T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/541 (ESASTAN RET )
KARAR NO : 2025/600
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : DR.... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/10/2022
ESAS-KARAR NO : 2017/815 E - 2022/597 K
ASIL DAVADA
DAVA : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, alacaklı davalı tarafça Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/7953 Esas sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe mesnet senedin 17/10/2016 düzenleme, 10/03/2017 vade tarihli ve 150.000,00 TL bedelli olduğunu, diğer davalı ... adına, bedeli malen ahzolunmuş şekilde düzenlendiğini, bono hakkında yapılan icra takibine istinaden ödeme emrinin taraflarına 25/04/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, takip konusu senedin arkasında "iş sözleşme senedi" ibaresi yer aldığı için iş bu bononun teminat senedi niteliğinde düzenlendiğini, müvekkili ile birleşen davanın davalısı .... Ltd. Şti arasındaki 23/06/2014 tarihli sözleşmenin teminat senedi niteliğinde bulunduğunu, yapılan sözleşme hükümlerinden de anlaşılacağı üzere teminat senedi olması hasebiyle takibe konu olan bononun ciro edilemeyeceğini, buna rağmen davalı ... ...'a ciro edildiğini, adına düzenlenen senedi ciro eden davalı ...'in birleşen davanın davalısı şirketin yetkilisinin kardeşi olduğunu, ayrıca senedin arkasında iş sözleşme senedi ibaresi yer aldığı halde ... ...'un bonoyu takibe koymasının bu davalının kötüniyetini ortaya çıkardığını belirterek, anılan senetten dolayı müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davadaki olayları tekrar ederek dava konusu senedi davalıyla yapılan eser sözleşmenin teminatı olarak verdiğini, borcunun olmadığını belirterek senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Asıl davada davalı ... ... vekili, senedin kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, davacının itirazının Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/472 Esas sayılı dosyasında reddine karar verildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Asıl davada diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olayda asıl ve birleşen davanın konusunu teşkil eden senetteki imzanın, asıl ve birleşen davanın davacısının temsilcisine ait olduğu, diğer unsurlarının ise tam bulunduğu, senet üzerindeki 'iş sözleşmesi senedi' ibaresinin de senedin geçerliliğine bir etkisi bulunmadığı, asıl ve birleşen davada davacının, senedin teminat senedi olarak düzenlendiğini, amacı dışında kullanıldığını, hamilin kötü niyetli olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu ispatla yükümlü olduğu, senet tevdiine ilişkin bir belge sunulmadığı, birleşen davanın tarafları arasındaki eser sözleşmesinde aynı tutarlı senedin verileceği hükme bağlansa da teslimin kanıtlanmadığı, ayrıca dava konusu senedin, sözleşmenin tarafı olmayan asıl davanın davalısı lehtar adına düzenlendiği, bu lehtarın birleşen davanın davalısı şirketin ortağı ve temsilcisinin kardeşi olması da kambiyo senetlerinin niteliği itibariyle sonuca etkili olmadığı, asıl ve birleşen davanın davacısı, davaların konusu senedin teminat senedi olarak verildiğini, anlaşmaya aykırı düzenlendiğini yazılı belgeyle kanıtlayamadığı, birleşen dava bakımından da dava konusu senette birleşen davalının bir sıfatının bulunmadığı ve kendisine husumet düşmeyeceği belirtilerek asıl davanın reddine birleşen davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından;
Mahkemece hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davalı yanın iyniyetli olmadığını, birleşen davanın davalısı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde teminat senedi verileceği hususunun kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından bedel hanesi dolu ve imzalı olarak diğer kısımları boş olarak verilen teminat senedinin sonradan anlaşmaya aykırı doldurularak kötüniyetli hamil tarafından icra takibine konu edildiğini, senet arkasında da iş sözleşmesi kapsamında verildiğine dair ifadenin bulunduğunu, sözleşme ile senet arasında bağlantı bulunduğu halde mahkemece hatalı değerlendirmede bulunulduğunu, davanın kabulü ile müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık takibe dayanak bononun kötüniyetli hamil tarafından birleşen davanın davalısı ile davacı arasındaki eser sözleşmesinin teminatı olarak verildiği halde boş kısımları sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurularak icra takibibe konu edildiğine ve bedelsiz olduğuna dair iddiaların yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, teminat ve bedelsizlik iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre asıl ve birleşen dava davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-a)Asıl davada, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın istinaf eden asıl davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
b)Birleşen davada, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın istinaf eden birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 23/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."