T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1803 - 2024/1319
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2022/1803 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
KARAR NO : 2024/1319 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/09/2022
ESAS NO : 2020/397 E 2022/679 K
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 01/11/2024
YAZILDIĞI TARİH : 18/11/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili işletmenin davalı şirkete sipariş avansı olarak 500.000.00 TL ödeme yaptığını, bu ödemeye karşılık 47.403,59 TL tutarında demir cevherinin teslim edildiğini, bakiye 252.596,41 TL'lik demir cevheri teslimatının yapılmadığını ve işbu tutarın geri de ödenmediğini, müvekkili işletme tarafından davalı şirkete yazı yazılarak borcunun iadesinin talep edildiğini, davalının cevabi ihtarnamesiyle borcu kabul etmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız yere itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Bingöl ili, Genç ilçesinde bulunan demir madeninin ruhsat sahibi ve işletmecisi olduğunu, yazılı olmayan sözleşmeyle 5.000 ton Y60 Fe, tane boyutu 75 mikron ve üzeri özellikli demir cevheri satın alınması hususunda tarafların sözlü olarak anlaştıklarını, davacı işletmenin 2017 yılında müvekkili şirketten parçalar halinde demir cevheri almaya başladığını, müvekkili şirketin 5.000 ton cevherin stokta hazır olduğunun davacı işletmeye 23/05/2018 tarihinde bildirdiğini, ancak davacı işletme tarafından müvekkili şirketten bir kısım demir cevheri satın alınmış ise de sonra tek taraflı olarak mal alımının durdurulduğunu, takip tarihi itibariyle stokta davacının talep ettiği miktarda ürünün mevcut olduğunu, müvekkil şirketin davacıya ürün vermek yerine para iadesi yapmak zorunda olmadığını, üstelik davacı tarafından bedeli ödenen ürünü neden almaktan vazgeçtiklerine dair herhangi bir bildirim, ihbar vs gönderilmediğini, haklı veya haksız herhangi bir gerekçe gösterilmediğini, müvekkili şirketin davacı işletmeye satması öngörülen demir cevherin %60 tenör cevheri olması gerekirken daha kaliteli çıkması sonucunda davacıya teslim edilen demir cevherin %64,7 tenör cevher olduğunu, %60 tenör cevherin fiyatının ton başına 79,00 TL+KDV iken %64,7 tenör cevherin ton başına fiyatının 121,00 TL+KDV olduğunu ve ticari teamüle göre aradaki farkın müvekkili şirkete prim olarak ödenmesi gerektiğini, bu durumda müvekkili şirketin zaten davacıya ürün teslim borcunun dahi kalmamış olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; bilirkişi tarafından incelenen taraf ticari defler kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davalı tarafça toplam 239.966,66 TL bedelli 35 adet fatura düzenlendiği, davacı tarafça banka kanalıyla toplam 492.363,07 TL ödeme yapıldığı, 04/10/2019 takip tarihinde davacının fazla ödemeden kaynaklanan bakiye 252.396,41 TL alacak/borç kaydının her iki taraf defterinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında düzenlenmiş yazılı satım sözleşmesi bulunmadığı, davacı alıcının ifa yerinin kendisinin bulunduğu yerde, davalı satıcı ise ocakta teslim koşulu olduğunu iddia ettiği, ifa yeri konusunda tarafların açık veya örtülü iradelerinin tespit edilemediği, davalı tarafından düzenlenen sevk irsaliyelerden malın nerede teslim edildiğinin anlaşılamadığı, malın teslim alındığı yerin ise davacının şubesinin bulunduğu Yerköy-Yozgat olduğunun anlaşılmakta olduğu, sevk irsaliyelerinin davalı satıcı tarafından düzenlenmiş olması karşısında malın davalı satıcının maden ocağının bulunduğu (Bingöl - Genç ) ocakta teslim edildiği kanaatinin oluştuğu, davacı alıcının bunun aksini ispat edemediği, davalı borçlunun şube adresinin Genç/Bingöl olduğu, eksik teslim edilen demir cevherinin davalı satıcının şube adresinden davacı alıcı tarafından teslim alınması gerektiği, davalı satıcının eksik teslim edilen devir cevherini teslime hazır olduklarını bildirmesi karşısında davalının mal yerine para iadesine zorlanamayacağı, davalının takip tarihi itibari ile davacıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın davalının sebepsiz zenginlemesine sebep olacak şekilde hakkaniyete, maddi gerçeğe, usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkili tarafından davalıya gönderilen 18/09/2019 tarihli yazıya davalı tarafından verilen cevapta cevap dilekçesinde yer alan iddiaların hiçbirine yer verilmediğini, davalının kötüniyetli olduğunu, dosyaya sunulan davalı dilekçelerinin içeriğinden davalının demir cevherini teslim etme veya sipariş avansını iade etme niyetinin olmadığının açık olduğunu, Maden İşleri Genel Müdürlüğü cevabi yazısına göre davalının temdit işletme projesinde tüvenan cevher tenör aralığının %12-%24 aralığında olduğunun beyan edildiğini, bu tespitin dahi davalının teslim etmesi gereken nitelikte ürüne sahip olmadığını, bu nedenle müvekkiline vermesi gereken ürünü veremediğini göstermekte olduğunu, davalının üretiminin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden teyit edilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, davalının daha önceki madenleri müvekkilinin Yerköy şubesine teslim ettiğini, ifa yerinin Yerköy olduğunu, sevk irsaliyelerinde de Yerköy olduğunun açıkça yazılı olduğunu, davalının teslim etmesi gereken nitelikte ürün olmaması nedeniyle kısmi teslimat yapabildiğini, teslim edemediği kısmın bedelini ise iade etmediğini, davalının kendi kayıtlarında dahi borçlu göründüğünü, müvekkili işletme tarafından mahkemeye verilen cevapta bakiye demir cevherinin teslim edilmemesi üzerine stokta cevher olup olmadığının kontrolü için gidildiğinde işletmenin kapalı olduğunun /devredildiğinin öğrenildiği yönünde bilgi verildiğini, davalının teslimatı bugüne kadar yapmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının sipariş avansı ödemesinden sonra teslim edilmeyen mallara ilişkin ürün bedelinin iadesini talep edip edemeyeceği konusunda toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2019/13441 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 08/10/2019 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine muavin defter kaydı gereğince ödenmeyen alacak iddiasına dayalı 252.596,41 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.madde/si uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının davalıya hitaben düzenlendiği 18/09/2019 tarihli yazıda, bedeli peşin ödenen malzemenin teslim edilmemesi nedeniyle 252.596,41 TL bedelin 7 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği görülmüştür.
Davalının davacıya hitaben düzenlediği 25/09/2019 tarihli cevabi noter ihtarında, 18/09/2019 tarihli ihtarda yer alan içerik, konu, miktar, meblağ ve talepleri kabul etmediği, tamamına itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında özetle; tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit ettiği, 492.363,07 TL davacı ödemesi ve 239.966,66 TL davalı tarafından yapılan mal teslimleri sonucunda davacının 252.396,41 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Ankara Ticaret Odasının 25/11/2021 tarihli cevabi yazısında, demir satım sözleşmelerinde belirtilenden daha yüksek oranda demir cevherinin alıcıya teslim edilmesi halinde kararlaştırılan ile teslim edilen cevher arasındaki farkın satış fiyatına yansıtılması yönünde ticari teamül olup olmadığı konusu ile ilgili Ankara Ticaret Odası tarafından belirlenmiş bir esas bulunmadığı yönünde bilgi verildiği görülmüştür.
Davacı işletme müdürlüğünün 09/02/2022 tarihli cevabi yazısında, işletmenin devir cevheri alımı için davalı şirkete sipariş avansı olarak ödeme yaptığı, ödeme karşılığı 247.403,59 TL tutarında demir cevherinin işletmenin Yerköy şubesine gönderildiği, bakiye 252.596,41 TL lik demir cevherinin ise işletmeye gönderilmemesi üzerine stokta cevher olup olmadığının kontrolü için davalı şirket tarafından işletilen maden ocağına gidildiğinde işletmenin kapalı olduğunun görüldüğü ve davalı şirketin demir cevheri maden ocağını kiraya verdiği, kiracıları ile hukuki ihtilaf yaşadığı, ocağın gayri faal olduğu hususlarının haricen öğrenildiği, davalı şirketin halen bakiye bedel için demir cevherini göndermediği, gönderilmeyen cevher için ödenen bedelin de iade edilmediği belirtilmiştir.
