T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/331 - 2025/679
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/331 (ESASTAN RET )
KARAR NO : 2025/679
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/11/2022
ESAS-KARAR NO : 2021/90 E - 2022/826 K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 30/05/2025
YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin beton satışı nedeniyle düzenlediği toplam 367.889,79 TL bedelli faturalar nedeniyle bakiye 18.923,79 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 27/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile itirazın iptali davasına alacak davası olarak devam edilmesini istemiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalılar vekili ıslahla alacak davasına dönüştürülen davaya karşı ayrı ayrı sunulan cevap dilekçelerinde özetle; takibin ve davanın doğrudan adi ortaklığa yönetildiğini, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık adına dava açılamayacağından davanın usulden reddi gerekirken HMK 124.maddesi gereğince davacıya taraf değişikliği imkanının tanındığını, müvekkillerinin taraf değişikliğine muvafakatlarının bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, icra takibinin İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile iptal edildikten ve karar kesinleştikten sonra tam ıslah yapıldığını, konusu kalmayan davada tam ıslah yapılamayacağını, müvekkillerinin ilk olarak inşaat işinde kullanmak için ... isimli firmadan beton temin etmekte iken bu firmanın ekonomik olarak zor duruma düşmesi nedeniyle yönlendirdiği davacıdan beton alındığını, ... firması ile davacı firma arasında fiili ve organik bağ bulunduğunu, anlaşılan fiyat üzerinden ödemelerin yapıldığını, davacının fatura tahakkuk ettirilirken birim fiyatlar üzerinde oynamalar yaptığını, gerçek fiyatın üzerinde olan faturaların kayıtlara geçmesine neden olduğunu, faturalara her seferinde itiraz edildiğini, davacının işin sonunda fark çıkması halinde mahsup yapılacağını, borcun kalmayacağını taahhüt ettiğini, müvekkilinin davacıya güvendiğini, iş bittikten sonra davacının fark adı altında alacak için icra takibi başlattığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; taraf defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda defterler arasındaki çelişkinin giderilmesi sonucu davacının davalıya bir kısım mal satıp bedeli faturalandırdığı, davacının davalıdan 18.923,79 TL alacaklı olduğu hususlarının tespit edildiği, bu konuda taraf defterlerinin birbiri ile uyuştuğu, usulünce tutulmuş her iki taraf defterleriyle alacağın sabit olduğu, davalının teslimi kabul ile birlikte bedelin fazla olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; takibin ve davanın doğrudan adi ortaklığa yönetildiğini, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık aleyhine dava açılamayacağından davanın usulden reddi gerekirken HMK 124.maddesi gereğince davacıya taraf değişikliği imkanının tanındığını, müvekkillerinin taraf değişikliğine muvafakatlarının bulunmadığını, icra takibinin İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile iptal edildikten ve karar kesinleştikten sonra tam ıslah yapıldığını, konusu kalmayan davada tam ıslah yapılamayacağını, ıslah dilekçesinin yeni dava dilekçesi olduğunu, ıslah dilekçesinde hiçbir delile dayanılmadığını, bu nedenle ispat edilemeyen davanın reddi gerektiğini, ilk dava dilekçesine dayanılarak ticari defter incelemesi yapılması ve diğer delillere dayanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ıslah dilekçesine göre davanın yürütülmesi gerekirken önceki bilgi ve belgelere göre karar verildiğini, talep edilen bakiye alacağın davacının müvekkilini yanıltmasından ve birim fiyatları yüksek göstermesinden kaynaklandığını, beton temin edilen ... firmasının ekonomik zorluğa düşmesi üzerine yönlendirmesi ile davacıdan beton temin edildiğini, ... firması adına davacının beton dökmeye yetkili olduğunu, her iki firma arasında fiili ve organik bağ bulunduğunu, faturalara itiraz edilmesine rağmen davacının iş sonunda mahsup yapılacağını ve borcun kalmayacağını taahhüt etmesi üzerine davacıya güvenildiğini, ancak iş sonunda davacının bakiye alacak için takip başlattığını, ilk faturadaki birim fiyatın diğer faturalarda artırıldığını, ilk birim fiyatı üzerinden müvekkilinin borcunun bulunmadığını, ... firmasına ait bilgi ve belgelerin sunulduğunu, mahkemenin salt bilirkişi raporuna göre karar verdiğini, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına göre borçlu değil alacaklı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının beton satışı nedeniyle davalılardan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, alacak istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dosyanın yapılan incelemesine göre, davacının davalıların oluşturduğu adi ortaklık adına Ankara 13.