avans işlemlerindeki güncel faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birliktte şirket ve/veya bayi veya distibütör'e nakden ve defaten itirazsız geri ödemeyi ve ayrıca şirket'e 60.000 TL cezai şart ile birlikte şirket ve/veya bayi veya distribütör'e kar kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt eder. İşletici, cezai şartın tenkisini hiçbir şekilde talep edemez. Satış noktasında başka marka bira çeşitlerinin satılması hali işbpu madde kapsamı dışındadır ve bu durumda cezai şart hükmü uygulanmayacaktır.”
Ek Protokolün 3.1 maddesinde “ŞİRKET, Sözleşmenin 11.maddesinde belirtilen katkı tutarına ek olmak üzere İŞLETİCİ'ye 236.000 TL.(Kdv dahil) tutarındaki nakit bazlı katkıyı en geç 31.12.2013 tarihine aktaracak ve/veya....Ürünlerinde 4 iskontoyu herhangi bir hedefe ve yahut rakip ürünlerin satılmaması koşuluna bağlı olmadan doğrudan veya Bayilik/Distribütörlük — sözleşmesi'ne dayanak BAYİ/DİSTİBÜTÖR aracılığı ile aktaracaktır.”,
Ek Protokolün 3.4 maddesinde “işbu ek protokol dayanak yapılan sözleşme'nin sona ermesi ile birlikte kendiliğinden hükümsüz hale gelecektir” düzenlemesi yer almaktadır.
Çankaya Belediye Başkanlığı'nın cevabi 13.06.2019 tarihli yazısında işyeri ruhsat denetim heyetince 10.10.2017 tarihinde ... Turizm Gıda İmalat San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin işyerini tahliye ettiğinin tespit edildiği ve 27.10.2017 tarihli Başkanlık oluru ile ruhsatının iptal edildiği bildirildiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda belirtildiği üzere 01/08/2012-01/08/2017 tarihleri arasında geçerli olup, davacı yanca 28/08/2017 tarihinde delil tespiti yaptırılıp Ankara 15. Noterliği 'nin 30.10.2017 tarih ve 17402 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği ileri sürülerek 20. madde kapsamında feshe bağlı cezai şart ve katkı bedelinin tahsilinin talep edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 01/08/2017 tarihinde süresinin bitmesi nedeniyle sona erdiği, sona eren bir sözleşmenin fesh edilerek 20. madde kapsamında feshe bağlı sonuçların talep edilemeyeceği anlaşıldığından bu gerekçe ile davalı şirket yönünden açılan davanın tümden reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Davalı ... yönünden yapılan incelemede ise,
Dosya kapsamına sunulan sözleşme incelendiğinde, davalı ...'nın sözleşmede taraf olarak yer almadığı, "okudum, anladım, kabul ettim," yazısının yanında davalının imzasının şirket kaşesi üzerinde yer aldığı, sözleşme giriş hükümlerinde de taraf olarak yer almadığı görülmüştür. Buna göre davalı ... sözleşmenin tarafı olmadığından, şirket temsilcisi olarak yer aldığından, Mahkemece onun yönünden açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş ise de anılan sebeplerle davalı ...’nın sözleşme nedeniyle sorumlu olmadığından bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
3-Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/379 Esas 2022/844 Karar sayılı 01/12/2022 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b-2.maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
4-a-Davacının davalılar ... ile ...'ya karşı açmış olduğu davanın ayrı ayrı REDDİNE,
b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 6.270,59 TL harç ile icra takibinde peşin alınan 2.595,98 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.251,17 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
ç-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesap ve takdir edilen 83.071,29TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
d-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ;
5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40TL harçtan peşin alınan 179,90TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
6-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran davalı tarafa iadesine,
7-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
10-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 17/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."