T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2022/603 ( KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2025/36
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : DR.... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/12/2021
ESAS-KARAR NO : 2019/326 E 2021/736 K
DAVACI :.
VEKİLİ :
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 31/01/2025
YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 03/01/2018 tarihinde imzalanan İthal Besicilik Sığır Satış Sözleşmesi ile davalıdan büyükbaş hayvan satın alındığını, sözleşme gereği ödemenin peşin olarak yapıldığını, davalı tarafından Romanya' dan getirilen hayvanların hastalıklı (IBR vs) olduğunu, davalı tarafından kurulan komisyon kararı ile ayıplı ifanın kabul edildiğini, davalının 3 defada müvekkiline kısmi ödeme yaptığını, ancak zararın tam olarak karşılanmadığını, toplamda 152 adet hayvanın hastalık nedeniyle telef olduğunu, bunlardan 88 adedinin ölüm nedeniyle İlçe Tarım Müdürlüğü nezaretinde gömüldüğünü, bu hayvanlar derhal gömüldüğünden tartılma imkanının olmadığını, zorunlu kesime tabi tutulanlar için ise davalı tarafından hayvan başına 265 kg'dan 64 hayvan için ödeme yapıldığını, İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından tek tek hayvanların tartılması ve buna göre ödeme yapılması yönündeki talebin karşılanmadığını, bu kapsamda 14.990,25 Euro kilogram farkının ödenmesi gerektiğini, karantinanın ilk günlerinde hastalanan hayvanların rahatsızlıklarının giderilmesi ve bakımı için yapılan 203.977,00 TL masrafın bulunduğunu, hayvanların gümrük çıkışından besi çiftliğine getirilmesi için ödenen 30.000,00 TL nakliye zararının olduğunu, teslim tarihinden kesim tarihine kadar geçen süre içerisinde davalıya yapılan peşin ödemeden doğan munzam zararın da 70.000,00 TL olduğunu belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla zorunlu kesime gönderilen hayvanların kilogram farkından doğan alacaklarının tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL'nin, karantina süresince hayvanlara yapılan tüm masrafların tespiti ile şimdilik 50.000,00TL'nin, nakliye ve munzam zararın tespiti ile şimdilik 10.000,00TL'nin temerrüt tarihinden itibaren TC Merkez Bankasının açıkladığı en yüksek avans faizi üzerinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 01/11/2021 tarihli dilekçesi ile karantina süresi içinde hayvanlara yapılan masraflarla ilgili talebini 111.025,00 TL'ye yükseltmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmeye konu canlı hayvanların müvekkili ile sözleşme imzalayan .... Firması tarafından ithal edildiğini, ilgili satıcı firmanın ithalata konu sığırların teknik şartnameye uygunluğunu garanti etmiş olup sığırların menşe ülkeden alınıp besiciye teslimine kadarki tüm sorumluluğun ilgili satıcı firmaya ait olduğunu, bu nedenle davanın ihbarını talep ettiklerini, müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşme kapsamında 30/01/2018 tarihinde Derince Limanında 330 baş besicilik sığırın davacıya teslim edildiğini, teslimden sonra davacının sığırların ölümüne ilişkin şikayet dilekçeleri verdiğini, 20/02/2018 tarihli dilekçede öldüğü belirtilen 71 adet sığır için 74.232,31 Euro, 14/03/2018 tarihli dilekçede öldüğü belirtilen 17 adet hayvan için 17.773,93 Euro'nun komisyon tarafından yapılan inceleme sonucu davacıya ödendiğini, 20/04/2018 tarihli dilekçe ile 64 adet hayvanın IBR pozif olduğu, 5 adetinin öldüğü, kalan 59 adetinin zorunlu kesime gönderildiğinin belirtildiğini, kesime ilişkin karkas et satış faturalarının sunulduğunu, 47 adet sığırın kesiminden elde edilen karkas etlerin satış faturası 91.927,00 TL(17.662,18 Euro) mahsup edilerek davacıya 49.251,45 Euro ödeme yapıldığını, 12 adet sığırın