İcra Müdürlüğünün 2020/9932 Esas sayılı takip dosyası üzerinden beton satışı nedeniyle alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlattığı, icra takibinin Ankara 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 02/08/2021 Tarih, 2021/485 Esas, 2021/1156 Karar sayılı ilamı ile adi ortaklık adına takip başlatılamayacağı gerekçesiyle iptal edildiği, kararın 12/10/2021 tarihinde kesinleştiği, karardan önce davacının adi ortaklık aleyhine 10/02/2021 tarihinde itirazın iptali davasını açtığı, dava dilekçesinin adi ortaklık adına tebliğ edildiği, adi ortaklığı oluşturan ... İnşaat ve Hayvancılık Taş. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından cevap dilekçesi sunulduğu, mahkemece 24/06/2021 tarihli duruşmada davacıya davayı adi ortaklığı oluşturan şirketlerle yöneltilip yöneltilmediği, taraf değişikliği talebi olup olmadığı konusunda açıklama yapmak için süre verildiği, davacı vekilinin 29/06/2021 tarihli dilekçesi ile davayı adi ortaklığı oluşturan şirketlere karşı yönelttiğini belirterek HMK 124.maddesi kapsamında taraf değişikliği ile adi ortaklığı oluşturan şirketlerin davalı olarak kabul edilmesini talep ettiği, 27/10/2021 tarihinde davalıları ayrı ayrı göstermek suretiyle tam ıslah dilekçesi sunarak itirazın iptali davasına alacak davası olarak devam edilmesini talep ettiği, 11/11/2021 tarihli duruşmada mahkemece taraftaki yanılmanın maddi hatadan kaynaklandığı ve dürüstlük kuralına ayrı olmadığı gerekçesiyle karşı taraf rızası aranmaksızın davanın adi ortaklığı oluşturan şirketlere karşı devamına karar verildiği, adi ortaklığı oluşturan şirketlerin ayrı ayrı cevap dilekçeleri sunduğu, tarafların ticari defterlerinin bilirkişi aracılığı ile incelendiği, bilirkişi raporuna göre davacı tarafından davalı adına düzenlenen 10 adet faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı ve davalılar tarafından BA-BS formu ile vergi dairesine bildirildiği, davacının ticari defter kayıtlarına göre satış faturaları ve davalı ödemelerinden sonra 18.293,79 TL alacaklı göründüğü, davalının ise faturalar ve ödemelerden sonra 16.566,21 TL alacaklı göründüğü, taraf ticari defterleri arasındaki farkın davacının 40.403,20 TL bedelli faturasının davalıda 595,00 TL fazla ile 40.998,20 TL olarak kayıtlı olması ve davalının 36.085,00 TL çekle yaptığı ödemenin davalının kayıtlarında mükerrer kayıtlı olmasından kaynaklandığı tespit edilerek kayıtlar düzeltildiğinde davalının davacıya 18.293,79 TL borçlu olduğu yönünde görüş belirtildiği görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
HGK'nın 13/09/2023 Tarih, 2022/11-920 Esas, 2023/806 Karar sayılı ilamında;
"...2. Adi ortaklık, belli bir amacı gerçekleştirmek isteyen kimselerin bir araya gelerek oluşturdukları, ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan, kuruluş ve işleyişlerinde sıkı şekil kurallarına tabi olmamaları ve basit bir yapıya sahip bulunmaları nedeniyle uygulamada sıkça karşılaşılan özel borç ilişkisi mahiyetindeki birlikteliklerdir. 6098 sayılı Kanun'un 620/1 inci maddesinde adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda bir ortaklık kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, adi ortaklık sayılır (6098 sayılı Kanun md. 620/2).
3. Adi ortaklığın 4721 sayılı Kanun'un 47 ve devamında düzenlenen hükümler çerçevesinde tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu sebeple adi ortaklığın 4721 sayılı Kanun'un 48 ve 49 uncu maddeleri anlamında hak ve fiil ehliyeti mevcut değildir. Adi ortaklığın taraf ehliyetinin mevcut olup olmadığı ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenecektir. Zira taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin sujesi olabilme yeteneği olup maddi hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin medeni usul hukukundaki görünümüdür. Buna göre medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her tüzel kişi (4721 sayılı Kanun md. 46) davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir (6100 sayılı Kanun md. 50). Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kuruluş yahut toplulukların taraf ehliyeti de bulunmadığından adi ortaklığın da davalarda taraf ehliyetleri bulunmamaktadır.
