T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1680 - 2025/267
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2022/1680 (ESASTAN RET )
KARAR NO : 2025/267
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/04/2022
ESAS-KARAR NO : 2015/673 E - 2022/315 K
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 07/03/2025
YAZILDIĞI TARİH : 19/03/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 27/06/2012 tarihli Açık Uçucu Kül Satışı Sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının eksik kül teslim ettiğini, bu nedenle müvekkilinin kar kaybına uğradığını, müvekkilinin bir çok kez davalıdan sunması gereken kül miktarının altında kül sunması nedeniyle külün temin edilmesi için talepte bulunulduğunu, sözleşmeden kaynaklanan artık uçucu kül satın alma haklarının, tek üniteye bağlandığını, iki ünite yerine tek ünite ile kül alımı yapıldığını, öngörülen kapasitenin yarısı oranında kül alımı için faaliyet sürdürüldüğünü, bunlara bağlı kapasite gecikmeleri ve başkaca problemlerin ortaya çıktığını, belirtilen sebeplerle ilgili santralin faaliyetlerine bakım süreçleri sebebiyle EÜAŞ tarafından, yer yer ara verilmesinin de eklendiğini, bu sebeple müvekkilinin gecikme ve zarar boyutlarının daha da arttığını, inşaat sektöründeki talebin artış gösterdiği dönemde müvekkilinin gelen taleplere cevap veremediğini, davalı tarafından 23/12/2014 tarihli yazı ile özelleştirme sebebiyle sözleşmenin feshedildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalması kaydıyla şimdilik 310.000,00 TL kar kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 17/02/2021 tarihli talep arttırım dilekçesi ile talebini 1.797.965,62 TL'ye yükseltmiş ancak harcını yatırmamıştır.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce tesisi kullanan dava dışı şirket tarafından kül sepere tesisindeki malzemelerin götürülmesi nedeniyle davacıya yer tesliminin geç yapıldığını, ilgili şirkete karşı yasal yollara başvurulduğunu, alınabilecek kül miktarında düşüş yaşanmasında dava dışı şirketin kusurunun bulunduğunu, 14/09/2012 tarihinde yapılan yer teslimi ile aynı tarihte davacı şirkete kül satışına başlandığını ve satışın santralin özelleştirme sonucu devir tarihi olan 22/12/2014 tarihine kadar devam ettiğini, ilgili tarihlerler arasında satışı yapılan uçucu kül miktarının toplam 108.606.280 ton olduğunu, davacının kül satışında işletmeden kaynaklı nedenlerden dolayı aksamalar meydana geldiğini, Teknik Şartnamenin 4.maddesinde davacı yan tarafından alınması istenilen yıllık 150.000 tona ulaşılamadığını, davacının yeteri kadar kül alamadığını, dava dışı firmanın kusurundan ve santralin özelleştirilmesi ile ilgili devir tarihinin yaklaşması nedeniyle işletmeye kömür alım ihalesinin yapılamamış olması ve sadece santralın bir ünitesine yetecek kadar kömür gelmesi nedenlerinden dolayı bir ünitenin genel revizyondan sonra 10/11/2014 tarihine kadar kömür yetersizliği nedeniyle devreye alınamadığını, bunda müvekkilinin kusurunun olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 27/06/2012 tarihli Atık Uçucu Kül Satış Sözleşmesine göre davalı tarafından davacıya 5 yıllık süreçte yıllık 150.000 ton olmak üzere toplam 750.000 ton atık uçucu kül satışı yapılacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalıya gönderilen 19/07/2012 tarihli yazı ile kül sepere tesisinde eksik malzemelerin olduğu ve bunların tamamlanarak yer tesliminin 31/07/2012 tarihine kadar yapılmasının talep edildiği, davalı tarafından yapılan araştırmalar neticesinde, külü sepere etmekte kullanılan siklonlar, sepere ve hız sürücüsünün, tesisi daha önce çalıştıran dava dışı şirket tarafından söküldüğünün belirlendiği ve ilgili firmalardan parçaların teslim alınarak yer tesliminin 14/09/2012 tarihinde gerçekleştirildiği, sözleşme ile 2 adet ünitenin çalıştırılması kararlaştırılmakla birlikte bunlardan 1.ünitenin davacının başvurularına rağmen 10/11/2014 tarihinde yani sözleşmenin fesih tarihine yakın bir zamana kadar devreye alınamadığı, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 21/07/2014 tarihli kararı ile ... AŞ'ye ait Çatalağzı Termik Santrali ve Santral tarafından kullanılan taşınmazların yapılan ihale kapsamında satılmasına karar verildiği, 22/12/2014 tarihinde devir sözleşmesinin imzalandığı, davacıya davalı tarafından gönderilen 23/12/2014 tarihli yazı ile özelleştirme nedeni ile taraflar arasındaki mevcut sözleşmenin 22. maddesi hükümleri doğrultusunda feshedildiğinin bildirildiği, yer tesliminin yapıldığı 14/09/2012 tarihinden sözleşmenin feshedildiği tarih olan 21/12/2014 tarihine kadar toplam 108.606,280 ton uçucu kül satışının gerçekleştirildiği, satışı yapılması gereken kül miktarının 350.000 ton olması gerekirken, 241.393,720 ton eksik verildiği, buna göre davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareket ettiği ve kusurlu olduğu, davacının mahrum kaldığı kâra yönelik bilirkişi raporunda yıllara ait kâr marjı hesaplamasında 2013 Yılı net satışının 996.750,39 TL, faaliyet kârı veya zararı (-)57.564,71TL, Net Kâr Marjının (-) %5,78, 2014 Yılı net satışının 725.763,25 TL, faaliyet kârı veya zararı (-) 21.573,46 TL, Net Kâr Marjının (-)%2,97 olduğu, gelir tablosu hesapları incelendiğinde, 2013 yılında davacının net satışları 996.750,39 TL iken, bu satışlarda satılan malın maliyetinin 1.042.945,64 TL olduğu, maliyetinin altında satış yaptığı, bu hesaplamaya göre davacı şirketin geçmiş dönemlerde faaliyetlerinden kar elde edemediği, bunun sonucu olarak da kâr marjının negatif olduğu, davacı şirketin kendisine tedarik edilmeyen kül miktarını almış olduğu takdirde de bundan kar elde edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek davacının talep arttırımını harçlandırmaması nedeniyle harç ve vekalet ücretinin harçlandırılan dava değeri olan 310.000,00 TL üzerinden hesaplandığı belirtilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hukuka aykırı olarak tanzim edilen rapora göre karar verildiğini, bilirkişi heyetinin ek raporunda bilirkişilik kurumuna yakışmayan ifadeler kullandığını, bu nedenle idari yönünden ve cezai yönden bilirkişilerin şikayet edildiğini, yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması yönündeki talebin kabul edilmediğini, bilirkişilerin dürüstlük ve tarafsızlığının meçhul olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı faaliyetleri sonucunda müvekkilinin zarara uğradığını, raporda yalnızca geriye dönük kar zarar dengesinin hesaplanmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, geçmiş yıllarda kar elde edilememesinin gelecek yıllarda kar elde edilemeyecek anlamına gelmediğini, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin stok tutma ve gelen talepleri karşılama kapasitesinin ciddi derecede olumsuz etkilendiğini, davalının eksik teslim ettiği kül miktarının 241.939,720 ton olduğunu, bu miktarın iç piyasa talebini dahi karşılamaya yeterli olmadığını, müvekkilinin talep karşılama kabiliyetinin önemli ölçüde düştüğünü ve kar kaybından kaynaklı zararlara uğradığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönemde eksik ifadan dolayı mahrum kalınan karın istenip istenemeyeceğine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, akdi ilişkiye dayalı olarak, eksik ifadan dolayı mahrum kalınan kâr dolayısıyla müspet zararın tazmini istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Taraflar arasında 27/06/2012 tarihli 5 yıllık Atık Uçucu Kül Satış Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre davalı tarafından davacıya yıllık 150.000 ton olmak üzere toplam 750.000 ton atık uçucu kül satışı yapılacağı, davacıdan önceki dava dışı şirketin tesisteki malzemeleri birlikte götürmesi üzerine ilgili dava dışı şirketten ürünlerin temin edilerek davacıya yer tesliminin 14/09/2012 tarihinde yapıldığı, davalı tarafından sözleşmenin özelleştirme nedeniyle 21/12/2014 tarihinde sonra erdiği, davacının sözleşmenin ayakta kaldığı süre yönünden davalı tarafından eksik kül satışı nedeniyle kar mahrumiyeti talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Hükme esas alınan 29/01/2021 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafın sözleşmede kararlaştırılan kül miktarını teslim edemediği, 241.393,72 ton eksik kül teslim edildiği, sözleşmede 2 adet ünitenin çalıştırılmasının kararlaştırılmasına rağmen fesih tarihine kadat 1. ünitenin devreye alınamadığı, davalının sözleşmeye aykırı davrandığı, kusurlu olduğu, sözleşmenin başından fesih tarihine kadar davalının eksik ifa ettiği kül miktarının toplamda 241.393,72 ton olup tutarının 1.797.965,62 TL olduğu, bu tutarın davalının taahhüdünü gereğini yerine getirmiş olsaydı davacının ödeyeceği bedel olduğu, davacının eksik ifa sonucu satın alamadığı kül miktarı ile davalının bunları temin edebilseydi satışından elde edebileceği kâr kaybından dolayı müspet zararı bulabilmek için davacının net faaliyet kârlılığının tespit edilmesi gerektiği, bunu tespit edebilmek için davacının Vergi Dairesine sunduğu onaylı kurumlar vergisi beyannamesi ekinde bulunan gelir tablosu içerisinde yer alan net faaliyet kar/zararı tutarının, net satış tutarına oranlaması ile o yıla ait net kâr marjı bulunacağı, bu yöntem ile yıllara ait kâr marjı hesaplamasında 2013 yılı net satışının 996.750,39 TL, faaliyet kârı veya zararı (-)57.564,71TL, Net Kâr Marjının (-) %5,78, 2014 yılı net satışının 725.763,25 TL, faaliyet kârı veya zararı (-) 21.573,46 TL, Net Kâr Marjının (-)%2,97 olduğu, gelir tablosu hesapları incelendiğinde 2013 yılında davacının net satışları 996.750,39 TL iken bu satışlarda satılan malın maliyetinin 1.042.945,64 TL olduğu, davacının maliyetinin altında satış yaptığı, bu hesaplamadan elde edilen sonuca göre firmanın geçmiş dönemlerde faaliyetlerinden kâr elde edemediği, bunun sonucu olarak da kâr marjının negatif olduğu, buna göre davacı şirketin kendisine tedarik edilmeyen kül miktarını almış olduğu takdirde bundan kâr elde etmeyip, zararının daha da artabileceği görüş olarak belirtilmiştir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle davacının sözleşmenin yürürlükte bulunduğu dönem için kar mahrumiyeti talep edebilecek olmasına rağmen incelenen davacı ticari kayıtlarına göre davacının kar değil zarar ettiğinin tespit edilmiş olması nedeniyle talebin haklı olmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 07/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."