T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO: 2020/1381
KARAR NO: 2024/525
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12.03.2020
ESAS-KARAR NUMARASI: 2018/196E., 2020/246K.
DAVACI
VEKİLİ:
DAVALI :
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili; davacı şirket ile ... Sigortanın yetkili acentesi ... Ltd. Şti. arasında daha önceden de tanzim edilip, süresi sona eren KOBİ PAKET Sigorta Poliçesi yenilenerek, 26.05.2016 başlangıç ve 26.05.2017 sona erme tarihli 253487215 nolu poliçe tanzim edildiğini, nakit para ve kıymetli evrak hırsızlığının da poliçe limitleri dahilinde teminat altına alındığını, kasa hırsızlığından ötürü davalı ... şirketinden sigorta poliçesi ile teminat altına alınan zararları poliçe limitleri dahilinde ödenmesinin talep edildiğini, davalı ... şirketinin, sigorta poliçesi ile teminat altına alınan kasa içerisinde ki nakdi para zararını bugüne kadar gidermemesinin taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesi hükümlerine aykırı olduğunu belirterek, şimdilik 330.000,00 TL nakdi para zararının sigorta poliçe limitleri dahilinde ticari faizi ile ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 18.06.2018 tarihli dilekçesi ile davadaki taleplerini 860.000,00 TL' ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; 01.05.2004 tarihinden itibaren 2015 yılına kadar 8.000 TL, 24.12.2015 tarihinden sonra ise 7.000 TL üzerindeki her türlü ödeme ve tahsilatların finansal kurumlar aracılığıyla yapılmasının zorunlu olduğunu, davacı firmadan ilgili dönemlerdeki kasa giriş ve çıkışlarına ilişkin tahsilat ve ödemelere ait makbuz vs. tevsik edici belgeler istendiğini ancak herhangi bir belge iletilemediğini, kasada bulunduğu iddia edilen 974.743,85TL'nin işletmenin ticari kayıtlarıyla desteklenemediği anlaşılmış olduğundan nakit paraya ilişkin talebin olumlu olarak değerlendirilmediğini, müvekkili şirket tarafından teminat kapsamında olan çelik kasa zararı için 1.500,00 TL, PVC doğramanın tamiri için 500,00 TL, kullanılmaz duruma gelen jaluzi perde içinde 400,00 TL olmak üzere toplam 2,400,00 TL. yi 26.04.2017 tarihinde davacı tarafa ödendiğini ve yükümlülüğünü yerine getirdiğini, müvekkili şirketin yalnızca sigortalısına ait zararlardan sorumlu olduğunu, sigortalı davacıya ait olmayan, sigortalının ticari kayıtlarıyla desteklenmeyen, emanet niteliğindeki nakit paradan müvekkil şirketin sorumlu olmadığını, yapılan incelemelerde nakit paranın sigortalıya ait olmadığının tespit edildiğini, nakit paranın elde edilme nedeni olarak satılan araçların sigortalıya ait olmadığı gibi söz konusu nakit paranın sigortalı davacıya ait olduğuna ilişkin resmi bir belgenin de mevcut olmadığını, talep edilen zararın teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince "Dava, KOBİ PAKET Sigorta Poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraf vekilleri delillerini bildirmişler, davacı vekili dava dilekçesi ekinde hırsızlık olayının gerçekleşmiş olduğu 18.06.2016 tarihinde davacı şirketin çalınan kasasında 974.743,85 TL. nakit para olduğu görüşünü içeren 22/02/2018 tarihli Özel Amaçlı Mütalaa ve Tespit Raporu sunmuştur.
Bilirkişi kurulundan alınan raporda özetle, davacı şirkete ait incelemesi yapılan 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait ticari defterlere göre;davacı şirketin 100 Nolu Kasa hesabında 31/12/2013 sonu itibariyle 470.772,05 TL, 31/12/2014 sonu itibariyle 607.205,44 TL, 31/12/2015 sonu itibariyle 616.754,75 TL, hırsızlık olayının olduğu 18/06/2016 sonu itibariyle 974.743,85 TL tutarında bakiyesi olduğu görüldüğü, 2003/3 Sayılı Anonim ve Limited Şirketlerin Kuruluş ve Ana sözleşme Değişikliği işlemlerine ilişkin esaslar hakkında tebliğin 6. maddesinde “Kuruluş ve sermaye artırımında ortakların nakdi sermaye taahhütlerine ilişkin ödemeler şirket tarafından bir bankada veya özel finans kurumunda şirket adına açılan hesaplara yapılır.” hükmü bulunduğu, 30/12/2013 tarihinde davacı şirketin 10.000,00 TL olan sermayesinin 500.000,00 TL artırılarak 510.000,00 TL yükseltildiği ve bu sermayenin tamamının şirket ortağı olan ...’a ait olduğu, artırılan 500.000,00 TL sermayenin 4/1 nakden, kalan 4/3 ise en geç 24 ay içinde ödeneceğinin tescil edildiği görüldüğü, defterlere göre 27/12/2013 tarihli 326 sayılı yevmiye maddesi ile artırılan 500.000,00 TL nin tamamının nakden olarak ödendiği kayıtlara alınmış ise de bu hususun 2003/3 sayılı tebliğin 6. maddesine aykırı olduğundan bu tutarın fiktif olduğu, 20/05/2016 tarihli (144) 132 Sayılı Yevmiye maddesi ile “.... A.Ş.” adına kayıtlı ... plakalı kasko değeri 293.457,00 TL olan taşıt KDV dahil 292.900,00 TL sına satış yapıldığı ve bu bedelin şirket kasasına ödendiği görülmüştür. Oysa sözkonusu araç satış sözleşmesinde aracın satışının 23/05/2016 tarihinde yapılmasına karşın şirket kasasına 20/05/2016 tarihinde tahsil olmayan bir paranın aktarılmasının gerçeklerle bağdaşmadığı, 30/05/2016 tarihli (152) - 133 sayılı yevmiye maddesi ile davacı şirketin ortağı “....” adına kayıtlı ... plakalı kasko değeri 309.487,00 TL olan taşıt KDV dahil 390.000,00 TL sına satış yapıldığı ve bu bedelin de şirket kasasına ödendiği, yapılan bu işlemlerin 24/12/2015 tarihli 29572 Sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 459 sıra nolu tebliğ’in Tevsik Zorunluluğunun Kapsamı ve Tutan başlıklı 4.1 maddesinde “İşletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemelerin belirlenen haddi aşması durumunda, aracı fınansal kurumlar kanalıyla yapılması ve bu işlemlerin sözkonusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.” hükmüne aykırı olarak yapıldığı, hırsızlık olayının olduğu 18/06/2016 tarihi itibariyle davacı şirkete ait ticari defterlerde yer alan 974.743,85 TL kasa bakiyesinin tamamının fiktif olduğu, bir başka anlatımla bu paranın şirket kasasında gerçekte bulunmadığı, kasada bulunmayan bakiye alacakların aktiften çıkartılması adına 6736 sayılı Kanun ile işletmede bulunmayan kasa mevcudunun beyan edilen tutar üzerinden % 3 oranında vergi ödenmek suretiyle kayıtlardan çıkartabilecek iken bu avantajdan faydalanılmadığı, şirketin karlılık oranları, öz kaynakları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, 18/06/2016 tarihi itibariyle ticari defterlerde yer alan 974.743,85 TL kasa bakiyesinin şirketin hacmi ile orantılı olmadığı,şirketin sermayesinin 2 katı tutarında bir bedeli vadeli hesaplarda faiz geliri elde etmeden tutmasının TTK 20 maddesine VUK'un 3. maddesine aykırı olduğu, şirketin kasasında yüksek miktarda para olmasına karşın 2014 yılında mali sıkıntılar yüzünden vergi ve SGK borçlarını taksitlendirmesi ve yine bu yılda finansman giderine katlanmasının gerçeklerle bağdaşmadığı gibi bu durum şirketin paralarının işletmeden çekilmesine rağmen kasada gibi gösterildiğine done teşkil ettiği bildirilmiştir.
Dosya kapsamına uygun olan bilirkişi raporu Mahkememizce kabul edilmiş, dosya kapsamına uygun olmayan davacı tarafın sunmuş olduğu "Özel Amaçlı Mütalaa ve Tespit Raporuna" itibar edilmemiştir.