karkas et satış faturası 19.734,00 TL'nin ise sehven dikkate alınmaması nedeniyle davacıya fazla ödeme yapıldığını, bu meblağa ilişkin talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, davacının ödemeye esas ortalama kilonun dikkate alındığını ancak bakım süresince kilo farkının oluştuğundan bu farkın ödenmesine yönelik talebinin komisyon tarafından incelendiğini, konuya ilişkin yapılabilecek herhangi bir işlem olmadığına karar verildiğini, davacı tarafından yaptırılan 22/03/2018 tarihli analiz raporunda IBR pozitifin 64 hayvanda görüldüğünün tespit edildiği halde davacının hayvanların kesimini 19/04/2018 tarihine kadar geciktirdiğini, sözleşmenin 7.5 ve 7.6 maddeleri gereğince masraflardan davacının sorumlu olduğunu, davacının verdiği dilekçeler üzerine komisyon tarafından davacının talep ettiği analiz ve test ücretleri için sözleşmenin 7.6 maddesi değerlendirilerek davacıya 2.326,65 Euro ödeme yapılmasına, ödemenin sehven fazla ödenen 19.734,00 TL'den mahsubuna kalan miktarın davacıdan tahsiline karar verildiğini, sığırların beslenmesi ile ilgili sözleşmede hüküm bulunmadığını, davacının sunduğu yem faturalarının gerçeği yansıtmadığını, tıbbi giderlerin de sözleşme gereğince davacıya ait olduğunu, davacının talep ettiği munzam zarar yönünden banka dekontuna göre kredinin karantina süresinin bitiminden sonra çekildiğini, zorunlu kesimi yapılan sığırların ucuza satılmasının ticari başarısızlık olduğunu, zararın davacının kusurundan kaynaklandığını, sözleşmenin 7.5 maddesi uyarınca teslimattan sonraki tüm aşamalarda ve karantina işletmesindeki sorumluluğun besiciye ait olduğuna dair hüküm gereğince nakliye ücreti talebinin de yerinde olmadığını, teslim edilen sığırların toplam ağırlığının sığır sayısına bölünmesi ile elde edilen ortalama ağırlığa göre ödeme yapıldığını, davacının sunduğu tartım tablosunun subjektif olduğunu, talep edilen faizin kanuna uygun olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemce toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 03/01/2018 tarihli İthal Besicilik Sığır Satış Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede 340 adet hayvanın 300 Kg birim ağırlık ve 3,95 Euro KDV hariç olmak üzere toplam tutarın 402.900,00 Euro bedel üzerinden anlaşıldığı, 30/01/2018 tarihinde Derince Limanından 330 baş (87.350 Kg-264,69 Kg ortalama) besilik sığır teslim edildiği, toplam 330 besilik erkek sığırın 01/02/2018-26/03/2018 tarihleri arasında karantinaya alındığı, 330 besili erkek sığırdan 87 adedinin karantina süresinde öldüğü, karantinada Brucellosis, Mavidil, EBL, BVD, Tubercolosis, IBR/IPV hastalıkları yönünden test yapıldığı, 64 hayvanda IBR pozitif bulunduğu, 179 hayvanın karantina sonucu uygun bulunduğu, alınan bilirkişi raporu ile karantina sürecinde ölen 50 hayvan için veteriner hekim tarafından düzenlenen raporlardaki anamnez ve nekropsi bulgularının da IBR hastalığı ile örtüştüğü, menşei ülke kaynaklı ve bulaşıcı olan bu hastalığın görüldüğü hayvanlarda verim kaybı/kilo kaybı yaşanacağı, ilaç, aşı ve veteriner hekim masrafı olacağı, besicinin hastalığı fark etmesinin beklenemeyeceği ve ihmal, kusurunun bulunmadığı, İthal Besilik Sığır Satış Sözleşmesinin 7.5 maddesine göre menşei ülkeden kaynaklandığı tespit edilen bulaşıcı hastalıklarda sorumluluğun ithalatçı ve ihracatçıya ait olduğu, hastalığın ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının munzam zarara ilişkin talebinin değerlendirilmesinde; davacının ticari defterlerinden sözleşmenin imzalandığı ve paranın yatırıldığı 03/01/2018 tarihi itibari ile çekilmiş kredisi görülmediği, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu, müşteri ekstresinde davacının ... Bankası'ndan 29/01/2018 tarihinde 405.000,00 TL, 27/03/2018 tarihinde de 1.369.215,00 TL olmak üzere toplam 1.774.215,00 TL kredi kullandığının anlaşıldığı, defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde ... Bankası'nca 30/10/2018 tarihli Kurumsal kredi faiz tahsilat işlemi olarak 61.970,26 TL ve 30/10/2018 tarihli Kurumsal kredi faiz tahsilat işlemi olarak da 1.079,94 TL olmak üzere toplam 63.050,20 TL ödeme yapıldığı, kredi kullanım tarihleri ile mal alımı ve bedelin ödenme tarihi (03/01/2018) birbiriyle örtüşmediği görülmekle 29/01/2018 ve 27/03/2018 tarihli kredinin bu mal alımı için olmadığı, davalı kurumun, davacının, hastalanan ve ölen hayvanların bildirimini müteakip ödemelerini yaptığı, ödemeler dikkate alındığında, davacının kredi kullanım (29/01/2018 tarihli 405.000,00 TL, 27/03/2018 tarihli 1.369,215,00 TL) tarihleri ve kredi faizinin ödenme tarihi (30/10/2018) itibari ile dava konusu olayla ilişkili bildirilen miktarda kredi kullanmasına gerek olmadığından sübut bulmayan munzam zarara ilişkin talebinin reddinin gerektiği, davacının hasta hayvanların nakliye masrafının hesaba katılma talebinin değerlendirilmesinde; dosyaya sunulan nakliye masraflarına ilişkin belgelerin karantina dönemi olan 01/02/2018-26/03/2018 tarihleri ile örtüşmediğinden sübut bulmayan nakliye masraflarına ilişkin talebin reddi gerektiği, davacının kilogram farkının dikkate alınması talebinin değerlendirilmesinde; kilo kaybı ile ilgili somut tespit ve hesaplama bilgilerinin sunulmadığından sübut bulmayan talebin reddinin gerektiği, alanında uzman bilirkişilerden oluşturulan heyetten alınan rapor ve itirazlar ile çelişkilerin giderildiği hüküm kurmaya elverişli denetime açık ek raporlar ile de tespit edilen miktarlar ve davacı vekilinin dava dilekçesi ve talep artırım dilekçesi ile talep ettiği miktarlarla bağlı kalınarak davacının 17.416,00 TL karantina süresi içerisindeki tahlil masrafları, 58.968,00 TL ilaç masrafları ve 24.381,00 TL yem masrafı olmak üzere toplam 100.765,00 TL talep edebileceği, her ne kadar bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında ilaç masrafının toplamda 58.293,00TL olduğu yazılmış ise de raporun içerik kısmında karantina dönemi ile tarih itibariyle uyumlu olan ilaç faturalarının toplamda (68.293,00-9.325,00TL=58.968,00TL) 58.968,00 TL olarak hesaplandığı, bu miktarın sonuç kısmına maddi hata sonucu farklı yazıldığı görülmekle bu hususta yeniden rapor alınmasına gerek duyulmamış olmakla davanın kısmen kabulü ile, 17.416,00 TL karantina süresi içerisindeki tahlil masrafları, 58.968,00 TL ilaç masrafları ve 24.381,00 TL yem masrafı olmak üzere toplam 100.765,00 TL' nin 02/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tüm hayvanların ayrı ayrı otopsisi yapılarak ayrı ayrı tutanak tutulduğunu, buna rağmen kilo kaybı konusunda somut tespitinin olmadığı gerekçesiyle talebin reddinin yerinde olmadığını, yurt dışı hayvan alımlarında davalı ile banka arasında bir çeşit akredite işleminin uygulanmakta olduğunu, hayvanlar Türkiye'ye gelmeden bankanın davalıya ödeme yapılmakta olduğunu, müvekkili kredi kullandığında kredi bedelinin müvekkiline değil davalıya ödenmekte olduğunu, davalının bankadan aldığı fazla parayı aylar sonra iade ettiğini, bankanın ise krediyi normal cari faiziyle geri istediğini ve müvekkilinden tahsil ettiğini, ayıplı mal tesliminden kaynaklı tüm masraflar kapsamında nakliye ücretinin de ödenmesi gerektiğini, karantina sürecine bağlı masrafların yanlış hesaplandığını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde talep edilmesine ve mahkemece verilen sürede tercüme işlemlerinin yapılmasına rağmen davanın ihbarı talebinin yerine getirilmediğini, davacının ıslah dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmemesine rağmen duruşma tutanağına ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği ve cevap verilmediğinin belirtildiğini, sığırların beslenmesine ilişkin sözleşmede hüküm bulunmadığını, sözleşme gereğince teslim sonrası tüm sorumluluğunun besiciye geçmesi nedeniyle yem faturalarından müvekkilinin sorumlu olmadığını, tüketilmesi gereken ve faturada gösterilen yemler arasında aşırı oransızlık bulunduğunu, tıbbı giderlerden de davacının sorumlu olduğunu, mevzuat gereğince IBR li hayvanların kesiminde hastalıksız hayvan prosedürü uygunlandığını, zorunlu kesimi yapılan 59 hayvandan elde edilen kaskas etlerin davacının ticari başarısızlığı nedeniyle ucuza satıldığını, bu nedenle oluşan zarardan davacının sorumlu olduğunu, karantina süresi içinde yapılan test ve analiz ücretlerinin komisyon tarafından haklı görülerek davacıya ödendiğini, sunulan kantar fişlerinin subjektif olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiş, ek istinaf dilekçesi ile mahkeme kararında hesaplanan harcın ıslah harcı dikkate alınmadan hesaplandığını, hatalı olduğunu beyan etmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, ayıplı ifa nedeniyle davacının talep ettiği zararların bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Öncelikle usule ilişkin istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede;
Savunma hakkı Anayasa'nın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan "Hukuki Dinlenilme Hakkı" gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanun'un uygulanması için çıkarılan tüzük/yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekilinin 01/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, ıslah dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin tebligat evrakının düzenlenmediği, son duruşmanın 13/12/2021 tarihinde yapıldığı, davalı tarafın mazeret dilekçesi sunarak duruşmaya katılmadığı, duruşma tutanağında hatalı olarak ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edildiğinin belirtildiği görülmüştür. Bu durumda ıslah dilekçesi usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilmeden sonuca gidilerek dosyanın esası hakkına karar verilmesi isabetsizdir. Davalıya ıslah dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Ayrıca davalı cevap dilekçesinde davanın ithalatçı firmaya ihbarını talep etmiştir. Davanın ihbarı ve şartları, 6100 sayılı HMK'nın 61 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Davanın ihbarı mahkeme aracılığı ile yapılabileceği gibi mahkeme dışı vasıtalarla da yapılması mümkündür. Davanın ihbarını mahkeme aracılığı ile isteyen taraf, dilekçe ile mahkemeye başvurmalıdır. Mahkeme, davanın ihbarına ilişkin dilekçenin üçüncü kişiye tebliği için davanın ihbar şartlarının bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği gibi ihbar talebinin reddine ya da kabulüne de karar vermemelidir. Mahkeme ihbar dilekçesinin üçüncü kişiye tebliği ile yetinmelidir (Hukuk Genel Kurulu'nun 06/12/2017 gün, 2016/(7)22-2396 Esas, 2017/1533 Karar sayılı ilamı). Somut olayda mahkemece, davalının ithalatçı firmaya ihbarı talebinin karşılanmaması da yerinde olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile, yukarıda belirtilen eksiklikler sebebiyle bu noktalarda uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan ya da değerlendirilmeden karar verildiğinden HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacının istinaf itirazlarının incelemesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/326 Esas, 2021/736 Karar ve 13/12/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA, kaldırma sebebine göre davacının istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 31/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."