T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ......
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/10/2020
ESAS-KARAR NUMARASI :...
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkilinin Bakırköy 1. Noterliğinin 23.10.1998 tarih ve ... Y. sayılı devir sözleşmesi ile ... adlı üyeden davalı kooperatif üyelik haklarını devraldığını ve Ankara ... ...bağımsız bölümün üyelikten kaynaklı tapusunu 14.07.2011 tarihinde aldığını, müvekkilinin aidatlarını düzenli olarak ödediğini ve yönetimce ödemelerin kabul edildiğini, buna rağmen üyeliğinin verilmesi taleplerine olumsuz yanıt aldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif yetkilileri; davacı tarafından iddia edilen üyelik devri ile ilgili yazışmaların önceki yönetim tarafından kendilerine verilmediğini, bahse konu devir sözleşmesine istinaden devir işlemlerinin daha o tarihlerde yapılması gerektiğini, oysa 11.04.1999, 28.11.1999, 25.06.2000, 27.06.2004, 24.06.2007 yılı dahil olmak üzere tüm genel kurul hazirun cetvellerinde 1524 nolu üye olarak ...'in ismi ve imzasının bulunduğunu, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait hazirun cetvellerinde de yine ...'in isminin yer aldığını, imza hanelerinin ise boş olduğunu, 2013 ve 2014 yıllarına ait hazirun cetvellerinde ise isminin bulunmadığını, kendilerinin yönetimi devraldığı 2015 yılı hazirun cetvelinde isminin sehven yer aldığını, sadece 2012 yılına ait cetvelde davacı ...'in ismi geçmekte olup imza hanesinin boş olduğunu, yaptıkları incelemede 21.06.2009 tarihli genel kurulun 7. maddesindeki, "Üyelikten ayrılmak için yazılı talepte bulunan üyelerin taleplerinin, yapı kullanım belgesinin çıkartılmasına müteakip işleme konulmasına" şeklinde alınan karara ve bazı üyelere (...) ait istifa dilekçelerine dayalı olarak Yönetim Kurulunun 03.03.2015 tarih ve 2 sayılı kararı ile ...'in de "kooperatif üyeliklerinden ayrılmalarına" karar alındığının anlaşıldığını, devir aldıkları 2015 yılına ait hazirun cetvelinde tekrar üye olarak isminin yer alması (sehven de yer almış olabilir) sebebiyle 25.12.2016 tarihli genel kurul toplantısına çağrı için gönderdikleri mektubun geri gelmesi üzerine yaptıkları araştırmada ...'in vefat etmiş olduğunu öğrendiklerini, yakınları bulunmadığını da öğrendikleri için 15.03.2016 tarih ve 9 sayılı yönetim kurulu kararı ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 14. maddesi gereği kooperatif ortaklığından düşürülmesi kararı alındığını, davacının üye imiş gibi aidat ödemesi adı altında kooperatif hesaplarına para yatırmış olduğunu, bu şekilde kooperatif hesaplarına siteden daire alan bazı kat maliklerinin aynı davacı gibi yatırmış oldukları paraların üye olmadıkları için muhasebe kayıtlarında ayrı bir hesapta tutulduğunu, bu kişilerin aranarak gerekli uyarıların yapıldığını, davacının ise ısrarla üye olduğunu iddia ederek para iadesi işlemini kabul etmediğini bildirdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ:
İlk derece Mahkemesince; "30/11/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, noter satış belgesi ve içeriği dikkate alındığında ve taşınmazın 14/07/2011 tarih ve ..... yevmiye nolu satış işlemi ile tapudan devralınması sonrasında hisse devrinin gerçekleştiğinin düşünüldüğü yine ... mirasçılarına davanın ihbarı hususunun mahkemenin taktirinde bulunduğu açıklanmıştır.
Yapılan açıklamalar ve incelemeler neticesi mahkememizce resen noterde düzenlenen belgenin sıhhati olgusu üzerinde durulmuş ve Bakırköy 1. noterliğinden bu sözleşmenin belge aslı okunaklı biçimde getirtilip dosyaya eklenmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş, her ne kadar dava dışı ... mirasçılarına davanın ihbarı yönünden ara karar tesis edilmiş ise de davanın ihbarı hususunun resen gerçekleştirilemeyeceği gibi tarafların da bu yönde beyan ve taleplerinin bulunmadığı nazara alınarak dava dışı ... mirasçılarına davanın ihbarindan vazgeçilmiştir.
Diğer yönden; noter devir sözleşmesi içeriği ve başlığı dikkate alındığında hazirun cetvellerindeki imzaların sırasıyla izlenmesi ile de davacının her ne kadar toplantılara eylemli biçimde katılmadığı gözlenmiştir.
Mahkememizce esasen, ...'in de noter satış işleminin yalnızca konut için imzalamış olabileceği üzerinde tartışılmış ise de; davacı iddiaları, alınan bilirkişi raporları, dava dışı ...'in 2011 yılında taşınmazı devir ve tescil etmesi, sonrasında kooperatif toplantılara iştirak etmemesi dikkate alındığında (üyelik haklarından kaynaklı davacı tarafça üyelik aidatları ödenmiş olsun olmasın) davacı yanın üyelik haklarının tanınması için kooperatife yaptığı başvuruların sonuçsuz kalmasına göre davacının davasının kooperatife karşı (şekli de olsa noter satış ve devir belgesindeki açık başlık dikkate alınarak ) kanıtlamış sayılması ağırlıklı görüş olmuştur.