Dosya kapsamına, sunulan delillere, iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, 18/06/2016 tarihinde davalı ... tarafından Kobi Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalanan davacı şirkete ait iş yerinde gerçekleşen hırsılık olayında çalınan kasa içinde 18/06/2016 tarihi itibariyle davacı ticari defterlerinde kasa bakiyesi olarak gözüken 974.743,85 TL nakit tutarının şirketin iş hacmi ile orantılı olmadığı, şirketin sermayesinin 2 katı tutarına yakın bir tutarın vadeli hesaplarda faiz geliri elde etmeden tutulmasının TTK 20 maddesine VUK'un 3. Maddesine aykırı olduğu, şirketin kasasında yüksek miktarda para olmasına karşın 2014 yılında mali sıkıntılar yüzünden vergi ve SGK borçlarını taksitlendirmesi ve yine bu yılda finansman giderine katlanmasının gerçeklerle bağdaşmadığı gibi bu durum şirketin paralarının işletmeden çekilmesine rağmen kasada gibi gösterildiğine done teşkil ettiği, araç satışları nedeniyle yapılan defter kayıt işlemlerinin 24/12/2015 tarihli 29572 Sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 459 sıra nolu tebliğ’in Tevsik Zorunluluğunun Kapsamı ve Tutan başlıklı 4.1 maddesinde “İşletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemelerin belirlenen haddi aşması durumunda, aracı fınansal kurumlar kanalıyla yapılması ve bu işlemlerin sözkonusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.” hükmüne aykırı olarak yapıldığı, davacı şirketin defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu davacı şirketin çalınan kasasında 974.743,85 TL nakit tutarının gerçekte mevcut olduğunun davacı tarafça kanıtlanmadığı, gerçek zarar tutarının davacı tarafça kanıtlanmadığı, davalı ... şirketinin davaya konu zarar tutarını Kobi Paket Sigorta Poliçesi’ne istinaden tazmin yükümlülüğü bulunmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yasa yoluna başvuran-davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: tek bilirkişi raporu alındığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, asıl uyuşmazlık konusunun tartışılmadığını, tarafların iddia ve savunmalarının dışına çıkıldığını, davanın konusunun şirket ortakları arasında görülen bir alacak davası olmadığı gibi vergi usul hukukundan kaynaklı bir dava da olmadığını, bilirkişinin sermaye koyma borcu yönünden yaptığı tespitlere yönelik itirazlarının ibraz ettikleri dekontların dahi dikkate alınmadığını, mahkemenin ek rapor istemediğini, ... sayılı aracın satışının 20.05.2016 hafta sonu olan cuma günü yetişmediği için hafta başı olan 23.05.2016 pazartesi günü resmi satış işleminin yapıldığını, ancak araç satış bedelinin kasa defterine işlenerek cuma günü kasa içine konduğunu, şirket ortağı ...'a ait ... plakalı araç ile ilgili bilirkişi tespitlerinin de yanlış olduğunu, aracın ...'ın şahsi aracı olup satış bedelinin şirketin sermayesi için kasada muhafaza edilmediğini, bu nedenle finansal araçlar vasıtasıyla kasaya geçişinde yasal zorunluluk olmadığını ancak bu zararın da hırsızlık sigortasının teminatı içinde yer aldığını, müvekkilinin banka hesapları üzerinde haciz olduğu için iş hayatını devam ettirebilmek ve borçlarını ödeyebilmek için parasını kasada tuttuğunu, büyük holdinglerin bile vergi ve SGK borçları olduğundan müvekkili şirketin de vergi ve SGK borcu olmasının ticari hayatta olağan bir durum olduğunu, araç satım bedellerinin düşümünden sonra kasada bulunan 291.843,85 TL'nin toplamda 5 milyon TL'nin üstünde ciro yapan müvekkili şirketin mali verileriyle uyumlu olduğunu, bilirkişilerin tespitlerinin hiçbir yasal dayanağının olmadığını bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, " Kobi Paket Sigorta Poliçesine" dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1- HMK m. 353/1,b,1 gereğince; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/196E., 2020/246K. sayılı dava dosyasında verdiği 12.03.2020 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL'den peşin olarak yatırılan 54,40 TL'nin düşümü ile kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.
4-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına.
27.03.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 28.03.2024
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır