T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO: 2020/1187
KARAR NO: 2024/1044
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08.07.2019
ESAS-KARAR NUMARASI: 2017/552 E., 2019/656 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin işletmekte olduğu ... Otel'de müşterilerini konaklatmak isteyen davalı şirkete ait ... isimli acente yetkilisi ...'ın, otel satış sorumlusu ... ile iletişime geçtiğini, 26 Mayıs 2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmeye göre davalı şirket acentasının müşterilerinin müvekkili şirkete ait otelde 27-29 Mayıs 2016 tarihleri arasında konakladıklarını, konaklama ve sair hizmetler bedelinin davalı şirkete 71.392,72-TL olarak fatura edildiğini, faturaya herhangi bir itirazın olmadığını, toplam 14.799,50-TL ödeme yapıldıktan sonra kalan 56.593,22-TL için defalarca görüşülmesine rağmen bir ödeme yapılmadığını, Nevşehir l. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5072 sayılı dosyası ile 10.08.2016 tarihinde takip başlatıldığını, takibin borçlu davalı tarafın itirazı ile durduğunu, borçlunun ilk itirazında "...alacaklı şirket eksik ve ayıplı ifa gerçekleştirmiştir ve herhangi bir alacağı yoktur." şeklinde beyanda bulunduğunu, bu beyanı ile aralarındaki hukuki ilişkiyi ikrar ettiğini beyan ederek borçlunun itirazının iptaliyle takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin, müvekkili ile aralarındaki hukuki ilişkinin varlığını kabul ettiklerini, ancak davacının edimini ayıplı ve eksik ifa ederek müvekkilinin zararına neden olduğunu, kampanya fiyatlarının yayınlandığını fakat uygulanmadığını, müşterilerinin beş yıldız standardında hizmet almayı beklerken, hizmeti alamadığı gibi son derece uygunsuz koşullara mahkum edildiğini, açık büfe kahvaltı anlaşmada olmasına rağmen aldatmaca ile açık büfe görünümü verildiğini, bu durumun müvekkili şirket ve müşteriler tarafından fotoğraflanarak tespit edildiğini, oteldeki bir çok odanın duşlarının kırık ve arızalı olduğunu, havlu ve çarşafların pis koktuğunu, odada bulunması gereken oda setlerinin, banyo set-up malzemelerinin, terlik, su vs. malzemelerin odalarda olmadığını, davacının 5 yıldızlı otel olmasına rağmen bu hizmeti vermediğini, tam ve eksiksiz hizmet vermiş gibi bedel talebinde bulunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince "...Tüm bu veriler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı taraf davacı şirketin işletmekte olduğu ... Otel'de 26/05/2016 tarihli sözleşme gereğince, davalı şirkete ait müşterilerin 27 - 29/05/2016 tarihleri arasında konakladığını, bunun karşılığı olarak 31/05/2016 tarih ve 421308 numaralı faturanın düzenlendiğini, fatura bedelinin bakiye 56.593,22-TLlik kısmının ödenmediğini iddia etmekte ise de, davalı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan yazışmalar, dinlenen tanık beyanları ve tüm diğer deliller incelendiğinde, taraflar arasında hizmet sözleşmesinin varlığı ve hizmetin alındığı hususunun sabit olduğu, bir kısım hizmetin ayıplı ifa edildiği davalı tarafça iddia edildiği, bu bağlamda tanık ve taraflar arasındaki bir kısım yazışmaların delil olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, ayıp ihbarının yazılı olarak yapılmasının zorunlu olmayıp, süresinde ayıp ihbarının yapıldığının her türlü delille ve tanıkla kanıtlanmasının mümkün olup, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür. (Yargıtay 23. H.D.'nin 11/12/2014 Tarih ve 2014/3002 - 8085 E. K. Sayılı kararı.).
