T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2019/678
KARAR NO: 2024/288
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE: Doç.Dr. ......
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/05/2018
ESAS-KARAR NUMARASI : 2015/669 Esas-2018/461 Karar
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI:
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyesi iken 18.02.2008 tarihli noter ihtarı ile üyelikten ayrıldığını, müvekkilinin ayrıldığı yılın bilançosunun 05.04.2009 tarihli genel kurulda onaylandığını ve aradan (1) aylık yasal sürenin de geçtiğini, böylece müvekkilinin aidat alacağının muaccel hale geldiğini, davalı kooperatifin aidatların iadesinin (3) yıl süre ile erteleneceğine ilişkin karar almış olmasına rağmen müvekkilinin yerine yeni üye aldığını, davalının mali durumunun da iyi olduğunu ve erteleme kararının kötü niyetle alındığını, davalının başka üyelere ödemeleri yaptığını ve ortaklar arasında eşitlik ilkesine aykırı hareket ettiğini, benzer durumda olan ortakların açtığı davaların kabul edildiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin 06.05.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı kooperatiften tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının üyeliğinin muvazaalı olduğunu, müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, müvekkili kooperatifin eski yönetiminin dava dışı yüklenici ile ve aralarında davacının da bulunduğu fiktif üyelerin hileli işlemleri ile davacıyı alacaklı gösterdiğini, eski yönetimin azledildiğini, bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu ve tazminat davası açıldığını, davacının da aralarında bulunduğu fiktif üyelerin aidat ödemesini yapmadığını, bu kişilerin yüklenici firmanın hısım ve akrabaları olduğunu, davanın haksız açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ:
İlk derece Mahkemesi'nce "Tarafların bildirmiş olduğu deliller toplandıktan sonra dosyanın bir kooperatif uzmanı bilirkişi ile bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, söz konusu bilirkişiler tarafından hazırlanan 12/07/2017 tarihli rapora göre, davacı tarafından kooperatife tevdi edilen senetlerin müteaahhit ... A.Ş'ye makbuz karşılığında verilerek kooperatifin ticar kayıtlarına avans ödemesi olarak intikal ettirilmiş olması nedeniyle ödeme olarak kabul edilmesinin uygun olacağı, senet bedellerinin ödenip ödenmediğinin ancak kooperatif ile müteahhit arasındaki bir uyuşmazlığa konu olabileceği, çıkma payı alacağının 90.463,68-TL tutarında olacağı, davacının alacağının 06/05/2009 tarihinde muaccel olduğunun rapor edildiği, söz konusu rapora itiraz edilmesi üzerine bilirkişi kurulundan 09/03/2018 tarama tarihli ek raporun alındığı, söz konusu ek rapora göre, davacı tarafından 145.150,00-TL tutarındaki senetlerin ödeme belgelerinin davacı tarafından dosyaya sunulduğu, davalının itirazı üzerine yeniden yapılan taramada kurulun kök rapor düzenlendikten sonra Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/8313 Esas 2017/2019 Karar sayılı kararı ile "Bilançonun görüşüldüğü Genel Kurul'da erteleme kararından dönülmesine karar verilmediği takdirde geçerli olacağı...." görüşüyle erteleme kararının yerindeliğinin denetlenmesinin gerektiğine hükmedildiği, kooperatifin 2008 yılı bilançosunun incelenmesinde, huzurdaki davaya ilişkin tutar göz önünde bulundurulduğunda ödeme gücünün mevcut olduğu ancak kooperatif üyelerinin aynı anda toplu bir şekilde istifa etmiş olmasından dolayı ayrılan üyelere ödenecek çıkma paylarının toplamı açısından davalı kooperatifin ödeme gücüne haiz olmadığı ve kooperatifin mevcudiyetinin tehlikeye düşme ihtimalinin söz konusu olacağının rapor edildiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda, tarafların bildirmiş olduğu deliller toplandıktan sonra bilirkişi kurulundan 12/07/2017 tarihli rapor ve 09/03/2018 tarama tarihli ek raporun alındığı, söz konusu raporların mahkememizce değerlendirilmesi gerektiği, bu çerçevede yapılan incelemede; somut olayda davacının da eski ortağı bulunduğu davalı kooperatiften 18/02/2008 tarihinde 48 ortağın istinaf ettiği ve bunun üzerine kooperatif genel kurulunun 11/05/2008 tarihli toplantısı ile çıkma paylarının ödenmesine ilişkin erteleme yolunda karar alındığı, alınan bu kararın davacı dahil 48 ortak ile ilgili olduğu, kooperatifin en yetkili organı olan genel kurulun 48 ortağın ayrılma hususunu nazara alarak erteleme kararı aldığı ve bilançonun onaylandığı, genel kurulda da bu karardan dönülmesine ilişkin bir kararın alınmadığı, istifadan önce 197 olan ortak sayısının istifadan sonra yeni ortak alınmasına rağmen 2009 yılında 140 olduğu, davacının ortak payı yerine yeni bir ortak alınıp alınmadığının belirlenemediği, istifa eden kooperatif üyelerine ödenmesi gereken toplam bedelin 6.068.278,00-TL olduğu, söz konusu ödenmesi gereken bedel ve istifadan sonra yeni alınan ortak sayısı dikkate alındığında ödeme yapılması durumunda kooperatifin varlığının tehlikeye gireceği yönünde mahkememizde kanaatin oluştuğu ve bu çerçevede kooperatifin çıkma payının ödenmesine ilişkin 3 yıl ertelenmesine dair genel kurulun aldığı kararın yerinde olduğu, bilirkişi ek raporunun yerinde olduğu, davacı yanın 06/05/2012 tarihi itibariyle alacağını talep ve tahsil edebileceği halde alacak muaccel hale gelmeden 11/01/2010 tarihinde dava açıldığı anlaşılmakla zamanından önce açılan davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul, yasa ve örnek kararlara aykırı olduğunu, Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 2015/643 Esas-2017/108 Karar sayılı emsal kararında bu konunun karara bağlandığını ve çıkma payı alacağının 06.05.2009 tarihinde muaccel olduğuna karar verdiğini, müvekkilinin istifa ettiği 2008 yılı bilançosunun onaylandığı 05.04.2009 tarihli Genel Kurulda erteleme kararı alınmadığını, davalı kooperatifin aidat toplayıp bunları faize yatırarak gelir sağladığını, davalı kooperatifin mali durumunun kötü olmadığını, davalı kooperatifin inşaatları tamamladığını, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIK:
Uyuşmazlık; taraflar arasında üyelik ilişkisinin bulunup bulunmadığı, davalı kooperatifin üyesi olduğu iddiasında bulunan davacının üyelikten istifası nedeniyle çıkma payı alacağının tahsili talebinin yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, davalı kooperatifin üyesi olduğu iddiasında bulunan davacının üyelikten istifası nedeniyle çıkma payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1. ve anasözleşmenin 15. maddeleri gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haiz olup, bilançonun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra bu hak talep edilebilir.
Dosya içeriğine, toplanan delil ve belgeler ile alınan bilirkişi raporuna göre; davacının 30.12.2004 tarihinde davalı kooperatifin üyesi olduğu, 18.02.2008 tarihinde ise üyelikten istifa ettiği, davacının istifa ettiği yıla ait bilançonun görüşüldüğü 05.04.2009 tarihli genel kurulda ertelemeye ilişkin bir karar alınmadığı, 11.05.2008 tarihli genel kuruldaki erteleme kararının davacı yönünden bağlayıcı olmadığı, davacının davalı kooperatife yaptığı aidat ödemesinin genel gider payı düşüldükten sonra 90.463,68 TL olduğu, bu alacağın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17.ve kooperatif ana sözleşmesinin 15. maddesi gereğince 06.05.2009 tarihinde muaccel olduğu, Dairemiz ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin (Kapatılan) emsal kararları doğrultusunda davacının kendisi ile aynı hukuki statüde olan diğer ortaklar gibi davalı kooperatiften çıkma payı nedeniyle alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulü gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-Yukarıda anlatılan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK m. 353/1,b,2 gereğince, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/669E., 2018/461K. sayılı dava dosyasında verdiği 29/05/2018 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre:
"1-Davanın KABULÜ ile; 10.000,00 TL'nın 06.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 683,10 TL harçtan peşin alınan 148,50 TL'nın mahsubu ile bakiye 534,60 TL'nın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davacı için 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarfedilen 1.600,00 TL bilirkişi ücreti, 84,00 TL tebligat gideri, 26,00 TL posta masrafı, 148,50 TL peşin karar ilam harcı, 121,30 TL istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.979,80 TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, "
II-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
III-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
14/02/2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 14/02/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza