T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/558 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
KARAR NO : 2025/853 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ )
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : DR. ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/01/2023
ESAS NO : 2021/1038 E 2023/55 K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 07/07/2025
YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının işletmecisi olduğu kasabında satmak üzere müvekkilinden işlenmemiş et aldığını, müvekkili tarafından düzenlenen 3 adet fatura bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız yere itiraz ettiğini, davalının arabuluculuk ilk oturumuna katıldığını, kararlaştırılan ikinci oturuma ise katılmadığından anlaşma sağlanamadığını belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18/08/2021-28/02/2022 tarihleri arasında vatani görevini yapmak üzere askerde olduğunu, müvekkili askerdeyken 17/12/2021 tarihinde dava dilekçesinin müvekkilinin babasına usule aykırı olarak tebliğ edildiğini, bu nedenle sunulan cevap dilekçesinin süresinde olduğunu, müvekkilinin esnaf olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, askerlik görevi nedeniyle müvekkilinin arabuluculuk görüşmelerine katılamadığını, arabuluculuk görüşmesinin mevzuata uygun yapılmaması nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğini, davaya konu faturalardaki malların teslim edilmediğini, teslimin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin piyasadan aldığı malların bedelini kredi kartı ve banka kartları ile ödemekte olduğunu, lüzum görülmesi halinde ilgili bankalardan ödemeleri gösterir kayıtların istenebileceğini ileri sürerek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, vergi kayıtlarına göre davalının esnaf sınırının üzerinde faaliyetinin bulunması nedeniyle mahkemenin görevli olduğu, arabuluculuk aşamasında davalıya ulaşılmasına rağmen davalının görüşmelere katılmadığı, davalının ticari defterlerini ibraz etmediği, usulüne uygun tutulan davacının ticari defterlerine göre takibe konu faturalar nedeniyle alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkili askerdeyken babasına tebliğinin usulsüz olduğunu, müvekkilinin esnaf olduğunu, mahkemenin görevli olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin müvekkili askerdeyken yapıldığını, usul ve yasaya uygun arabuluculuk görüşmeleri yapılmadığından davanın dava şartından reddi gerektiğini, esnaf olan müvekkilinin ticari defter tutma zorunluluğunun bulunmadığını, faturaya konu malların teslim edilmediğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, faturaların sadece davacının ticari defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle davanın kabul edilemeyeceğini, istinaf dilekçesi ekinde sunulan banka hesap özetlerine göre T.İş Bankasından davacıya 04/07/2020 tarihinde 1.700,00 TL ödeme ile davacı yetkilisine 29/06/2020 tarihinde yapılan 5.000,00 TL ödemenin dikkate alınmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının takibe konu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Eskişehir 3.İcra Müdürlüğünün 2020/4552 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 07/09/2020 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 3 adet faturaya dayalı 29.526,75 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Vergi Dairesinin yazı cevabı ekinde gönderilen beyannamelere göre davanın açıldığı 2021 tarihi itibariyle davalının dönem içi alımlarının 302.246,25 TL olduğu görülmüştür.
Tarafların ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının ticari defterlerini sunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2020 yılında başladığı, davaya konu 23/06/2020 tarihli 5.672,26 TL, 06/07/2020 tarihli 11.769,03 TL, 27/07/2020 tarihli 12.085,46 TL bedelli olmak üzere toplam 3 adet toplam 29.526,75 TL bedelli faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından ticari ilişki başladığından dava tarihine kadar davacıya toplamda 99.197,57 TL bedelli fatura düzenlendiği, bankalardan gelen müzekkerelerde Kredi kartlarından ve hesaplardan ... bankasından 47.350,00 TL, ... bankasından 3.400,00 TL, ... 1.000,00 TL olmak üzere 51.750,00 ödeme yapıldığının görüldüğü, davacının ticari defterlerinde yer alan ‘’Kredi kartı ödeme" açıklamasıyla 11.508,50 TL'lik ödemenin gelen müzekkerelerde yer almadığı, ayrıca 27/03/2020 Tarihinde 1.300,00 TL ve 29/07/2020 Tarihinde 1.500,00 TL nakit ödemenin bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen 99.197,57 TL bedelli faturalara karşılık davalı tarafından nakit, havale ve banka kartlarıyla 51.750,00 TL+11.508,50 TL+2.800,00 TL olmak üzere toplamda 66.058,50 TL ödeme gerçekleştirildiği buna göre davacının ticari defterlerinde davalıdan 33.139,07 TL alacaklı olduğu, davacının takibe konu faturalardan kaynaklı 29.526,75 TL takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu yönünde görüş belirtilmiştir.
Davalının dava tarihi itibariyle Bakanlar Kurulu kararı gereğince esnaf sınırının üzerinde faaliyetinin bulunması nedeniyle tacir olduğu, tarafların tacir olup uyuşmazlığın ticari işletme ile ilgili olması nedeniyle nisbi ticari davada Ticaret Mahkemesinin görevli olmasına göre davalı tarafın mahkemenin görevine ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafından sunulan terhis bilgilerine göre dava dilekçesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle davalının askerde olması nedeniyle Tebligat Kanunu 14.maddesine göre tebliğ yapılması gerekirken davalının babasına yapılan tebligat usulsüz olmakla cevap dilekçesinin süresinde olduğu yönündeki itiraz yerinde olduğundan cevap dilekçesinin süresinde sunulduğu kabul edilmiştir.
Arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuş olup son tutanağın usulsüz olduğuna dair iddianın işbu davanın konusu olmaması nedeniyle bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Dava 3 adet faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” .şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;
“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
Somut olayda, ticarî nitelikteki satış sözleşmesi nedeniyle 3 adet faturaya dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibinde davalı taraf malların teslim edilmediğini savunmuştur. Davalının süresinde ticari defterlerini ibraz etmemesi üzerine davacının ticari defterleri incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alınmış olup bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takibe konu 3 adet 29.526,75 TL bedelli faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından yapılan ödemelerden sonra davacının 33.139,07TL alacaklı olduğu, davacının takibe konu faturalardan kaynaklı 29.526,75 TL alacaklı olduğu belirtilmiş olup mahkemece bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun icra takibi ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 222/3 maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğinden mahkemece sadece davacı defterlerine dayalı olarak davanın kabulü isabetli değildir. Zira ticari defterlerdeki alacağın dayanak belgelerle ispatı gerekir. Dosya kapsamında davacının teslim olgusunu yazılı delillerle kanıtlayamadığı görülmektedir.
Davalının istinaf aşamasında 12/01/2024 tarihinde öldüğü uyap kaydından anlaşılmıştır.
Bu durumda mevcut delil durumu itibariyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın reddine, kötüniyet tazminatı yönünden şartlar oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/01/2023 tarih ve 2021/1038 esas, 2023/55 karar sayılı kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
3-a)Davacının davasının REDDİNE,
b)Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
c)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40TL harçtan peşin alınan 356,62TL harcın mahsubu ile bakiye 258,78TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
ç)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d)Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 29.526,75TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e)Arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği tarihte geçerli olan arabuluculuk asgari ücret tarifesi gereğince adalet bakanlığı bütçesinden sarf kararı ile ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
f)HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ;
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
5-Davalı tarafça yapılan 145,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 362/1.a.maddesi gereğince kesin olmak üzere 07/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."