T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1231 - 2024/1326
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N
K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
ESAS NO: 2024/1231
KARAR NO: 2024/1326
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/12/2023
ESAS-KARAR NUMARASI : 2022/570 E.-2023/862 K.
ASIL VE BİR. DAVADA
DAVACILAR:
VEKİLLERİ:
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Asıl davada davacılar vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'nın 10.09.2017 tarihinde vefat ettiğini, mirasçı olarak müvekkilleri ile birlikte son evliliğinden olan çocukları davalı ... ve ... ile son eşi ...'nın kaldığını, murisin ölümünden önceki süreçte neredeyse tüm malvarlığını müvekkillerinden mal kaçırmak kastıyla davalı oğlu ...'ya ve yetkilisi olduğu ... A.Ş. isimli şirkete devrettiğini, davaya konu S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi'ndeki 16 ortaklık nolu kooperatif hissesinin de 04.03.2015 tarihinde muris tarafından davalıya devredildiğini, devir işleminin davalıya vekaleten murisin son eşinin erkek kardeşi ... tarafından gerçekleştirildiğini, öncelikle davalı adına işlem yapan vekil ...'ın vekaletnamesinde kooperatif hisse devir alımına ilişkin yetkisinin olmadığını, hisse devir sözleşmesinde devir bedeli zikredilmediğini, kooperatif kayıtlarında da hisse devir bedeline ilişkin bir bilgi olmadığını, tarafların buradaki gerçek iradeleri ve amaçları hissenin satışı olmayıp yapılan devir işleminin muvazaa nedeniyle (TBK 19) hükümsüz olduğunu, nitekim davalı ... hisse devir tarihi itibariyle 19 yaşında olup dava konusu hisseyi devralabilecek bir geliri ve ekonomik durumu olmadığı gibi muris ...'nın da hisse devrini gerçekleştirecek bir ekonomik sebebi/gerekçesi olmadığını, kendilerince açılan muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/562 E. sayılı dosyası ile görüldüğünü ve 25.11.2021 tarihinde davalı ... aleyhine olan talepleri yönünden davanın kabulüne karar verildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle muvazaa nedeniyle S.S. ... Konut Yapı Kooperatifindeki davalı adına kayıtlı 16 ortaklık numaralı hissenin/üyelik kaydının iptali ile kooperatif hissesinin/üyelik kaydının miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline, aksi takdirde TMK 669 uyarınca denkleştirme ile terekeye iadesi ve miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline, denkleştirme olmadığı takdirde devir işleminin tenkise tabi tutularak saklı payları oranında müvekkilleri adına tesciline, dava sırasında veya açılmadan evvel dava konusu hissenin el değiştirmesi/devri halinde alacak/ tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili; dava konusu müvekkili adına kayıtlı kooperatif hissesine ilişkin olsa da davanın ticari dava olarak kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu uyuşmazlığın esasen mirasa ilişkin olduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davacıların aynı kooperatif hissesine yönelik aynı iddialar ile ilgili Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/758 E. sayılı dosyasından vekil sıfatıyla işlem yapan ... aleyhine açtığı davada ticaret mahkemesinin davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verdiğini, iş bu dosyanın istinaf incelemesinde olup derdest olduğunu,
Davacıların konusu ve sebebi aynı olan işbu davayı ikame etmekte hukuki yararı olmadığı gibi davanın derdestlik dava şartına da aykırı olduğunu,
Aksinin kabulü halinde de, hükümler arasında çelişki doğmaması açısından öncelikle iş bu davanın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini,
Zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazları olduğunu, davacıların S.S. ... Konut Yapı Kooperatifinin müvekkil adına kayıtlı 16 nolu hissesinin muvazaalı olarak devredildiği iddiası ile vekil sıfatı ile işlem yapan ... aleyhine açtıkları davanın 2017 yılında açıldığını, dolayısıyla davacıların devir işleminden haberdar oldukları tarihin en geç 2017 yılı olduğunu, hak düşürücü sürelere aykırı olarak huzurdaki davayı açtıklarını, davacıların özellikle tenkis talepleri açısından 1 yıllık hak düşürücü süreyi kaçırdıklarını,
Dava konusu kooperatif ortaklık payının müvekkiline murisin sağlığında bir satım işlemi neticesinde devredildiğini, murisin mirasçılarından mal kaçırmak gibi bir niyeti olmadığını, yapılan hisse devrinin tüm şekli ve hukuki şartları haiz olduğunu,
Kooperatif hisse devrinin noter aracılığı ile yapılması zorunluluğu bulunmadığını, yönetim kurulunca hisse devrinin 13.04.2015 tarihinde onaylandığını, hisse devrinde tarafların bedel bildirme yükümlülüğü olmadığını,
Kaldı ki; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesi uyarınca altsoy ve üstsoy arasında yapılan hukuki işlemlerin senede bağlanması zorunluluğu bulunmadığını, her iki tarafın da devir işlemi nedeniyle üstlerine düşen sorumlulukları karşılıklı olarak ve eksiksiz şekilde yerine getirdiklerini, bu nedenle davacıların denkleştirme taleplerinin de reddinin gerektiğini,
Kabul anlamına gelmemekle birlikte devir işleminin karşılıksız yapıldığı kanaati oluşması halinde, işlemin murisin davalıya karşı hissettiği minnet duygusu ile gerçekleştiğinin dikkate alınması gerektiğini, zira davacıların muris ile aralarına mesafe koymaları nedeniyle bu süreçte davalı müvekkilinin babasının yanında bulunduğunu ve destek olduğunu, miras hukukunda esas olanın murisin iradesinin ayakta tutulması olduğunu,
Savunarak, görevsizlik, derdestlik ve davacıların hukuki yararının bulunmadığı itirazları doğrultusunda davanın dava şartı noksanlığından reddine, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları doğrultusunda davanın usul ve esastan reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacılar vekili; aynı iddialarla davalı kooperatifteki ... adına kayıtlı kooperatif hissesinin iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline, aksi takdirde TMK m. 669 uyarınca denkleştirme ile terekeye iadesi ve miras payları oranında davacılar adına tesciline, denkleştirme olmadığı takdirde devir işleminin tenkise tabi tutularak saklı payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı kooperatif; cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ:
Davanın açıldığı Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.02.2022 tarih ve 2022/43 E., 2022/122 K. sayılı kararıyla; "...taraflar arasında uyuşmazlığın kooperatif üyeliğinin iptali talebi olduğu, iş bu davalara bakmaya ticaret mahkemelerinin görevli olduğu" gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, davacıların tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 22.06.2022 tarih ve 2022/1122 E., 2022/1069 K. sayılı kararıyla; "...Davacıların kooperatif üyeliğinin tesciline yönelik istemine dair işlem, dava dışı kooperatifçe yapılacak olup, kooperatif nezdindeki üyeliğin değişmesi talebine yönelik iş bu davanın, dava dışı kooperatifin yokluğunda görülmesi ve karara bağlanması mümkün değildir. İlk derece Mahkemesince dava dışı kooperatifin üyesi olma istemini içeren iş bu davanın, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi kapsamında olduğunun kabulü isabetli olmuştur." gerekçesiyle, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği İlk derece Mahkemesince; "Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi uyarınca "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda inceleme yapılmış olup; taraflar arasında, huzurdaki davanın açılması öncesinde arabuluculuk görüşmelerinin gerçekleştirilmediği tespit edilmiştir.
...Mahkememizce, dosya üzerinde yapılan incelemede; davacılar vekili tarafından sunulan talebin öncelikle muvazaa nedeniyle S.S. ... Konut Yapı Kooperatifinde davalı adına kayıtlı bulunan 16 ortaklık numaralı hissenin / üyelik kaydının iptaline ve kooperatif hissesinin miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesi olduğu; aksi takdirde TMK. 669. maddesi uyarınca denkleştirme suretiyle terekeye iadesi ve miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği; denkleştirme talebinin Mahkememizce uygun görülmemesi halinde, terditli olarak devir işleminin tenkise tabi tutularak, saklı payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesinin; dava sırasında veya açılmadan önce dava konusu hissenin 3. kişilere devri halinde ise, alacak/tazminata hükmedilmesi olduğu; bu doğrultuda anılan dava kapsamında "alacak" ve/veya "tazminat" talebinin bulunması nedeniyle huzurdaki uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca "arabuluculuk faaliyetine" tâbi bulunduğu ve "özel bir dava şartı" niteliğinde bulunan arabuluculuk faaliyetinin, taraflar arasında gerçekleştirilmemiş olduğu ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu" gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde; HMK'nın "Terditli talepler" başlıklı 111. maddesinde "(1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır.(2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz." hükmünün düzenlendiğini, terditli davalarda asıl talebin reddine karar verilmedikce fer'i talebin incelenemeyeceğini, mahkemece asıl talep dava şartı arabuluculuk kapsamında değil ise gerek dava sırasında gerekse de yargılama esnasında fer'i talebin arabuluculuk kapsamında olup olmadığı dikkate alınmadan yargılamaya devam edilmesi ve karar verilmesi gerektiğini,
İş bu davada asli talebin, "üyelik kaydının iptali ve Müvekkiller adına tescili" olup, 6102 sayılı TTK'na 7155 sayılı Kanun ile eklenen 5/A maddesinde belirtilen "konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat" taleplerinden olmadığından, zorunlu arabuluculuğa tâbi olmadığını, asli talep incelenmeden fer'i(terditli) talep incelenemeyeceğinden mahkemece davanın esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, fer'i talep niteliğinde olan alacak/tazminat talebinin arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu,
Birleşen davalarının ise herhangi bir alacak veya tazminat talebi olmadığından zorunlu arabuluculuğa tâbi davalardan olmadığını, Yargıtay 11 HD'nin 11.05.2022 tarihli 8449/3730 sayılı kararının da aynı yönde olduğunu, yine aynı doğrultuda BAM kararları bulunduğunu,
İlk derece Mahkemesince 20.12.2022 tarihinde ön inceleme duruşması yapıldığını, uyuşmazlığın murisin oğlu davalı ...'nın kooperatif hissesinin/üyelik kaydının muris muvazaasına dayalı olarak davacılar adına tescili olarak tespit edilerek tahkikat aşamasına geçildiğini, daha sonra Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 22.06.2022 tarih ve 2022/1122 E., 2022/1069 K. sayılı kararı doğrultusunda davanın, S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine teşmili amacıyla kendilerine süre verildiğini, kendilerince kooperatif aleyhine birleşen davanın açıldığını,
Asıl dava ve birleşen dava yönünden delillerin değerlendirilmesi ve gerekçede açıkça hataya düşüldüğünü, asıl davanın arabuluculuğa tâbi olduğu ve bu nedenle davanın usulden reddi gerektiği kabul edilse dahi, birleşen davanın tefrikine ve devamına karar verilmesi gerektiğini, her iki dava yönünden ortak gerekçe ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davanın, davaların yığılması şeklinde arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılması durumunda, arabuluculuk dava şartına tâbi olmayacağını belirttiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/3611 E., 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 E., 2020/1093 K., 17.02.2020 tarih ve 2020/197 E., 2020/1578 K., sayılı kararlarının da benzer şekilde olduğunu,
Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Asıl dava, davalı adına kayıtlı kooperatif hissesinin iptali ile miras payları oranında davacılar adına tescili, aksi takdirde TMK m. 669 uyarınca denkleştirme ile terekeye iadesi ve miras payları oranında davacılar adına tescili, mümkün olmaması halinde tenkise tabi tutularak saklı payları oranında davacılar adına tescili, dava sırasında veya açılmadan evvel dava konusu hissenin el değiştirmesi/devri halinde alacak/tazminata karar verilmesi istemlerine;
Birleşen dava; davalı kooperatifteki ... adına kayıtlı kooperatif hissesinin iptali ile miras payları oranında davacılar adına tescili, aksi takdirde TMK m. 669 uyarınca denkleştirme ile terekeye iadesi ve miras payları oranında davacılar adına tescili, denkleştirme olmadığı takdirde devir işleminin tenkise tabi tutularak saklı payları oranında davacılar adına tescili istemlerine ilişkindir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.05.2022 tarih ve 2020/8449 E., 2022/3730 K. sayılı kararında;
"6100 sayılı HMK’nın 111. maddesinde, "Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz." hükmü amir olup; yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmayı dava şartı haline getirilmiştir.
Ancak yukarıda da belirtildiği gibi işbu dava terditli olarak açılmış olup, bedel iadesi ikincil nitelikte kalmakta, öncelikle malların iadesi talep edilmektedir. Bu durumda, hakim bağlantılı bu talepleri öncelik sırasına göre inceleyip hükme bağlayamayacağından, davanın yalnızca para alacağı istemine ilişkin olduğu söylenemez.
Sonuç olarak mahkemece, davacının yazılı taleplerinin yalnızca para alacağı içermediği, para alacağının terditli bu davada feri nitelikte olduğu gözönünde bulundurularak, işbu davanın zorunlu arabuluculuk şartına tabi olmayacağı kabulü ile işin esasına girmek yerine hatalı değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." denmiştir. Aynı Dairenin 15.03.2023 tarih ve 2021/5334 E., 2023/1568 K., 10.02.2020 tarih ve 2020/197 E., 2020/1093 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Davacıların asıl davada parasal nitelikteki fer'i talebi, yapılacak yargılamada asli talebi ile ilgili dava konusu kooperatif hissesinin 3. kişilere devredilmiş olması nedeniyle tescilin yapılamaması ihtimalinde gündeme gelecektir. Birleşen davadaki talep ise sadece tescile yönelik olup parasal bir talepte bulunulmamıştır.
Davacıların muris muvazaasına dayalı tescil ve tenkis talebi ile dava açtıkları aşamada, asli taleplerine konu kooperatif hissesinin yargılama aşamasında üçüncü kişilere devredileceği öngörüsüyle arabuluculuk yoluna başvurmaları beklenemez.
Buna göre İlk derece Mahkemesince davanın arabuluculuk dava şartına tâbi olmadığının kabulü ile uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-a.4. maddesi uyarınca, esası incelemeden İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-a.4. maddesi uyarınca, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2023 tarih, 2022/570 E., 2023/862 K. sayılı kararının ESASI İNCELEMEDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk derece Mahkemesince esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,
4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
09/10/2024 tarihinde, HMK'nın 353/(1)-a ve 362/(1)-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 10/10/2024
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza