T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (D İ R E N M E )
ESAS NO: 2025/212
KARAR NO: 2025/304
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ......
ÜYE : ......
ÜYE: Doç.Dr. ......
KATİP: ......
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/05/2022
ESAS-KARAR NUMARASI: 2019/582 E.-2022/331 K.
Dairemizin 24.04.2024 tarih ve 2022/1609 E., 2024/635 K. sayılı kararının, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2024 tarih ve 2024/1842 E., 2024/4841 K. sayılı kararıyla, bozulmasına karar verilmesi üzerine HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, dosya incelendi;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili kooperatifin sahibi olduğu arsayı üzerinde inşaat yapılması için dava dışı yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile yükleniciye verdiğini, yüklenici tarafından inşaata başlandığını, kat irtifaklarının tesis edildiğini, inşaatı devam eden kat irtifaklı bağımsız bölümlerin ferdileşmesi yapılarak tapuda bir kısım ortaklara devredildiğini, davalının taahhüt ettiği sermaye payını ödemediği gibi, genel giderler, alt yapı giderleri vs ortak giderleri ödememek için kooperatiften istifa ettiğini, kooperatif ortaklığı nedeniyle adına tahsis ve tescil edilen konutların ferdi tapularını da kooperatife iade etmediğini, ortağın henüz bitmemiş ve tasfiye haline de girmemiş kooperatiften istifa ettiği halde adına tescil edilen bağımsız bölümleri kooperatife geri vermediğini, müvekkili kooperatifin ödemiş olduğu aidatları davalıya iade etmeye hazır olduğunu ileri sürerek, davalının ödemiş olduğu aidatlardan genel giderler ve diğer giderler düşülmek suretiyle kalan alacaklarının iadesi koşulu davalı adına kayıtlı B Bloktaki 29, 40, 52, 69, 71 ve 73 nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Kooperatifler Kanunun 81/2. maddesinde, "Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır." hükmü uyarınca çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyerinin çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamayacağını, davacı arsa sahibi kooperatifin maliki olduğu arsada kat karşılığı verilmesi ile ortakların konutlarına kavuşacaklarını, nitekim kat karşılığı olarak konutlar imal edilerek inşaatın tamamlandığını ve iskân aşamasına geldiğini, kooperatifin amacına ulaştığını, bu aşamada müvekkili ile davacı kooperatif yönetimi mutabık kalarak kooperatif yönetimince matbu olarak düzenlenip mail yolu ile müvekkiline ulaştırılan örnek istifa metni ile istifa metni ile ortaklıktan ayrılmanın gerçekleştiğini, aynı hüküm uyarınca müvekkiline davacı kooperatifçe tasfiye masrafı adı altında bir borç bildirimi ve talebi olmadığını, müvekkilinin genel giderler, alt yapı giderleri vs ortak giderleri ödememek için istifa ettiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin istifa tarihinde ortaklıktan kaynaklı herhangi bir borcu olmadığını, müvekkilinin istifa beyanının kendisine tahsis edilen taşınmazı kooperatife bırakma iradesi taşımadığını, kooperatifin diğer ortaklarının aynı şekilde ferdi tapularını aldıklarını, kooperatif tarafından sadece bir veya birkaç ortağa yönelik olarak iş bu davanın açılmasının Kooperatifler Kanununun 23. maddesine aykırı olduğunu, "Kooperatifinizin ortağıyım, payıma bütün ödemelerin yaptığım adıma kayıtlı bulunan………nolu bağımsız bölümlerin tapu tahsis belgelerini çıkaracağımdan; Kooperatifinizden adıma çıkarılacak tapular dışında ayrıca hiçbir alacağım kalmadığını, kooperatifin kalan gayrimenkulleri üzerinde hakkımın olmadığını, kooperatif ve kooperatif varlıklarından her hangi bir talepte de bulunmayacağımı beyan ve taahhüt ederim." şeklindeki istifa metninin de ibra niteliğinde olduğunu, müvekkili tarafından yapılan araştırmada müvekkilinin üyelikten ayrılmasından sonra kooperatif yönetiminin birçok usulsüz işlemler yaptığı ve kooperatif aleyhine tespit ettikleri 8 adet iptal davası olduğunun anlaşıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ:
