T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1185 - 2025/797
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO: 2025/1185
KARAR NO: 2025/797
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/05/2025
ESAS-KARAR NUMARASI: 2022/891E., 2025/388K.
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili; davacının 26/12/2016 tarihli sözleşme ile davalının 2017 yılı temizlik hizmet alım ihalesini üstlenerek personel çalıştırdığını, asgari ücret desteği devlet tarafından sağlanan ek katkı olmasına karşın davalının davacının hakedişlerinden asgari ücret destek tutarları kesintisi yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 18.000,00 TL iade edilmeyen asgari ücret destek prim teşviklerinin yatırıldığı günü takip eden ay başından itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
17/03/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; davacı talebi 23.451,84 TL artırılarak tohlam 41.451,84 TL nin tahsili istenmiştir.
Davalı vekili; yargı yolunun idari yargı olduğunu, davalı tacir olmadığından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın davalının Sosyal Güvenlik Kurumuna ilişkin mevzuatı uygulamasından kaynaklandığından davanın husumetten reddinin gerektiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davalının mevzuata uygun olarak asgari ücret destek tutarı kesintisi yaptığını savunarak, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince "Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine göre davacının hakedişinden kesilen asgari ücret destek tutarlarının tahsili için açılan alacak davasıdır.
Davacı, hakedişinden hukuka aykırı olarak asgari ücret destek kesintisi yapıldığı vakıasını ileri sürmüş ve kesinti tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise yargı yolunun idari yargı olduğunu, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın haksız olduğunu savunmuş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
02/05/2023 tarihli celsenin 2 numaralı ara kararı ile davalı vekilinin idari yargının görevli olduğu itirazının davalı kamu kurumunun işlemlerini özel hukuk kurallarına göre yürütmesi ve uyuşmazlık konusunun bir idari işlem veya eylemden kaynaklanmaması nedeni ile mahkememiz yargı yolu açısından görevli olduğundan reddine karar verilmiştir.
Davacı ile davalının tacir olmaları nedeni ile Türk Ticaret Kanununun 16. maddesinin 2. fıkrası gereğince mahkememiz görevli kabul edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer, davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir.
Davacı ve davalı arasında uyuşmazlık konusu olan ve olmayan vakıalara göre genel kurala uygun olarak edimini sözleşmeye uygun olarak ifa ettiğini ispat yükü davacıdadır.
Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı ile davalı arasında 26/12/2016 tarihinde imzalanan ve 01/07/2017-31/12/2017 tarihleri arasını kapsayan hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, davacının 5510 nolu Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 68. maddesine Hazine yardımından yararlanması koşullarının oluştuğu, davalının buna karşın davacının hakedişinden 41.451,84 TL kesinti yaptığı sonucuna varılmıştır.
İspat yükü kendisinde olan davacının toplanan delillere uygun olan bilirkişi raporları ile hakedişinden yapılan kesintinin tutarını ispatlaması, dava konusunun 5510 nolu Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 68. maddesine göre devlet katkısına ilişkin bulunan bir destek olması, özel sektöre teşvik verilmesi için yapılması, buna göre asgari ücret desteğinin davalıya geçmesinin mümkün olmaması, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki zamanaşımı definin dava konusu uyuşmazlığın sözleşmeden doğması ve delillere göre 10 yıllık sürenin dava tarihinde dolmaması nedeni ile Türk Borçlar Kanununun 146. maddesi gereğince yerinde olmaması, dava dilekçesinde iade edilmeyen asgari ücret destek prim teşviklerinin yatırıldığı günü takip eden ay başından itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınması talep edilmekle birlikte Türk Borçlar Kanununun 117. maddesine göre kural olarak temerrüdün gerçekleşmesi için ihtarın gerekli olması, davacının davadan önce davalıya ihtarda bulunduğuna ilişkin delil sunmaması ve taraflar tacir olduğundan avans faizi talep etmesinin olanaklı olması nedenleri ile dava ve ıslah dilekçeleri göz önünde bulundurularak ispatlanan davanın kabulüne..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davada idari yargının görevli olduğunu, uyuşmazlığın ticari iş olmadığını, KOSGEB'in tacir olmadığını, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, usule ilişkin itirazlar kabul edilmeyerek esasa girilmesi halinde ise davacının taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davanın esastan reddi gerektiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine göre davacının hakedişinden kesilen asgari ücret destek tutarlarının tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davalı İdare tarafından yapılan kesintilerin 2017 yılına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanunun 81. maddesinin (ı) bendi; "ı) (Ek: 15/5/2008-5763/24 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş (09.01.2025-dört) puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna, muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini ise Maliye Bakanlığına vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. (13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle değişit), Bu bent hükümleri; vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları ile okul aile birliklerince çalıştırılanlar hariç olmak üzere 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır." hükmünü,
6661 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Geçici 68. maddenin 1. bendi; "1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce;
a) 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
b) 2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının, 2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır." düzenlemesini,
8. bendi ise; "4734 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca Hazine tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir." düzenlemesini içermektedir.
Taraflar arasındaki " 2017 KOSGEB Merkez Teşkilatı Genel Temizlik Hizmet Alımı" işine ilişkin sözleşmenin, kesinti tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun Geçici 68. maddesinin 8. bendi kapsamında kaldığı, Sözleşme ile eki İdari ve Teknik Şartname hükümlerinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda İlk derece Mahkemesince, davalı İdarece yapılan hak ediş kesintisinin, yasal düzenlemeye, sözleşme ve eki şartname hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Buna göre Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK m. 353/1,b,2 gereğince; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/891E., 2025/388K. sayılı dava dosyasında verdiği 27/05/2025 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
"1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL'nin yatırılan 307,40 TL peşin harç ve 409,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 716,40 TL'den mahsubu ile kalan 101,-TL'nin davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 270-TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleşince ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,"
II-Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine,
III--HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
09/10/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544,000,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 09/10/2025
Başkan Üye Üye Katip