T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/1100 - 2024/609
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ -
D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO: 2020/1100
KARAR NO: 2024/609
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 26.02.2020
ESAS-KARAR NUMARASI: 2019/881 E., 2020/160 K.
Asıl ve birleşen davada;
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili banka ile davalı arasında 15.12.2011 tarihinde ticari kart sözleşmesi düzenlendiğini, davalıya teslim edilen ticari karta ilişkin borçların ödenmemesi üzerine, mevduat hesabından ödenmeye çalışıldığını ancak mevduat hesabı borcunun da ödenmemesi üzerine, ihtarname keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine, Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/19053 sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının 14.11.2014 tarihinde borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, müvekkili banka alacağının likit bir alacak olduğunu, yapılan itirazın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, aynı sözleşmeden kaynaklanan alacakla ilgili Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1722 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davanın ret ile sonuçlandığını ve kararın kesinleştiğini, aynı konuda kesinleşmiş karar olması nedeni ile davanın reddi gerektiğini, ayrıca zamanaşımının söz konusu olduğunu, müvekkilinin hiçbir kredi sözleşmesinde imzası bulunmadığını, başlatılan icra takibinin haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek, davanın reddine, kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davadaki beyanlarından farklı olarak, bu dosya nezdinde Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/19055 sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını beyan etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, asıl davadaki beyanlarından farklı olarak, alacakla ilgili Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1723 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince "...Yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen dosya ile ilgili olarak Mahkememiz tarafından verilen kısmen kabul kısmen red kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. HD.'nin 2018/80E.2019/1784K.sayılı ve 04.11.2019 tarihli ilamı ile aynı taraflar ve aynı konuda daha önce açılmış ve kesinleşmiş dava olduğunun sabit olması nedeniyle kararın Kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için mahkememize gönderilmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK madde 303;
"(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
(2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.
(3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.
(4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır.
(5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir. " hükmünü haizdir.
Tüm dosya ve birleşen dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; aynı sözleşmeye istinaden Kayseri 3.İcra Müdürlüğü 2014/19055 E. sayılı takip dosyası ile başlatılan takibe yapılan itiraz üzerine Mahkememizce 2014/1723 E. 2015/750 K. sayılı kararı ile davanın esastan reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, yine aynı sözleşmeye dayalı olarak Kayseri 3.İcra Müdürlüğü 2014/19053 E. sayılı takip dosyası ile başlatılan takibe yapılan itiraz üzerine Mahkememizce 2014/1722 E. 2015/749 K. sayılı kararı ile davanın esastan reddine karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği, bu davalardan sonra aynı sözleşmeye ve aynı alacağa yönelik asıl ve birleşen davanın açıldığı anlaşılmakla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. HD.'nin yukarıda açıklanan gerekçeleri de dikkate alınarak kesin hüküm nedeni ile (kaldırma öncesi 2015/1451 Esas sayılı ve birleşen 2015/1452 Esas sayılı) asıl ve birleşen davanın reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için borçlunun ne kadar borçlu olduğunun tespit edebilir durumda olması gerektiğini, davalının hem asıl hem birleşen dava yönünden borcunun likit bir alacak olduğunun görüldüğünü, mahkemece yapılan yargılama da, dava dilekçelerinde belirttikleri hususlar ile delillerinin dikkate alınmayarak karar verildiğini ve müvekkilinin hak ve alacak kaybına uğradığını;
Yargıtay'ın vermiş olduğu kararlarda egemen görüşü benimsediğini ve likit olan-olmayan alacak ayırımını esas aldığını, Yargıtay'ın likit alacak olarak benimsediği alacaklara örnek olarak kredi kartı üyelik sözleşmesinden doğan alacağında gösterildiğini, davanın kabulü gerektiğini beyan ederek, yerel mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına; göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden diğer hususlara yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, İİK'nun 67. maddesi uyarınca, taraflar arasında imzalanan ticari kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin 08.11.2019 tarihli 2018/80 E. 2019/1784 K. Sayılı kaldırma kararımızda açıklandığı üzere kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması HMK 'nın 114/i gereğince dava şartlarından olup HMK 'nın 115/2 gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara ilişkin sair istinaf sebeplerinin reddine.
II-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK m. 353/1,b,2 gereğince, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/881 E., 2020/160 K. sayılı dava dosyasında verdiği 26.02.2020 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
"1-Dava şartı noksanlığı nedeniyle, HMK'nın 114/(1)-h ve 115/(2). maddeleri uyarınca davanın usulden reddine.
2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 480,39-TL harcın mahsubu ile kalan 52,79-TL harcın davacıya iadesine.
3-Davalı tarafça yapılan 157,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak davacıya iadesine.
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. Uyarınca 9.663,43-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine."
III-Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine.
IV-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.
25/04/2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 25/04/2024
Başkan Üye Üye Katip