İlk derece Mahkemesinin 24.05.2022 tarih ve 2019/582 E., 2022/331 K. sayılı kararıyla; "Davalının 18/10/2016 tarihli istifa dilekçesinin kooperatife tebliğine ilişkin belge mevcut olmayıp davacı tarafça da taraflarına tebligat yapılmadığı savunulmakta olup kooperatif kayıtlarına göre 12/12/2016 tarihinde üyelikten çıktığı kaydının yer aldığı, ister istifa tarihi isterse üyelikten çıktığı tarih esas alınsın kooperatifin bu tarihler öncesinde üst birliğe 732.904,44 TL borcu bulunduğu ve dava tarihi itibariyle bu borcun daha da çoğaldığı dikkate alındığında, davalının istifasının üyeliği sürmekte olan kooperatif üyeleri açısından parasal yükümlülüğünün artışına yol açtığı dikkate alındığında davalı yan tarafından davacı kooperatif ortaklığından istifa ettiğine yönelik bildirimde bulunulmasına, davacı tarafça bu istifanın kabul edilerek kayıt altına alınmış olmasına karşın davalı yanın bu istifasının kooperatifin parasal yükümlülüklerinin istifa öncesinden gelen ve halen devam eden kooperatifin parasal borcu yönünden, eşitliğin sağlanmasına yönelik olarak ve ileride ortaya çıkabilecek olan parasal yükümlülüklerden sorumlu tutulmamasına yol açacağı, bu istifanın kooperatiften edindiği konutları kooperatife iade ederek yaptığı ödemeleri geri almaya yönelik olmadığı, davacı kooperatifçe istifa kabul edilmiş ise de kooperatifin henüz amaçlarını gerçekleştirememiş olması ve bu nedenlerle, Yasanın 23. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi dikkate alındığında ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi ile hüküm ifade edeceğinden, davacının istifası ve bu istifanın kooperatif yönetim kurulunca kabulü ile kayıt altına alınmasının 1163 sayılı Yasanın 10., 17. ve 23. maddeleri uyarınca geçerli olmayacağı ve davalının kooperatif ortaklığının ve bu kapsamda da ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği,
Davacı tarafından davalıdan genel kurul kararlarına göre aidat vb. alacak talebinde bulunabileceği, ortada geçerli bir istifa bulunmadığı için davalıya tahsis edilen bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile kooperatif adına tescilinin dava konusu yapılamayacağı anlaşılmakla ve mahkememizce de bu yönde vicdani kanaat oluşmakla" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 24.04.2024 tarih ve 2022/1609 E., 2024/635 K. sayılı kararıyla; davalının noter aracılığı ile gönderdiği istifası ile kooperatifin kabulüne bağlı olmaksızın istifasının gerçekleştiği; Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki kararlarına göre çıkan veya çıkarılan ortağın, kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakları kooperatife iadesinin gerektiği, bunun istisnasının Kooperatifler Kanunu'nun 81. maddesinde düzenlendiği, İlk derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki görüşün benimsenmesi durumunda, kooperatif ortaklığından istifa etmeyerek aidat ödemeye devam eden ortaklar ile istifa eden ve konutun tapusunu iade etmeyen ortaklar arasında eşitsizlik oluşacağı, istifa eden ortağın somut olayda olduğu gibi istifa etmeyen ortakların ödemeleri ile tamamlanmış konutun/konutların sahibi olacağı, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların davalı adına tapu kayıtlarının iptali ile davacı kooperatif adına tesciline dair düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.12.2024 tarih ve 2024/1842 E., 2024/ 4841 K. sayılı kararıyla; "1.1. Dava, kooperatif üyeliğinden istifa eden üyeye konut tahsisinin hatalı olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. 1163 Kooperatifler Kanunu'nun 8, 10, 11/son ve 17/son maddelerinde, açık kapı ilkesi kabul edilmiştir. Açık kapı ilkesi, iki yönlüdür. Üyelik şartları taşıyanların her zaman kooperatif üyesi olabilmeleri veya kooperatifin üyesi konumunda bulunanların ise üyelikten her zaman ayrılabilmeleri, açık kapı ilkesinin doğal bir sonucudur. Kooperatifin üyesi olabilmek için kooperatifi yetkili organlarınca alınmış bir karar olmasa dahi eylemli olarak kooperatif üyeliğinin benimsenmesi söz konusu olabilmektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir (Dairemizin 17.10.2024 tarih ve 2024/836 E. - 2024/3550 K.).