Bilirkişi raporunda her ne kadar yazılı bir şekilde yapılmış ayıp ihbar bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, yukarıda belirtilen açıklamalar gereğince ayıp ihbarı yazılı olarak yapılmasının gerekmediği, her türlü delille ihbarın yapılabileceği bu nedenle davalı tarafın süresi içerisinde ayıp ihbar talebinde bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu bağlamda davacı tarafça sunulan hizmet nedeniyle düzenlenen ve icra takibine konu edilen fatura bedeli olan 56.593,22-TL asıl alacak ve işlemiş faiz olarak 990,77-TL alacak miktarının ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça davacıya ödendiğinin ispatlanamadığı ancak hizmetin ayıplı olarak ifa edilmiş olması nedeniyle % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak icra takibi bakımından davacı tarafın talep edebileceği toplam alacak miktarının 40.308,79-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, kısmen de reddine,
Diğer yandan davacı tarafın talebi üzerinden % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak, davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden yargılama giderlerinden davalı taraf sorumlu tutulmuş olup, davalı taraf lehine vekalet ücretine de hükmedilmesine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Hizmet konusu faturanın davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketin faturaya herhangi bir itirazda bulunmadığını ve ticari defterlerine işlediğini, ayrıca davalı tarafından, fatura tarihinden yaklaşık iki ay sonra 8.000,00-TL ödendiğini, davalının süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığını;
Her ne kadar mahkemece, davalı tanıklarının beyanlarına dayanılarak sözlü ayıp ihbarı yapılmış olduğu kabul edilmiş ise de bu tanıkların başka delillerle desteklenmeyen, taraflı ve hayatın olağan akışına aykırı beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, delil olarak sunulan fotoğrafların ne zaman, nerede, kim tarafından ve hangi şartlarda çekildiğinin belli olmadığını;
Bir an için ayıplı ve eksik ifanın olduğu varsayılsa bile davalı tarafın bundan dolayı herhangi bir zarara uğramadığını, müşterilerinden eksik para aldığını vb. iddia dahi etmediğini, dolayısıyla iddia ettiği ayıplı hizmetten dolayı bir zararı bulunmadığından mahkemece indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu;
Kararda hizmetin ayıplı olarak ifa edilmiş olması nedeniyle %30 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığını, bu oranın hangi kriterlere göre tespit edildiği gerekçelendirilmediği gibi fahiş oranda indirim yapıldığını; ayrıca hiç bir gerekçe göstermeden icra inkar tazminatı taleplerinin reddedildiğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Hizmetin ayıplı olarak ifa edildiği konusunda dinlenen tanıkların davalı şirket çalışanı olduğu, beyanlarının soyut olup hukuken itibar edilebilir başkaca herhangi bir delille desteklenmediği; ayrıca davalı tarafça makul süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğu yolunda herhangi bir delil de ibraz edilmediği, şu hale göre davalının ayıplı ve eksik hizmet aldığı savunmasını kanıtlayamadığı; diğer yandan, takip konusu faturayı defterlerine kaydettiği, itiraz veya iade etmediği, fatura tarihinden yaklaşık 2 ay sonra kısmen ödeme yaptığı da dikkate alındığında davacı tarafça edimin sözleşmeye uygun olarak ifa edildiğini kabul etmek gerektiği, buna karşılık davalı tarafça bakiye bedelin ödenmediği anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, takip konusu faturanın her iki tarafın ticari defterlerine kaydedildiği, kayıtların birbiri ile uyumlu olduğu, dolayısıyla alacağın likit olduğu açıktır. Buna rağmen mahkemece icra inkar tazminatı isteminin, herhangi bir gerekçe dahi gösterilmeden reddedilmesi doğru olmamış, HMK m. 353/1,b,2 gereğince kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/552 E., 2019/656 K. sayılı dava dosyasında verdiği 08.07.2019 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
"Davanın kabulü ile:
Davalı borçlunun Ankara 11. İcra Müdürlüğü’nün 2017/12216 E. sayılı takip dosyasında 56.593,22-TL asıl alacak, 990,77-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 57.583,99-TL’ye ilişkin itirazının iptaline.
Asıl alacak 56.593,22-TL’ye icra takip tarihi olan 10/08/2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, takibin bu koşullarla devamına.
İ.İ.K. m. 67 uyarınca kabul edilen 57.583,99-TL üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminat tutarı olan 11.516,80-TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine.
Karar ve ilam harcı:
Alınması gereken 3.933,56-TL harçtan peşin alınan 966,48-TL harcın düşümü ile kalan 2.967,08-TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına.
Yargılama giderleri ve gider avansı:
Davacı tarafça sarf edilen 966,48-TL peşin harç, 230,80-TL posta masrafı, 600,00-TL bilirkişi ücreti ile 31,50-TL istinaf posta gideri olmak üzere toplam 1.828,78-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine.
Gider/delil avansının kullanılmayan kısmının gideri içerisinden karşılanarak ilgili tarafa iadesine.
Vekalet ücreti:
A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
II-Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine.
III-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.
10.07.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 11.07.2024
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır