T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/336 ( KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2025/172
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2022
ESAS-KARAR NO : 2017/15 E 2022/750 K
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 24/02/2025
YAZILDIĞI TARİH : 24/03/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... Ltd. Şti.'den toplam 550 kilogram ... marka ... cinsi soğan tohumu satın aldığı, davalı ... tarafından ithal edildiğini, müvekkilinin kiralamış olduğu toplam 605.571 metrekare araziye tohumları ektiğini tohumların farklı cinslere ait olması sebebi ile tarlada yetişen soğanların hasat zamanlarının farklı olduğu bu nedenle ekili olan ... cinsi soğanlarında zarar gördüğünü, bu konuda Ereğli Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde tespit davası açıldığını alınan bilirkişi raporu ile her bir arazideki soğanların ... cinsi olup olmadığına ilişkin oranlamanın belirlendiği hasat zamanı farklı olan soğanların, hasat edilmesinin ekonomik olmayacağı bu nedenle müvekkilinin masraf kalemleri sebebi ile 802.381,575 TL zarara uğradığını tohumculuk kanunu sebebi ile satıcı ve ithalatçının müteselsil sorumlu olduklarını belirterek 10.000,00 TL zararın ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah; Davacı vekili 01/06/2022 tarihli dilekçesi ile talep ettikleri 10.000,00 TL'yi 802.381,58 TL ürün yetiştirme masrafı ve 2.246.924,77 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 3.049.306,35 TL'nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... …Ltd. Şti. vekili; tohumların İspanya'dan paketlenip ithal edildiğini ürünlerle ilgili bugüne kadar bir şikayetin olmadığını tarlaya ekilen tohumların müvekkil şirketten alınıp alınmadığını, tarlaya ekilenlerin bu tohumlar olup olmadığı, araştırılması gerektiğini yokluklarında yapılan tespit dosyasına konu keşif sonucu tanzim edilen bilirkişi raporunu kabul etmediklerini tohumların ... cinsi olup olmadıklarının ancak gen analizi ile mümkün olduğunu, tarlaya ekilen tohumların lot numaralarının tespiti sonrasında müvekkili şirketten alınacak örnek tohumlar ile karşılaştırılmak suretiyle DNA testi yapılması gerektiği dış görünüş üzerinde yapılan inceleme ile soğanların cinsinin tespit edilmesinin mümkün olmadığını davacının dekara 500-600 gram tohum atması gerekirken 900 gram tohum ettiğini ikrar ettiği bu sebeple sık ekimden kaynaklı kusurların ortaya çıktığını, davacının hiç hasat yapmamış gibi talepte bulunduğunu, hasat ve kar verilerinin bildirilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
II-)Davalı ... Zirai İlaç Aletleri San. Tic. Ltd. Şti. vekili; müvekkilin satmış olduğu tohumların ithal tohum olduğunu, yetkili distribütörlerden temin edildiğini, müvekkilinin satış dışında tohumun üretiminden sorumlu olmadığını, gelişim farklılıklarının olmasının sebebinin sık ekim olduğunu, dava konusu ekimin yapıldığı tarlaya ilişkin kira sözleşmesinin dosyaya kazandırılması gerektiğini, davanın bir kısım davacı üçüncü kişilere ihbarını tazminat hesabı için gerekli araştırılmanın yapılmasını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre yapılan değerlendirme neticesinde: davacının davalı ... Zirai'den soğan tohumu aldığı ve bu soğanlarında diğer davalı ...'un ithal tohumları olduğu, davacının satın almış olduğu tohumların tarlaya ekilen tohumlar olup olmadığına hususunda delil bulunmadığına ilişkin davalılar iddiada bulunmuşsa da alının soğanın miktarı, davacının yapmış olduğu ekim alanı ve tarlada yetişen soğanların yarıya yakın oranının ... cinsi olduğu göz önünde bulundurulduğunda