1.2. Kooperatif üyeliğinin kabulü şartları, 1163 s. Kanun’un 8. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kooperatif üyeliği, kooperatif yetkili organlarının açık bir kabulü ile gerçekleşebileceği gibi bu hususta açıkça alınmış bir karar olmasa da kooperatifin bir kişi ile üye sıfatıyla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya konut tahsisi ve teslim etmesi (ferdileştirme) ve tadilata izin vermesi şeklinde zımnen de gerçekleşebilir (Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi, 09.05.2014 tarih ve 2013/8780 E. - 2014/3626 K.).
1.3. Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi gereğince üyeler arasında eşit davranma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük karşısında kooperatif, aynı koşulları taşıyan üyeleri arasında eşit işlem yapmak yine yasa ve ana sözleşme ile Genel Kurul Kararlarını uygularken dürüstlük ilkesine uygun hareket etmek, çelişkili davranışlardan kaçınmak yükümlülüğü altındadır.
1.4. Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi gereğince, ''Yapı Kooperatifleri, Anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması, ve ferdi mülkiyete geçirilip, konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi ile amacına ulaşmış sayılır ve dağılır... Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan Kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; Ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.'' hükmü yer almaktadır.
2.1. Yukarıda yer verilen yasal hükümler ve dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Kooperatiflerde açık kapı ilkesi gereğince Kooperatife üyelik açık olabileceği gibi zımmi başka bir deyişle eylemli de olabilir. Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere Kooperatifin bir üyeye konut tahsisi Kooperatif üyeliğinin (zımmen) eylemli olarak kabul edildiği sonucunu doğurur.
Somut uyuşmazlıkta davacı taraf muhasebe biriminin gönderdiği matbu yazıda ''Kooperatifinizin ortağıyım, payıma bütün ödemeleri yaptığım, adıma kayıtlı bulunan .... No.lu bağımsız bölümlerin tapu tahsis belgelerini çıkaracağından, kooperatifinizden adıma çıkarılacak olan tapular dışında ayırca hiçbir alacağım kalmadığını, kooperatifin kalan gayrimenkuller dışında hakkımın olmadığını, kooperatif ve kooperatif varlıklarından herhangi bir talepte de bulunmayacağımı beyan ve taahhüt ederim.'' şeklinde üyelere gönderilen örnek istifa dilekçesinin 18.10.2016 tarihinde noter aracılığıyla davalı tarafından gönderilmiş olmasına rağmen davacı kooperatifçe, davalıya 41 gün sonra tahsis suretiyle dava konusu bağımsız bölümler tapuda kayıt ve tescil edilmiştir. Tapu belgelerine göre taşınmazların edinme nedeni kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tahsise dayanmaktadır. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun gözden kaçırılmış olması doğru görülmemiştir.
2.2. Diğer yandan davalı kooperatifin, davacının kooperatifle ilgili genel giderler, alt yapı giderleri ve ortak giderler gibi yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla istifa ettiğini, istifanın yükümlülüklerden kaçınma amacını taşıdığını belirtmesine karşılık, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre kooperatifin üç blok halinde olan inşaatlarının tamamlandığı, devam eden inşaatın kalmadığı, A ve C bloklarda iskanın alındığı, diğer blokun iskan aşamasında olduğu, taşınmazların tahsis suretiyle üyelere 2.1. No.lu bentte belirtilen matbu istifanameyi imzalamak suretiyle tahsis ve tescillerinin yapıldığı, kooperatifin bu şekilde amacına ulaşmak ve istifa eden üyelere konutunu tapuda vermek suretiyle fiilen tasfiye aşamasına girdiği genel giderler dışında konut yapımı için aidat toplayan bir kooperatif olmadığı, dolayısıyla davacının kooperatife ait yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla istifa ettiğinin kabulünün mümkün olmadığı, kaldı ki davacı üyenin kooperatifin üst birliğe olan borcundan ve yönetim gideri gibi ortak giderlere katılma borcunu yerine getirmeye hazır olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca üyelere gönderilen matbu istifa belgesinin üyelik haklarından kaynaklanan konutların tahsisinden sonra kooperatife ait diğer taşınmazlarla ilgili hak iddia edilmemesi, bir başka deyişle üyenin de kooperatifi ibrası niteliğinde olduğu içeriği itibariyle kooperatifin üyeden, üyenin de kooperatiften herhangi bir talepte bulunmaması amacıyla düzenlendiği, istifanın üyelikten yükümlülüklerinden kaçınma amacı taşımadığı anlaşılmaktadır.
2.3. Davalı kooperatifin, çelişkili davranışlarda bulunduğu, üyeden kooperatiften istifa ve kooperatifi ibra ettiği takdirde kendisine konut tahsis ve tescilinin yapılacağının belirtilmesine karşılık istifa sonrası konutu geri istediği, Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi gereğince, yapı kooperatiflerinin, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların veya işyerlerinin üyeler adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılarak dağılacağı bu nedenle istifa ve ihraç suretiyle ortaklıktan ayrılan üyelere tahsis edilen konut veya işyerlerinin çıkma veya çıkarılma nedeniyle geri alınamayacağı varsa ortak giderlerin istenebileceğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
2.4. Yukarıda açıklanan tüm gerekçeler göz önünde bulundurularak davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek gerekirken İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
" denilerek Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
I-DAİREMİZİN ÖNCEKİ KARARI :
Dava, istifa eden ortağa tapuda devredilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı kooperatif adına tescili istemine ilişkindir.
Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesi "Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir." hükmünü içermektedir. Ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir.
Davalı tarafından 18.10.2016 tarihinde noter aracılığı ile dava konusu taşınmazlara isabet eden kooperatif ortaklıklarından istifa ettiği anlaşılmış olup, yukarıda açıklandığı üzere davacı kooperatifin kabulüne bağlı olmaksızın istifası gerçekleşmiştir.
İlk derece Mahkemesince bu ilke açıklanmış ve davalı tarafça da istifanın kabul edildiği belirtilmiş ise de, "kooperatifin henüz amaçlarını gerçekleştirememiş olması ve bu nedenlerle, Yasanın 23. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi dikkate alındığında ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi ile hüküm ifade edeceğinden, davacının istifası ve bu istifanın kooperatif yönetim kurulunca kabulü ile kayıt altına alınmasının 1163 sayılı Yasanın 10., 17. ve 23. maddeleri uyarınca geçerli olmayacağı ve davalının kooperatif ortaklığının ve bu kapsamda da ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği," şeklinde gerekçe oluşturularak yanılgılı şekilde istifanın geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13.12.2012 tarih ve 5200 E. 7357 K., 24.09.2012 tarih ve 4006 E., 5357 K. 18.10.2012 tarih ve 4162 E., 6134 K. sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
"1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 1. maddesi uyarınca, yapı kooperatiflerinin amacı karşılıklı yardım ve dayanışma içinde ortaklarını konut veya işyeri sahibi yapmaktır. Kooperatifler giderlerini ortaklarından topladıkları aidatlar ile karşılamak zorunda olduklarından, ortağın da konut isteyebilmesi için yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi ve kooperatife borcu olmaması gerekir. İstifa eden ortak ise ancak Kanun'un 17. ve anasözleşmenin 15. maddesine göre kooperatiften istifa ettiği yıla göre genel gider payı düşüldükten sonra ödediği aidatın iadesini isteyebilir. Çıkan veya çıkarılan ortağın, kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakları da kooperatife iadesi gerekir. Bunun istisnası Kooperatifler Kanunu'nun 81. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan kanun maddesinin 5983 sayılı Kanunu'nun 2. maddesi ile değiştirilen 2. fıkrası hükmüne göre; amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar."
