T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/318 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
KARAR NO : 2025/724 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2022
ESAS NO : 2021/602 E 2022/612 K
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 16/06/2025
YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirket aleyhine kambiyo takibi başlattığını, takip dayanağı senetlerde müvekkili şirketin kefil olarak yer aldığını, müvekkili şirketin senetlerin düzenleme tarihlerinde müşterek imza ile temsil ve ilzam olunduğunu, 13/03/2015 tarihli şirket genel kurulunda ... ve ...'ün müşterek imza ile şirketi temsil etmesine karar verildiğini, senetlerde müvekkili şirket kaşesi üzerinde sadece tek bir imzanın bulunduğunu, tek imza ile müvekkili şirketin borçlandırılmasının mümkün olmadığını belirterek müvekkilinin takibe geçilen alacak ve tüm ferileri yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, "..." adresine dava dilekçesi tebliğe çıkarılmış ise de müvekkilin Türkiye'deki "..." adresine tebligat yapılmadığını, tebliğ tarihi olan 20/01/2020 tarihi itibariyle müvekkilinin yurt dışında olduğunu, davadan 30/05/2022 tarihinde haberdar olunduğunu ve süresinde cevap dilekçesi sunduğunu, basit yargılamaya tabi işbu davada dosyanın harç eksikliği nedeniyle işlemden kaldırılmasından sonra davacı vekili tarafından takip edilmemesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken ikinci kez işlemden kaldırma yapıldığını, dava konusu senetlerin taraflar arasında imzalanan 12/03/2015 tarihli hisse devir sözleşmesine dayalı olarak hisse devir bedelinin tahsili amacıyla tanzim edilip müvekkiline verildiğini, borcun doğumunun 12/03/2015 tarihi olup, bu tarihte temsil ve ilzama yönelik çifte imza gereksiniminin bulunmadığını, hisse devir sözleşmesinde hisse devir bedeline ilişkin tanzim edilen "... tarafından imzalı 15/08/2015 vade tarihli 130.000,00 TL miktarlı, ... tarafından imzalı 15/08/2015 vade tarihli 70.000,00 TL miktarlı, ... tarafından imzalı 15/08/2015 vade tarihli 200.000,00 TL miktarlı senetler karşılığı ödenecektir." ibaresinin bulunduğunu, senetlerin sözleşmenin imzalandığı tarih olan 12/03/2015 tarihinde tanzim edilerek müvekkiline hisse devir bedelinin tahsili amacıyla verildiğini, huzurdaki davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, icra takibinin açıldığı 13/06/2016 tarihinden tam olarak beş buçuk yıl davanın sonra açıldığını, imzaların davacı tarafa ait olduğunun ve senetlerin usulüne uygun olarak düzenlendiğinin zımni olarak kabul edildiğini savunarak öncelikle usulsüz tebligat nedeniyle usulsüz tebliğ itirazlarının kabulüne, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 12/03/2015 tarihli yönetim kurulu toplantısında, ... ve ...'ün 3 yıl müddetle şirket müdürü olarak görev yapmalarına ve müşterek atacakları imzaları ile şirketi en geniş şekilde temsil ve ilzam etmelerine karar verildiği, yönetici ...'ın ve ...'ün aynı tarihte noterden imzalarının tescil ve ilanı için onaylanması talebinde bulundukları, davacı şirketin takibe konu bonolara kefil gösterilerek imza attığı, senetlerin 15/05/2015 ve 01/06/2015 düzenlenme tarihli olduğu, senetlerin düzenlendiği tarihte senetlere aval veren davacı şirketin müşterek imza ile temsil ve ilzamı gerekirken, takibe konu senetlerde şirket unvanının yazılı olduğu kaşe üzerinde tek bir imzanın bulunduğu, yapılan borçlandırma işleminin şirketi bağlamayacağı, davalının savunmasında ileri sürdüğü, icra takibine konu senetlerin 12/03/2015 tarihli hisse devir sözleşmesinde belirlenen hisse devir bedeline ilişkin olup, senetlerin sözleşmenin imzalandığı tarih olan 12/03/2015 tarihinde tanzim edilerek davalıya hisse devir bedelinin tahsili amacıyla verildiğine yönelik savunmanın kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması ve üzerinde yazılı bulunan şartlara sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle yerinde olmadığı, senetlerin düzenlenme tarihi olarak senette gösterilen tarihte, davacı şirketin ancak çift imza ile temsil ve ilzam edilmesinin mümkün bulunması karşısında, somut olayda tek imza ile şirketin kambiyo senedine aval veren sıfatı ile borç altına sokulmasının mümkün olmadığı, davacı şirketin imza eksikliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması veya şirketin kendisine sağlanan bir faydadan sonra kendi yükümlülüğünü yerine getirmesi gereken zamanda şekil eksikliğini ileri sürerek kendisine sağlanan faydayı karşılıksız çıkarma çabası olarak kabulünü gerektiren bir durumun da mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğunu, eksik dava harcının tamamlanmaması üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığını, harcın tamamlanması üzerine yeniden işleme alındığını, ön inceleme duruşmasına davacı vekilinin mazeretsiz katılmadığını, basit yargılamaya tabi davada davanın açılmamamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken tekrar işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, taraflar arasındaki bir kısım davalarda takibe konu senetlerin geçerliliğinin ileri sürüldüğünü veya geçerli olduğunun kabul edildiğini, senetlerin 12/03/2015 tarihli hisse devir sözleşmesine dayalı hisse devir bedelinin tahsili için tanzim edilerek müvekkiline verildiğini, borcun doğum tarihi olan 12/03/2015 tarihinde davacı şirketin çift imza ile temsil gereksinimin bulunmadığını, davacının çift imza ile temsil iddiasının MK 2.maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, takip tarihinin üzerinden yaklaşık beş buçuk yıl geçtikten sonra dava açıldığını, davacının zımmi olarak senetleri kabul ettiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacı şirketin takibe konu senetler nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dayanak senetlerin yapılan incelemesine göre,
