T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2024/515 ( KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2026/938
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/01/2024
ESAS-KARAR NO : 2021/218 E 2024/26 K
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 26/06/2026
YAZILDIĞI TARİH : 20/07/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkiline alacak temlik eden ... ile davalı arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, 01 Ekim 2017' de imzalanan ve teslim edilen yazıda 15 Kasım 2017 tarihinden itibaren kişi ve kurumlara 310 adet sokak lambası ve 310 adet bağlantı elemanları setinin davalı şirketin İstanbul fabrikasından bedelsiz ve eksiksiz olarak teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, fakat davalının taahhüdünü yerine getirmediğini, ürünlerin teslim edilmediğini, nakit olarak ödenen ürünlerin teslim edilmemesinden doğan zararın tazmin edilmesini, ödemenin yapılması amacıyla Ankara 49. Noterliği’nden ihtarname çekildiğini, 01/10/2017 tarihli taahhütnamenin yerine getirilmemesinden doğan zararın tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanca davaya konu alacağın temlikine ilişkin 25.06.2018 tarihli belgenin sunulduğu, bayilik sözleşmesine ...'in taraf olduğu, sözleşme kapsamında sipariş edilen ürünlerin teslim edildiği, fakat dava dışı ... Tic..Ltd.Şti'nin davalı şirket ... San Tic.Ltd.Şti adına 2017 /10 dönemi Form Ba' da da görüldüğü üzere 3 adet fatura 483.272,00 TL üzerinden bildirim yapıldığı, davacı ... tarafından dava dışı ... Tic..Ltd.Şti ilişkin 2017/10 dönemi Ba formunda 6 adet belge 23.580,00 TL tutarında bildirim yapıldığı, bu faturaların teslim edilen ürünlere ilişkin olduğu, dava dışı ...'e fatura edilen aynı ürünlerin ise daha düşük bedelle alacağı temlik eden ...'e fatura edildiği, davacı yanca her ne kadar ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle zarara uğradığı iddiasında bulunulmuş ise de sipariş edilen ürünlerin ...'e tesilm edilmiş olması karşısında davalının bedelin ödenmemesi nedeniyle sözleşmeyi fesihte haklı olduğu davacının iddiasını ispat edemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davacı vekili tarafından;
Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edildiği, dosya kapsamında davalı yanın 01/10/2017 tarihli taahhüdüne göre taahhüt konusu malı 15/11/2017 tarihinden itibaren bizzat temlik edene teslim etmesi gerektiği halde teslim etmediği, 3. kişi ...’inde bu tarihten sonra temlik edene herhangi bir mal teslim etmediği, malzemenin dava dışı 3. kişiye teslim edilmesine dair herhangi bir anlaşma ya da görüşmenin bulunmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, elektrik mühendisi bir bilirkişinin heyete eklenmesi halinde faturalara konu malların birbirinden farklı olduğunun anlaşılacağı bildirilerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık temlik eden ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında taahhüt edilen ürünlerin teslim edilmemesinden kaynaklanan davacı zararı bulunup bulunmadığı ve var ise kapsamı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, temlik eden ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında taahhüt edilen ürünlerin teslim edilmemesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı yanca temlik eden ile davalı arasında bayilik ilişkisi bulunduğu, bu kapsamda davalı yanca taahhüt edilen malların teslim edilmediği ve zararın doğduğundan bahisle iş bu dava açılmıştır. Yargılama sırasında davalı yanca davaya cevap verilmemiş olup, dosya kapsamına sunulan ihtarname fotokopileri ve CBS dosyasının incelenmesinden davalı yanca bayilik sözleşmesi kapsamında taahhüt edilen malların temlik edenin talebi üzerine ... isimli şirkete teslim edildiği ve bu kapsamda faturaların düzenlendiği ifade edilmiş olup, dosya kapsamına mail yazışmaları, faturalar, sevk irsaliyeleri, ihtarname fotokopilerinin sunulduğu görülmüştür.
Mahkemece her ne kadar dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yapılarak karar verilmiş ise de alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları bir bütün halinde değerlendirilerek temlik eden tarafından malın dava dışı 3. kişiye teslimi hususunda talepte bulunulup bulunulmadığı, mail yazışmalarında adı geçen ...’ın temlik eden şirket ile bağlantısı, talimat ve teslim hususundaki rolü tespit edilerek gerektiğinde dava dışı 3. kişi şirketin ticari kayıtlarının, temlik eden ve davalı şirket kayıtlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi gerekmekte olup, ayrıca davacının (temlik edenin) talebe konu 01/10/2017 tarihli taahhütname kapsamında mal teslim edilmemesinden doğan zararının ne olduğu hususuna ilişkin zarar talebi HMK'nın 31. maddesi kapsamında somutlaştırılarak var ise iddia, savunma ve dosya kapsamına sunulan belgeler ışığında somutlaştırdığı zararlarını ispat yükünün davacı yanda olduğu da gözetilerek var ise zararının kapsamının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edilmesi doğru değildir.
Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/218 Esas, 2024/26 Karar ve 18/01/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK.'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 26/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."