Buna göre kooperatif ortaklıklarından istifa eden davalı ortağın kooperatif ortaklıkları nedeniyle edindiği hakları kooperatife iadesi gerekmekte olup, davacı kooperatifin tapu iptali ve tescil talep etme hakkı, istifa eden ortağın Kooperatifler Kanununun 17/2. maddesindeki zaman aşımı süresinde isteyebileceği çıkma payı alacağı talep etme hakkından bağımsızdır.
Buna göre İlk derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, kooperatiflerin amacına ve işleyişine uygun düşmeyen ve çelişkili gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların davalı adına tapu kayıtlarının iptali ile davacı kooperatif adına tesciline karar verilmesi gerekmiştir.
II-DAİREMİZİN DİRENME GEREKÇESİ :
1-Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin "2.1. Yukarıda yer verilen yasal hükümler ve dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Kooperatiflerde açık kapı ilkesi gereğince Kooperatife üyelik açık olabileceği gibi zımni başka bir deyişle eylemli de olabilir. Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere Kooperatifin bir üyeye konut tahsisi Kooperatif üyeliğinin (zımmen) eylemli olarak kabul edildiği sonucunu doğurur.
Somut uyuşmazlıkta davacı taraf muhasebe biriminin gönderdiği matbu yazıda ''Kooperatifinizin ortağıyım, payıma bütün ödemeleri yaptığım, adıma kayıtlı bulunan .... No.lu bağımsız bölümlerin tapu tahsis belgelerini çıkaracağından, kooperatifinizden adıma çıkarılacak olan tapular dışında ayırca hiçbir alacağım kalmadığını, kooperatifin kalan gayrimenkuller dışında hakkımın olmadığını, kooperatif ve kooperatif varlıklarından herhangi bir talepte de bulunmayacağımı beyan ve taahhüt ederim.'' şeklinde üyelere gönderilen örnek istifa dilekçesinin 18.10.2016 tarihinde noter aracılığıyla davalı tarafından gönderilmiş olmasına rağmen davacı kooperatifçe, davalıya 41 gün sonra tahsis suretiyle dava konusu bağımsız bölümler tapuda kayıt ve tescil edilmiştir. Tapu belgelerine göre taşınmazların edinme nedeni kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tahsise dayanmaktadır. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun gözden kaçırılmış olması doğru görülmemiştir." şeklindeki bozma gerekçesi yönünden;
Öncelikle davacı kooperatif mali müşaviri tarafından gönderilen matbu istifa metni davalının cevap dilekçesine eklenmiş olup, bu dilekçenin, "Sayın S.S. ... KONUT YAPI KOOPERATİFİ Yönetim Kurulu Başkanlığı'na, Kooperatifinizin ortağıyım. Kooperatifinizden konutumu (dairemi), tapusunu, tapuya ait tahsis belgesini aldım, Borcum da bulunmamaktadır. Kooperatifinizden hiç bir alacağım ve gayrimenkulleri üzerinde hiç bir hakkım da yoktur. Herhangi bir hak da iddia etmeyeceğim. Kooperatifinizden istifa ediyorum." şeklinde olduğu görülmüştür.
Oysa davalı tarafça noter aracılığı ile davalı kooperatife gönderilen İSTİFANAME ise, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetlenen şekle benzer şekilde; "Sayın; S.S. ... KONUT YAPI KOOPERATİFİ Yönetim Kurulu Başkanlığı'na, Kooperatifinizin ortağıyım. Payıma bütün ödemelerini yaptığım adıma kayıtlı bulunan B Blok, 7. Kat, 29 No'lu, B Blok, 10. Kat, 40 No'lu, B Blok, 13. Kat, 52 No'lu, B Blok, 18. Kat, 69 No'lu, B Blok, 18. Kat, 71 No'lu, B Blok, 19. Kat, 73 No'lu bağımsız bölümlerin tapu tahsis belgelerini çıkaracağımdan; Kooperatifinizden adıma çıkartılacak tapular dışında ayrıca hiçbir alacağım kalmadığını, kooperatifin kalan gayrimenkulleri üzerinde hiçbir hakkımın olmadığını, kooperatif ve kooperatif varlıklarından herhangi bir talepte de bulunmayacağımı beyan taahhüt ve ibra ederim. Kooperatifinizden istifa ediyorum, kabulünü rica ederim" şeklindedir.
Bu istifanamenin davacı kooperatife tebliğ edilmediği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bilirkişi raporunda da, istifa ihtarının "belirtilen adreste bir kitapçı-kırtasiyecinin faaliyet göstermesi nedeniyle tebliğ edilemediği" yönünde tebliğ memurunca 25.10.2016 günü not düşülerek imzalandığı tespit edilmiştir.
Davacı kooperatif vekilince bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde, davalının aidatları ödememesi ve genel kurula çağrılması üzerine istifa dilekçesi gönderdiğini haricen 10.12.2016 tarihinde bildirmesi/beyan etmesi üzerine 12.12.2016 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile istifanın kabul edildiği açıklanmıştır.
Buna göre; davalının istifasının 12.12.2016 tarihinde kabul edilmiş olması ve dava konusu taşınmazların davalı adına 29.11.2016 tarihinde "ferdileşme" yoluyla tapuya kaydedilmiş olması da göz önüne alındığındığında, Yüksek 6. Hukuk Dairesinin, davalı kooperatifçe istifa tarihinden 41 gün sonra davalı adına tapu devri yapıldığı ve kooperatifin bir üyeye konut tahsisinin kooperatif üyeliğinin (zımmen) eylemli olarak kabul edildiği sonucunu doğuracağı yolundaki tespitinin somut olaya ve dosya kapsamına uymadığı anlaşılmaktadır.
2-Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin "2.2. Diğer yandan davalı kooperatifin, davacının kooperatifle ilgili genel giderler, alt yapı giderleri ve ortak giderler gibi yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla istifa ettiğini, istifanın yükümlülüklerden kaçınma amacını taşıdığını belirtmesine karşılık, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre kooperatifin üç blok halinde olan inşaatlarının tamamlandığı, devam eden inşaatın kalmadığı, A ve C bloklarda iskanın alındığı, diğer blokun iskan aşamasında olduğu, taşınmazların tahsis suretiyle üyelere 2.1. No.lu bentte belirtilen matbu istifanameyi imzalamak suretiyle tahsis ve tescillerinin yapıldığı, kooperatifin bu şekilde amacına ulaşmak ve istifa eden üyelere konutunu tapuda vermek suretiyle fiilen tasfiye aşamasına girdiği genel giderler dışında konut yapımı için aidat toplayan bir kooperatif olmadığı, dolayısıyla davacının kooperatife ait yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla istifa ettiğinin kabulünün mümkün olmadığı, kaldı ki davacı üyenin kooperatifin üst birliğe olan borcundan ve yönetim gideri gibi ortak giderlere katılma borcunu yerine getirmeye hazır olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır." şeklindeki bozma gerekçesi yönününden;
Davacı kooperatifin inşaatları tamamlanmış ise de, iki bloğun yapı kullanma izin belgesi alınmış olmasına rağmen bir bloğun yapı kullanma izin belgesinin alınmamış olduğu Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin de kabulündedir.
Öte yandan, dosya ve UYAP kayıtları kapsamından; davacı kooperatifin üyesi olduğu S.S. ... Konut Yapı Kooperatifleri Birliği tarafından davacı kooperatif aleyhine, davacı kooperatife tahsis edilen bölge için yapılan 652.854,05 TL alt yapı imalatı ve diğer cari borçları ile birlikte 730.747,74 TL'nin tahsiline karar verilmesi için dava açıldığı, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.09.2020 tarih ve 2017/526 E., 2020/372 K. sayılı kararıyla, davanın kabulüne, 730.747,74 TL'nin temerrüt tarihi olan 21.04.2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan (iş bu davadaki davacıdan) tahsiline karar verildiği, davalı (iş bu davada davacı) kooperatif vekili tarafından karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 18.10.2023 tarih ve 2020/1937 E., 2023/1628 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Dairemiz kararına karşı davalı (iş bu davadaki davacı kooperatif) vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03.02.2025 tarih ve 2023/4161E., 2025/286 K. sayılı kararıyla Dairemiz kararının onanmasına karar verildiği, S.S. ... Konut Yapı Kooperatifleri Birliği tarafından davacı kooperatif aleyhine henüz karar kesinleşmeden bu ilama dayalı olarak 02.11.2020 tarihinde Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/25253 E. sayılı dosyası ile fer'ileri ile birlikte 1.166.825,00 TL.'nin tahsili için ilamlı icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 81/2. maddesinde, "Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulune uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. (Ek cümle: 3/6/2010-5983/2 md.) Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar." hükmü düzenlenmiştir.
Davacı kooperatifçe, henüz tüm blokların yapı kullanma izin belgelerinin alınması, davalının da üye olduğu döneme ilişkin yukarıda yargılama safhaları özetlenen ilama dayalı borcun tamamının ödenmesi gerekmektedir. Buna göre, davacı kooperatifçe ferdi mülkiyete geçilip konutları ortakları adına tescil edilmişse de, bu şarta "ve" bağlacı ile bağlanan "ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması" şartı gerçekleşmediğinden, kooperatifin amacına ulaşmış sayılacağı söylenemez.
Bu ilama dayalı, davalının üye olduğu döneme ilişkin, büyük kısmı alt yapı imalatına ilişkin borcun daha sonra oluşabilecek tasfiye giderleri kapsamında olduğu da söylenemez. Davalı tarafça üyeliği döneminde oluşan borçların ödenmesi tabii olduğundan, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararındaki, "kaldı ki davacı üyenin kooperatifin üst birliğe olan borcundan ve yönetim gideri gibi ortak giderlere katılma borcunu yerine getirmeye hazır olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır." tespiti, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının davalı üzerinde bırakılması gerekçesi olmayacaktır.
3-Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararındaki, "Ayrıca üyelere gönderilen matbu istifa belgesinin üyelik haklarından kaynaklanan konutların tahsisinden sonra kooperatife ait diğer taşınmazlarla ilgili hak iddia edilmemesi, bir başka deyişle üyenin de kooperatifi ibrası niteliğinde olduğu içeriği itibariyle kooperatifin üyeden, üyenin de kooperatiften herhangi bir talepte bulunmaması amacıyla düzenlendiği, istifanın üyelikten yükümlülüklerinden kaçınma amacı taşımadığı anlaşılmaktadır." gerekçesi yönünden;
Yukarıda özetlendiği üzere, dava konusu taşınmazların davalı adına tapuda tescilinden önce davalı kooperatife tebliğ edilmeyen davalı tarafın istifa dilekçesi, kooperatifçe hazırlanan matbu istifa dilekçesinden farklı içeriktedir. Dilekçe sadece davalının imzasını taşımaktadır. Dilekçe içeriğinde davalının bir kısım haklarını talep etmeyeceğine dair taahhütte bulunduğu görülmekte ise de, bozma kararındaki "kooperatifin üyeden...herhangi bir talepte bulunmaması amacıyla düzenlendiği" gerekçesinin dosya kapsamında karşılığı bulunmamaktadır.
4-Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararındaki, "2.3. Davalı kooperatifin, çelişkili davranışlarda bulunduğu, üyeden kooperatiften istifa ve kooperatifi ibra ettiği takdirde kendisine konut tahsis ve tescilinin yapılacağının belirtilmesine karşılık istifa sonrası konutu geri istediği, Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi gereğince, yapı kooperatiflerinin, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların veya işyerlerinin üyeler adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılarak dağılacağı bu nedenle istifa ve ihraç suretiyle ortaklıktan ayrılan üyelere tahsis edilen konut veya işyerlerinin çıkma veya çıkarılma nedeniyle geri alınamayacağı varsa ortak giderlerin istenebileceğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir." gerekçesi yönünden;
Yukarıda özetlendiği üzere davacı kooperatifin çelişkili davranışları bulunmadığı gibi, davalıya dava konusu bağımsız bölümleri istifa tarihinden önce tapuda devretmiş olduğu göz önüne alındığında "üyeden kooperatiften istifa ve kooperatifi ibra ettiği takdirde kendisine konut tahsis ve tescilinin yapılacağının belirtilmesine karşılık istifa sonrası konutu geri istediği," kabulü de dosya kapsamına uymamaktadır. Yine yukarıda açıklandığı üzere 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 81/2. fıkrasındaki "taşınmazın geri istenememesi" için bir arada bulunması gereken şartlardan "ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması" şartı henüz gerçekleşmediğinden kooperatifin amacına ulaşmış olduğu kabul edilemeyecektir. Buna göre, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin kabulünün aksine, Kooperatifler Kanununun 81/2. fıkrasının somut olayda uygulanması da mümkün değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararının benimsenmesi halinde, kooperatifin, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanmasına ve tüm bloklar için yapı kullanma izin belgesi alınmasına kadar tasfiye haline giremeyeceği ve aidat toplamaya devam edeceği, ayrıca davalının istifa tarihi itibariyle inşaatların %35 seviyesinde tamamlanmış olduğu gözetildiğinde, kooperatif ortaklığından istifa etmeyerek aidat ödemeye devam eden ortaklar ile istifa eden ve konutun tapusunu iade etmeyen eski ortaklar arasında eşitsizlik oluşacak, istifa eden ortak, somut olayda olduğu gibi istifa etmeyen ortakların ödemeleri ile tamamlanmış konutun/konutların sahibi olacaktır.
Bu nedenlerle, önceki kararımızda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; Dairemizin 24.04.2024 tarih ve 2022/1609 E., 2024/635 K. sayılı kararında DİRENİLMESİNE,
II-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.05.2022 tarih ve 2019/582 E., 2022/331 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"1-Davanın KABULÜNE; ... parselde bulunan B blok 29, 40, 52, 69, 71, 73 nolu bağımsız bölümlerin davalı adına kayıtlı tapu kayıtlarının İPTALİ ile davacı kooperatif adına TAPUYA TESCİLİNE,
İİK'nın 28. maddesi uyarınca karardan bir örneği ilgili Tapu Müdürlüğüne bildirilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 287.926,65 TL. karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan (8.538,75+61.479,00=) 70.017,75 TL.'nin mahsubu ile kalan 217.908,90 TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 342.300,00 TL.vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 8.589,55 TL. ilk masraf, 194,00 TL. tebligat gideri, 270,30 TL posta gideri, 4.800,00 TL. bilirkişi ücreti, 350,00 TL keşif araç ücreti ve 220,70 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 14.424,55 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın gideri içerisinden alınarak yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk için ödenen 1.320,00 TL'nin 6325 sayılı yasanın 18/A (11) (13) maddesi uyarınca davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,"
III-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
IV-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
25.03.2025 tarihinde, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza