T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1181 - 2024/1314
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2022/1181 (KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2024/1314
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/04/2022
ESAS-KARAR NO : 2021/101 E 2022/307 K
DAVACI
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 01/11/2024
YAZILDIĞI TARİH : 18/11/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında eğitim kitabı satışına ilişkin anlaşma yapıldığını, fatura ve irsaliyelerin düzenlendiğini, malların teslimine rağmen davalının borcu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı cevap dilekçesi sunmamış, yargılamaya katılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ihtarlı tebliğe rağmen ticari defterlerini sunmadığı, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu, temerrüdün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın 61.361,00 TL asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin icra takibine itiraz eden vekile tebliğ edilmediğini, dosyadaki tebligatların hemen hemen tamamının usulsüz olduğunu, dava dilekçesinin tebliğine ilişkin iade edilen tebligat üzerine Tebligat Kanunu 35. maddesine göre çıkartılan tebligatta HMK 317 ve HMK 318.maddesinde belirtilen ihtarlarının yazılmadığını, ön inceleme duruşmasında tahkikat ve sözlü yargılama duruşma gününün tebliğine karar verilmesine rağmen tebligatın hiç çıkartılmadığını, davacı talebinin fahiş olduğunu, işin ham maddesi olan sarf kağıdı malzemesinin müvekkili tarafından verildiğini, bu nedenle iş bedelinin 17.000,00 TL olup bu miktarın 10.000,00 TL'sinin ödendiğini, tarafların borcun 20.000,00 TL olması konusunda anlaştığını, müvekkilinin pandemi nedeniyle bakiye 10.000,00 TL'yi ödeyemediğini, davacının takip başlattığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı, davacının takibe konu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 17.İcra Müdürlüğünün 2020/687 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 25/08/2020 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 2 adet faturaya dayalı 61.361,00 TL asıl alacak, 1.595,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 62.956,07 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu vekilinin süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinin tebliği için davalının ticaret sicil adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi üzerine davalıya dava dilekçesinin Tebligat Kanunu 35.maddeye göre tebliğ edildiği, tebligat mazbatası üzerinde bilirkişi raporuna 2 hafta içinde itiraz edilmemesi halinde itiraz etme hakkından vazgeçilmiş sayılacağına ilişkin şerh bulunduğu görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözümü için tebligat, taraf teşkili, adil yargılanma ve hukukî dinlenilme hakkı kavramları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Öncelikle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 03/06/2022 Tarih ve 2021/1 E., 2022/3 K. sayılı ilamında, icra takibine maruz kalan borçlunun, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında, dava dilekçesinin davalı asile tebliğ edilmesi gerektiğine karar verilmiştir. İlgili İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince dava dilekçesinin davalı asile çıkartılması doğru olmuştur.
Yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulüne uygun şekilde yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır.
Bir davada davalının, davacının açmış olduğu davadan haberdar olması, davaya cevap vermesi ve hatta cevap süresinin işlemeye başlaması için dava dilekçesinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekir. Aksi durumun, ilgilinin hak arama hürriyetini kısıtlayacağına şüphe yoktur. Aslında hemen her hukuksal işlemin tebligat ile sonuç doğuracağını söylemek mümkündür.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması bulunduğuna, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğuna, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte açıklanan usule uygun tebligat yapılması hâlinde vakıf olabilecektir.
Hemen belirtilmelidir ki, tebligat ile ilgili mevzuat hükümleri tamamen şeklidir.
Tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak mevzuatta emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın, usul yasaları ile ilişkisi de daima göz önünde tutulmalıdır. Tebligat mevzuatının bu konuda etkili önlemler almış olmasının tek amacı, tebliğin muhatabına ulaşmasını ve onun tarafından kabul edilmesini sağlamaktır.
Şu hâle göre; yazılı tebligat, bir davaya ilişkin işlemleri o davayla ilgili kişilere bildirmek için mahkemelerce Kanun’a uygun biçimde yapılan bir belgelendirme işlemidir. Dolayısıyla mevzuat hükümlerinin en küçük ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Taraf teşkiline gelince; bir davada tarafların teşkil edilebilmesi, bu sayede davada karşılıklılık, çelişikliğin sağlanabilmesi ile iddia ve savunmalarda bulunulabilmesi için taraflarla, taraflar dışındaki tanık ve bilirkişi gibi üçüncü kişilere usulüne uygun tebligat yapılması gereklidir. Tebligat sayesinde, ilgililer duruşmaya davet olunur ve kendilerine, yargılama hakkındaki ilk bilgiler, tebliğ konusu dilekçeler sayesinde verilir. Tebligat, yargılamanın makul sürede yapılıp sonuçlandırılması, hak ve adaletin gecikmeden yerine getirilmesi açısından önemli bir usul işlemdir.
Taraflar duruşmaya çağrılmadan, başka bir anlatımla; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 36. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı yan; dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır, aksi hâlde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı, gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabul edilmektedir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt II, s. 1876 vd).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 122. maddesinde “Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir” hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında mahkeme, dava dilekçesini davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edip, tarafları duruşmaya davet etmekle yükümlüdür. Belirtilen usulü işlemler tamamlanmadan ve taraf teşkili sağlanmadan, mahkemece karar verilmesi olanaklı değildir. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece resen nazara alınması gereken bir olgudur.
Hukukî dinlenilme hakkı ise HMK’nın 27. maddesinde,
“(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermeleri gereklidir.
Hukukî dinlenilme hakkı olarak maddede ifade edilen ve uluslararası metinlerde de yer bulan bu hak, çoğunlukla “iddia ve savunma hakkı” olarak bilinmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır. Bu hak, yargılamanın tarafları dışında, müdahiller ve yargılama konusu ile ilgili olanları da kapsamına almaktadır. Ancak, her yargılama süjesi kendi hakkıyla bağlantılı ve orantılı olarak bu hakka sahiptir. Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Söz konusu ilke tarafların usulüne uygun olarak mahkemenin önüne gelmelerini sağlayan tebligat işlemi açısından önemlidir. Çünkü ancak hukuka uygun bir usulde gerçekleşen tebligat üzerine, durumdan haberdar olan taraflar iddia ve savunmalarını eşit şekilde yapabileceklerdir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davalıya dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat mazbatasında HMK 122.maddesinde belirtilen şerh bulunmadığından dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Açıklanan hususlar gözetilmeden, davalı şirketin savunma hakkı kısıtlanarak hüküm verilmiş olması usul ve yasaya uygun aykırı olup davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/04/2022 tarih ve 2021/101 Esas, 2022/307 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA
2-HMK.'nin 353/1-a-4.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran vekiline vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/(1).g. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 01/11/2024 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."