1.senedin, 15/05/2015 keşide tarihli, 15/08/2015 vade tarihli, 130.000,00 TL bedelli, nakten ihdaslı olduğu, ...'ın keşideci, ...'ın avalist, 2.kefil olarak davacı şirketin kaşesinin bulunduğu, kaşe üzerinde tek imza olduğu, lehtarın davalı ... olduğu,
2.senedin, 01/06/2015 keşide tarihli, 15/09/2015 vade tarihli, 200.000,00 TL bedelli, nakten ihdaslı olduğu, ...'ın keşideci, ...'ın avalist, 2.kefil olarak davacı şirketin kaşesinin bulunduğu, kaşe üzerinde tek imza olduğu, lehtarın davalı ... olduğu görülmüştür.
Ankara 31.İcra Müdürlüğünün 2016/12780 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 13/06/2016 tarihinde davalı alacaklı tarafından davacı borçlu şirket, ... ve ... aleyhine iki adet senede dayalı 330.000,00 TL asıl alacak olmak üzere ferileri ile birlikte toplam 354.116,30 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı görülmüştür.
Mahkemece 15/10/2021 tarihli tensip tutanağında eksik dava harcının 2 haftalık kesin süre içinde yatırılmasına yönelik muhtıranın davacı vekiline 28/10/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin eksik harcı tamamlamadığı, dosyanın 25/11/2021 tarihinde Harçlar Kanunu 30.madde ve HMK 150. maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı, daha sonra davacının eksik harcı 15/12/2021 tarihinde tamamladığı, 06/01/2022 tarihli tensip tutanağında dosyanın dava değeri olarak basit yargılama usulüne tabi olduğu tespit edilmek suretiyle yeni duruşma gününün 01/03/2022 tarihine bırakıldığı, tensip zaptının davacı vekiline 13/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi üzerine dosyanın 01/03/2022 tarihli duruşmada HMK 150.maddesi uyarınca tekrar işlemden kaldırıldığı, davacı vekilinin 30/03/2022 tarihli yenileme talebi üzerine dosyanın yenilenerek yargılamaya davaya devam edildiği ve yazılı şekilde esas hakkında karar verildiği görülmüştür.
492 sayılı Harçlar Kanunu 30.maddesinde; "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmü,
Aynı kanunun 32.maddesinde;" Yargı işlemlerinden alınacak harclar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmiyen harcları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır." hükmü,
6100 sayılı HMK'nın 150. maddesinde;
"(1)Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2)Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3)Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır." hükmü,
Aynı kanunun 320.maddesinde;
"(1)Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.
(2)Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
(3)Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.
(4)Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır." hükmü bulunmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Anılan kanun maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde, yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz. Mahkemece verilen süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Basit yargılama usulünde dosya yenilendikten sonra takipsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu doğrultuda, somut olayda, basit yargılama usulüne tabi dava dosyası hakkında öncelikle eksik dava harcının tamamlanması için verilen kesin sürede harcın tamamlanmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına kararı verildiği, dosya yenilendikten sonra yeni duruşma günü davacı tarafa usülüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davacının duruşmaya mazeretsiz katılmaması nedeniyle davanın bu sefer açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verildiği görülmektedir.
O halde, mahkemece davanın açılmamış sayılması kararı verilmesi gerekirken esas hakkında karar verilmesi doğru olmamış, davalı tarafın bu yöne değinen istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 150.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına yönelik HMK 353/1-b-2.maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/11/2022 tarih ve 2021/602 esas, 2022/612 karar sayılı kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
3-a-HMK 150.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına
b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harcın dava açıldığı sırada alınan 59,30TL harç ile tamamlama harcı olarak alınan 5.576,27-TL harcın toplamı olan 5.635,57-TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.020,17TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
c-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
e-Davanın niteliği gereği arabuluculuk şartına tabi olmayan davalardan olmakla, bu konuda yapılan bir gider bulunmadığından arabuluculuk giderine ilişkin bir karar verilmesine yer olmadığına,
f-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ;
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan 91,00TL istinaf yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1.maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 16/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."