davalıların bu iddiasının kabul edilmediği, dosya kapsamında birden fazla bilirkişi raporu alındığı, alınan bu bilirkişi raporlarından 29/03/2019 tarihli raporda dava konusu tarlalarda yetişen soğanların ayıplı yetişmesinin sebebinin tohum çeşit farklılığı değil kültürel işlemlerin eksikliği ve sık ekim olarak rapor edilmiş ise de dosya kapsamına sunulan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit raporu, iki Ziraat Yüksek Mühendisi tarafından tanzim edilen 12/06/2020 tarihli rapor ve dosyaya sunulan ayrıntılı özel bilirkişi görüşünde yer alan tarlaya ekili soğanların keşif anında çekilen fotoğraflarında da açıkça görüldüğü üzere morfolojik yapı farklılıkları ve hasat tarihlerinin farklı olduğu, kültürel işlemler ile ilaçlamanın bu tür farklılıklara sebep olamayacağına ilişkin görüşüne üstünlük tanınmak suretiyle tarlaya ekili soğanların farklı türlerde olduğunun kabul edildiği,
Davacının, dava konusu tarlalara farklı yerden aldığı tohumları ekmiş olduğuna ilişkin bir ispat dosya kapsamında yer almadığı, meydana gelen zararda davalıların paketli şekilde satmış olduğu soğanların sebep olduğu, davacının ekim dikim masrafları ile kar kaybını talep edebileceği göz önünde bulundurularak hasat tarihi itibariyle soğan birim fiyatları Tarım Müdürlüklerinden ve davacının ürün satışı yaptığını beyan ettiği İstanbul Hal Müdürlüğünden ve davanın açıldığı Ankara Hal Müdürlüğünden talep edildiği,
Fiyat cetvelleri üzerinden yaptırılan hesaplama sonucu davacının Ankara Hal Müdürlüğü ile İstanbul Hal Müdürlüğünden gelen fiyat cetvellerinde yer alan değer ortalamasını talep etmesinin hakkaniyete uygun olacağı, gerekçesiyle 802.381,58 TL'si masraf ve 2.246.924,77 TL'si kazanç kaybı olmak üzere toplam 3.049.306,35 TL tazminatın 5553 sayılı Tohumculuk Kanunun 11. Maddesi uyarınca ithal edenin ve satıcının tohum sebebiyle uğranılan zararlardan müteselsilen sorumluluğuna, 15/11/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalılar tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
I-)Davalı ... Zirai İlaç …. Ltd.Şti. vekili; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğunu dosya arasındaki raporların bir birbiriyle çelişkili olduğunu, davalıdan satın alınan tohumların ekildiğine ilişkin tespit bulunmadığı gibi ekim sıklığından kaynaklanıp kaynaklanmadığı tespit edilmediği gibi satılan tohumların numunelerinin Tarım Orman Bakanlığının Türkiye Tohum Sertifikasyon Müdürlüğü tarafından muhafaza edildiğini, bu numune ile davalıya teslim edilen tohumların testinin yapılması gerektiğini, süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacının zarar kalemlerinin de hatalı tespit edildiğini bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
II-)Davalı ... …. Ltd. Şti. vekili , müvekkili ile davalı arasındaki satıma konu malın davacıya satılıp teslim edildiğine dair bir ispatın yapılmadığını, davaya konu tohumların faturasında tohumların cinsi lot numarasının bulunmadığını, tohumun müvekkili tarafından yurtdışından getirdiği tohumlar olduğunun ispatı gerektiğini, davacının zararının ... cinsi tohumdan değil, tohumlar arasına karışan başka cins tohumlar ve dikim hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının ispatı gerektiğini, eksik ve yetersiz itirazları karşılamayan rapora dayanarak karar verilemeyeceğini, davacının satın aldığı tohumların müvekkili tarafından yaptığı masraf, zarar ve beklediği hasattan bahsetmiş olmasına rağmen, yaptığı hasat ve elde ettiği kar hakkında herhangi net bir veri sunmadığını, davacının sadece soğan ekimi nedeniyle uğradığı zararı ispat etmesi gerekirken üretimini yaptığı tüm sebze/meyveden olan geliri üzerinden zarar hesabı yapılamayacağını bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR :
Uyuşmazlık; davacının davalılardan satın alınan tohumların sözleşmede belirlenen nitelikte teslim edilip edilmediği farklı cinsten teslimi yapılan ve ekilen tohumların ayıplı olup olmadığı ve ayıplı mal satışı nedeniyle uğranılan zararın tespiti ve miktarına ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satıma konu soğan tohumlarını ithal eden ile satıcıya karşı husumet yöneltilınerek 550 kg ... Marka ... cinsi soğan tohumunu fatura mukabili satın aldığını, ancak alınan tohumlukların tamamının ... marka ... cinsi olmayıp, tohumların içerisinde başka cins soğan tohumlarının da bulunduğunu, tohumların içerisinde farklı cins soğan tohumu olduğunu ise hasat zamanında farklılık göstermesinden anladığını, uğramış olduğu zararın tespitiyle uğranılan müspet zararın tazminini istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı vekili; müvekkilinin davalıların ithal ettiği ve sattığı ... marka ... cinsi soğan tohumu satın aldığını, ancak ekimi yapıldıktan sonra elde edilen hasat sonucu soğanların ... cinsi olmadığını, farklı cinsten soğanların çıktığını müvekkilinin zarara uğradığını belirterek uğradığı müspet zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ithal eden ... Tohumculuk ….. Ltd.Şti. vekili; müvekkili tarafından ithal edilen tohumların elinde numunesinin bulunduğunu, resmi olarak ithal ve satış yaptığı tohumdan sorumlu olduğunu, diğer davalının neyi sattığını veya davacının neyi aldığını bilemeyeceğini, davaya konu tohumların müvekkil tarafından ithal ve satımındaki ... cinsi soğan tohumu olduğu ve davacının sırf bu tohumun ekimi sebebi ile zarara uğramış olduğunu usulüne uygun ispat edilmedikçe müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı satıcı ... Zirai … Ltd.Ş. vekili; gen analizinin yapılmadan soğanların farklı cinslere ait olduğunun iddia edilemeyeceğini, ... Tohumculuktan dava konusu tohumlardan numune alınarak değerlendirmenin yapılması gerektiğini, soğanların sık ekilmesinden vb sebeplerden dolayı farklı büyüklükte çıkma ihtimali bulunduğunu, bilimsel destekten yoksun, hiçbir bilimsel veriye dayanmayan, yalnızca varsayım üzerine düzenlenmiş olan bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacının, dava konusu tarlalara farklı yerden aldığı tohumları ekmiş olduğuna ilişkin bir ispat dosya kapsamında yer almadığı, meydana gelen zararda davalıların paketli şekilde satmış olduğu soğanların sebep olduğu, davacının ekim dikim masrafları ile kar kaybını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, satıma konu soğan tohumunun farklı cinsten olduğu, hasat zamanı farklı cinsten tohumun teslim edildiğinin anlaşıldığı iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemli açılan davada; uygulanacak olan 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’nun 2. maddesi; tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri, orman bitki türleri ve diğer bitki türleri çoğaltım materyaline ait çeşitlerin ve genetik kaynakların kayıt altına alınması, tohumlukların üretimi, sertifikasyonu, ticareti, piyasa denetimi ve kurumsal yapılanmalar ile ilgili düzenlemeleri kapsar. Tohum ve türevlerinin üretim ve satışı, gerekli izinlerin alınmasının bu kanun kapsamında düzenlendiği de gözetildiğinde, kanunun bu süreçte yer alan gerçek ve tüzel kişiler için uygulanması gerekir. Kanunun 11. maddesi ise “(1)Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler.(2)Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir.” düzenlemesini içerir.
Davacı iş bu davada, farklı cins ve nitelikte tohum teslimi neticesinde mahrum kaldığı kâra ilişkin zararını ve ürünün yetişmesi için yapmış olduğu masraflara ilişkin zararını talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile davacı tarafından satın alınan soğan tohumlarının sözleşmeye konu cinsten olmadığı farklı cins olması nedeniyle hem menfi zarar mahiyetindeki yapılan masraflar, hem de müspet zarar mahiyetindeki kazanç kaybının tespiti ve tahsili talep edilmiş, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporuna göre menfi ve müspet zararın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Türk Borçlar Borçlar Yasasının 112. maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir.
Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır: kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır.Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur. (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.).Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi, sözleşmelerde borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır. Alacaklı her zaman için ifa gecikme tazminatı isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve menfi zararını isteyebilir.
Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur.Bu durumda sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir.
Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age., s. 427). Bu husus Borçlar Kanununun 108. Maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır: burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.
Bu tür bir zarar ayrımı, sözleşme sorumluluğunda söz konusu olmaktadır. Genel olarak menfi zarar; sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından, müspet zarar ise; ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, s.482).
Menfi zarar, sözleşmenin feshi halinde istenebilir. Sözleşmenin feshi halinde müspet zarar istenemez. Bunun sonucu olarak, aynı davada hem menfi zarar hem de müspet zarar talep edilemez.
Mahkemece anılan bu hususlar gözetilmeden hem menfi zarar mahiyetindeki yapılan masraflara, hem de müspet zarar mahiyetindeki kazanç kaybına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup davalıların istinaf talebi bu yönüyle haklı ve yerindedir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 28/01/2016 tarih ve 2015/8632 Esas, 2016/1107 karar sayılı içtihadı)
HMK'nun 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda denetime de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Somut olayda, bilirkişi kurulu 29/03/2019 tarihli raporunda; ‘’…davaya konu olan ve çeşit farklılığından dolayı zarar oluştuğu iddia edilen hususun, satılan tohumların çeşit farklılığından kaynaklandığına dair bir veri olmadığı, kültürel işlemlerin eksik uygulanmasından ve davacının beyanından da anlaşıldığı üzere sık ekim yapılmasında kaynaklandığı, Davalıların ifasının ayıplı olduğuna dair bir somut bir veri olmaması karşısında, davacının mahsulünün verimsiz olmasından dolayı, davalıların zarardan sorumlu tutulamayacağı…’’ şeklinde görüş beyanı üzerine yapılan itiraz nedeniyle alınan ikinci bilirkişi heyeti 12/06/2020 tarihli raporunda; ‘’…Sık ekimin ve yetiştiricilik sırasında yapılan kültürel işlemin (sulama, gübreleme, hastalık , zararlı ve yabancı otlarla mücadele amacıyla yapılan ilaçlama) soğanlarda farklı olgunlaşmaya neden olmayacağı, arazide çekilen fotoğraflarda hasat zamanları farklı iki soğan çeşidinin olduğu, görsel (morfolojik) olarak görüldüğü, soğan hasadının tek seferde yapıldığı için iki kez hasat yapmanın ekonomik olmayacağı…’’ şeklinde görüş beyan etmiştir.
Buna göre, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmakta olup, mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin, hüküm kurulmuştur.
Hâl böyle olunca, mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte alanında uzman önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak 3'lü bilirkişi heyetinden somut verilere dayalı, gerekçeli ve denetime uygun, tarafların itirazlarını da karşılar nitelikte bilirkişi raporu alınarak, davacının iddia ettiği gibi uğradığı zararın farklı cins ve neviden tohum tesliminden mi kaynaklandığının tespitiyle uğranılan zarar kalemlerinin tayin edilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalıların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/15Esas, 2022/750Karar ve 15/12/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalı taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 24/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."