Somut olayda davacı, sipariş avansı gereği ödenen bedel karşılığında bir kısım demir cevherinin teslim edilmesine rağmen bakiye demir cevherinin teslim edilmemesi nedeniyle teslim edilmeyen demir cevherinin bedelini talep etmiş olup davalı demir cevherinin stokta hazır olduğu ve teslim alınması hususunun davacıya bildirilmesine rağmen davacı tarafından teslim alınmadığını, kaldı ki teslim edilen demir cevherinin kararlaştırılan tenörden daha değerli olması nedeniyle ticari teamül gereği aradaki fiyat farkının talep edilebileceğini, buna göre de borcun bulunmadığını savunmuştur.
Bu aşamada öncelikle alıcının temerrüdü ve hukuki sonuçları üzerinde durulmasında yarar görülmektedir. Alacaklının edimi kabul etmemesi, çoğunlukla sorumluluğuna yol açmamakla birlikte, bazen edimi kabul, alacaklı için bir borç da teşkil edebilmektedir. Alacaklı borçlu tarafından usulüne uygun yapılan ifa teklifini haklı bir nedene dayanmaksızın kabul etmez ise, alacaklı temerrüdü meydana gelir.
Bu durumda ifa engeli, alıcının hareketsizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu anlamda alıcı temerrüdünün borçlu ve alıcıya dönük iki şartı mevcuttur. Borçlu tarafından edimin ifaya uygun olarak arz edilmesi gereklidir. Zira ifa edime uygun değilse, alıcı bunu kabule mecbur olmadığından temerrüt olgusu gerçekleşmez. Alıcı bakımından gereken şart ise, ifanın haklı bir nedene dayanılmaksızın reddedilmesi ya da ifa için hazırlık hareketlerinin yapılmasından kaçınılmasıdır. (TBK m. 106)
Alacaklının temerrüde düşmesi halinde aynı Kanunun 107. maddesi gereğince borçlu, ancak hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
Yukarıda açıklandığı üzere, alacaklının temerrüdü için öncelikle TBK 106. maddesine uygun ihtar gerekli olup, somut olayda davalı/satıcı tarafından davacı/alıcıya satıma konu malların usulü dairesinde önerildiği ispat edilememiştir. Bu durumda davacı tarafın ileri sürdüğü satıcının temerrüdü halinin gerçekleştiğinin kabulü gerekmekte olup davacı taraf ödemiş olduğu ve teslim edilmeyen mallara ilişkin bedelin tahsilini talep etmekte haklıdır. O halde mahkemece birbirini teyit eden taraf defterlerinde tespit edilen 252.396,41TL yönünden davanın kısmen kabulüne ve alacağın likid olması nedeniyle icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/09/2022 tarih ve 2020/397 esas, 2022/679 karar sayılı kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
3-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile
Ankara 15. İcra Dairesinin 2019/13441 sayılı dosyasında yapılan itirazın 252.396,41 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin takip talebindeki koşullarla devamına
b)Hüküm altına alınan alacağın (252.396,41) %20'si oranında hesaplanan 50.479,28TL TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
c)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 17.241,20TL harçtan peşin alınan 3.050,74TL harcın mahsubu ile bakiye 14.190,46TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
d)Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 40.383,43TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e)Davacı tarafça yapılan 54,40TL başvurma harcı, 3.050,74TL TL peşin harç ve 7,80TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.112,94TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f)Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ve posta giderinden oluşan 3.549,05 TL yargılama giderinden davanın kabul ve reddi oranında hesap edilen 3.546,24 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
g)Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 200,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ğ)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul ve reddi oranında hesap edilen 1.318,95TL'sinin davalıdan, 1,05TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
h)HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 01/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."