Davalı kooperatifçe ...'in üyelik hakkının vefat nedeniyle sonlandırılmasına çalışılması ve ortaklığın düşürülmesi kararı ele alındığında, davacı elindeki şekli de olsa noter satış ve devir belgesindeki açık başlık dikkate alındığında davalı yan savunmaları yerinde görülememiş, açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davalı kooperatife üye olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda; "ticari kayıtların daha ayrıntılı incelenmesi gerektiği" şeklinde görüş bildirildiğini, gerekçeli kararda da değinilmiş olduğu üzere davacı toplantılara katılmadığından dolayı hazirun cetvellerinde isminin bulunmadığını, üyeliği 1998 yılında devralan bir üyenin, üyelikten doğan sorumluluklarını yerine getirmezken ve kooperatife hiç uğramazken üyeliğinden bahsetmenin mümkün olmayacağını, Yargıtay kararlarında aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte ortağın uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi halinde üyeliğinin sona erdiğini ortağın zımnen kabul ettiği, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı ve böyle bir davacının açtığı davanın TMK’nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı olduğunun kabul edildiğini, gerçekten davacının uzunca süre kooperatife uğramadığını, üyelik borcu bulunup bulunmadığı takip etmediğini ve 17 yıl sonra üyeliğin tespiti istemli davayı açtığını, kooperatif üyelerinin ödemiş olduğu aidatı faizi ile ödeyerek davacının hak sahibi olmasının kabul edilmesinin diğer kooperatif üyelerinin haklarına aykırılık teşkil ettiğini, diğer kooperatif üyelerinin aidat ödemiş olduğu zamanki paranın değeri ile davacının ödemek istediği değer arasında büyük oransızlık bulunduğunu ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, davalı kooperatif ortaklığının tespiti istemine ilişkindir.
Ortaklığın devir biçimi yasada gösterilmemiştir. Pay devri için resmi şekle bile gerek bulunmamaktadır. Her ne kadar yapı kooperatifinde, ortakları mal sahibi yapmak amacı olsa bile pay devri, bir satış vaadi de değildir. Bu nedenle, adi yazılı devir dahi geçerlidir. Devredenin borçları, devre ve devrin kabulüne engel değildir, devredenin borçları devir alana geçer ve ödemediği takdirde devralanın ihraç edilme olanağı da her zaman vardır. Daire satımında üyelik kendiliğinden alıcıya satım ile birlikte geçmez. Satıcının üye olması ve üyeliğinin alıcı tarafından ayrıca devir alınması gerekmektedir. Üyelik ayrıca devredilmedikçe satıcının üyeliği kooperatif nezdinde devam eder. Satıcının üye olması, alıcının bu üyeliği ayrıca devir alması ve devir alanın kooperatif üyelik koşullarını taşıması halinde kooperatifin bu kişiyi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/2. ve anasözleşmenin 17/2. maddesi uyarınca ortaklığa kabul etmesi zorunludur.
Üyelik devir sözleşmesi yapıldığı tarih itibariyle sözleşmenin yanları arasında geçerli sonuç doğurmasına karşın, kooperatif bakımından ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. ve anasözleşmenin 17/1. ve 2. maddeleri hükümleri gereği devrin kooperatife bildirilmesi ve yönetimin makul sürede yapacağı inceleme sonunda devir alanın ortaklık şartlarını taşıması durumunda devir alanı makul süre içerisinde üyeliğe kabulü kararı verdiği tarihte hüküm ifade eder. 17/1. madde hükmünde yer alan yazılı başvuru koşulu, devrin geçerliliğine ilişkin olarak değil, devrin kooperatife iletilmesi ve kabulü için ispat bakımından sevk edilmiştir. Bu nedenle, kooperatif üyelik hakkının devredildiğinin davadan önce davalı kooperatife bildirilmemesi, devir alanın hakkına olumsuz bir etki yapmaz. Devir alanın açtığı üyeliğin tespiti davası ile davalı kooperatife üyelik başvurusu yapılmış gibi olduğundan, üyelik koşullarını taşıdığının belirlenmesi halinde devir alanın üyeliğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Dosya kapsamından; dava dışı kooperatif ortağı ... ... tarafından Bakırköy 1. Noterliğinin ..... Y. sayılı "Kooperatif Üyelik Hakkı Devir Sözleşmesi" ile kooperatif ortaklığının davacıya devredildiği, kooperatif ortaklığına bağlı olduğu anlaşılan taşınmazın 14.07.2011 tarihinde tapuda ortaklığı devreden ... ... tarafından davacıya devredildiği, ... ... en son 24.06.2007 tarihli genel kurula bizzat katıldığı, 21.06.2009, 27.06.2010 ve 21.08.2011 tarihli genel kurullara ait hazirun cetvellerinde ismi bulunmasına karşın toplantılara katılmadığı, 03.06.2012 tarihli genel kurulda hazirun cetvelinde 1524 üye numarasında davacının ismine yer verildiği ancak imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere 1998 yılında yapılan kooperatif üyelik devri kooperatife bildirilmediği sürece devreden ve devralan arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirmekte olup, bildirilmemiş olması geçerliliğini etkilemeyecektir. Tapu devri sonrasında yapılan 03.06.2012 tarihli genel kurulda davacıya ortak olarak hazirun cetvelinde yer verilmiş olması dikkate alındığında bu tarihlerde devrin kooperatife bildirildiğinin kabulü gerekir. Bu tarih ile dava tarihi arasındaki süre, istinaf dilekçesinde yer verilen Yargıtay kararlarında sözü edilen TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırılık teşkil edecek uzunlukta değildir.
Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubuyla kalan 368,30 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine,
4-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
05/06/2024 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza