T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/747 - 2025/1036
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/747 (KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2025/1036
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/03/2023
ESAS-KARAR NO : 2022/316 E - 2023/141 K
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 26/09/2025
YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine 24/03/2020 keşide tarihli, 1.000,000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo takibi başlattığını, çekteki ciranta imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, çekte müvekkilinden sonra ciranta olarak görünen dava dışı ... Yapı Mad. Muh. İth. İhr.San. Ve Tic.Ltd. Şti'ne müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, takipte talep edilen çek tazminatından sadece keşidecinin sorumlu olduğunu, müvekkilinden çek tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek müvekkilinin çek ve takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yetkili hamil sıfatıyla çekteki borçlular aleyhine takip başlattığını, davacı hakkındaki takibin kesinleştiğini, takip borçluları arasındaki ticari ilişki ile birlikte tarafların defterleri incelendiğinde çekin tedavül sürecinin ortaya çıkacağını, müvekkilinin sadece kendisinden önceki cirantanın imzasını kontrol edebilme imkanına sahip olduğunu, önceki imzaları ve önceki cirantalar arasındaki ticari ilişkiyi bilebilecek konumda olmadığını, bedelsizlik iddiasının müvekkil şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, imza itirazının ise ciranta şirketler arasındaki ticari ilişkinin detaylarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi neticesinde ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında başkaca cirantaların bulunduğu, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, imzasına itiraz edilen ciro imzasının davacıya ait olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her ne kadar davalı taraf kendisinden önceki cirantalar arasındaki temel ilişkinin incelenmesi talebin de bulunmuş ise de, davacı ile diğer cirantalar arasındaki temel ilişkinin inceleme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının çekten ve takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının çekteki imzayı inkar ederek kendisinden sonraki cirantaya borcunun bulunmadığını ileri sürdüğünü, ancak bu yönde delil sunmadığını, davacı ile dava dışı ... Yapı Mad. Muh. İth. İhr.San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki borç alacak durumuna dair inceleme yapılmadığını, takip borçluları şirketler arasındaki ticari ilişki ile birlikte tarafların ticari defterleri incelendiğinde çekin tedavül sürecinin ortaya çıkacağını, yetkili hamil olan müvekkilinin önceki cirantalar arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını, davacının kendisinden sonraki ciranta Yapı Mad. Muh. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne karşı borçlu olmadığına dair iddiasının müvekkiline yöneltilemeyeceğini, imza incelemesine yönelik alınan bilirkişi raporuna karşı itirazların dikkate alınmadığını, noterler birliğinde davacının kambiyo taahhüdü yetkisi içeren 3.kişilere verilen vekaletname olup olmadığı hususunun araştırılmadığını, maktu yerine nisbi vekalet ücreti takdirinin de yerinde olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının çekten dolayı borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dava konusu çekin yapılan incelemesine göre, ... Şubesine ait 24/03/2020 keşide tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli çekte keşidecinin ... Grup Paz. Nak. Mad. Yağ. İml. Top. ve Per. Sat. İnş. Tur. Tic. Ltd. Şti., lehtarın ... Petrol Ürünleri Pazarlama İthalat İhracat Ticaret A.Ş,, lehtardan sonra sırasıyla davacı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş., daha sonra ... Yapı Mad. Muh. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti., isim yazılı olmayan ciro imzası, sonrasında davalı ... Paz. Dağ. Pet. Ürün. San ve Tic. Ltd. Şti.'nin cirosunun bulunduğu, süresinde ibrazında karşılıksız kaldığına dair banka kaşesinin bulunduğu görülmüştür.
Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4419 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 22/06/2020 tarihinde davalı alacaklı tarafından borçlular davacı şirket ile dava dışı ... Grup Paz. Nak. Mad. Yağ. İml. Top. ve Per. Sat. İnş. Tur. Tic. Ltd.Şti., ... Petrol Ürünleri Pazarlama İthalat İhracat Ticaret A.Ş., ... Yapı Mad. Muh. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... İnşaat Nakliyat Turiz Madencilik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Aleyhine 1.000.00,00 TL asıl alacak olmak üzere işlemiş faiz, çek tazminatı ve komisyonu ile birlikte toplam 1.135.979,45 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
Mahkemece belge uzmanı bilirkişiden alınan 28/01/2023 tarihli raporda; dava konusu çekin arka yüzünde bulunan ... İnş. San ve Tic. A.Ş. içerikli kaşe izi üzerindeki ciranta imzasının adı geçen şirket yetkilisi ...'ün eli ürün olmadığı yönünde görüş belirtildiği görülmüştür.
Davalı yanın istinaf itirazlarının incelenmesinden önce hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olup olmadığı ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkisi bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesi yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal zorunluluk olup, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında gerekçeli kararın tefhim ediken hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
İstinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesinin kısa kararında;
"1-Davacının davasının KABULÜ İLE;
Davacının Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2020/4419 esas sayılı dosyasına konu edilen 24/03/2020 keşide tarihli ve 1.000.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine," karar verilmiş;
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise; “1-Davacının davasının KABULÜ İLE; Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2020/4419 esas sayılı dosyasına konu edilen 24/03/2020 keşide tarihli ve 1.000.000,00-TL bedelli çekten ve takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,” şeklinde karar verilmekle kısa karar gerekçeli karar çelişkisi yaratılmıştır.
Kanunda belirtilen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem maddi, hem de hukuki denetim yapılan istinaf kanun yolunda, HMK'nın 353/(1)-b-2, maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlemesini içermekte ise de, somut olayda maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Bu durumda Dairemizce, bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla HMK'nın 355. maddesi uyarınca esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve usulüne uygun nitelikte karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Kaldırma nedenine göre davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan bu aşamada incelenmesi gerekmemiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/316 Esas, 2023/141 Karar ve 21/03/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK.'nin 355.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 26/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
¸e-imza
Üye
¸e-imza
Üye
¸e-imza
Katip
¸e-imza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."