4. Bu durum icra takipleri için de geçerlidir. Zira icra takiplerinde de alacaklı veya borçlu taraf olarak yer alabilmenin ilk koşulu; taraf ehliyetinin mevcudiyetidir. Dolayısıyla adi ortaklığın taraf ehliyeti mevcut olmadığından, icra takiplerinde de alacaklı veya borçlu olarak yer alamazlar. Bu nedenle, adi ortaklık için yahut ortaklığa karşı dava açılacak ise adi ortaklığı oluşturan her bir gerçek veya tüzel kişiye dava dilekçesinde veya icra takip talebinde yer verilmesi zorunludur ve adi ortaklık tarafından açılacak davaların yahut icra takiplerinin de el birliği mülkiyeti kuralları gereğince (6098 sayılı Kanun md. 638., 4721 sayılı Kanun md. 702) bütün ortaklar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak (6100 sayılı Kanun md. 59) birlikte hareket edilmesi gerekir.
5. Taraf ehliyeti 6100 sayılı Kanun'un 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından biri olup aynı zamanda icra takipleri bakımında da bir takip şartıdır. Bu sebeple hem davalarda hem de icra takiplerinde taraf ehliyeti, davalarda mahkemece, icra takiplerinde ise takip hukukunun doğasına uygun ölçüde icra memurunca/mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Aynı zamanda bu durum, taraflarca takibin/davanın her aşamasında ileri sürülebilen bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir (6100 sayılı Kanun md. 115/1). Zira bu husus aynı zamanda kamu düzenine ilişkindir.
6. 6100 sayılı Kanun'un 115/2 nci maddesi gereğince Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Maddenin üçüncü fıkrası gereğince ise dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.
7. 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi, davalardaki iradi değişikliği hüküm altına almış olup buna göre diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla ve karşı tarafın açık rızası ile davada taraf değişikliği mümkündür. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilebileceği gibi dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı durumlarda, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.
8. İradi taraf değişikliği takip hukukunda açıkça düzenlenmemiştir. Ancak icra takiplerinde de icra takip taraflarının da yanlış yahut eksik olarak gösterilme durumları söz konusu olabilmektedir. Bu durumlar maddi hatadan yahut temsilcide yanılma nedeniyle yanlış gösterme gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Böyle bir durumda icra takibinin iptali ve tekrar ikâmesi hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olabilir. Bunu önlemek için, maddî hata ve temsilcide yanılma halleriyle sınırlı olarak istisnaî bazı hallerde icra takibi esnasında da taraf değişikliği yapılabileceğinin kabulü gereklidir.
9. Buradan hareketle davada olduğu gibi icra takibinde de tarafların yanlış gösterilmesi, bu hareketin maddi hatadan yahut dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir durumdan veyahut kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmasından ileri geldiği durumlarda 6100 sayılı Kanun'un iradî taraf değişikliğine ilişkin hükümlerinin -niteliği uygun düştüğü ölçüde kıyasen- uygulanması mümkün olmalıdır.
10. Bu çerçevede başlatılan bir icra takibinde dürüstlük kuralına aykırı olmayan veya kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olarak adi ortaklığa karşı husumet yönetilmesi sonrasında adi ortaklığın ortaklarının tamamının icra takip dosyasına itirazlarını sunmak suretiyle kendilerine husumetin yöneltildiğini kabul ettiği durumlarda 6100 sayılı Kanun'un 115/3 maddesi hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyasen uygulanarak eksik olan takip şartının giderildiği kabul edilmelidir. Yine adi ortaklığa husumet yöneltilerek açılan bir davanın yargılaması sırasında ortakların davaya dahili neticesinde taraf sıfatına ilişkin dava şartı eksikliğinin tamamlanmış olması durumunda taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilerek yargılamaya devam edilmelidir." gerekçelerine yer verilmiştir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle yukarıda açıklanan HGK kararı kararında da belirtildiği üzere adi ortaklığına yönelik açılan davada adi ortaklığı oluşturan şirketlere karşı davanın yönetilmesi talebi üzerine adi ortaklığı oluşturan şirketlerin davaya katılımlarının sağlanarak yargılamaya devam edilmesi sonucu dava şartı eksikliğinin giderilmiş olmasına, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamasına, davalıların faturadaki birim fiyatın yüksek olduğuna dair itirazının faturanın tebliğinden itibaren yasal 8 gün içinde yapılmayarak faturaları ticari defterlere kayıt edilerek BA formu ile vergi dairesine bildirilmekle fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına göre davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Karar başlığında davalı olarak sadece adi ortaklığı oluşturan şirketlerin gösterilmesi yeterli iken başlıkta adi ortaklık ve ... Grup İnşaat Turizm Otomotiv Gıda Emlak Ticaret Limited Şirketi'nin gösterilmesinin yerinde düzeltilebilir maddi hatta niteliğinde olması nedeniyle bu hususta kaldırma yapılmamıştır.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.292,63 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 323,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 969,47 TL harcın istinaf eden davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 30/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."